British Council, Avrupa Reform Merkezi (CER) ve Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı (TESEV) işbirliğiyle 'Türkiye ve AB: Ortak Faydalar İçin Bağlar Oluşturmak'' temasıyla düzenlenen 5. Boğaziçi Konferansı Feriye Lokantası'nda yapıldı.
Konferansa Dışişleri Bakanı Ali Babacan, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve Avrupa Birliği'nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn de katıldı. Türkiye ve AB ilişkilerinin ele alındığı konferansın açılışında konuşan İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, dünyanın şu anda ciddi istikrarsızlık ve belirsizliklerin olduğu bir dönemden geçtiğinini söyledi.
Bildt, global finansal krizle ilgili olarak son birkaç haftadır bütün dünyaya 1990'ların başında kendilerinin yaşadığı bankacılılık ve finans krizinde edindikleri deneyimleri anlatmaya çalıştıklarını ifade etti.
O dönemdeki krize yönelik çok zor ve tartışmalı görünen önlemleri alarak, çok daha sağlam bir finans sistemine kavuştuklarını ifade eden Bildt, ''1990'ların başında İsveç, Finlandiya ve Norveç şu anda yaşananlara çok benzer süreçten geçtiler.
Ancak şu anda çok farklı olan bir nokta var. O dönemde Avrupa'da para birimlerinde çok büyük bir kriz yaşanmıştı. Her bir para birimi diğerinin zararına olacak şekilde hareket ediyordu.
Şu anda ise bazı ülkeler arasında ortak para birimi bulunması politika
yapıcıların finansal sorunları ele almasını kolaylaştırıyor'' dedi.
İsveç Dışişleri Bakanı Bildt, Kafkasya'da yaşanan gerilime de değinerek, bu gerilimin sonuçlarının önümüzdeki günlerde ele alınması gerekeceğini bildirdi.
Orta Doğu'da istikrarı sağlamaya çalışmak için daha geniş bir sürecin tam zamanı olduğunu düşündüklerinin altını çizen Bildt, "Bu, Avrupa'nın ve dünyanın diğer kısımlarının istikrarı için de çok önemli'' diye konuştu.
"ABD'nin bir numaralı stratejik ortakları olduğunu bilen Avrupalı dışişleri bakanlarının, giderek artan bir şekilde Türkiye'nin son yıllarda AB'nin en önemli ikinci stratejik ortağı olduğunu görmeye başladıklarını söyleyebiliriz" diyen Bildt, Türkiye'nin son yıllarda her iki tarafın karşılıklı çıkarına olan alanlarda daha aktif, dışarıya yönelik ve geniş bir dış politika izlediğini kaydetti.
Bildt, stratejik ortaklık konusunda Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi ve üyelik müzakerelerini sürdüren bir ülke olarak farklı bir konumda bulunduğunu, bunun da Türkiye'nin AB'ye üye olması durumunda getireceği faydalara işaret ettiğini söyledi.
Bildt, önümüzdeki dönemde AB'yi zor zamanların beklediğini ve Kıbrıs konusunda barışçıl bir çözüm için müzakerelerin sürdüğünü belirterek, "Kıbrıs Avrupa'daki bölünmüş bir başkente sahip olan ülkedir. Avrupa'da bölünmüş başkentleri sevmeyiz.
Bu Avrupa'nın peşinde olduğu şeye aykırı bir durumdur. Kıbrıs'taki bölünmüşlüğün üstesinden gelmek, bütün Doğu Akdeniz bölgesindeki bölünmüşlüğün üstesinden gelmektir'' dedi.
Türkiye'deki demokratik reform sürecini yakından izlediklerini vurgulayan Bildt, ''Türkiye'nin AB üyeliği, AB'nin dünyanın geri kalanı için bir deniz feneri olmasını sağlayacaktır.
Bu, dünyanın belki de en zorlu bölgelerinden birinde AB'nin yaygınlaştırmak istediği çıkar ve değerler için daha etkin, anlamlı ve kuvvetli bir güç oluşturacaktır'' diye konuştu.
MURAT HOROZ - İSTANBUL