GÜNDEM - 22 Ekim 2016 Cumartesi 12:33

Türk Yıldızları'nın ilk kadın komutanından '15 Temmuz' yorumu

A
A
A
Türk Yıldızları'nın ilk kadın komutanından '15 Temmuz' yorumu

Dünyanın dört bir yanında gökyüzünün tozunu attıran Türk Yıldızları'nın ilk kadın filo komutanı Binbaşı Esra Özatay, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türk Hava Kuvvetleri'nin gücünden hiçbir şey kaybetmediğini ve görevlerine en etkin biçimde devam ettiğini söyledi.

Türk Yıldızları olarak yurt içi ve yurt dışında yaptıkları gösterilerle Türk insanın neler yapabileceğini ve yeteneklerini sergilediklerini açıklayan Binbaşı Özatay, “Yüreğinde vatan sevdası olanlara güç veriyoruz” dedi. Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Eylül ayında gerçekleştirilen atama sonrasında ilk defa bir jet filosu komutanlığı görevine bir kadın subayın atanması dikkatlerden kaçmadı ve gözler Hava Pilot Binbaşı Esra Özatay’a çevrildi. Fotoğraf sanatçısı Ayşe Gül Ayanoğlu'nun fotoğrafladığı, takımın dört numarası olarak görev yapan iki çocuk annesi Binbaşı Esra Özatay için uçmak yetenek ve cesaret işi. Özatay, Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda görev yaptığı Türk Yıldızları ekibinde tek kadın olarak görev yapmanın kendisi için bir farklılık oluşturmadığını ancak görevinin kendisi için gurur verici olduğunu söyledi. Binbaşı Özatay, “Benim için çok gurur verici ve güzel bir sorumluluk. Ama Türk Silahlı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda kadın personelimiz her yerde verilen sorumlulukları en etkin şekilde yerine getirmeye devam ediyor. Bu bir savaş pilotu için yeterli tecrübe elde ettiğinizde ve rütbeniz de bunun için uygun olduğunuzda bu sorumluluk size verilir. Benim için de Türk Yıldızları’nda görev yapmak demek, Türk insanını Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmek demektir. Dolayısı ile burada bakım personelimizden filo personelimize herkes görevini istekle ve sevgiyle büyük bağlılıkla yapıyor ki böyle bir filoda komutan olmak benim için gurur verici” diye konuştu.

“Önemli olan uçuşun hakkını verebilmek”
Binbaşı Özatay, önemli olanın görevini en iyi şekilde yapmak olduğunu dile getirerek şunları söyledi:
“Burada biz kadın erkek ayırımı yapmıyoruz. Herkes kendi uçtuğu pozisyonun hakkını vererek devam ediyor. O yüzden hiç bu açıdan bakmamıştım. Biz burada hepimiz asker olarak aldığımız sorumlulukları en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu yüzden yetenek ve cesaret isteyen bir iş diye anlatıyoruz.”

“Yüreğinde vatan sevgisi olanlara güç veriyoruz”
Binbaşı Özatay 15 Temmuz’da darbe girişiminin ardından Hava Kuvvetlerimizin etkin biçimde görevinin başında olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Yaşanan bu menfur olaylardan sonra vatansever ve kahraman personelimiz yüksek bir özveriyle, etkin biçimde gücümüzden hiçbir şey kaybetmeyecek şekilde görevlerimize devam ediyoruz. Türk Yıldızları ailesi olarak yurt içi ve yurt dışında yaptığımız gösterilerle Türk insanının neler yapabileceğini ve yeteneklerini sergiliyoruz ve yüreğinde vatan sevdası olanlara güç veriyoruz.”

Meslektaşları kadın komutanlarını anlattı
Kadın askerle çalışmanın kendileri için herhangi bir farklılık oluşturmadığını da belirten ekip, komutanları Özatay’ı anlattı. Takımın tim lideri olarak görev yapan Osman Yığcı söz konusu görevi icra eden herkesin aynı olduğunu söyledi.

Yüzbaşı Kemal Koyunluoğlu da Binbaşı Esra Özatay’ın timin bir üyesi olduğunu aktardı. Yüzbaşı Ali Onur Adalı ise yoğun ilgi karşısında şaşkın olduklarını ifade ederek, "Basın mensupları ve halkımız bu kadar yoğun ilgi gösterinceye kadar biz de kadınla uçtuğumuzun bu kadar farkında değildik çünkü biz sürekli kadın askerlerle görev yapıyoruz zaten" diye konuştu.

