YEREL HABERLER - 08 Aralık 2016 Perşembe 17:45

500 bin sağlık çalışanı sorunların çözülmesini bekliyor

A
A
A
500 bin sağlık çalışanı sorunların çözülmesini bekliyor

Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci 500 bin sağlık çalışanının özlük hakları, çalışma şartları, mesleki ve sosyal problemleriyle ilgili sorunların çözüme kavuşmasını beklediğini söyledi.
Manisa’ya bir günlük sendikal çalışmalar için gelen Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci Manisa İl Sağlık Müdürlüğüne yeni atanan Dr. Hakan Bayrakcı’yı ziyaret etti. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamuda personel alımlarında uygulanan mülakat sistemine karşı olduklarını belirten Kahveci, “Mülakatla, FETÖ gibi PKK gibi illegal örgütlerin, unsurların devletin içerisine sızmasının engellenmesi amaçlanıyor ancak bu şekilde bu sızmaları önleyemezsiniz” dedi.
Ziyarete genel başkan yardımcıları, Türk Sağlık Sen Manisa Şube Başkanı Rıdvan Mutlu ve yönetim kurulu üyeleri de katıldı.

"Sağlık çalışanları zor şartlarda görev yapıyor"
Kahveci, ziyaretinin ardından sağlık çalışanlarının beklentileri ve kamuda uygulanmaya başlayan mülakat sistemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye genelinde sağlık çalışanlarının çok zor şartlar altında çalıştığını vurgulayan Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Sağlık çalışanlarının özlük hakları, ücretler ve çalışma şartları açısından birçok çalışma yapıyoruz. Ama önceliğimiz, üzerinde hassasiyetle durduğumuz, geçmişten bugüne kadar uygulama alanı bulan döner sermayeler konusunda ciddi sıkıntılarımız var. Döner sermayelerin artık daha adaletli bir şekilde düzenlenmesine ihtiyaç var. Çalışanlara sorduğumuzda döner sermayelerin adaletli olmadığını ve her geçen gün döner sermaye ödemelerinde eksilmeler meydana geldiğini, son dönem itibariyle de artık hekim dışı sağlık personeli için döner sermayelerden bir pay almanın söz konusu olmadığını yani bir şekilde artık döner sermaye yok hükmünde” dedi.

“500 bin sağlık çalışanı fiili hizmet zammını bekliyor”
Açıklamasında fiili hizmet konusuna da değinen Kahveci, “Sayın Cumhurbaşkanımız, başbakanlığı döneminde ‘Sağlık çalışanları yıpranıyor, işleri zor, iş yükleri fazla, risk altında çalışıyorlar, 5 yıla bir yıl fiili hizmet’ vereceğini ifade etmişti. Bugün üzerinden iki yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen henüz fiili hizmetle ilgili herhangi bir gelişme tesis edemedik. Ortaya kanun düzenlemesiyle ilgili taslaklar çıktı. O taslaklar da aslında bizim beklentilerimize cevap veren taslaklar değildi. Ancak şu an ki beklentimiz Sayın Akdağ’dan bir an önce fiili hizmet zammını sağlık çalışanlarına kazandırmasıdır. Sayın bakanın zaman zaman açıklamaları kamuoyuna yansıyor. ‘Sağlıkta dönüşümün ikinci fazlına geçiyoruz’ diye. Biz temenni ederiz ki sağlıkta dönüşümün birinci fazlında çalışanlarına ciddi iş yükü yüklendi, ikinci fazlında da çalışanların özlük hakları, çalışanların çalışma şartları, mesleki ve sosyal problemleriyle ilgili sorunlar çözüm bulsun. Bu 500 bin sağlık çalışanının sayın bakandan beklentisidir. Bu beklentiler karşılanmadığı sürece de evet biz sağlık çalışanlarının motivasyonunu yükseltemeyiz. Bugün ülkede en az ücreti alan kesimden birisidir sağlık çalışanları. Döner sermayeler öyle, çalışma şartlarının zorluğu, her gün bir de bu çalışanlar şiddetle karşı karşıya kalıyor. Son bir hafta içerisinde en az 10 tane vaka oldu, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet vakası oldu. Bunu çözmek o kadar mı çok zor. Artık dilimizde tüy bitti. Biz söylemekten usandık. ‘Sağlıkta şiddet istemiyoruz. Çalışanlara yönelik, insanımız, vatandaşımız artık şiddet uygulamasın. Bunu bir tedavi yöntemi olarak görmesin’ diye. Bu sorunların hepsinin çözülmesi için sayın bakandan bir çaba ve gayret bekliyoruz” şeklinde konuştu.

