Ekonomi Muhabirleri Derneği tarafından düzenlenen sohbet toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Ekren, ekonomik önlem paketi ile ilgili olarak, orta vadeli program ile 2009 yılı programında neler yapılacağının belirlendiğini ifade ederek, 2009 yılı programında bir takım yapısal reformların ayrı, standart rutin işlerin de ayrı vurgulandığını söyledi.
Kullanılan terminolojinin, politika tedbiri ve politika önceliği olduğunu belirten Bakan Ekren, "Dolayısı ile bankaların yurt dışından temin
ettikleri kredinin karşılık oranları ile ya da Merkez Bankası, Eximbank reeskont penceresi ya da kredi garanti fonunun işlevliğinin artırılması ya da Hazine'nin önümüzdeki dönemde borçlanma politikalarının tümü, politika tedbiri ve önceliği olarak zamanı geldiğinde açıklayacağımız temel yaklaşımlar" dedi.
Bu politika tedbir ve önceliklerinin tümünü bir paket olarak da takdim etmenin de mümkün olduğuna işaret eden Ekren, "'Şunları yaptık, budur' denebilir. Onu Sayın Başbakan söyledi. Muhtemelen de bu işlerin tümünü uygun bir formada getirdiğimizde bir arkadaşımız kalkar der ki politika tedbir ve önceliklerinde oluşan paketimiz budur" diye konuştu.
Paketin yüzde kaçını bildiklerinin sorulması üzerine ise Ekren, açıklananların yüzde 100'ünü bildiklerini söyledi.
Bir paket olup olmadığı sorusuna da Ekren, "Politika tedbirlerimiz ve önceliklerimiz devam edecek" şeklinde yanıt verdi.
Varlığa Dayalı Menkul Kıymet İhracı ile ilgili bir soru üzerine ise Ekren, bunun uzun süreden beri gündemde olduğunu ve orta vadeli programda bununla ilgili sinyalin verildiğini ifade etti.
Daha önce "Kamu en azından Hazine enstrüman çeşitlenmesine gidecektir" dediklerini hatırlatan Bakan Ekren, "Bu bunlardan bir tanesi olacak. Türk ekonomi tarihine baktığımızda, gelir ortaklığı senetlerini düşündüğünüzde benzer bir uygulama yapılmıştı bu şekilde" dedi.
2009 yılı verileriyle ilgili olarak, temel politika dokümanlarının revize edildiği tarihlerin belli olduğunu kaydeden Ekren, 2010'da bir orta vadeli programın daha çıkartılacağını, o sırada konjonktür nasıl bir sinyal veriyorsa aynısının oraya yansıtılacağını belirtti.
Türkiye, küresel krize olumsuz konjonktürde yakalanıp yakalanmadığının sorulması üzerine ise Ekren, "Orta vadeli programı, diğer tüm orta vadeli programlardan ayıran en temel fark 'neden yeni bir perspektif gerekiyor' sorgusunun başlatıldığı bir program olmasıdır" dedi.
Programda Türkiye'nin dışındaki gelişmeler, Türkiye'de iş yapma biçimlerinin, karşılaşılan sorunların, iç ve dış çevre koşullarının değişmesinden dolayı yeni bir perspektif gerektiğinin ve Türkiye'nin eskiye oranla birtakım kırılganlıklarını kaybettiğinin vurgulandığını ifade eden Ekren, ayrıca özel sektör ile kamu sektörünün bir kurumsal yapı içinde, ekonomi ve finansal yönetişim modeli kurmasının önemine, kayıt dışılıkla mücadeleye ve ulusal ekonomik savunma konseptinin vurgu yapıldığını belirtti.
Ekren, "Bu da şu sinyali veriyordu, ister ulusal konjonktürden, isterse de küresel krizden kaynaklansın Türkiye'nin 2013 ve 2023 hedefleri konusunda kendine has bir yaklaşımı olmaz ise sorunların sadece günlük olanların da patinaj yapılır, öyle gidilir" dedi.
ZAFER ÇAKMAK - ANKARA