GÜNDEM - 22 Ağustos 2017 Salı 09:24

Paşalar istifa etti mi?

A
A
A
Paşalar istifa etti mi?

Türkiye Gazetesi yazarlarından Nuri Elibol, bugünkü köşesinde 'Zekai Aksakallı ile birlikte 10 generalin istifaya hazırlandığı' iddiasının perde arkasını kaleme aldı.

İşte Nuri Elibol'un 'Özel Kuvvetlerdeki atamalar' başlıklı yazısı

Yüksek Askerî Şûra terfi kararlarından sonra TSK’da yeni atamalar da açıklandı. Nakil ve atamalarda geçmiş yıllara oranla sivil otoritenin daha fazla belirleyici güç olduğunu söylemek mümkün. Tabii ki başta son onayı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Başbakan’ın, Genelkurmay Başkanının ve Millî Savunma Bakanı’nın işi oldukça zordu. Bir yanda FETÖ tehlikesi, diğer yandan 28 Şubat zihniyeti taşıyan darbeci ruhlu-sivil iradeye karşı gelen cuntacı eğilimli grupları TSK’dan tasfiye etmek; diğer yandan terfi ve atamalarda yerli, millî, demokrasiye-hukuka ve millet iradesine saygılı ve liyakati uygun personelin önünü açmak ve buna uygun seçimler yapıp karar vermek kolay iş değil. Özellikle FETÖ’cülerin kendilerini ne kadar iyi gizledikleri gerçeği de orta yerde dururken milletin-memleketin menfaatlerine uygun isabetli kararlar almak zor iş.

Yapılan atamalarda en dikkat çekicisi Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’nın 2. Kolordu Komutanlığı görevine atanmış olmasıydı. Korgeneral Aksakallı 8 yıldır Özel Kuvvetlerde komutanlık yapıyor. 4 yıl Özel Kuvvetler Tugay Komutanlığı, 4 yıl da Özel Kuvvetler Komutanlığı yapmış bir general. Tim komutanlığından başlayarak Özel Kuvvetlerin her kademesinde çalışmış bir isim. Özel Kuvvetler Komutanının normal görev süresi 4 yıl. Zekai Paşa bu yıl bu süreyi doldurdu. Görev süresi bir yıl daha uzatılabilir miydi? Evet uzatılabilirdi. Ancak bugüne kadar Özel Kuvvetler Komutanlığını kesintisiz 4 yıl yapan Emekli General Engin Alan’dan sonraki tek isim Zekai Paşa oldu. Bu görevde çoğu komutan en fazla 2 yıl kaldı.

Bu atama normal-rutin bir atama. Peki, Zekai Paşa’nın bu göreve atanmasına neden takıldı kamuoyu? 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde önemli roller üstlenen; Fırat Kalkanı Harekâtını yöneten ve terörle yurt içinde-dışında mücadelede alkışlanacak bir performans gösteren Erzurumlu dadaş Zekai Paşa’yı herhâlde insanlar Özel Kuvvetlerin başına çok yakıştırdı. Özel Kuvvetler Komutanlığından sonra Kolordu Komutanlığını az buldu herhâlde insanlar. Oysa Kolordu Komutanlığı da en az Özel Kuvvetler Komutanlığı kadar önemli bir görev. Meslek hayatında ilerleyebilmesi için Özel Kuvvetler Komutanlığının dışında da Kolordu Komutanlığı, Karargâh görevi ve Ordu Komutanlığı gibi görevleri sıra ile yapmak gerekiyor. İddia edildiği gibi Kolordu Komutanlığı pasif bir görev değildir. Birlik komutanlığı pasif görev olarak nitelendirilemez.

Fırat Kalkanı Harekâtı’nın genişletileceğinin konuşulduğu; İdlib’e bir müdahalenin an meselesi olduğu; Musul’da hâkimiyet mücadelesinin kızıştığı, Telafer’e operasyonların başladığı bir dönemde Özel Kuvvetler Komutanı’nı ve 3 Özel Kuvvet Tugay Komutanı’nı değiştirmek haklı olarak sorgulanması gereken bir durumdur. Bu sorumluluk komutana aittir. Yani Genelkurmay Başkanı’na aittir.