Üsteğmen Resul Yıldız ise takıma yeni katılan ve eğitimleri devam eden bir isim. Takıma ilk geldiğinde öğretmen pilotunun Esra Özatay olduğunu söyleyen Yıldız, "Türk kadınının yapamayacağı şey yoktur. Bizler onun çatısı altında görev yapıyoruz ve mutluyuz" şeklinde konuştu.

Yüzbaşı Gökhan Esen de, Türklerin tarihinde savaş ortamında kadın erkek hiçbir zaman ayırımın olmadığına dikkat çekerek, "TSK içinde bir sürü kadın personelimiz var. Türk Yıldızları'nda olması da bizim için farklı bir durum değil" ifadelerini kullandı.
Ve tüm gösterilerin arkasındaki yüreklere dokunan sesin sahibi Üsteğmen Selim Şensoy. Gösterilerin anlatıcısı olarak görev yapan Şensoy, “İnsanlar ne söylediğinizi unuturlar ama ne hissettirdiğinizi unutturmazlar. Elimizden geldiğince bunu en iyi şekilde başarmaya çalışıyoruz” diye konuştu. 

Alev Hamitoğulları - Selman Ayas - H.İbrahim Parlak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa YÖK Başkanı Erol Özvar: "Türkiye’deki üniversitelerin yüzde 99.8’i dolu" Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Bursa Teknik Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu ‘Arama Konferansı’ programına katılmak için Bursa’ya geldi. Bursa Teknik Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu konferans, saygı duruşu sonrası İstiklal Marşı’nın okunmasıyla beraber BTÜ Rektörü Profesör Doktor Naci Çağlar’ın konuşmasıyla başladı. Çağlar, YÖK Başkanı Erol Özvar’ı ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti belirterek, "Bugün burada üniversitemizin ‘Arama Konferansı’ için toplandık. Üniversitemizin mevcut durumunu, şehrimizin ve bölgemizin potansiyelini, ülkemizin yeni yüzyıldaki yerini ve dünyadaki trendleri dikkate alarak bu arama konferansında ‘2030 yılı ve sonrasında üniversitemizi nerede görmek istiyoruz’ sorusuna cevap arayacağız. Hepinize, katılımınızdan dolayı teşekkür ederim" dedi. “Üniversitelerimizde 4 milyonu örgün olmak üzere toplam 7 milyon öğrencimiz var” Bursa Teknik Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu konferansta konuşan YÖK Başkanı Erol Özvar, "Yükseköğretim Kurulu olarak, mümkün olan her fırsatta Yükseköğretim Sistemi’nin paydaşlarıyla bir araya gelmeye ve fikir alışverişinde bulunmaya büyük bir gayret verdiğimi söyleyebilirim. Başlıca hedefimiz olan Türk yükseköğretiminin dünya üzerinde rekabetçi, yenilikçi, sürdürülebilir ve nitelikli bir yapıya sahip olması için ortaya koyulan her türlü görüş ve önerinin çalışmalara katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Burada da fevkalade neticeler alacağımızın kanaatindeyim. Bugün ülkemiz 208 üniversitesi yaklaşık 185 bin akademisyeni ve 4 milyonu örgün eğitim olmak üzere 7 milyona ulaşan öğrencisi ile son derece büyük bir kapasiteye ulaşmıştır. Bu kapasite ile Avrupa üniversiteler alanının en önemli paydaşlarından bir tanesidir. Bu kapasiteye ulaşılmasında başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde son 20 yılda Yükseköğretim Sistemi’ne yapılan yatırımların katkısı müstesnadır. Ülkemizde yükseköğretime erişim talebi güçlü bir şekilde devam etmektedir. 2023 yılında 3 buçuk milyondan fazla öğrencimiz üniversite sınavlarına başvurmuş, üniversite kontenjanlarının doluluk oranı yüzde 99.8 gibi son derece yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yoğun ve güçlü talebe, doğru politikalar ile cevap vermek Yükseköğretim Kurulu’nun en temel hedeflerinden biridir. YÖK olarak bir taraftan ülkemizin yükseköğretimde sahip olduğu kapasitenin ve gücün önemini vurgularken, diğer yandan yükseköğretimimizin kalitesini daha da yükseltme irademizi her platformda ifade etmeye devam ediyorum. Üniversitelerimizin uluslararası alandaki saygınlıklarını ve görünürlüklerini yükseltmek, akademisyenlerimizin projelerini artırmak AR-GE faaliyetlerini teşvik etmek ve nihayetinde ülkemizin her alanda ihtiyaç duyduğu nitelikli beşeri sermayeyi artırmak başta olmak üzere kaliteyi önceleyen bir anlayış ile YÖK olarak hareket ettiğimizi buradan paylaşmak isterim. Üniversitelerimizdeki kalite süreçlerini