POLİTİKA - 08 Kasım 2019 Cuma 14:13

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Mektubu Trump’a takdim edeceğim”

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Mektubu Trump’a takdim edeceğim”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sayın Trump 13 Kasım ziyareti için ‘iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sayın Trump 13 Kasım ziyareti için ‘iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dedi. Biz de bu iyi hazırlığa karşı kendimiz de iyi bir hazırlık yapıp gideceğiz. Temennim odur ki gerçekten başarılı bir ziyaret olur” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı’nın başladığı gün ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine gönderdiği mektubu kendisine takdim edeceğini de söyledi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan ziyareti dönüşünde açıklamalarda bulundu. Macaristan ziyaretine ilişkin bilgi veren Erdoğan, “Budapeşte’de gerçekleştirdiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısında Macaristan’la siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerimizi ve Suriye başta olmak üzere bölgesel konuları ele aldık. 2018’de 2,5 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi 6 milyar dolara ulaştırma konusunda irade beyanında bulunduk. Sayın Cumhurbaşkanı Janos Ader ve Başbakan Viktor Orban ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdik. Toplam 10 anlaşma imzaladık. Bu anlaşmalar stratejik ortaklığımızın ahdi zeminini güçlendirecek ve bize yeni fırsat kapıları açacaktır. Macaristan AB ülkeleri içerisinde bizi en iyi anlayan ve birçok konuda her zaman yanımızda olan bir ülke. Bunu 15 Temmuz ve Barış Pınarı Harekatında da gösterdi. Sayın Başbakan Orban, birçok uluslararası toplantıda net tavrını ortaya koydu. Macaristan Türkiye’nin AB’nin güvenliği ve bölgenin istikrarı için oynadığı kilit rolün farkında olan bir ülke ve NATO’da da bizim stratejik ortağımız. Maalesef Avrupa’da ufuk daralmasına, stratejik aklın devre dışı kaldığına ve Türkiye’ye karşı ön yargılı tavırların sergilendiğine şahit oluyoruz. Bunun en son örneğini Barış Pınarı Harekatına yönelik tepkilerde açık bir şekilde gördük. Biz haklı davamızı her platformda anlatmaya devam edeceğiz. Macaristan’ın AB üyelik sürecimize destek vermesini önemsiyoruz. NATO’da da güçlü bir işbirliğimiz var. FETÖ ile mücadele konusunda önemli mesafe aldık. Maarif Vakfı burada önümüzdeki yılın Eylül ayında eğitim öğretime başlayacak şekilde planlamasını yapmış vaziyette. TİKA tarafından restore edilen Gülbaba Türbesini geçen yıl açmıştık. Açılıştan bu yana 70 bin ziyaretçi uğramış. Bu ziyaretimizde de Osmanlı minyatür sanatı ile alakalı Okçular Vakfının bir sergisini açma ve gezme fırsatını bulduk. Bunlar Macar halkı ile olan tarihi bağlarımızı geleceğe taşımamıza imkan sağlayacaktır. Ayrıca 15 Türk, 15 Macar işadamıyla yaptığımız toplantıda gerek ikili gerekse üçüncü ülkelerle yapılabilecek yatırımları gözden geçirdik. Bu temaslarımızda, Macaristan’ın Barış Pınarı Harekatına verdiği destekten duyduğumuz memnuniyeti de ifade ettik. Pek çok ülke haklı olduğumuzu biliyor, bazıları ise oyunları bozulduğu için rahatsız oluyor” ifadelerini kullandı.


“Trump, 13 Kasım ziyareti için iyi bir hazırlık yaptıklarını söyledi”


ABD Başkanı Donald Trump ile önceki akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, bu telefon görüşmesinden sonra 13 Kasım 2019 tarihinde ABD’ye gitme kararını verdiklerini kaydederek, “Arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız değerlendirme sonucunda, bu ziyaretin önemli olduğunu ve bu ziyaretle Barış Pınarı Harekatının şu an geldiği noktayı yüz yüze değerlendirmenin faydalı olacağına inandık. Bunu zaten Sayın Trump’la telefon görüşmemizde kendisine de ifade ettik. Ayın 13’ünde bugüne kadar ele aldığımız ve almadığımız birçok konuyu yüz yüze görüşmenin faydalı olacağına inandık. Tabi ki Suriye’de güvenli bölge ve mültecilerin kendi topraklarına geri dönüşü konularını masaya yatıracağız. Gerek S-400, gerek F-35, gerek 100 milyar dolarlık ticaret hacmi meselelerini ele alacağız. FETÖ ile mücadele ve Halkbank konusunu da görüşeceğiz. Malum, Pence’in Pompeo ile gelişinde 120 saat içerisinde teröristlerin bölgeyi terk etmesi konusunda mutabık kalmıştık. Şu ana kadar bunlar bölgeyi terk etmiş değiller. Aynı şekilde Rusya ile yaptığımız Soçi mutabakatında da 150 saat içinde teröristlerin bölgeyi terk etme sözü vardı. Onlar da bunu yerine getirmediler. Burada birçok sıkıntıyı yaşamaya devam ediyoruz. ABD ile stratejik ortaklığımıza sığmayacak bazı gelişmeler bizi ciddi manada rahatsız etmektedir. Bunu aşabilmek için de bu ziyaretin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle sözde Ermeni yasa tasarısı ve yaptırım tehditleri ile bizi yıldırmaya çalışma gayretleri var. Sayın Trump’ın da bunun farkında olduğunu önceki akşamki telefon görüşmesinde de hissettim. ‘Bugüne kadar bu nasıl oldu?’ diye sordu. Bu soru üzerine ben de ‘Ben bugüne kadar oğul Bush ve aynı şekilde Obama ile de çalıştım. Şimdi de sizinle çalışıyorum. O dönemlerde onlar bu işi komisyona havale ederlerdi ve komisyondan dönerdi. Şimdi ise komisyonu by-pass ettiler ve kongreye gönderdiler. Direkt böyle bir durumla karşı karşıyayız’ dedim. Kendisi ‘Ben bunu inceleyeceğim ve arkadaşlarla konuşacağım’ dedi. Kendisinin şu ifadesi de manidardı; ‘13 Kasım ziyareti için iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dediler. Biz de bu iyi hazırlığa karşı kendimiz de iyi bir hazırlık yapıp gideceğiz. Temennim odur ki gerçekten başarılı bir ziyaret olur. Bu ziyaretle de hayırlısıyla oradan döneriz” açıklamasını yaptı.


