POLİTİKA - 08 Mart 2018 Perşembe 17:47

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son günlerde bakıyorsunuz din adamı olarak ortaya çıkıp da ne yazık ki kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup, dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı kendine göre içtihatta bulunan kişiler çıkıyor ortaya.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Son günlerde bakıyorsunuz din adamı olarak ortaya çıkıp da ne yazık ki kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup, dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı kendine göre içtihatta bulunan kişiler çıkıyor ortaya. Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir zamanda yaşıyorlar. Çünkü İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Dünya Kadınlar Günü programına katıldı. Programda yaptığı konuşmada Erdoğan, “Ailede kadın iyi bir öğretmense babanın, okulun, toplumun eksiğini de o giderir. Her bir kanalı ayrı sorun, adeta kanalizasyon haline dönüşmüş olan medyanın şerrinden evlatlarımızı, ailelerimizi, milletimizi koruyacak olan ilk ve güçlü kalkan yine kadınlar, yine annelerdir. Siz varsanız yavrularımız kurtulur. Yoksa Allah muhafaza. Annenin bıraktığı boşluğu dolduracak pek az alternatif vardır, hatta yoktur. Bunun için öksüz, annesiz büyüyen çocukların durumu, yetim yani babasız büyüyen çocuklardan çok daha vahimdir. Anne şartlar ne olursa olsun evlatlarına sahip çıkar. Çok anneler tanıdım. Anne başka, annesiz yaşamak kolay değil. Baba ölür gider, 1-2 gün ağlarız. Ama anne ölüp gittiği zaman 1-2 günde bitmiyor. O çok daha farklı. Babanın hayatın çetin şartları içinde bu konuda anne kadar başarılı olması daha zordur. Kadının anne ve öğretmen olarak aile ve toplum hayatımızdaki yerini çok önemli görüyoruz. Zaman zaman kadın meselesi konuşulurken anne vurgusu yapmamızdan rahatsız olanlar bulunduğunu biliyorum. Halbuki Allah’ın kadınlara verdiği en büyük ayrıcalık bu annelik vasfıdır” ifadelerini kullandı.



"Birileri ısrarla bizim validelerimizi, kadınlarımızı yanlış anlatmaya, yanlış göstermeye çalışıyor"


Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:


“İstiklal şairimiz Akif ne diyor, ‘Ne hisli vadilerdir bizim kadınlarımız. Yazık ki anlatacak yok da yanlış anladınız. Yazık ki onları tasvir eder birer umacı. Beş on romancı, sıkılmaz beş on da maksadcı.’ Akif’in sıralamasını tamamlamak gerekirse bunlara 5-10 televizyon dizisini, 5-10 medya maydanozunu da eklemek gerekir. Birileri ısrarla bizim validelerimizi, kadınlarımızı yanlış anlatmaya, yanlış göstermeye çalışıyor. Kadını annelik vasfından ayırmak demek onun en büyük ayrıcalığını elinden almak, aynı zamanda tabi sıfatı olan öğretmenliğini de yok saymak demektir. Ülkemizde kadınlarımızın hakları, hukukları, sorunları konusunda şahsım kadar duyarlı, somut politikalar üretmiş, icraat ortaya koymuş bir başka siyasetçi, bir başka cumhurbaşkanı var mıdır bilmiyorum. Bu işi çok önemsedim. Zaman zaman en az 3 çocuk diyorum, birileri rahatsız oluyor. Rahatsız olanlar bu millete düşman oldukları için rahatsız oluyorlar. Bir milleti millet yapan ailedir. Biz bu milleti güçlü kılarsak, nüfusumuzu dinamik, genç nüfusumuzu arttıracak olursak inanın Batı bizim yükselişimiz karşısında çok kaçacak delik arar. Onlar zaten eriyor. Ama bizim güçlenmemiz lazım. Onun için nüfus çok önemlidir. Benim tahsilim ekonomi. Ekonomide başarının sırrı söylerler; insan, emek, sermaye, üretim. Bende diyorum ki hayır. Başarının sırrı sadece insandır. Sermaye insanın türevidir. Emek, tüketim, üretim insanın türevidir. İnsan varsa bunlar var. Öyleyse bunu arttırmamız lazım. Bu konuda slogandan öteye geçen hiçbir çalışması ve gayreti olduğunu duymadığımız, görmediğimiz kişilerin bizi eleştirmesini önemsemiyoruz. 15-16 yıldır ülkemiz nereden nereye geldi ortada. Rakamlar ortada. Yurt dışından liderler ülkemizi gördüğü zaman söyledikleri tek şey var, tanıyamadık diyorlar.”


