İlker Başbuğ: 'Recep Tayyip Erdoğan'ın mücadelesinde tek kaldığı dönem oldu'

15 Temmuz darbe girişiminin başarılı olması durumunda nerede olacağımızı unutmamalıyız diyen Başbuğ " Cumhurbaşkanı başbakanken tek başına mücadele etmek zorunda kaldı, bunu da kabul etmek zorundayız. 15 Temmuz öncesini hatırlayın; daha önceki süreçlerinde bazı konularda tek başına bırakıldığı kanaatini taşıyorum. Cemaat tehdidinin ortadan kaldırılması lazım" diyerek FETÖ tehlikesine değindi.

İlker Başbuğ: Recep Tayyip Erdoğanın mücadelesinde tek kaldığı dönem oldu

19 Ekim 2016 08:12

15 Temmuz darbe girişiminin başarılı olması durumunda nerede olacağımızı unutmamalıyız diyen Başbuğ " Cumhurbaşkanı başbakanken tek başına mücadele etmek zorunda kaldı, bunu da kabul etmek zorundayız. 15 Temmuz öncesini hatırlayın; daha önceki süreçlerinde bazı konularda tek başına bırakıldığı kanaatini taşıyorum. Cemaat tehdidinin ortadan kaldırılması lazım" diyerek FETÖ tehlikesine değindi.
Eski genelkurmay başkanı İlker Başbuğ "FETÖ tarafından silahlı kuvvetlere yönelik komplo teorileri uygulanmaya başlandı. Biz cemaat olduğunu biliyorduk fakat elimiz de delilimiz yoktu ama genel değerlendirmemiz FETÖ olduğu yönündeydi. Başbakana bugün bize yapılanların arkasında cemaat var yarın da size yapacaklar diye uyardığımda 'komutanım çok abartıyorsunuz diyerek maalesef bizim uyarılarımız dikkate alınmadı" diyerek FETÖ unsurunun önemsenmediğini söyledi.

"Ak Parti'de 2002 yılıyla 2007 yılı farklı bakılması gereken bir nokta"
Ak Parti ile cemaatin 2011 yılında kopmaya başladığı anlatan Başbuğ süreci "2002'de Ak Parti siyasi iktidara geldiği zaman, bir siyasi kadrosu, bürokrasi kadrosu yok, o zamanlarda cemaatin bürokratik olarak güçlendiği dönem. O süreçte partiyle cemaat arasında ki ilişkiyi yorumlamanız gerekiyorsa iş birliğidir, ama 2007 yılına kadar cemaatin iş birliği var fakat silahlı kuvvetlerle çatışma yok, bazı konularda geri adım atmıştır. Fakat 2007'den sonra ki dönem ki ben bu dönemi 2011 Hazirana kadar uzatıyorum. Siyasi iktidarla cemaatin kol kola olduğu dönemdir. Silahlı kuvvetlere karşı saldırıların desteklendiği dönemdir. 2011 Hazirana geldiğimizde iş değişiyor, seçimlerde cemaat partiyle ortaklık istiyor, milletvekili talebi var cemaatin, tabi dönemin başbakanı siyasi gücü paylaşma noktasında değil. Dolayısıyla cemaatle siyasi iktidar arasında bir kopma başlıyor. " şeklinde anlattı.

Askeri hastanelerinin Sağlık Bakanlığına bağlanmasının yanlış olduğunu savunan Başbuğ, "Dünyayı incelesinler, askeri hastanelerin olduğu ülkeleri de incelesinler, bu hastanelerin Sağlık Bakanlığına bağlı olduğu bir tane ülke var mı? Bu, akla ve mantığa ters gelen bir şey. Bunun bir örneğinin olabileceğini ben düşünmüyorum. Bütün dünyada askeri hastaneler vardır ve bu hastaneler, Milli Savunma Bakanlığının bünyesindedir." ifadelerini kullandı.

Genel olarak cumhuriyet rejiminin ülkeye ve topluma kazandırdığı değerler üzerine konuşan Başbuğ, Cumhuriyetin temel niteliklerinin, demokratik, laiklik, sosyal, hukuk devleti olduğunu belirterek "Rahmetli Prof. Halil İnalcık'ın şu andaki Türkiye'yle ilgili bir durum tespiti var. O durum tespitini tekrar hatırlatmak isterim, kitabında 'Türk halkı bugün kültür bakımından, zihniyeti, dili, davranışı bakımından birbirini dışlayan adeta iki ayrı topluma dönüşmüştür.' Tabi bu bölünmelerin farklı nedenleri de var, peki buradan çıkış yolu ne? Halil İnalcık hoca kitabında 'Bugün toplumu ve siyaseti heyecanlandıran, birbirine düşüren, çatışma haline getiren görüşleri bilim ve sosyoloji yoluyla aydınlatmak lazım. Lüzumsuz bir bağnazlıkla, birbirimize düşeceğimize sosyolojik tahlillerle uzlaşmaya gitmek zorundayız. Zaten bir taraf siyah diyor diğer taraf beyaz diyor, buradan siyah veya beyaz diyerek çıkış yolu yok, o zaman iki tarafın da empati kurarak, olaya sosyolojik bakarak uzlaşmaya gitmek zorundayız ' diyor ki bende aynı şeylere katılıyorum" şeklinde konuştu.