“Mülakat demek torpil demektir”
15 Temmuz’da Türkiye’nin ciddi bir süreç yaşadığını kaydeden Kahveci şunları söyledi:
“Bu sürecin içerisinde olanlar tabii ki cezasını çekecek. Onların kurtuluşu yok ama 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL’le birlikte açığa almalar ve ihraçlarda ciddi sıkıntılar yaşandığını biz biliyoruz. Bize müracaat eden arkadaşlardan biliyoruz, tanıdığımız, bildiğimiz insanlar var. Bizim amacımız burada kurunun yanında yaşın da yanmaması. Suçsuz insanları mutlaka bu durumun içerisinden ayıklayalım. Bunu mutlaka bakanlıkların, hükümetin yapması lazım. Hakikaten mazlum durumuna, mağdur durumuna düşen insanlar var. Diğer taraftan bu olağanüstü hal ile birlikte kararnameler biraz fırsata çevriliyor. Öğretmenler mülakatla alınıyor. Sağlık Bakanlığı da aynı süreçte ‘Biz de sağlık çalışanlarını mülakatla alacağız’ dedi. Peki, mülakat yapmanın ana sebebi nedir? FETÖ gibi PKK gibi illegal örgütlerin, unsurların devletin içerisine sızmasını engellemek. Emin olun bu şekilde mülakatla bu sızmaları önleyemezsiniz. Yapacağınız iş şudur; adam gibi kamu personeli seçme sınavı yapmak. Adaletli bir sınav ama. Eşit şartlarda yarışılacağı, soruların sızdırılmadığı bir sınav yapıp, arkasından da bir güvenlik soruşturması yaparsınız. Kamudaki istihdamı bu şekilde sağlarsınız. Yoksa, devlete olan yöneticiye olan güven sarsılır mülakatla. Biz biliyoruz ki mülakat torpilin yolunun açılmasıdır. Adam kayırmanın yolunun açılmasıdır. Biz Türk Sağlık Sendikası olarak Türkiye Kamu Sen olarak mülakatın doğru olduğu kanaatinde değiliz. Geçmiş yıllarda buna benzer düzenlemeler yapıldı. Hatta Danıştay geçmiş yıllarda mülakatların iptal edilmesiyle ilgili kararlar vermişti. Hükümet bu mülakat konusunu tekrar değerlendirmeli. Bence ilk istihdamda mülakatı kaldırmalıdır. Türkiye Kamu Sen olarak bunu doğru bulmuyoruz.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: 10 km uzaklıktaki yetiştiriciyi bile etkiliyor Arıcıların kabusu olan ‘Amerikan Yavru Çürüğü’ hastalığı 10 kilometre uzaklıkta ki arı yetiştiricilerini de tehdit ediyor. Yapılan açıklamada, arıcıların kovanlarını düzenli olarak kontrol etmeleri gerektiği söylendi. Arı kovanlarındaki Amerikan yavru çürüğü hastalığı vakalarının artmasıyla, arıcılar ciddi kayıplarla karşı karşıya kaldı. Hastalığın, bir arı kovanını kısa sürede yok edip ve çevredeki diğer kolonilere yayılabildiğini belirten Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hayvan Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. Abdurrahman Takcı, “Arıcılar, kovanlarını düzenli olarak kontrol etmeli, hastalık belirtileri gördüklerinde hemen önlem almalı ve enfekte kovanları diğerlerinden izole etmeliler. Ayrıca, yeni arı kolonileri alırken dikkatli olmalı ve sağlıklı koloniler seçmeye özen göstermeliler” dedi. “Yetiştiricilerin kovan sayıları çok ciddi şekilde azalabiliyor” Takcı, arıların eskisi gibi belirgin bir sonbahar ve ilkbahar yaşamadıklarını, geçişlerin daha ani şekillendiğini, buna bağlı olarak da kış için biriktirdiği bal rezervlerini tükettiklerini belirterek, “Bu noktada o rezervleri bazen erken tüketmeye başlıyor ve iyi bir sonbahar bakımı yapılmadıysa bu yıl gibi, arıların ilkbaharda birçoğu sönmüş oluyorlar yani ölüyorlar. Buna bağlı olarak yetiştiricilerin kovan sayıları çok ciddi şekilde azalabiliyor. Gündüz ve gece sıcaklık farkları arıların çalışma mevsimi olan ilkbaharda etkiler. Ancak kış mevsiminde veya sonbaharda arının tabiattan yararlanmadığı mevsimlerde