Korgeneral Zekai Aksakallı; yazılan-çizilen iddiaların aksine atamayı normal karşıladığını; herhangi bir kırgınlığının söz konusu olamayacağını, nerede görev verilirse verilsin o görevi başarıyla ve şerefle yapmak için mücadele edeceğini söylemiş. Dost ortamında yapılan bir değerlendirmede; istifayı hiç düşünmediğini-her görev ve makamda ülkesine ve milletine hizmetten başka bir hedefinin olamayacağını belirtmiş. Yani kırgınlık yok; istifa söylentileri yalan. Atamayı normal karşılamış. İyi yetişmiş; disiplinli ve vatansever bir askere bundan başka bir tutumu da yakıştıramam zaten. Bunun dışındaki bilgilerin dedikodudan öteye bir anlam ifade etmediğinden eminim.

Sayın Cumhurbaşkanı; “Bu yaklaşan YAŞ toplantılarında da değerlendirmeler neticesinde 2. Kolordu’ya atanmasıyla alakalı ilgili birimler bu teklifi getirmiş vaziyetteler” sözleri ile bu tasarrufun adresini gösterdi. Zekai Paşa’nın Özel Kuvvetler Komutanlığından 2. Kolordu’ya atanması ile alakalı teklif belli ki askerlerden gelmiş. Böyle bir dönemde, içinden geçtiğimiz zor süreçte Özel Kuvvet Komutanı ve 3 Özel Kuvvet Tugay Komutanı’nın değişimini teklif edenlerin çok makul ve anlaşılır gerekçeleri vardır inşallah.

Zekai Paşa’nın görev değişimine en çok 8-10 yıldır onun ile doğru-dürüst vakit geçiremeyen eşi ve çocukları ile başlarına bela olduğu Amerikalı askerler sevinecektir. Ama Suriyeli muhalifler ve Türkmenler üzülecektir. Hayırlısı olur inşallah.

Dün; “Aksakallı ile birlikte 10 generalin daha istifa dilekçesi hazırladığı” iddiaları gazetelere yansımıştı. Bu iddianın gerçek olup olmadığını araştırdık. İddia doğru. 7 general ve amiral istifa dilekçesi vermiş. General ve amirallerden 5 ya da 6’sı geçen yıl terfi ettirilmiş. Herhâlde 6’sı tuğgeneral, 1’i de tümgeneral. Ancak bunlar kendi iradeleri ile değil sanırım komuta kademesinin talebi ile istifa dilekçesini hazırlayıp sunmuşlar. İstifası istenen general ve amirallerin 1. derecede yakınları “Bylock“ kullanıcısı çıkmış. Bu gerekçe ile istifa etmeleri telkin edilmiş. Onlar da istifa dilekçelerini vermiş. Yani atamalardan duyulan rahatsızlığın bir yansıması değil.

Özel Kuvvetler, TSK’nın göz bebeğidir. Hem siyasi otoritenin, hem de Genelkurmay’ın özenle koruması; üzerine titremesi gereken stratejik millî bir kurumdur. Bu kuruma içeriden ve dışarıdan operasyon yapılmasına asla izin verilmemelidir. Bu son cümleleri neden yazdığımı önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım inşallah. Yeni Özel Kuvvetler Komutanı Tuğgeneral Ahmet Ercan Çorbacı’ya başarılar diliyorum. Millî-yerli ve vatansever bir isimle yollarına devam edecekler. Allahü teala yardımcıları olsun...