“Devriyeler devam edecek”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun, “Macaristan’a giderken havaalanında yaptığınız basın toplantısında hem Rusya hem de ABD ile varılan mutabakatın sahaya yansıması konusunda olumsuz bir tablo çizdiniz. Teröristlerin üzerinde mutabakat sağlanan alanlardan çekilmediğini ve saldırıların devam ettiğini görüyoruz. Rusya’nın daha önce de ABD’de görmeye alıştığımız bir oyalama taktiği içine girdiği konusunda bir kuşkunuz var mı yoksa bu kuşkular için erken mi? Eğer mutabakat gerçekleşmezse, beklentiler karşılanmazsa operasyon seçeneği Türkiye açısından hala masada mı?” sorusuna şu cevabı verdi:


“Malum şu anda Rusya, rejim güçleri ile beraber hareket ediyor. Rejim güçleri ile hareket ederken de belli yerlerde terör örgütü PKK-PYD-YPG ile bağlantısı var. Bu bağlantı şu anda da aynı hızla devam ediyor. Mesela daha başından beri ABD’nin bize verdiği söz vardı; ‘Münbiç’ten terör örgütlerini çıkartacağız’ dediler. Ne kadar zamanda? 90 günde. 1,5-2 sene oldu, hala terör örgütü orada. Şu anda da çıkmış değil. Biz ne olup bittiğini tüm istihbaratımızla biliyoruz. Aynı şey Ayn el-Arab’da da var. Burası Obama döneminden beri terör örgütlerinin cirit attığı ve bu haliyle Obama yönetiminin kutsadığı bir yerdi. Ayn el-Arab’ın ismi sonra Kobani’ye çevrildi. Buranın halkından yaklaşık 350 bin kişi terör örgütünden kaçıp ülkemize sığındı. Ağırlıklı olarak da bizim Suruç’a yakın bölgedeler. Ayn el-Arab’dan gelen Kürtlere de biz bakıyoruz. Barınmadan yeme-içmeye ve sağlığa kadar her ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu gerçeğe rağmen bazıları hala ‘Türkiye Kürtlere karşı’ diye yalan yayıyorlar. Kürtlerin temsilcisi olduklarını söyleyenlerin hiçbirinin bunlara vermiş olduğu herhangi bir destek asla söz konusu değil. Biz veriyoruz. 3 milyon 650 bin mülteciye de yine aynı şekilde her şeyiyle biz bakıyoruz. Bunların kahir ekseriyeti Arap. Bunların yanında bir miktar da Hristiyan, Keldani, Arami, Ezidi var. Mesela Arap Ligi toplantı yapıyor ve Türkiye’ye karşı tavır takınıyor. Bu Arap Ligi’nin mensuplarına sormak lazım; ‘Siz Türkiye’ye karşı bu tavrı takınıyorsunuz da peki Türkiye’deki ağırlıklı olarak Araplardan oluşan bu mültecilere karşı bir kuruş desteğiniz oldu mu? Buradaki STK’lara veya Türkiye’ye herhangi bir destek gönderdiniz mi?’ Yok. Onların da yaptığı en ufak bir yardım, destek söz konusu değil. Bütün yapılanları 40 milyar doların üzerindeki harcamayla biz gerçekleştiriyoruz. Burada AB de sözünü tutmamıştır. 2015 yılında 3 milyar avro vereceklerdi. Oralarda kaldılar. Kendileriyle konuştuğumuz zaman ‘verdik, veriyoruz’ gibi ifadelerle aldatmacaları oynuyorlar. Bunların birbirinden farkı yok. Gelelim şimdi bizim kontrolümüzde olan Tel Abyad ve Rasulayn’a. Tamamen bizim kontrolümüzde olan bu bölgenin uzunluğu 120 kilometre, derinliği 30-32 kilometre. Diyoruz ki destek verecekseniz burada süratle bir mülteciler şehri veya bir pilot bölge yapalım. Biz proje çalışmalarına varana kadar hazırlık yaptık. Görüştüğüm bütün liderlere de bunları anlatıyorum. Tel Abyad ve Rasulayn bölgesinde kontrolümüz devam ediyor. Ancak Resulayn’ın güneyinde Tel Tamer bölgesi var. Burası terör örgütünün bulunduğu bir yer. Terör örgütü rahat durmuyor ve oradan sınırlarımızı sürekli taciz ediyor. Aynı şey Münbiç’te var. Aynı durum Ayn el-Arab çevresinde var. Burada yine PKK-PYD-YPG en ufak fırsatı bulduğunda bunu yapıyor. Mesela dün sabah Tel Tamer bölgesinde Suriye Milli Ordusu’na karşı terör örgütleri saldırıda bulundu ve 11 kişi şehit oldu. Tabi onlar da bunu karşılıksız bırakmadılar. Onlar da 10’un üzerinde terörist öldürdü. Mücadele bu şekilde kararlılıkla devam ediyor. ABD ziyaretimizde bunların hepsini kendileriyle paylaşacağız. Ancak Resulayn’ın doğusundan Kamışlı’ya doğru ABD askerleri terör örgütü ile devriye yaptılar. Biz de Rusya ile devriyemizi 2 kez gerçekleştirdik. Şu anda bunlar da devam ediyor ve edecek.”