yakından takip etmemiz, bu süreçlerde üniversiteleri her şekilde desteklememiz bu anlayışımızın bir tezahür olarak görülmelidir" ifadelerine yer verdi. "Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler için vardır" Türk yüksek eğitiminde misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma konularında son yıllarda çok önemli mesafeler katedildiğini belirten Özvar, "2016 yılında YÖK tarafından bölgesel kalkınma odaklı misyon farklılaşması programı hayata geçirilmiştir. Bu program sayesinde 25 devlet üniversitesinin genel ve geleneksel çalışmaları dışında bulundukları bölgelerin dinamiklerini esas alarak projeler hazırlamaları ve bölgesel kalkınma odaklı misyonlar edinmeleri sağlanmıştır. Bu bakımdan, son yıllarda Anadolu’nun dört bir yanında bu misyon ile hareket eden üniversitelerimizde önemli gelişmeler kaydedildiğini, bölgesel kalkınma üniversitelerimizin çokça görünür katkılar sağladığını görmekten sadece YÖK değil, bölge insanlarımızın da memnuniyet ile ifade etmiş olması bu alanda yapmış olduğumuz çalışmaların ne kadar isabet kaydettiğini göstermektedir. YÖK’ün gelecek vizyonunda önemli yer tutan bir diğer husus ise ‘İstihdam’ konusudur. Çeşitli vesileler ile ifade ettiğimiz üzere piyasayla, istihdamla, kültür-sanat ve edebiyatla bağı azalmış programları kademeli olarak dönüştürmeye devam ediyoruz. Bu vesile ile toplantının hazırlanmasında ve organizasyonunda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Sivas Maraş ve Tokat depremlerini önceden bildirmişti, İstanbul için rahatlatan tahmin Kahramanmaraş depreminin uyarısını 2 hafta öncesinden yaparak gündem olan Deprem Uzmanı ve Maden Teknolojisi ve Yer Bilimi Uzmanı Serkan İçelli, geçtiğimiz gün gerçekleşen Tokat depremini de 3 saat öncesinden haber vererek yeniden gündem oldu. İçelli’den bu kez İstanbul’u azda olsa rahatlatacak bir açıklama geldi. Deprem Uzmanı ve Maden Teknolojisi ve Yer Bilimi Uzmanı Serkan İçelli, 7 büyüklüğün üstünde beklenen İstanbul depremiyle ilgili yaptığı açıklamada kendi çalışmalarına göre beklenen depremin en fazla 6 ila 6.5 büyüklüğünde olabileceğini söyledi. İcelli, “İstanbul’da büyük bir deprem beklentim yok. Orada bulunan fay 180-190 kilometre uzunluğunda. Bu fay 123 yıl içerisinde 3 kez kırıldı. 2 kez 7 üzeri bir kez de 6 büyüklüğünde. 1912’de Mürefte depremi, 1999 Gölcük depremi zaten burayı rahatlatmıştı, 1963’te de 6.3’lük bir depremle Çınarcık fayı yırtılmıştı ve neticesinde Marmara genel olarak rahatladı. Burada yırtılmayan sadece 30-35 kilo metrelik bir kırığımız kaldı. Buda 6-6,5 büyüklükte deprem oluşturabilecek bir potansiyele sahip. Sismik kesitlere baktığımızda, 12 kilo metrenin altında bir sürünme olduğu zaten bariz olarak bellidir. Deprem silsilesine baktığımızda da bunu teyit edebiliyoruz” dedi. “Sulusaray depremi Kuzey Anadolu zonunu tetiklemez” Tokat’ın Sulusaray ilçesinde yaşanan depremlerin yine Tokat sınırları içerisinden geçen Kuzey Anadolu fay zonunu tetiklemeyeceğini belirten İçelli, “Tokat’ın Sulusaray ilçesinde meydana gelen depremlerin Kuzey Anadolu fayını tetikleme gibi bir durum yok. Çünkü depremi oluşturan küçük bir fay. Böyle küçük depremler büyük fayları tetikleyemez. 7 büyüklüğün üzerinde bir deprem olsaydı bunu düşünebilirdik. Özellikle depremlerin odak mekanizma çözümlerini çok iyi incelememiz gerekiyor. İki gündür biz bunu inceliyoruz. Özelikle Buğdaylı fayının üzerinde, 23 kilo metrelik bu fayın sağına ve soluna her hangi bir baskı uygulamadığını düşünüyoruz“ diye konuştu. “Beklenen büyük Tokat depremi en fazla 6.2 büyüklükte olabilir” Tokat’tan geçen Kuzey Anadolu Fayında beklenen depremle ilgili değerlendirmede bulunan İçelli, “Bölgemizde bir çok kırığımız var. Özellikle Merzifon Esençay fayı 6.5 büyüklükte deprem üretebilecek potansiyele sahip. Faylar tesadüfen depremler üretmiyor. Belli bir deformasyon enerjisini biriktirip, kinetik enerjiye çevirmesi gerekiyor. 1939 yılındaki Erzincan depremi vardır. 