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Bakan Özhaseki: "Deprem bölgesinde evleri teslim ediyoruz" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kütahya’da AK Parti önceki dönem ve mevcut yönetim kurulu üyeleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay ve AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu’nun ardından kürsüye gelen Bakan Özhakesi, deprem bölgesinde halen 300 binden fazla konut inşaatının devam ettiğini ifade etti. Özhaseki, "Son 6 Şubat’ta bile tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. 850 bin bağımsız birim. Dile kolay. Zarar 104 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Manevi zarar, onu ölçecek bir alet daha çıkmadı. Evleri teslim ediyoruz, hangi eve gitsek oturup çay içtiğimizde, o geceye geliyor konu. Evin sahibi biraz sonra olayları anlatmaya başlıyor hem o ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Şu anda 300 binden fazla inşaatımız devam ediyor. Köylerde çelik karkastan evler yapıyoruz. Aslında yıkılan evler belki taştandı, basit evlerdi, aralarında harç bile yoktu bazılarının. Olsun Cumhurbaşkanımızın talimatı, ‘Madem o evler yıkıldı, hepsini en iyisiyle yapacağız’ dedi. Ve şimdi çelik karkastan evler yapıyoruz. Şehirlerin merkezlerini yapıyoruz bir taraftan. Bir taraftan altyapılarıyla ilgili büyük bir bütçe temin ettik. Altyapılarına başladık, gece-gündüz çalışıyoruz. 76 bin evimizi teslim ettik. Her ay bundan sonra da 10-15 bin evi vermeye devam edeceğiz" dedi. "Şimdi bütün bilim adamları diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere" Bakan Özhaseki, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirdi. Özhaseki, "Son dönemde hiç anlayamadığımız başka bir şey çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı başını çekiyor. Sonra onun kuyrukları Anadolu’da devam ediyorlar. Algı belediyeciliği diyorlar. Ne oluyor algı belediyeciliği olunca? Yapmadığını yapmış gibi sunma. Olmadığı halde olmuş gibi. Beyefendi tatilde çalışıyormuş gibi yan gelip yatıyor veya İngiliz büyükelçisiyle bir yerde, restoranda yemek yiyor ama iş başındaymış gibi gösteriyor. Ne kadar ayıp bir şey ya. Bunu da belediye bütçesinden yapıyorlar. Şimdi bütün bilim adamlar diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere. Evet hepimiz takip ediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçen seneki ayırmış olduğu pay, 485 milyon lira. Ama algı operasyonları için beyefendiyi övmek için, beyefendi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı veya da cumhurbaşkanı yapabilmek için tuttukları trol ordusuna verdikleri, ayırdıkları para 900 milyon lira. Bu para cebinizden çıkıyorsa bir şey demem, hoş karşılamam, bir şey demem. Eğer belediye bütçesiyse benim bir kuruşluk da hakkım varsa, haram olsun arkadaşlar. Doğru değil arkadaşlar. Bu dönemde böyle bir belediyecilik gördük. Hükümetin yaptığının üstüne yatmak, onun yaptıklarını kendi yapmış gibi anlatmak. Ya ayıptır günahtır" diye konuştu.