Laikliğin toleransı dahi olamaz
Atatürk'ün her şey de tolerans gösterebileceğini sadece laiklik kavramında tolerans göstermediğini hatırlatan Başbuğ konuşmasına "Açın Fethi Okyar'a yazdığı şeyde 'Tamam herşeyde tolerans gösteririm, tartışırım fakat tek noktada tolerans göstermem o da laikliktir' diye Atatürk'ün mektubunda yazar. Tabi laiklik bir noktada, felsefik anlamda laikliği sadece akıl ve bilim karşınıza çıkar. Aklı ve bilimi öne alıyorsanız siz felsefik olarak laiksinizdir. Din ve siyaset arasında kesin çizgi çiziyorsanız, yani dinin siyasette, yalnız siyasette değil ekonomiye, anayasanın 24. Maddesinde tanımlanan hususlara giriyorsanız zaten siyasi laikliğe giriyorsunuz. Onun için laiklik kavramına bir pencereden bakmamak lazım" şeklinde konuştu.
"Harp Okulları dünyada ordusu olan tüm ülkelerde var"

Harp okullarının Genelkurmay'a bağlı olması gerektiğini savunan eski Genelkurmay başkanı dünyada ordusu olan tüm ülkelerin harp okulları olduğunu belirtti. Cümlelerine "Bakın kamuoyunun dikkatini hiç çekmeyen, KHK'lerde beni en çok rahatsız eden konu birinci öncelikle; Milli Savunma Üniversitesi diye bir üniversite kuruldu, harp okulları alındı bu üniversitenin altına konuldu. Bu okul Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı. Kara, Hava, Deniz Harp okulları subay yetiştiriyor, yetişen subaylar kuvvet komutanlıklarına ve genelkurmay'a bağlıydı. Bu kuvvet komutanlarının ve genelkurmayın, harp okulları üzerinde hiç bir emir komuta tasavvufu yok. Ordusu olan bütün okullarda harp okulları var" şeklinde konuştu.
İlker Başbuğ, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın da yargılandığı "şike davası" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Fenerbahçe bu süreçte nasıl davrandı?" sorusunu yanıtlayan Başbuğ, "Cemaatin komplolarına karşı 3 Temmuz süreciyle beraber Fenerbahçe camiası başarılı bir mücadele verdi. Onun dışında hiçbir kurum başarılı olamadı." diye konuştu. Kritik süreçlerde siyasi sorumlulukların tartışılamayacağına işaret eden Başbuğ, şunları kaydetti: "2012'den bugüne kadarki dönemde, FETÖ'ye karşı şimdiki Cumhurbaşkanı tek başına mücadele veriyor. 15 Temmuz öncesindeki süreçlerde Cumhurbaşkanı'nın bazı konularda yalnız bırakıldığı kanaatindeyim. Tek başına mücadele verdi. Cemaat tehdidinin Türkiye'den silinmesi lazım. Bu tehdidin ortadan kaldırılması lazım."

Düzenlenen organizasyona Bursa Rotary kulübünün birçok üyesinin yanı sıra eski bakanlardan Turhan Tayan'da katıldı. 

Yusuf Ali Arslan


YORUM YAZ
Lütfen Bekleyiniz ...

Toplam Yorum (0)

Şehir Seç
  • İstanbul

    İstanbul 10°C

  • Ankara

    Ankara 6°C

  • İzmir

    İzmir 14°C

  • Bursa

    Bursa 9°C

  • Trabzon

    Trabzon 8°C

TÜMÜ
Paykasa
Paykasa satın alma ve paykasa bozdurma işlemleri için en uygun paykasa fiyatlar
Paykasa Satışı
Kurumsal firma güvencesi altında paykasa kart satın alın.
Telefon destek hattı:
0533 145 96 92
Gümüş
Altın Kolye, Gümüş Kolye
Gümüş Alyans Çeşitleri ile Gumusdunyasi.com Türkiye’nin Online Alışveriş Firmasıdır.

Elektronik Sigara Modelleri
İndirimli Elektronik Sigara
www.elektroniksigara.ist

Moda, burç ve kadına dair
tüm güzellikler için
kadin.com
Gatete Tirajları
Günlük ve gerçek
Gazete Tirajlarına
ulaşmanın yolu!
www.gazetetirajlari.com
Reklamı Geç