gündüz ve gece sıcaklık farkı çok sıkıntı oluşturmaz. Ancak arı artık dışarıdan polen, nektar getirmeye başladığı zamanlarda problem oluşturabiliyor. Çünkü arı ona güveniyor ve yetiştirici de bu noktada takviyeler yapmıyor. Arı doğadan tam anlamıyla yararlanamaz ve takviyeler de yapılmazsa bahar aylarında arılarımızı yine kaybedebiliriz” dedi. “Bu hastalık çevredeki arıcılara da zarar verebiliyor” Bölgesel olarak ergin ve yavru bal arılarının paraziti olan Varroa paraziter mücadelelerinin yapılması gerektiğini vurgulayan Takcı, “Bahar bakımında arıların çıtaları, arı sayısının, ana arının kontrolü yapılması lazım. Ana arıda hala işte yumurta ve yumurta döl verimi devam ediyor mu? bunlara bakılması lazım. Bununla birlikte arı kayıplarının bazıları hayati bazen de işte bölgesel olarak zarar verebiliyor. İhbarı mecburi hastalıklarımız var. Avrupa yavru çürüğü, Amerikan yavru çürüğü gibi hastalıklarda hemen bulundukları il tarım veya ilçe tarımlara başvurarak arılarının böyle bir hastalıktan mustarip olduğunun belirtilmesi gerekiyor. Aksi takdirde bu hastalık çevredeki arıcılara da zarar verebiliyor. Yine aynı şekilde kireç hastalığı olsun, işte baharda tespit edebildiğimiz hastalıklar bunlar. Arıcılar ilkbahar bakımında bunları belirleyip bir an önce eksiklikleri varsa gidermeli. Eğer ihbarı mecburi bir hastalık varsa kovanlar da dâhil olmak üzere bu hastalığın engellenmesi adına yakılması gerekiyor. Arıcılar bu noktada bilinçliler ancak eğer böyle bir şey varsa göz ardı etmemeliler. Arı tabiatta polen topladığı esnada birçok birçok çiçeğin veya bitki tohumlarının bir sonraki nesline aktarılmasına katkı sağlıyor. Bu noktada arılar bu basamağı yerine getirmediği takdirde tabiatın devamlılığında da bir risk olur” şeklinde konuştu. (FA-GF-
İstanbul İstanbul’da 50 milyon liralık kaçak ve sahte ilaç operasyonu: 16 gözaltı İstanbul’da ilaç kaçakçılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 16 şüpheli yakalandı, piyasa değeri 50 milyon lirayı bulan yüklü miktarda sahte, kaçak ve bozuk ilaç ele geçirildi. Alerji testi, botoks, dolgu malzemesi, kanser ve diyabet hastalıklarında kullanılan ilaçlarının da aralarında bulunduğu tıbbi ürünler emniyette sergilenirken, yakalanan şüphelilerin 9’u tutuklandı. Alınan bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, ilaç sektöründeki sahtecilik faaliyetlerinin önlenmesi ve şüpheli şahısların yakalanmasına yönelik 15 ve 25 Nisan tarihleri arasında bir dizi çalışma gerçekleştirdi. Teknik ve fiziki takibin devamında belirtilen tarihler arasında yetkisiz alanda depolanmış sahte, kaçak ve yasadışı ilaçların, tıbbi cihaz ve materyallerin bulunduğu tespit edilen 16 ikamet, 20 iş yeri olmak üzere toplam 36 adrese operasyon düzenleyen polis, baskınlarda 16 şüpheliyi gözaltına aldı. Operasyonlarda piyasa değeri yaklaşık 50 milyon lirayı bulan, soğuk zincire tabi olan ve bozulan, alerji testi, botoks ilacı, dolgu malzemesi, kanser, diyabet, enfeksiyon, tansiyon ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılan medikal malzeme ele geçirildi. Yakalanan şüpheliler İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesine götürülerek ifadeleri alındı. Sorgularının ardından mahkemeye çıkarılan ilaç kaçakçısı 16 kişinin 7’si adli makamlarca serbest bırakıldı. Geri kalan 9 şüphelinin ise tutuklanarak cezaevine gönderildiği açıklandı. Diğer yandan yapılan operasyonlarda ele geçirilen sahte, bozuk ve kaçak ilaçlar, Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde sergilendi.