“Son terörist bölgeyi terk etmedikten sonra biz bu işi bırakmayız”


“Bu durumda Barış Pınarı Harekatı devam edecek diyebilir miyiz?” sorusuna karşılık Erdoğan, “Kesinlikle. Burada son terörist bölgeyi terk etmedikten sonra biz bu işi bırakmayız. Bu işin bir boyutu. İkinci olarak, diğer ülkeler buradan çıkmadıktan sonra biz buradan çıkmayız. Biz Suriye’nin birliğine, beraberliğine ve bütünlüğüne taraftarız. Asla parçalanmasını da istemeyiz. Eğer diğer ülkeler de buna taraftarlar ise kendilerinin de bunu ispat etmeleri lazım. Onlar ispat edecekler ki bizden de bunun ispatını istesinler. Bunların hiçbirinin burada sınırı yok ama bizim burada sınırımız var. En batıdan aldığımız zaman en doğuya kadar sadece 911 kilometre Suriye sınırı var. Oysa burada ne Rusya’nın ne ABD’nin ne de İran’ın sınırı var. Sadece Irak’ın biraz sınırı var. Bizim Adana Mutabakatı gibi bir belgemiz var. Bu terör örgütleri temizlenmedikçe, Adana Mutabakatının bize vermiş olduğu yetkiyle buradaki duruşumuzu aynen devam ettireceğiz” dedi.


“DEAŞ elebaşının çok sayıda aile üyesini Azez’de ele geçirdik”


“DEAŞ ile mücadele noktasında önemli rakamlar açıkladınız. Bununla birlikte Bağdadi’nin ailesine yapılan operasyon var. DEAŞ’la mücadele noktasında Türkiye ciddi bir aksiyon ortaya koyuyor fakat batı medyası bunu görmezden geliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bununla birlikte Türkiye elindeki DEAŞ’lı teröristleri ne yapacak? Yargılamaları süreci nasıl olacak? Avrupalı DEAŞ’lıları nasıl geri gönderecek?” sorusuna ise Erdoğan, “Bu konu ile ilgili de biz üzerimize düşen sorumlulukları açık ve net yerine getirdik. Bugüne kadar 7 bin 600 yabancı teröristi yakaladık ve bunları ülkelerine geri gönderdik. Suriye’de DEAŞ’a katılmak üzere tespit ettiğimiz Türk vatandaşlarını, eşlerini ve çocuklarını geri alıyoruz. Burada bu şahıslar arasında hakkında terör bağlantılarına dair delil olanları adli sürece tabi tutuyoruz. Bunları yargılıyoruz. Çocuklarla ilgili olarak da onların yaşadıkları travmayı atlatabilmeleri, en sağlıklı ortamda rehabilite edilmeleri için ilgili tüm kurumlarımızı da devreye sokuyoruz. Burada bizim için en önemli konu şu. Son rakamlar doğrultusunda, sınır dışı edilenlerin sayısı 7 bin 550. Hapishanelerimizde bin 201 militan var. Suriye’deki DEAŞ kamplarından kaçıp ülkemiz tarafından yakalanan ve tekrar hapishaneye konulanların sayısı 287. Fırat Kalkanı Harekatında 3 bin 500 DEAŞ’lı etkisiz hale getirildi. Biz şimdi DEAŞ elebaşının çok sayıda aile üyesini Azez’de ele geçirdik. Bunların sorgulanma süreci devam ediyor. İddialı bir şekilde söylüyorum, dünyada Türkiye gibi DEAŞ’la mücadele veren ikinci bir ülke yok” cevabını verdi.


“Mektubu Sayın Trump’a takdim edeceğim”


Bir gazetecinin, “ABD seyahatiniz çerçevesinde, PKK-YPG-SDG’nin komutanı olarak lanse edilen ve Türkiye tarafından iadesi istenen, ayrıca Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan Mazlum Kobani adlı terörist ile ilgili Trump’la görüşmenizde masada neler olacaktır?” sorusuna yönelik Erdoğan, şu açıklamada bulundu:


“Bunları biz Sayın Trump’a daha önce de söyledik. Terör örgütünün Mazlum Kobani diye ad taktığı Ferhat Abdi Şahin isimli terörist PKK terör örgütünün elebaşlarından bir tanesi. Biz önceki akşamki görüşmemizde Sayın Trump’a dedik ki ‘ne yazık ki siz böyle bir kişiyle bir araya geliyorsunuz. Böyle bir kişi ile bir araya gelişinizi biz kınıyoruz.’ Elimizde malum mektup var. Bu mektubu ben Sayın Trump’a takdim edeceğim. Siz bana bu mektubu bu adamın arabulucu olmasını düşünerek gönderdiniz. Benim size söylediklerim belli. Dedim ki ‘Ben böyle bir teröristi veya terör örgütünü muhatap almam.’ Bunun üzerine kendisi ‘Pence’i göndereceğim’ dedi. Ardından Pence’i, Pompeo ve O’Brien da yanında olmak üzere bize gönderdi. Bir gün öncesinde arkadaşlarımız O’Brien ile görüşmeler yaptılar. Sonra da ikinci gün Pence ve Pompeo geldi. Ben Pence ile ikili görüşme yaptım. İkili görüşmeden sonra heyetler arası görüşmemize girdik ve 120 saat kararını orada mutabakat metni içerisine koyduk. Neler olacak, neler yapılacak hepsini o metinin içerisinde kamuoyuna açıkladık. Şu anda da bu yürürlükte. Ferhat Abdi Şahin denilen adamın birçok terör saldırılarında rol aldığını biliyoruz. Bu kişi 2005 yılında İzmir Çeşme’deki bombalı saldırıda, 2005 yılında Aydın-Kuşadası’ndaki bombalı saldırıda, 2006 yılındaki Antalya-Kalekapısı’ndaki bombalı saldırıda, 2008 yılında İstanbul-Güngören’deki bombalı saldırıda, Mersin-Adana yolundaki intihar saldırısında, aynı yıl Hakkari Şemdinli’deki karakol saldırısında var. 2009 yılında Tokat-Reşadiye saldırısında, 2010 yılında Hakkari-Şemdinli üs bölgesine saldırıda, aynı yıl İstanbul-Taksim’deki intihar saldırısında var. 2011 yılındaki Diyarbakır-Silvan, Hakkari-Çukurca ve Ankara saldırılarında da var. 2012 yılındaki Gaziantep saldırısında var. Adamın olmadığı yer yok. Sayın Başkan’a mektupla birlikte bu bilgileri takdim edeceğiz. Buna karşı bizim tavrımızın neden böyle olduğunu ve konu ile ilgili atmamız gereken adımlarımızın bitmediğini aktaracağız. Biz bunların başlarına da ödül koyduk. Cemil Bayık, Duran Kalkan, Murat Karayılan vesaire. Biz terör devleti kurmaya yönelik oyunu bozduk. Güney sınırımızı birilerinin hatırına feda edemeyiz.”