Eğitimde, sağlıkta gelinen yerin ortada olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Şehir hastaneleri devreye girdiği andan itibaren Türkiye’de şehir hastaneleriyle birlikte artık millet Türkiye’ye gelecek. Onun için tıp fakültelerine ağırlık verdik. Üniversitelerimizde yoğun bir şekilde doktorlarımızı yetiştirelim, hemşirelerimizi, sağlık memurlarımızı bol yetiştirmek istiyoruz ki hastanelerde artık kaliteyi de yükseltelim, fiziki mekan tamam, insan kalitesini de yükselttiğimiz andan itibaren göreceksiniz gelinen yer burası olacak. Bizim genlerimizle bu var. Bunu başaracağız göreceksiniz” dedi.



“Çok farklı açıklamalarda bulunup dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı kendine göre içtihatta bulunan kişiler çıkıyor ortaya”


“Varoluş gayesi sadece istismar olan milletimizin ve bütün dinimizin değerleriyle hesaplaşmaktan başka hiçbir hedefi olmayan marjinalleri asla dikkate almayız” diyen Erdoğan, “Son günlerde bakıyorsunuz din adamı olarak ortaya çıkıp da ne yazık ki kadınla ilgili çok farklı açıklamalarda bulunup, dinimizde kesinlikle yeri olmayan bazı kendine göre içtihatta bulunan kişiler çıkıyor ortaya. Anlamak mümkün değil. Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar çok farklı bir zamanda yaşıyorlar. Çünkü islam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam’ı 14-15 asır öncesi hükümleriyle bugün uygulayamazsınız. Böyle bir şey yok. Onun içinde bugün İslam’ın uygulanması yer, zaman koşullar her şeyiyle değişiyor. İslam’ın güzelliği burada zaten. Şimdi birçok hoca efendi beni tefe koyup çalacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın mesele orada. İstisnaları genelleştirmek, tarihin belirli bir döneminde toplumların özel şartlarına uygulamaları, geleneksel davranışları günümüze taşımaya çalışmak sadece meseleyi sulandırmaya yarar. Halbuki biz ortada sorun olduğunu görüyoruz ve çözmeye çalışıyoruz. Eksikler olabilir, yanlış da yapılmış olabilir. Bunların iyi niyetle ve yapıcı tutumla ortaya konması halinde derhal düzeltilmesi mümkündür. Fakat sırf, var ya ‘reklamın iyisi kötüsü olmaz’ bu mantıklı popüler olmak için söylenen sözleri biz asla kabul edemeyiz. Hele hele bu tartışmayı dinimizin kavramlarıyla yürütmek sadece kadınlara değil, inanın inancımıza da dinimize de haksızlıktır. Tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi dini hususların tartışılmasında da seviyeler vardır. Kuran’a sünnete kıyasa vakıf olmayan insanlara istisnai bir takım uygulamaları anlatmaya kalktığımızda züccaciyeci dükkanına giren fil misali bir sürü başka şeyi kırıp dökmek kaçınılmaz hale geliyor. Birisi sünneti tartışıyor, öbürü icma tartışıyor. Ya bırak bu işleri. Aslolan nedir? Bizim mukaddes kitabımız Kur’andır. Kur’an’a ters değilse mesele bitmiştir” değerlendirmesinde bulundu.



