SAĞLIK - 17 Kasım 2018 Cumartesi 10:37

Yüzümüzdeki yaşlılık çizgilerine son

A
A
A
Yüzümüzdeki yaşlılık çizgilerine son

Dermatoloji Uzmanı Doktor Belda Yurtseven Tüner, Tıp alanındaki son gelişmeler sayesinde insanların ameliyatsız bir şekilde daha genç bir görünüme sahip olabildiklerini söyledi.

Dermatoloji Uzmanı Doktor Belda Yurtseven Tüner, Tıp alanındaki son gelişmeler sayesinde insanların ameliyatsız bir şekilde daha genç bir görünüme sahip olabildiklerini söyledi.


Dermatoloji Uzmanı Doktor Belda Yurtseven Tüner, “Ultrason 50 yılı aşkın süredir hamileler içinde kullanılabilen güvenli bir yöntemdir. Son yıllarda yaşlanma izlerini yok etmek için kullanılan ultraskin ise odaklı ultrason yöntemidir. En az risk taşıyan en zahmetsiz yöntemlerden biri olarak gün geçtikçe popülerleşen ultraskin yöntem. Etkin, konforlu, ağrısız ve sadece 1 saatte genç bir görünüm sağlar. Oldukça kolay bir şekilde uygulanan ultraskin yönteminde neşter, dikiş kullanılmaz ve yan etkisi de yoktur. Gerektiğinde ise daha sonra tekrarlanacak 30-60 dakikalık tek seans yeterli olur.” diye konuştu.


Dermatoloji Uzmanı Dr. Belda Yurtseven Tüner, ultraskin’in nasıl uygulandığına dair şu bilgileri verdi:


“Yüz ve boyun sırasında cildin 3 mm ve 4.5 mm altına odaklanmış ultrason dalgaları ile hedeflenen bölgelerde kolajen üretimini uyaran ısı yayılımı oluşturulur. Bu sırada cilt yüzeyi uygulamadan etkilenmez. Verilen enerji sayesinden dokuda yeni kollajen yapımı uyarılarak güçlü bir sıkılaşma meydana gelir. Böylece zaman içinde cerrahi olmayan yüz germe etkisi de elde edilir.


Ultraskin yöntemi kişilerin özellikle daha genç görünmesini istedikleri birçok bölgeye uygulanabilir. Bu bölgeler; Yanaklar, gıdı bölgesi, kaş bölgesi, göz çevresi ve dekoltedir. Biraz daha açıklamak gerekirse yüz ovalinde kaybı olan ve çene çizgisinde sarkmaları olan hastalarda yanaklara, gıdı bölgesinde sarkmayı toparlamak için boyuna, kaş kaldırmak için kaş-alın bölgesine, göz çevresi ve dekolteye uygulanabilir.”


Anesteziye ihtiyaç olmadan yapılan uygulamanın kişinin sosyal yaşamını etkilemeyeceğini kaydeden Dr. Belda Yurtseven Tüner, “30-60 dakika arasında değişen tek seanslık uygulama en erken 6 ay en geç 2 yıl içinde tekrarlanır. Uygulama esnasında iğne batması ya da elektriklenme kadar az bir acı hissedilir. Uygulama sonrası kişi günlük aktivitelerine hemen dönebilir. Ciltte yanık, leke ve herhangi bir yan etki oluşmaz.


Ultraskin uygulamasının temeli ultrason enerjisine bağlıdır. Ultrason enerjisi ise 50 yılı aşkın bir süredir anne adaylarında dahi kullanılmaktadır. Bu nedenle ultraskin tedavisinin de güvenli olduğunu belirtebiliriz.