“Cumhurbaşkanı olarak burada yorum yapmayı doğru bulmam”


Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trump göreve geldiğinde Obama’nın siyasetini devralmak zorunda olmakla karşı karşıya kaldı ve müesses nizam ile bunu her defasında yaşadı. S-400’le ve YPG vesaire. Şimdi bu Türkiye açısından anlaması için Trump’a imkan sağlaması ve ilan etmesi en azından diyalog kanalları açısından. Şimdi Trump’ın azli ile ilgili bir süreç başladı. Bu sürecin Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Aslında bu konuya girmek istemem. Çünkü şu anda bu ABD’nin kendi iç meselesi ve bu meselesinin çıkış tarihi de anlamlı. Çünkü ABD bir seçime gidiyor ve bu seçime giderken bu mesele gündeme geldi. Seçimden bu yana yaklaşık 3 yıl geçti. 3 yıl boyunca böyle bir şey niçin gündemde yok da şimdi gündeme geliyor? Burada bir plan var, proje var. Şimdi o proje devreye girmiş oluyor. Böyle bir iç meseleden dolayı bir stratejik ortak olarak ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak burada yorum yapmayı doğru bulmam” yanıtını verdi.


“Bu pişirip pişirip önümüze getirdikleri bir yemek”


Bir gazetecinin, “Geçen hafta ABD’ye gidip gitmeme konusunda bir soru işareti olduğunu söylemiştiniz. Bu soru işareti dünkü telefon görüşmesinde anladığımız kadarıyla giderildi. Bu nasıl giderildi? Sayın Trump ne dedi ve görüşünü değişti? O görüşmede sizin masaya koyacağınız ilk başlık hangisi?” sorusuna Erdoğan, şu cevabı verdi:


“Önceki akşam, yapacağımız görüşmeye ilişkin bazı ipuçlarını Sayın Trump’tan aldım ancak yüz yüze görüşmeyi yaptığınız zaman çok daha farklı ipuçlarının ortaya çıkacağına inanıyorum. Ben çok önemsemiyorum. Bunlardan bir tanesi diyelim sözde Ermeni soykırımı. Bu artık bizim için pişirip pişirip önümüze getirdikleri bir yemek oldu. Bıkkınlık veriyor. Bunu da kendilerine ifade edeceğiz. Bunun tadı tuzu yok. Kendisi hatta şöyle bir ifade kullandı; ‘Buna soykırım değil de savaş desek nasıl olur?’ dedi. Ben de şu cevabı verdim; ‘Bir defa karşımızda bir devlet yok. Böyle bir şey de aramızda zaten söz konusu değil. Bu bir zorunlu göç meselesiydi. Bunda da bazı sıkıntılar yaşandı. Şu bizim bir Van Gölümüz var. Bu gölümüzde bir Akdamar Adası ve Kilisesi var. Biz devlet olarak buranın restorasyonunu yaptık. Şu anda her yıl Ermeniler gelir, orada yıllık ayinlerini yaparlar. Kaldı ki şu anda Türkiye’de 100 bine yakın Ermeni var. Bunların içerisinde benim resmi vatandaşım olan Ermeniler var. Bir de vatandaş olmadığı halde bize sığınmış olan Ermeniler var. Türkiye’den ABD’ye göç etmiş olan Ermeniler de var. Şu anda Türkiye’deki dini azınlık gruplarını temsil eden 17 kişi New York’ta bir Yahudi fotoğraf sanatçımızın Akdamar Kilisesi ile ilgili fotoğraf sergisini açmak üzere bulunuyor. Dolayısıyla her şey size anlatıldığı gibi değil. Türkiye’de Patrik adayı olan Ermeni vatandaşımızın yaptığı açıklamalar çok manidardır. Ben onu Sayın Pence’e de verdim. Bunun dışında diğer dini azınlıkların Barış Pınarı Harekatı ile ilgili yaptıkları destek açıklamaları var. Yine bu açıklamaları da Pence’e verdik.’ Tabi merakla bizim yine bunlarla ilgili anlatacaklarımızı bekliyorlar. Bunlar önem arz ediyor. Tüm bunların yanında S-400, F-35, Patriot konusu da görüşeceğimiz konular içerisinde.”