“Hocalarımız ne iş yapıyorlar? Niye sessiz kalıyorlar”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:


“Farazi tartışmaları günümüz hayatının bir parçası gibi anlatmak hiç kimseye fayda sağlamak. Bu konuda görüş beyan eden herkesi dikkatle olmaya, değerlerimize zarar vermemeye kadınlarımızı da rencide etmeye davet ediyorum. Geçenlerde Diyanetten sorumlu olan başbakan yardımcıma da söyledim. Bizim Diyanet Teşkilatımızın Din İşleri Yüksek Kurulu var. Çok çok vasıflı bütün ilim dallarında yetki sahibi olan hocalarımız var. Tefsirde hadiste fıkıhta birçok. Hocalarımız ne iş yapıyorlar? Niye sessiz kalıyorlar? Sessiz kalıp bu alanı niçin bu adamlara kaptırıyorlar? FETÖ olayı da böyle oldu. FETÖ konusu da böyle oldu. Söyledik söyledik, sonunda bir şura yaptırdık. Şimdi tabi asıl konuşması gereken konuşmayınca meydan kime kaldı? FETÖ’ye kaldı. FETÖ’nün arkasından gelen maalesef tiplere kaldı. Onların da zaten vasıfları ortada. FETÖ’nün kalitesi ortada. Arkasından gidenler ona tabii olduklarına göre onlar onlardan daha da geri.”



“Sizin burada ne işiniz var?"


“Kadınlarımıza müteşekkir olduğumuz bir diğer husus da milletimizin içinden geçtiği bu kritik dönemde gösterdikleri sağlam duruştur” ifadesini kullanan Erdoğan, “Şehit annelerimizin şehitlerimizin eşlerinin evlatlarının metanetlerini gördüğümüzde geleceğe olan güvencemiz güçleniyor. Dün Çanakkale’de saçlarına kına yakıp evlatlarını cepheye gönderen anneler, bugün de aynı bilinçle, inançla evlatlarını mücadeleye savaşa uğurluyor. 15 Temmuz’da olduğu gibi askerimiz bu inançla aşkla yürüyor. Hiç çekinmiyor. Dağ taş demeden yürüyor. Böyle bir milletin ferdi böyle annelerin evladı böyle kadınların kardeşi olduğum için Rabbime binlerce kez hamdediyorum. Dün Fırat Kalkanı bölgesinde bugün Zeytin Dalı Harekatı’nı yürüttüğümüz Afrin’de terör örgütlerinden temizlediğimiz yerlerde ocakları tüttürecek, kesintiye uğrayan hayatlarını yeniden kuracak olan yine kadınlardır. Türkiye olarak Suriye topraklarında yürüyen operasyonun hedefleri bizce belli. Durmayacağız, şu ne der bu ne der bunların hiçbirisi bizi ilgilendirmiyor. Amerika, Batı. Tamam da sizin burada ne işiniz var? Bizim 911 kilometre sınırımız var. Biz devamlı tacize uğruyoruz. Sizin ne işiniz var burada? 20 tane üs kurmuşsun kuzey Suriye’de. Ne işin var? 5 bin tır silah getiriyorsun. 2 bin kargo uçağıyla silah mühimmat getiriyorsun. Kime karşı? DEAŞ’ı temizledik diyorsun, şimdi bu silahlar burada niye? Neden? Yoksa bizim için mi bunları getiriyorsun? Bak dedim şunu bilin; biz bir ölürüz, bin diriliriz ve bu yolda böyle gideceğiz. Zira bizi bu tür teknoloji, şu bu vesaire bütün bunlar korkutmaz. Bizim bu noktadaki hedefimiz başkadır. Onların füzeleri, nükleer füzeleri, insansız hava araçları her şeyleri olabilir. Bunlar bize vermiyorlardı, şimdi biz de üretmeye başladık. Diğerleri de olacak, olmayanlar da olacak. Ama bizim bunların ötesinde Allahımız var. Bu bizim için çok büyük bir zenginlik. Çünkü biz şehadete koşuyoruz, onlar nereye koşuyor bilemem" diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Dünyada kadın hakları diye ortalığı ayağa kaldıranlardan tek birinin dahi dönüp bakmadığı, sıkıntısına ortak olmadığı bu hanım kardeşlerimiz için elimizden geleni yapacağız. Biz hiçbir zaman güya eşitlik adına kadınların sırtına en ağır yükleri sararak onları metalaştıranlar gibi olmayacağız. Nisa olan insan olan kadına gerçek anlamda insan gibi muamele edilmesini sağlarken onun tüm haklarını korumak toplum ve devlet olarak boynumuzun borcudur. Hep kadınlarımızla birlikte yürüdük. Bundan sonra da mücadeleyi onlarla vereceğiz. Bizim için sadece bir gün değil her an her gün Dünya Kadınlar Günü’dür."


