TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi ev sahipliğinde Mehmet Akif Ersoy Toplantı ve Tiyatro Salonu'nda gerçekleşen jeofizik toplantısına İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Tezcan, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Bölümü emekli Öğr. Üyesi Uğur Kaynak, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Tolga Bekler konuşmacı olarak katıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şevket Demirbaş, Kuzey Anadolu fay hattının büyük bir deprem üretmeye aday olduğunu söyledi. Türkiye'de binaların yapılırken zemin özelliklerine dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Demirbaş, "Ülkemizin topraklarının yaklaşık yüzde 90'ı deprem ve afet bölgesi konumunda. Ülkemizde yüzyıllardır afetler yaşanmış, binlerce kişi hayatını kaybetmiştir. Deprem ve afetler önümüzdeki yıllarda da yaşanabilir. 1999 depremi bildiğiniz gibi ülkemizin yaşadığı ve yaklaşık 20 bin insanın hayatını kaybettiğimiz Gölcük ve Düzce depremlerinin neden olduğu travma henüz atlatılmış değildir. Kuzey Anadolu fay hattı yine büyük bir deprem üretmeye adaydır. Binaları yaparken zeminin ve zemin özelliklerinin iyi bilinmesi gerekir" dedi.
"MARMARA DENİZİ'NDE ESAS RİSK DENİZDE OLUŞACAK HEYELANLARDIR"
Toplantının ilk konuşmacısı olan İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Haiti'deki depreme değinerek, "Haiti de 7.1 şiddetinde deprem olmuştu. Düzce'dekinden daha küçük bir deprem. Biz onlara göre 10 kat daha gelişmiş bir ülkeyiz. Hem afet konusunda hem de sivil savunma konusunda onlardan iyiyiz. 1999 yılındaki deprem 7.4 değil, 7.6 civarında bir depremdir. 12 Kasım depreminde ülke olarak çok başarılıydık. Makine gibi kurtarma çalışmaları yapıldı. Her şeyde kendimizi yerin dibine batırmamalıyız" ifadelerini kullandı.
Marmara'da esas riskin heyelanlardan oluşacağını belirten Gündoğdu, "Çanakkale'de 1975 depreminde bir su basma olayı oldu. Çanakkale'de 6.5 ve 7.0 arasında deprem oldu. Esas risk Marmara'da heyelanlardan oluşacak. Tsunami olursa elbette boğazlar ve körfezler bundan etkilenecek" diye konuştu.
Depremlerin önceden belirlenmesi konusuna da değinen Gündoğdu, "Depremlerin tahmini değil, önceden belirlenmesi konusuna değinmek istiyorum. Tahmin başka bir şey. Tahmin şu anki yapılanlar. Baktık gaz çıkıyor. En fazla 1,5-2 ay devam ediyor bu gaz çıkışı. O arada görmüyorsan o zaman bulunduğun yerin önemi çok daha azla oluyor. Nerede gaz ölçümünü yapıyorsunuz o çok önemli oluyor. Basında bunlar çok tartışıldı. 'Gaz gördük. Aman bu çok tehlikeli gibi' açıklamalar yapıldı. Bu hiçbir anlam taşımaz. Biz bunu depremin öncü bir belirtisi olarak değerlendirmeyiz" şeklinde konuştu.
"KONUTLARIN YAPILDIKLARI YERLER ÖNEMLİ"
İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan ise, yapıların yapıldıkları yerlerin önemine dikkat çekerek, "Yapıların yapıldığı yerlerde yerin ıslaklığı nedir? Yer ıslak mıdır, sulu mudur? Sululuk oranı nedir? Islaklık oranı nedir? İnşaat mühendisinin bu bilgiyi edinmesi gerekir. Çünkü tabanın kuru olması gerekiyor. Yapı bütün taşıyıcı bileşenleri ile sünger gibi yerin ıslaklığını alır ve bunu tavanın en üst katına kadar götürürken beton donanımı iyi değilse içinde depreme karşı olan donatıyı paslandırır. Kemiksiz bir insan gibi ayakta durmaya çalışırsınız. Deprem geldiği zaman da bunu yıkar. Türkiye'deki konutların yüzde 64'ünde kemik erimesi vardır" görüşünü dile getirdi.
"BİLGİYE PARASI OLMAYAN BİR ÜLKENİN DEPREMİ HER ZAMAN CEBİNDEDİR"
Konuşmasında depremlerde hayatlarını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun Müslüman ülkelerden olduğunu belirten Ercan, şöyle devam etti:
"Yoksulluk giderilmedikçe bir ülkenin deprem çekincesi giderilemez. Dünya üzerinde depremlerden ölen insanların yüzde 82'si İslam ülkelerindeki kişilerden oluşuyor. Neden diye düşünmek gerekiyor. İslam ülkeleri içerisinde sevgili Atatürk'ümüz nedeniyle tek cumhuriyetle ve laiklikle yönetilen ülke biziz. Diğerleri krallıklar ve emirliklerle yönetilen yoksulluğun diz yolu oyduğu ülkeler. Diger türlü Tanrı'nın dinlere göre ayrımcılık gösterdiği bir olay söz konusu değil. Demek ki, bilgiye parası olmayan bir ülkenin depremi her zaman cebindedir."
Prof. Dr. Ercan Marmara'da yeni bir depremin yaşanacağını ifade ederek, "Kuzey Anadolu'da oluşacak kırık Çanakkale, Yenice ve Gönen'i etkiler. 1912 yılında Çanakkale'de 7.3 şiddetinde olan deprem Lapseki'yi ve Biga'yı etkiledi. Tekirdağ önlerinde büyüklüğünün 7.4 olacağı yeni bir deprem bekliyoruz. Marmara'da bir deprem olursa Gökçeada, Bozcaada ve Saroz Körfezi'ni çok etkiler" diye konuştu.
Marmara'da olası bir depremde Çanakkale'nin ilçeleri olan Lapseki, Gelibolu ve Biga'nın çok etkileneceğini dile getiren Ercan, "Tsunami çekincesi vardır. Korkutucu nitelikte söylememek gerekiyor ama vardır. Gökçeada süprüntü dalgaları olmuştur. Bunları göz ardı etmemek gerekiyor. Marmara depremlerinde en çok etkilenecek ilçemiz Lapseki, Gelibolu ve Biga'dır. Çünkü orada yer kayma alanları var" dedi.
MURAT CANDAN / AYHAN ÖNCÜ - ÇANAKKALE