“Kırgınlık nasıl olmasın”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak’ta 2003’den beri ilk defa bu denli büyük protesto gösterileri ile karşılaşıyoruz. Gösteriler Şiilerin yoğun olduğu Basra ve Kerbela gibi şehirlerde ve İran’a yönelik protestolar. Son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye-İran ve Bağdat Merkezli ilişkilerimizi nasıl etkiler? Yine bizim TSK’nın Kandil’deki operasyonları Irak’taki bu durumdan dolayı sekteye uğrayabilir mi?” sorusuna karşılık, “Biz Pençe 1-2-3 harekatlarımızı aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Burada herhangi bir aksama eksilme söz konusu değil. Bunu sonuna kadar da götüreceğiz. Sincar ise Sincar, Kandil ise Kandil Aynen devam edeceğiz. Ama şunu açık ve net söylüyorum; burada özellikle Irak’taki bu ayaklanmaların arkasında kimler yatıyor? Biz kimler tarafından yapılabileceği veya yapıldığına yönelik tahminde bulunuyoruz. Tabi bunun İran’a sirayet etme noktasındaki durumlarını da tahmin ediyoruz. Çünkü dert İslam dünyasını bölmek, parçalamak ve birbirine düşürmek. Düşünün bizim aleyhimizde Irak’tan karşı açıklamalar geldi. Son dönemde Neçirvan Barzani olumlu, güzel bir açıklama yaptı. Ama İran’dan bile olumsuz açıklamalar geldi. Bizim Barış Pınarı Harekatımızı tasvip etmediklerini söylediler” ifadelerini kullanırken, “Kırgınlık var herhalde” sorusuna ise, “Olmaz olur mu? Nasıl olmasın. Bu kadar zamandır vatandaşlarımızı, insanımızı teröristler sivil ve asker demeden şehit ediyorlar. Elimiz bağlı kalacak halimiz yok. Gereği neyse gereğini yapmamız lazım. O zaman biz niye devletiz? O zaman bunca Silahlı Kuvvetler mensubunu niye biz güçlü tutmaya çalışıyoruz? Suriye Milli Ordusu mesela Kim bunlar? Kılıçdaroğlu’na göre terörist. Bana göre değil. Onlar anlı şanlı, benim askerimle el ele, kol kola, omuz omuza orada kendi topraklarını savunan gerçek manada diriliş mücahitleridir. Ama bay Kemal’e sorarsan Suriye Milli Ordusu terörist. Sen nasıl dersin bunu? Sen böyle bir şeyi söyleyeceksen öbür tarafta bir tane malum terör örgütlerinin başında olan güç var, onun için söyle” dedi.


“Barış Pınarı Harekatı’nda yanımızda yer almadılar”


Bir basın mensubunun, “Salı günü grup toplantısında ‘Dostlarımız daha evvel hava savunma sistemlerini söküp götürdüler’ ifadesini kullandınız. Yeni süreç sizce NATO parametlerini, algılarını dönüştürür mü, değiştirir mi?” sorusuna Erdoğan, “3-4 Aralık’ta Londra’da NATO Liderler Zirvesi olacak. Orada bu konuları çok açık ve net gündeme getirmeyi planlıyorum. İlla savaş olduğu zaman mı NATO devreye girer? 5. Madde savaş olduğunda mı devreye girer? 5. Madde terörle mücadele esnasında devreye girmeyecek mi? Ben bunu Stoltenberg’e sordum. Şu ana kadar NATO en ufak bir adım atmadı. Hiçbir AB üyesi ülke Barış Pınarı Harekatı’nda yanımızda yer almadı. En ufak olumlu açıklamaları yok. Bunlar sadece ‘Doğu Akdeniz’de petrol arama işlerinde Türkiye’yi nasıl engelleriz?’ gayreti içindeler. Nerede petrol var bunun gayreti içindeler. Biz böyle bir derdin peşinde değiliz. Bizim bütün derdimiz şu anda Suriye ile ilgili olarak, bu ülkenin birlik, beraberlik ve bütünlüğüdür. Onun için de yaptığımız tüm çalışmalar, tüm müdahaleler ona yöneliktir. Temenni ederiz ki bunu inşallah süratle, kısa zamanda neticeye ulaştırırız” cevabını verdi.


“Cumartesi Putin ile telefon görüşmemiz olacak”