Programa Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve çok sayıda davetli katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Bakan Özhaseki: "Deprem bölgesinde 300 binden fazla konut inşaatı devam ediyor" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Kütahya’da AK Parti önceki dönem ve mevcut yönetim kurulu üyeleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay ve AK Parti Kütahya Belediye Başkan Adayı Kamil Saraçoğlu’nun ardından kürsüye gelen Bakan Özhakesi, deprem bölgesinde halen 300 binden fazla konut inşaatının devam ettiğini ifade etti. Özhaseki, "Son 6 Şubat’ta bile tam 18 ilimiz etkilendi. 14 milyon insan zarar gördü. 680 bin konutumuz yıkıldı. 170 bin kadar da iş yerimiz yerle bir oldu. 850 bin bağımsız birim. Dile kolay. Zarar 104 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Manevi zarar, onu ölçecek bir alet daha çıkmadı. Evleri teslim ediyoruz, hangi eve gitsek oturup çay içtiğimizde, o geceye geliyor konu. Evin sahibi biraz sonra olayları anlatmaya başlıyor hem o ağlıyor hem de biz ağlamaya başlıyoruz. Şu anda 300 binden fazla inşaatımız devam ediyor. Köylerde çelik karkastan evler yapıyoruz. Aslında yıkılan evler belki taştandı, basit evlerdi, aralarında harç bile yoktu bazılarının. Olsun Cumhurbaşkanımızın talimatı, ‘Madem o evler yıkıldı, hepsini en iyisiyle yapacağız’ dedi. Ve şimdi çelik karkastan evler yapıyoruz. Şehirlerin merkezlerini yapıyoruz bir taraftan. Bir taraftan altyapılarıyla ilgili büyük bir bütçe temin ettik. Altyapılarına başladık, gece-gündüz çalışıyoruz. 76 bin evimizi teslim ettik. Her ay bundan sonra da 10-15 bin evi vermeye devam edeceğiz" dedi. "Şimdi bütün bilim adamları diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere" Bakan Özhaseki, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirdi. Özhaseki, "Son dönemde hiç anlayamadığımız başka bir şey çıktı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı başını çekiyor. Sonra onun kuyrukları Anadolu’da devam ediyorlar. Algı belediyeciliği diyorlar. Ne oluyor algı belediyeciliği olunca? Yapmadığını yapmış gibi sunma. Olmadığı halde olmuş gibi. Beyefendi tatilde çalışıyormuş gibi yan gelip yatıyor veya İngiliz büyükelçisiyle bir yerde, restoranda yemek yiyor ama iş başındaymış gibi gösteriyor. Ne kadar ayıp bir şey ya. Bunu da belediye bütçesinden yapıyorlar. Şimdi bütün bilim adamlar diyor ki, İstanbul’da deprem gelmek üzere. Evet hepimiz takip ediyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin geçen seneki ayırmış olduğu pay, 485 milyon lira. Ama algı operasyonları için beyefendiyi övmek için, beyefendi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı veya da cumhurbaşkanı yapabilmek için tuttukları trol ordusuna verdikleri, ayırdıkları para 900 milyon lira. Bu para cebinizden çıkıyorsa bir şey demem, hoş karşılamam, bir şey demem. Eğer belediye bütçesiyse benim bir kuruşluk da hakkım varsa, haram olsun arkadaşlar. Doğru değil arkadaşlar. Bu dönemde böyle bir belediyecilik gördük. Hükümetin yaptığının üstüne yatmak, onun yaptıklarını kendi yapmış gibi anlatmak. Ya ayıptır günahtır" diye konuştu.