Etkilerini uygulamadan hemen sonra görmek mümkündür. Ancak etki her geçen gün daha da belirginleşir.3 ayın sonunda maksimum etkiyi verir. Ultraskin ile cilt germe kollajen üretimini uyardığı için sonuçlar uzun süreli ve kalıcı olur.” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Uluçay: “Soruna odaklanıp çözüm için çalışacağız” AK Parti Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Hüseyin Ceylan Uluçay katıldığı gençlik buluşmasında yaptığı konuşmada birlik ve berberlik mesajları verirken, “Kimseyi ötekileştirmeden, dün olduğu gibi siyasi tercihlerini sormadan, soruna odaklanıp çözüm için çalışacağız” dedi. Uluçay, AFAD, AFSÜ’yü ziyaret ederek ve gençlik buluşmasına katıldı. Uluçay’a partililer eşlik etti. Ziyaretleri sırasında bir açıklama yapan Uluçay “Bizim davamız birlik davasıdır. Afyonkarahisar merkez ilçede yaşayan 324 bin, il genelinde de 751 bin vatandaşımızı, bir ve beraber kılma davasıdır. Bu yüzden biz her daim ayrı gayrı olmadan şehrimizin her bir köşesinde, ’Bir olacağız, diri olacağız, iri olacağız’ diye haykırıyoruz. Bizim yolumuz, birlik ve dirlik yoludur. Birliğimizi ve dirliğimizi korumak için milli iradeye sahip çıkan da aziz milletimizdir. Biz şehrimizde bu hassasiyetle gönül gönüle konuşarak kardeşliğimizin daim olduğunu biliyoruz. Biz göreve geldiğimizde insanlarımız yan yana, omuz omuza olacak. Kimseyi ötekileştirmeden, dün olduğu gibi siyasi tercihlerini sormadan, soruna odaklanıp çözüm için çalışacağız. Mutlu şehir Afyonkarahisar’ı birlikte inşa edecek ve güzel yarınlara hep birlikte yürüyeceğiz. Memleketimize en iyi hizmeti getirmek adına çalışacak ve şehrimize yeni yatırımlar kazandıracağız” dedi.
Adana Prof. Dr. Fındıkçıoğlu: “Türkiye’de yılda 30 bin kişiye akciğer kanseri teşhisi konuluyor” Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, tüm dünyada ölüme en çok yol açan kanser türünün akciğer kanseri olduğunu belirterek, “İnatçı öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi şikayetler ciddiye alınmalıdır. Akciğer kanseri erken safhada teşhis edilirse tedavi edilebilir bir kanser türüdür” uyarısında bulundu. Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkçıoğlu, akciğer kanserinin tüm dünyada en çok ölüme yol açan kanser tipi olduğuna dikkat çekerek, “Kadınlarda en sık meme kanseri erkeklerde ise prostat kanseri görülmesine rağmen kansere bağlı ölümlerde akciğer kanseri birinciliğini sürdürmektedir. Her yıl dünyada yaklaşık 2 milyon 200 bin insan akciğer kanserine yakalanmakta ve 1 milyon 800 bin insan hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise yılda 30 bin üzerinde insanımıza akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Teşhis edildiğinde ise hastaların yarısından fazlası ileri evrede olduğundan tedavisi oldukça zordur” dedi. “En büyük sebebi tütün ve tütün mamulleri” Akciğer kanserinin en büyük sebebinin tütün ve tütün mamullerinin tüketilmesi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, gelişmiş toplumlarda azalan sigara alışkanlığının ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde aynı şekilde devam ettiğini; özellikle kadınların sigara içme oranındaki artışın kanser istatistiklerine de yansıdığını söyledi. Fındıkçıoğlu, akciğer kanserinden korunmak için sigara içmemek ve dumanına maruz kalmamak gerektiğini vurgulayarak radyasyon, asbest, radon gazı, ağır metaller ve hava kirliliği gibi faktörlere uzun süre maruz kalmanın da kanser riskini artırdığını sözlerine ekledi. “Akıllı ilaç sigara içmeyenlerde çok etkili” Sigara içmeyenlerde de düşük bir oranda akciğer kanseri görüldüğünü belirten Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, “Çünkü genetik ve hormonal faktörler de kanser gelişiminde rol oynamaktadır. Günümüzde, sigara içmeyen hastalarda, halk arasında akıllı ilaç denilen hedefe yönelik tedavilerin oldukça etkin olduğu gösterilmiştir. En son kanser aşısı olarak bilinen immunoterapiler, akciğer kanserinde kullanılmaya başlanmış umut vaat eden sonuçlar alınmıştır. Bunun yanında radyoterapideki gelişmeler de tedavi sürecine katkı yapmaktadır” diye konuştu. “Erken teşhis edilirse tedavi edilebilir” Akciğer kanserinin erken safhada teşhis edilirse tedavi edilebilir bir kanser türü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, bunun için cerrahi tedavilerin önemli bir yer tuttuğunu; cerrahi tedavi ile tümör dokusu tamamen temizlenebilir ise hastalıktan kurtulma şansının yüksek olduğunu ifade etti. Günümüzde hastaların kapalı cerrahi yöntemler ile kısa sürede sağlığına kavuşup, normal hayatlarına dönebildiklerine değinen Prof. Dr. Fındıkçıoğlu, erken evrede tespit edilen bir tümörden akciğerin bir bölümü ve lenf bezlerinin çıkarılması yoluyla kurtulmanın mümkün olduğunu dile getirdi. Erken teşhis için sigara içen veya uzun süre içip bırakan kişilerin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken Fındıkçıoğlu, “İnatçı öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi şikayetler ciddiye alınmalıdır. Akciğer filmi ve gerekirse akciğer tomografisi ile erken teşhis sağlanabilir. Sigara ve benzeri ürünlerden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, ailede kanser öyküsü varsa belli aralıklarla takip edilmek, vücuttaki değişiklikleri ciddiye almak uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı olabilir. Erken teşhis hayatınızı kurtaracaktır” dedi.