Son olarak, “ABD askerlerinin petrol alanlarının etrafında kümelendiği görülüyor. Alandan çekilme vaatlerine rağmen özellikle petrol alanlarında görünmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık Erdoğan, “Ben ağırlıklı olarak açıklamalarımda Sayın Trump’ın ifadelerine dayalı olarak konuşuyorum. Sayın Trump’ın altındaki emir-komuta zinciri içerisinde, yani memur sıfatında olanların ağzına bakmıyorum. Trump’ın ağzına bakarak konuştuğum zaman Trump çekilecekler veya çekiliyoruz dediği için değerlendirmemizi böyle yaptık. Ama ondan sonra yaptığım iki telefon görüşmesinde de tüm bu gelişmeleri kendisi ile paylaştım. Kendileri de bu konunun üzerine eğileceğini söyledi. En sonunda Pence ve Pompeo’yu buraya gönderdi. Şu anda bizim heyetlerimiz Ruslarla da görüşüyor. Yine devam ediyoruz. Önceki akşam Trump ile görüştüm. Cumartesi de Sayın Putin ile telefon görüşmemiz olacak. Oradan da görüşmelerde bilgilerimizi alalım ki, ayın 13’ünde yapacağımız görüşmelerin altyapısını oluşturmuş olalım” açıklamasını yaptı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türk Telekom’dan 2023’te 25,8 milyar TL yatırım 2023’te konsolide gelirlerini yıllık bazda yüzde 9,6’lık artışla 100,2 milyar TL’ye yükselten, toplam 25,8 milyar TL yatırım gerçekleştiren Türk Telekom 2024’te ise operasyonel gelirlerinin yaklaşık yüzde 11-13 aralığında büyüyeceğini, konsolide FAVÖK marjının yüzde 36-38 aralığında ve yatırım harcamalarının satış gelirlerine oranının yüzde 27-28 aralığında olacağını öngörüyor. Türk Telekom, 2023 yılının finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Dördüncü çeyrek performansıyla konsolide gelirleri yıllık bazda yüzde 9,6 artışla 100,2 milyar TL’ye yükselen Türk Telekom’un FAVÖK’ü 33,5 milyar TL, FAVÖK marjı ise yüzde 33,5 olarak gerçekleşti. Türk Telekom’un 2023 yılı net karı 16,4 milyar TL olurken, toplam yatırım harcamaları 2023’te yıllık yüzde 7,4 arttı ve 25,8 milyar TL’ye yükseldi. Türk Telekom 2024’te ise operasyonel gelirlerinin yaklaşık yüzde 11-13 aralığında büyüyeceğini, konsolide FAVÖK marjının yüzde 36-38 aralığında ve yatırım harcamalarının satış gelirlerine oranının yüzde 27-28 aralığında olacağını öngörüyor. Türk Telekom’un 2023 yıl sonunda toplam abone sayısı 52,9 milyon olurken, Türkiye’nin her köşesinde yüksek hızlı internet sunma amacıyla sürdürdüğü çalışmaların sonucunda, fiber ağının uzunluğu yıl sonu itibarıyla 437 bin kilometreye yükseldi. 2022 yıl sonu itibarıyla 31,4 milyon haneyi kapsayan fiber ağ, 2023 yıl sonunda 32,2 milyon hane kapsamasına ulaştı. 2023 finansal ve operasyonel sonuçlarını değerlendiren Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, çalışmalarının etkisinin ikinci yarıyıl göstergelerinde daha görünür hale geldiğini ifade ederken, sağlıklı trendlerin devamıyla beklenenden daha iyi gerçekleşen son çeyrek performansının, güçlü bir 2024’ün habercisi olduğuna inandıklarını açıkladı. Önal, “Yakın takip ettiğimiz önemli performans göstergelerinde yılın ilk aylarında gözlemlediğimiz seyir bu görüşümüzü destekliyor ve önümüzdeki çeyreklerde iş kollarımızı destekleyeceğini öngördüğümüz kademeli olarak iyileşen makro ekonomik ortam bekliyoruz. Bu zeminde, önümüzdeki yıl için belirlediğimiz iddialı hedefleri yakalayacağımıza inanıyoruz” dedi. Önal, “Bir önceki yıl 91,4 milyar TL olan konsolide gelirler yüzde 9,6 büyüyerek 100,2 milyar TL’ye yükseldi. Sabit internet ve mobil toplam faaliyet gelirlerinin yüzde 70,4’ünü oluşturdu. Mobil bir önceki yıla göre 6,4 milyar TL daha yüksek gelir üreterek büyümeye en büyük katkıyı sağladı. Kurumsal veri gelirindeki yüzde 13,2’lik artış büyük ölçüde siber güvenlik ve veri merkezi hizmetleri dahil olmak üzere yönetilen servislerdeki büyümeden kaynaklandı. Diğer gelirlerdeki yüzde 29’luk güçlü büyüme BİT çözümleri, çağrı merkezi ve cihaz satış gelirleriyle desteklendi. Net kar, 2023’te 16,4 milyar TL olurken, toplam yatırım harcamaları 25,8 milyar TL’ye yükseldi. Bununla birlikte, yatırım harcamalarının gelire oranı geçen yıla kıyasla 50 baz puan azalarak yüzde 25,7 oldu” şeklinde konuştu. “Türkiye’nin fiber gücü olarak ülkenin her köşesini fiberle buluşturma kararlılığımızı sürdürüyoruz” “Memleketin bir şehrinde değil her şehrinde” anlayışıyla 81 ilin tamamında hız kesmeden çalışarak tüm ilçe ve köyleri uçtan uca fiber ağlarla ördüklerini kaydeden Önal, fiber ağın 2023’te genişlemeye devam ettiğini kaydederek, “FTTH Konseyi’nin 39 ülkeyi kapsayan "Eylül 2023 FTTH/B Avrupa Pazar Panoraması" raporuna göre Türkiye, FTTH/B hane kapsaması sayısında bir basamak atlayarak 2. sıraya yükseldi. Eylül 2023’e kadar olan on iki aylık dönemde, Türk Telekom’un sağladığı 1,5 milyonluk katkı ile Türkiye 2,3 milyon FTTH/B hane kapsaması artışı gerçekleştirdi. Ayrıca, aynı dönemde 1 milyon FTTH/B abone artışı ile 3. en hızlı büyüyen pazar haline gelen Türkiye’de bu artışın 0,8 milyonu sadece Türk Telekom tarafından sağlandı. Türkiye’nin fiber gücü olarak ülkenin her köşesini fiberle buluşturma kararlılığımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin 81 ilinin tamamına yayılan fiber ağımız yıl sonu itibarıyla 437 bin km’ye ulaştı. 