42-43 depremleri o bölgeyi zaten rahatlatmıştı. Yıllık 2.5 santimetrelik yamulma hızını hesap ettiğimizde şuanda odada ki potansiyel enerji 6-6.2 büyüklükte deprem üretebilecek potansiyeldedir” ifadelerini kullandı. “Sulusaray’da 5 büyüklükte yeni depremler beklenebilir” İçelli 2 gündür depremlerle sallanan Tokat’ın Sulusaray ilçesindeki fayda 5 büyüklükte yeni depremler beklenebileceğinin altını çizerek şunları söyledi. “Tokat Sulusaray’da halen 5 büyüklüğünde depremler bekliyoruz. Panik yapmaya gerek yok. Özellikle Tokat buradaki depremleri çok fazla hissediyor. 5.6’lık depremlerde 4.5’lik artçılar gelmeni normaldir. 5 büyüklükte depremlerde oluşabilir ama daha büyük bir deprem beklemiyoruz.”
Yozgat Yozgat’ta depremin izleri gün ışıyınca ortaya çıktı Tokat’ın Sulusaray ilçesinde dün meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremin ardından Yozgat’ta sabahın erken saatlerinde hasar tespit çalışmaları yapıldı. Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, depremde 147 ev, 14 ahır ve 8 camide hasar oluştuğunu söyledi. Tokat’ın Sulusaray ilçesinde dün saat 18.11’de meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki deprem, Yozgat merkez ve ilçelerinde de hissedildi. Özellikle Kadışehri ilçesinde ve köylerinde hissedilen deprem nedeniyle vatandaşlar büyük panik yaşarken, depremin izleri gün ışıyınca ortaya çıktı. Bölgede çok sayıda yapı hasar görürken, cami minarelerinin yıkıldığı ve ahırlarda hasar oluştuğu görüldü. Ekipler Kadışehri, Aydıncık ve Çekerek ilçelerinde hasar tespit çalışmalarına hızla devam ederken, bölgelere yardım ulaştırılması için koordinasyon sağlanıyor. Yozgat’ın Kadışehri ilçesi Yelten köyünde kimi vatandaşlar AFAD tarafından verilen çadırlarda kalırken, kimi vatandaşlar da traktör römorklarını çadıra dönüştürerek geceyi geçirdi. Yozgat Valiliği öncülüğünde depremden etkilenenlere 200 çadır ve bin battaniye dağıtılarak, vatandaşların yemek ihtiyacı karşılandı. “200 çadır, bin battaniye dağıttık” Depremde herhangi bir can kaybı ve yaralanmanın yaşanmadığını söyleyen Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, şu ana kadar 147 ev, 8 cami ve 14 ahırda zarar oluştuğu yönünde ihbar geldiğini belirtti. Vali Özkan, “Arkadaşlarımız sahada günün ışımasıyla birlikte tekrardan görev aldılar ve hasar tespit çalışmaları bir yandan binalarda, bir yandan tarımsal hasar tespit çalışmaları, bir yandan da bina içlerindeki mal zararına dönük hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Çok şükür çok ciddi denilebilecek bir sorunumuz, bir problemimiz yok. Gerek evinde oluşan hasardan gerekse endişeden dolayı evine giremeyen insanlarımız vardı. Bu surette de derhal çadır dağıtımını AFAD ve Kızılay üzerinden gerçekleştirdik. Gece sabaha kadar kurulumların çoğunu bitirdik. Bunların yanı sıra battaniye dağıtımlarımızı yaptık. Şu ana kadar 140 çadırın kurulumunu yaptık. Tabii sabah gidince orta çadırlar da isteyen oldu. Onlarla beraber 200’e yaklaştı çadır sayımız. Bine yakın da battaniye dağıtımımız oldu. Gelen talepleri de karşılıyoruz. Hiçbir problemimiz yok” dedi. Depremden etkilenen Yelten köyü sakinlerinden Bekir Taşkın, “Evimizin arka tarafı komple çökmüş, eşyaları annem ve babam dışarı çıkarmış. O eşyaları başka yere taşıyacağız” dedi. “Evden çıkmakta zorlandım” İzzet Balta ise hasarın çok olduğunu, evden çıkmakta zorlandığını söyleyerek, “Evimizin duvarları komple döküldü, ahırımız zarar gördü. Geceyi çadırda geçirdik. Rabbim devletimizin yokluğunu vermesin” şeklinde konuştu. “Rabbim kimseye bu durumu yaşatmasın” Sefer Sağlamer ise, “Rabbim kimsenin başına vermesin bu durumu, çok kötü sallandık. Ben Ankara’dan buraya misafirliğe gelmiştim, şiddetli deprem oldu. Köylerde hasar çok oldu. İki gündür geceyi dışarıda çadırlarda geçiriyoruz. Rabbim devletimizden razı olsun” ifadelerini kullandı.