İzmir Hamza Dağ: “Bıkmadan, usanmadan heyecanımı tüm İzmir’le paylaşacağım” Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, “‘Gelin projelerle tartışalım’ dedik. Onlar anlamıyorlar, başka işlerle uğraşıyorlar. Ancak ben bıkmadan, usanmadan, sokak sokak, meydan meydan projelerimi anlatmaya, heyecanımı tüm İzmir’le paylaşmaya devam edeceğim” dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, Selçuk’ta düzenlenen mitinge katıldı. Dağ’a binlerce hemşehrisinin yanı sıra, AK Parti İzmir milletvekilleri Şebnem Bursalı ve Mehmet Muharrem Kasapoğlu, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Cumhur İttifakı Selçuk Belediye Başkan Adayı Dahi Zeynel Bakıcı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti Selçuk İlçe Başkanı Hakan Bayraklı ve MHP Selçuk İlçe Başkanı Nuri Yılmaz da eşlik etti. “İzmir kararını vermiştir” Hamza Dağ, 2 ayı aşkın süredir İzmir’in her yerinde hemşeriyle kucaklaştığını belirterek, “Ben, İzmir’imizde artık şunu net bir şekilde görüyorum. 31 Mart için İzmir kararını vermiştir. Bugün de görüyorum ki Selçuk kararını vermiş. Hemşehrim İzmir’in, Selçuk’un her sokağına hizmet istiyor, proje istiyor. İnşallah biz bu hizmetleri de projeleri de şehrimize kazandıracağız” ifadeleri kullandı. “Tek gündemimiz İzmir” Bugüne kadar hiç kimseyi ötekileştirmediğini vurgulayan Dağ, “Bundan sonra da ötekileştirmeyeceğiz. Hiç kimse bizim nezdimizde ayrımcılığa maruz kalmamıştır, kalmayacaktır. Kimse bildiği işin dışında başka bir iş yapmak zorunda kalmayacaktır. Belediye başkanına ne için oy verilir? ‘Eser üretsin, hizmet getirsin, yatırım yapsın, sorunları çözsün.’ Evet; bizim tek gündemimiz İzmir, mesaimizin tamamı bin 294 mahallemiz her sokağında, hanesinde geçecek. İzmir’de istişareyi, ortak aklı merkeze alacağız. İzmir’de tüm projelerimi beraber hazırladık, beraber hayata geçireceğiz. Sorunlara anlık değil sürdürülebilir çözümler üreteceğiz” diye konuştu. “Bıkmadan, usanmadan heyecanımı tüm İzmir’le paylaşacağım” Seçim çalışması süresince 4 önemli lansman yaptığını vurgulayan, Selçuk için yapacaklarına da değindi. Hamza Dağ, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Gelin projelerle tartışalım’ dedik. Onlar anlamıyorlar, başka işlerle uğraşıyorlar. Ancak ben bıkmadan, usanmadan, sokak sokak, meydan meydan projelerim anlatmaya, heyecanımı tüm İzmir’le paylaşmaya devam edeceğim. İzmir’in, Selçuk’un tarihi dokusunu, kültürel mirasını, asırlara sari olan medeniyet birikimini koruyacağız. Selçuk tarımıyla, turizmiyle bereketli ilçelerimizdendir. Bizler de oluşturacağımız eser ve hizmet ekosistemiyle destek olarak parlayan bir yıldız olmasını sağlayacağız.” Miting, Selçuk Belediye meclis üyesi adaylarının tanıtımıyla sona erdi.
Edirne Edirne’de gastronomi yolculuğu başladı Edirne Valiliği, gastronomi turizminin gelişimine katkı sağlamak amacıyla Osmanlı Saray Mutfağı lezzetlerini kitaplaştırılarak gelecek nesillere aktarılacak. Edirne Valiliği tarafından “Topraktan Tabağa Edirne Yöresel Yemekleri Kitabı” tanıtımı iftar programı düzenlendi. Edirne’de valilik öncülüğünde önemli bir projeye imza atıldı. Proje çerçevesinde "Topraktan Tabağa Edirne Yöresel Yemekleri" kitabı oluşturulacak. İftariyelikler, ara sıcaklar, çorbalar, ana yemek, tatlı ve içecekler geçmiş lezzetlere göre sunumla hazırlandı. Tabaklar süslendi, masalar hazırlandı. Ezanın okunmasının ardından oruçlar açıldı. Yemeğin ardından ise duaya geçildi. Devecihan Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar menüsünde geçmişten günümüze gelen lezzetler arasında yer alan bademli terbiyeli tavuk çorbası, ballı gemici böreği, taş kebabı- sarımsaklı pilav, zerde ve ayva şerbeti yer aldı. Geçmişten günümüze gelen ve unutulmaya yüz tutmuş