3Ç’23 itibarıyla 31,9 milyon ve 2022 itibarıyla 31,4 milyon olan fiber hane kapsaması yıl sonu itibarıyla 32,2 milyon oldu. FTTC hane kapsaması 20,5 milyona ulaşırken, FTTH/B hane kapsaması 11,8 milyona yükseldi. Toplam fiber abone sayımız 12,9 milyona ulaşarak bir önceki yıla göre 7 puan artışla toplam abone sayımızın yüzde 84,7’sini oluşturdu” dedi. 5G’ye olabildiğinde yerli unsurlarla geçerek Türkiye’nin bu teknolojiyi sadece kullanan değil etrafına da kullandıran bir güç olmasını sağlamayı hedeflediklerini belirten Önal, "Birçok alandaki 5G denemelerimiz ile ülkemizi geleceğe taşıyan pek çok proje ve çalışmanın öncüsüyüz. 5G destekli ilk çevrim içi uzaktan ameliyat, tarımda ilk akıllı traktör, ilk 5G canlı maç yayını gibi önemli projeleri hayata geçirdik. Tüm projelerimizde kullanılan teknolojilerin Türk Telekom mühendisleri tarafından hayata geçirilmesi, yerli ve milli teknolojiler için sarf ettiğimiz çabanın en büyük göstergeleri arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Mobil abone alanındaki güçlü performanslarına dikkat çeken Önal, 1,6 milyonluk abone kazanımıyla yıllık faturalı net abone kazanımında rekor performansa ulaştıklarını ifade etti. Mobil Numara Taşıma alanında dokuz çeyrek üst üste en çok tercih edilen operatör olduklarını belirten Önal, “Mobil 2023’te çok kuvvetli bir performans sergiledi. Toplam abone sayısı yıl içinde yüzde 2,8 artarken faturalı abone sayısı yüzde 9,5 arttı. LTE abonelerinin ortalama data kullanımı yıllık yüzde 23,4 büyüdü. Taahhüt yenileme sırasında yapılanlar hariç upsell sayısı 2023’un tamamında bir önceki yıla göre yüzde 46 daha yüksek gerçekleşti. Mobil servislerimize yönelik güçlü müşteri talebinin ve önümüzdeki dönemlerde etkinliğini sürdürmesini beklediğimiz stratejimizin etkileri bu rakamlarda kendini gösterirdi” dedi ve güçlü mobil performansını sürdüreceklerini kaydetti. Önal, mobil abone pazarındaki güçlü konumlarını pekiştirdiklerinin altını çizerek “Durmaksızın sürdürdüğümüz yatırımlarımız sonucunda kapsama ve kapasite olarak sektördeki konumumuzu günden güne güçlendiriyoruz. 4.5G ihalesi sonrası frekans sahipliğimizi 3 katına çıkardık. Hızda önemli olan abone başı frekansta ve 5G için de kritik öneme sahip 1800 Mhz frekans sahipliğinde pazar lideriyiz. Yüksek hızlı internet erişimine imkân tanıyan fiber altyapının, yenilikçi teknolojilerin hayata geçmesinde de hayati rolü var. 5G’nin efektif olarak kullanılması için baz istasyonlarının da fiber ile bağlı olması gerekiyor. Biz bu konuda üzerimize düşeni yerine getirmek adına, LTE baz istasyonlarımızın yarısından fazlasını şimdiden fibere bağladık. Bu anlamda 5G’ye en hazır operatörüz’’ şeklinde konuşan Önal, sözlerine "Her çeyrek tekrarlanan Reklam ve Marka Sağlığı Araştırması’na göre ‘Sadık Müşteri Oluşturma’ oranında lider konumdayız. Son 3 senedir istikrarlı şekilde artan rakamlarımız da bu sonuçları doğrular nitelikte” şeklinde devam etti. Teknoloji üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonuna önemli katkı Türkiye’nin teknoloji üreten ve ihraç eden ülke olma vizyonuna yaptıkları çalışmalarla öncülük ettiklerini belirten Önal, yerli mühendislerin geliştirdiği SEBA ürününü Silikon Vadisi’ndeki şirketleri Netsia aracılığıyla dünya pazarına açtıklarını vurguladı. İştirak şirketleri Argela’nın yenilikçi çözümlerinin çevre ülkelerde kullanılmaya başlandığını ifade eden Önal, Türkiye’nin bölgesinin teknoloji lideri olma konumunu güçlendirdiklerini söyledi. 2050’de Net Sıfır hedefi Sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirten Önal, iklim riski yönetimine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini açıkladı. Önal, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin (UNGC) 10 temel evrensel ilkesine uygun davranacaklarına dair taahhüt verdiklerini, karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar yüzde 45 azaltmayı, 2050’de ise ‘Net Sıfır’ı hedeflediklerini ifade etti. Önal, “Çevresel etkimizi kontrol altına almak ve karbon ayak izimizi azaltmak için paydaşlarımızla birlikte önemli adımlar atıyoruz. Bunlar arasında enerji verimliliği, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, yenilenebilir enerji, temiz ulaşım ve atık yönetimine odaklanan önemli çalışmalarımız yer alıyor. 2023 CDP puanımızı bir önceki yıla göre iki kademe artırarak B’ye (Yönetim) taşımak, iklim eylemi konusundaki kararlılığımızın bir kanıtıdır. Kategori puanları karşılaştırmasında hem "Emisyon azaltım girişimleri ve düşük karbonlu ürünler" hem de "Kapsam 1 ve 2 emisyonları (doğrulama dahil)" kategorilerinde en yüksek A notunu elde ettik. Önümüzdeki dönemlerde genel CDP puanımızı A’ya (Liderlik) yükseltmek amacıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Türkiye’de ekonominin önemli bir kaldıracı haline gelen girişimcilik ekosistemine sağlıktan eğitime, yapay zekâdan görüntü işleme ve büyük veri çözümlerine kadar 2011’den bu yana destek verdiklerini belirten Önal, Türk Telekom’un girişim hızlandırma programı PİLOT ile bugüne kadar girişimlere 32 milyon TL’lik nakit desteği sağlandığını kaydetti. Türk Telekom’un Girişim Sermayesi Fonu şirketi Türk Telekom Ventures’ın yatırım yaptığı 21 girişimin portföy değerinin 190 milyon doları bulduğunu söyleyen Önal, söz konusu rakamın; girişimcilik ekosisteminin Türkiye ekonomisindeki değerine ve kaldıraç özelliğine dikkat çekti.