İzmir Hamza Dağ: “Bıkmadan, usanmadan heyecanımı tüm İzmir’le paylaşacağım” Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, “‘Gelin projelerle tartışalım’ dedik. Onlar anlamıyorlar, başka işlerle uğraşıyorlar. Ancak ben bıkmadan, usanmadan, sokak sokak, meydan meydan projelerimi anlatmaya, heyecanımı tüm İzmir’le paylaşmaya devam edeceğim” dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, Selçuk’ta düzenlenen mitinge katıldı. Dağ’a binlerce hemşehrisinin yanı sıra, AK Parti İzmir milletvekilleri Şebnem Bursalı ve Mehmet Muharrem Kasapoğlu, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Cumhur İttifakı Selçuk Belediye Başkan Adayı Dahi Zeynel Bakıcı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti Selçuk İlçe Başkanı Hakan Bayraklı ve MHP Selçuk İlçe Başkanı Nuri Yılmaz da eşlik etti. “İzmir kararını vermiştir” Hamza Dağ, 2 ayı aşkın süredir İzmir’in her yerinde hemşeriyle kucaklaştığını belirterek, “Ben, İzmir’imizde artık şunu net bir şekilde görüyorum. 31 Mart için İzmir kararını vermiştir. Bugün de görüyorum ki Selçuk kararını vermiş. Hemşehrim İzmir’in, Selçuk’un her sokağına hizmet istiyor, proje istiyor. İnşallah biz bu hizmetleri de projeleri de şehrimize kazandıracağız” ifadeleri kullandı. “Tek gündemimiz İzmir” Bugüne kadar hiç kimseyi ötekileştirmediğini vurgulayan Dağ, “Bundan sonra da ötekileştirmeyeceğiz. Hiç kimse bizim nezdimizde ayrımcılığa maruz kalmamıştır, kalmayacaktır. Kimse bildiği işin dışında başka bir iş yapmak zorunda kalmayacaktır. Belediye başkanına ne için oy verilir? ‘Eser üretsin, hizmet getirsin, yatırım yapsın, sorunları çözsün.’ Evet; bizim tek gündemimiz İzmir, mesaimizin tamamı bin 294 mahallemiz her sokağında, hanesinde geçecek. İzmir’de istişareyi, ortak aklı merkeze alacağız. İzmir’de tüm projelerimi beraber hazırladık, beraber hayata geçireceğiz. Sorunlara anlık değil sürdürülebilir çözümler üreteceğiz” diye konuştu. “Bıkmadan, usanmadan heyecanımı tüm İzmir’le paylaşacağım” Seçim çalışması süresince 4 önemli lansman yaptığını vurgulayan, Selçuk için yapacaklarına da değindi. Hamza Dağ, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Gelin projelerle tartışalım’ dedik. Onlar anlamıyorlar, başka işlerle uğraşıyorlar. Ancak ben bıkmadan, usanmadan, sokak sokak, meydan meydan projelerim anlatmaya, heyecanımı tüm İzmir’le paylaşmaya devam edeceğim. İzmir’in, Selçuk’un tarihi dokusunu, kültürel mirasını, asırlara sari olan medeniyet birikimini koruyacağız. Selçuk tarımıyla, turizmiyle bereketli ilçelerimizdendir. Bizler de oluşturacağımız eser ve hizmet ekosistemiyle destek olarak parlayan bir yıldız olmasını sağlayacağız.” Miting, Selçuk Belediye meclis üyesi adaylarının tanıtımıyla sona erdi.
Edirne Edirne’de gastronomi yolculuğu başladı Edirne Valiliği, gastronomi turizminin gelişimine katkı sağlamak amacıyla Osmanlı Saray Mutfağı lezzetlerini kitaplaştırılarak gelecek nesillere aktarılacak. Edirne Valiliği tarafından “Topraktan Tabağa Edirne Yöresel Yemekleri Kitabı” tanıtımı iftar programı düzenlendi. Edirne’de valilik öncülüğünde önemli bir projeye imza atıldı. Proje çerçevesinde "Topraktan Tabağa Edirne Yöresel Yemekleri" kitabı oluşturulacak. İftariyelikler, ara sıcaklar, çorbalar, ana yemek, tatlı ve içecekler geçmiş lezzetlere göre sunumla hazırlandı. Tabaklar süslendi, masalar hazırlandı. Ezanın okunmasının ardından oruçlar açıldı. Yemeğin ardından ise duaya geçildi. Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar menüsünde geçmişten günümüze gelen lezzetler arasında yer alan bademli terbiyeli tavuk çorbası, ballı gemici böreği, taş kebabı- sarımsaklı pilav, zerde ve ayva şerbeti yer aldı. Geçmişten günümüze gelen ve unutulmaya yüz tutmuş Rumeli, Balkanlar ve Osmanlı Saray Mutfağında yer alan lezzetlerin gelecek kuşaklara aktarılması ve tanıtılması için önemli bir proje çalışmasına imza atıldı. Proje çerçevesinde 87 farklı çeşidin yer alacağı bir kitap oluşturulacak. Edirne’nin kadim ve Osmanlı’ya başkentlik yapmış sultanlar şehri olduğunu söyleyen Vali Yunus Sezer, aynı zamanda balkanlardan gelen insanların yerleştiği ve kendi kültürlerini yaşattığı da bir şehir olduğuna değindi. "Hem Balkan hem de Osmanlı saray mutfağı lezzetleri yaşatılacak" Hem Balkan hem de Osmanlı saray mutfağının yaşatıldığı Edirne’de çok anlamlı bir ilke imza atıldığını söyleyen Vali Yunus Sezer, "Gelecek nesiller Edirne mutfağında neler var diye baktığı zaman ellerinde bir kitap ve kaynak olacak. Bizim somut varlıklarımızın yanı sıra kültürel zenginliklerimiz de çok önemli. Çok büyük emek var. Hem Rumeli hem de saray mutfağına ait 87 çeşit farklı lezzet var. Bunların bir kitapta buluşması çok önemli. Şeflerimiz kendi illeri için farklı bir şey yapmak istiyorlar. Yaklaşık 1 buçuk aydır çalışmalar devam ediyor" dedi. Gastronomi anlamında çok önemli faaliyetler yürütmüş parmakla gösterilen iller olduğunu söyleyen Vali Sezer, "Biz büyük bir hazine üzerinde duruyoruz. Ama kendimizi anlatmakta zorluk çekiyoruz. Bizim bir tava ciğerimiz, bir de ciğer sarmamız var. Dışarıdan insanlara sorduğumuzda neyimiz var diye ’Bir gelip ciğerinizi yeriz’ diyorlar. Bu güzel bir şey aslında. Ama bunun yanına ne koyabiliriz? Bunun üzerinde çalışıp Rumeli Saray ve Osmanlı mutfağını günümüzle uyarlayıp nasıl yaşatabiliriz bunun peşindeyiz" şeklinde konuştu. "Edirne’nin parlayan yıldız olmasını istiyoruz" Edirne’nin her konuda balkanların ve Türkiye’nin parlayan bir yıldızı olmasını istediklerini belirten Vali Sezer, "Bunu da sanayide, ticarette, turizmde, gastronomide eğitimde aktivitelerle birlikte başarmamız lazım. İçinde saray ve Rumeli mutfağının da olduğu birkaç yemeği ve menüyü tava ciğerin yanına ekleyebilirsek zenginleştirebiliriz" ifadelerine yer verdi. Festivallerin yanı sıra marka aday olabilecek lezzetleri de sunabilecekleri bir yerin olmasının çok önem taşıdığını belirten Vali Sezer, "Bunu başarırsak herkes restoranında alternatif bir ürün sunmak isteyecek. Bunu da hazırlanan projelerle hayata geçireceğiz. Valilik olarak bunu yapıp özel sektöre devrederiz. Buna biz öncü oluruz" diye konuştu. "3 hedefe inşallah hep birlikte ulaşacağız" Önlerinde 3 hedef olduğunu ve buna şeflerle birlikte ulaşacaklarını belirten Vali Sezer, birincisinin bu kitabı hazırlamak ve basıp yayınlamak, ikincisinin gastronomi festivalleri düzenlemek üçüncüsünün de bu markalaştırılan yemeklerin daimi sunulacağı tarihi bir yer yapmak olduğunu ifade etti. "Edirne gastronomide de büyük zenginliğine sahip" Edirne’nin tarihi ve kültürel mirasının yanı sıra gastronomi anlamında da büyük zenginliğe sahip olduğunu söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, düzenlenen iftarda saray, Rumeli ve Balkan mutfağından lezzetlerin yer aldığı bir menü hazırladıklarını aktardı. İftar programına, Vali Sezer ve eşi Canan Sezer, Vali Yardımcıları Erdoğan Beypınar ve Eyyüp Batuhan Ciğerci ile eşleri, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, şefler, gastronomi yazarları ve basın mensupları katıldı. Devecihan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen iftar programı toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.