Rumeli, Balkanlar ve Osmanlı Saray Mutfağında yer alan lezzetlerin gelecek kuşaklara aktarılması ve tanıtılması için önemli bir proje çalışmasına imza atıldı. Proje çerçevesinde 87 farklı çeşidin yer alacağı bir kitap oluşturulacak. Edirne’nin kadim ve Osmanlı’ya başkentlik yapmış sultanlar şehri olduğunu söyleyen Vali Yunus Sezer, aynı zamanda balkanlardan gelen insanların yerleştiği ve kendi kültürlerini yaşattığı da bir şehir olduğuna değindi. "Hem Balkan hem de Osmanlı saray mutfağı lezzetleri yaşatılacak" Hem Balkan hem de Osmanlı saray mutfağının yaşatıldığı Edirne’de çok anlamlı bir ilke imza atıldığını söyleyen Vali Yunus Sezer, "Gelecek nesiller Edirne mutfağında neler var diye baktığı zaman ellerinde bir kitap ve kaynak olacak. Bizim somut varlıklarımızın yanı sıra kültürel zenginliklerimiz de çok önemli. Çok büyük emek var. Hem Rumeli hem de saray mutfağına ait 87 çeşit farklı lezzet var. Bunların bir kitapta buluşması çok önemli. Şeflerimiz kendi illeri için farklı bir şey yapmak istiyorlar. Yaklaşık 1 buçuk aydır çalışmalar devam ediyor" dedi. Gastronomi anlamında çok önemli faaliyetler yürütmüş parmakla gösterilen iller olduğunu söyleyen Vali Sezer, "Biz büyük bir hazine üzerinde duruyoruz. Ama kendimizi anlatmakta zorluk çekiyoruz. Bizim bir tava ciğerimiz, bir de ciğer sarmamız var. Dışarıdan insanlara sorduğumuzda neyimiz var diye ’Bir gelip ciğerinizi yeriz’ diyorlar. Bu güzel bir şey aslında. Ama bunun yanına ne koyabiliriz? Bunun üzerinde çalışıp Rumeli Saray ve Osmanlı mutfağını günümüzle uyarlayıp nasıl yaşatabiliriz bunun peşindeyiz" şeklinde konuştu. "Edirne’nin parlayan yıldız olmasını istiyoruz" Edirne’nin her konuda balkanların ve Türkiye’nin parlayan bir yıldızı olmasını istediklerini belirten Vali Sezer, "Bunu da sanayide, ticarette, turizmde, gastronomide eğitimde aktivitelerle birlikte başarmamız lazım. İçinde saray ve Rumeli mutfağının da olduğu birkaç yemeği ve menüyü tava ciğerin yanına ekleyebilirsek zenginleştirebiliriz" ifadelerine yer verdi. Festivallerin yanı sıra marka aday olabilecek lezzetleri de sunabilecekleri bir yerin olmasının çok önem taşıdığını belirten Vali Sezer, "Bunu başarırsak herkes restoranında alternatif bir ürün sunmak isteyecek. Bunu da hazırlanan projelerle hayata geçireceğiz. Valilik olarak bunu yapıp özel sektöre devrederiz. Buna biz öncü oluruz" diye konuştu. "3 hedefe inşallah hep birlikte ulaşacağız" Önlerinde 3 hedef olduğunu ve buna şeflerle birlikte ulaşacaklarını belirten Vali Sezer, birincisinin bu kitabı hazırlamak ve basıp yayınlamak, ikincisinin gastronomi festivalleri düzenlemek üçüncüsünün de bu markalaştırılan yemeklerin daimi sunulacağı tarihi bir yer yapmak olduğunu ifade etti. "Edirne gastronomide de büyük zenginliğine sahip" Edirne’nin tarihi ve kültürel mirasının yanı sıra gastronomi anlamında da büyük zenginliğe sahip olduğunu söyleyen İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, düzenlenen iftarda saray, Rumeli ve Balkan mutfağından lezzetlerin yer aldığı bir menü hazırladıklarını aktardı. İftar programına, Vali Sezer ve eşi Canan Sezer, Vali Yardımcıları Erdoğan Beypınar ve Eyyüp Batuhan Ciğerci ile eşleri, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, şefler, gastronomi yazarları ve basın mensupları katıldı. Devecihan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen iftar programı toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.