İstanbul Kartlı ödemeler 1,18 trilyon liraya ulaştı Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile mart ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 126 artarak 1 trilyon 181,4 milyar TL oldu. Mart ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 121,4 milyon, banka kartı sayısı 192,0 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 93,3 milyon adet oldu. 2023 yılının Mart ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 17’lik, banka kartı adedinde yüzde 10’luk, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 23’lük artış yaşandı. Toplam kart sayısı ise 406,7 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış gösterdi. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) 2024 Yılı Mart ayı verilerini açıkladı. Buna göre, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile mart ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 126 artarak 1 trilyon 181,4 milyar TL oldu. Kartlı ödemelerin 991,8 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 167,8 milyar TL’sinde banka kartları, 21,8 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 138, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 71 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 157 oldu. Toplam ödeme adedi yüzde 25 arttı Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile mart ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artarak 1,45 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 817,7 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 518,2 milyon adedinde banka kartları, 116,9 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 15 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde 59 oldu. İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 135 artarak 355 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 30 oldu. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden yaklaşık 4’ü temassız İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artarak 219,6 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 16 oldu. Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38 artarak 916 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 155 artarak 327,2 milyar TL oldu. Mart ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden yaklaşık 4’ü temassız gerçekleşti.
Samsun İl Emniyet Müdürü Arıbaş: "Olaylara karşı tüm tedbirleri alıyoruz" Samsun İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, "Mahallelerde yapılan anlık şok uygulamalarla oluşabilecek narkotik, asayiş olaylarının önüne geçildi. Vatandaşlarımızın huzur ve refah ortamını sağlamak için üst düzey çaba sarf edip gerekli tüm tedbirleri alıyoruz" dedi. İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, beraberindeki emniyet amirleri ile birlikte Samsun Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Öztürk ve dernek üyelerini ziyaret etti. İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş ziyarette, dernek başkanı ve muhtarlar ile sohbet ederek, mahallelerdeki huzur ve güvenin sağlanması için muhtarlara önemli görevlerin düştüğünü kaydetti. "Sokak ve parkları zehir tacirlerine dar ediyoruz" Arıbaş, muhtarlardan narkotik ve güvenlikle ilgili her konuyu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirmelerini, sonrasında ekip ve devriyeleri NARKOALAN uygulamasından izlemeleri gerektiği aktardı. Arıbaş, Narkotik Veri Analiz Sistemi (NARVAS) Projesinden gelen verilerin analizi ile cadde, sokak, park ve bahçelerin zehir tacirlerine, torbacılara ve uyuşturucu içicilerine dar edileceğini, ekiplerin 7 gün 24 saat görevde olduğunu bildirildi. Muhtarlara ve vatandaşlara emniyet güçlerinin kapılarının her zaman açık olduğunu ifade eden İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, "Mahallelerde yapılan anlık şok uygulamalarla oluşabilecek narkotik, asayiş olaylarının önüne geçildi. Vatandaşlarımızın huzur ve refah ortamını sağlamak için üst düzey çaba sarf edip gerekli tüm tedbirleri alıyoruz" diye konuştu. İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş ayrıca, muhtarlar ile belirli periyotlarla tekrar bir araya geleceklerini sözlerine ekledi. Muhtarlar, şehirde yürütülen çalışmalardan ve alınan tedbirlerden dolayı başta İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş olmak üzere Samsun polisine teşekkür etti.