Antalya Corendon Turizm Grubu, 2024 sezonunda Alanya operasyonlarını büyütüyor Corendon Turizm Grubu, kurulduğu günden beri hem tur operatörü hem havayolu için önemli destinasyonlarından biri olan Alanya için planladığı operasyonlarını, Alanya’da düzenlediği bir toplantı ile paylaştı. Corendon Turizm Grubu Kurucu Ortağı Yıldıray Karaer’in ev sahipliğinde, grup yöneticilerinin katılımı ile düzenlenen toplantıda, hem havayolu hem tur operatörünün 2024 sezonundaki Alanya operasyonları paylaşıldı. “Hızlı ve istikrarlı bir şekilde büyümemizi sürdürüyoruz” Gurubun büyüme yolculuğundan bahseden Turizm Grubu Kurucu Ortağı Yıldıray Karaer, “Kuruluşumuzdan itibaren hızlı ve istikrarlı bir şekilde büyümemizi sürdürüyoruz. Aynı şekilde Alanya turizmine de katkı sağlamaya ve bu destinasyonu geliştirmeye önem veriyoruz. Alanya’da turizmin gelişmesinde yakalanan başarının perde arkasında özel sektör, devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının özverili çalışmaları ve iş birlikleri yer alıyor” dedi. “Alanya-Gazipaşa Havalimanı’na ilk Boeing 737-800 yolcu uçağını indirdik” Alanya’nın, Corendon Turizm Grubu için grubun kurulduğu 1997 yılından beri önemli bir destinasyon olduğunu ifade eden Yıldıray Karaer, sözlerine şöyle devam etti: “Alanya hikayemizde, grubumuzun öncü kimliğini yansıtan ilkler bulunuyor. 4 Nisan 2012 tarihinde Gazipaşa Havalimanı’na ilk Boeing 737-800 yolcu uçağını indirdik. Alanya-Gazipaşa Havalimanı için milat olan bu uçuşla, Alanya’ya ilk orta gövdeli uçak inmiş oldu. Corendon olarak, Alanya-Gazipaşa Havalimanı’nın açılması ve faaliyete geçmesi için yapılan çalışmalara da destek olmuştuk. Alanya, bizim ana kaynak pazarlarımızdan Hollanda ve Belçika için önemli bir destinasyon. Ailelerden gençlere kadar farklı profillerde misafirler için tatil konseptlerini barındırması bölgenin cazibesini artıyor.” “2024 sezonunda Alanya’ya 120 binden fazla koltuk arzı sunuyoruz” Gelinen aşamada Antalya bölgesine inen turistlerin üçte birinin Alanya’ya gittiğini belirten Yıldıray Karaer, şunları söyledi: “Daha fazla pazardan direkt uçuş planlayarak, Alanya’nın sahip olduğu potansiyeli daha verimli değerlendirmeye, bölgede turizminin gelişmesine destek olmaya devam ediyoruz. 2024 sezonunun ilk Alanya-Gazipaşa uçuşunu 2 Nisan’da Amsterdam’dan yaptık. 2024 sezonunda Alanya-Gazipaşa’ya hem havayolu olarak sunduğumuz direkt uçuşlarla hem de tur operatörümüzün paket tur dahilindeki koltuk kapasitesi ile birlikte 120 binin üzerinde koltuk arzı sunuyoruz.” Karaer, hem tur operatörü hem havayolu operasyonlarıyla bölgedeki turizme katkı sağlamaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Toplantıya, Alanya Kaymakamı Fatih Ürkmezer, Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, Alanyaspor Kulüp Başkanı Hasan Çavuşoğlu, TAV Alanya-Gazipaşa Havalimanı Genel Müdürü Oğuzhan Karatürk ve Alanya turizmine destek veren STK yöneticileri katıldı.
Muğla Büyükşehir bayram tatilinde teknelerden atık toplamaya devam etti Muğla Büyükşehir Belediyesi bayram tatili boyunca artan nüfus ve deniz trafiği nedeniyle denizlerimizin korunması ve kirlenmemesi için çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Ekipler Göcek Koylarındaki teknelerden bayram tatili boyunca 12 bin 255 kg katı atık topladı. 9 Günlük bayram tatilinde Muğla Büyükşehir Belediyesi ekipleri Göcek Koylarında 4 atık alım teknesi ile teknelerden atık topladı. Bayram tatili nedeniyle en çok tercih edilen şehirlerden biri olan Muğla bu Bayramda binlerce yerli ve yabancı turist ağırladı. Nüfusun ve deniz trafiğinin artması nedeniyle özellikle denizlerde oluşabilecek kirliliğinin önüne geçmek için Muğla Büyükşehir Belediyesi atık alım tekneleriyle bayram tatili süresince denizlerden atık toplaya devam etti. 9 günde 12 bin kg katı atık toplandı Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından denizlerin korunması için rutin olarak süren denizden atık toplama çalışmalarını bayram tatilinde de hız kesmeden devam etti. Ekipler 9 günlük tatilde günde 12 bin 255 kg katı atık 37 bin 337 litre pis su toplandı. Büyükşehir Muğla’nın denizlerini korunuyor Muğla Büyükşehir Belediyesi ‘Mavi Deniz Temiz Kıyılar’ projesi kapsamında 8 tekne ile deniz araçlarından atıkları alıp Göcek ve Akyaka’da bulunan atık alım merkezinde topluyor. Binlerce tur teknesi ve özel deniz araçlarının seyahat ettiği Muğla’nın denizleri Büyükşehir sayesinde korunuyor. Büyükşehir ekipleri Göcek-Dalaman Koyları ve Gökova Körfezinde atık alımlarına devam ederken 2014 yılından bugüne kadar 26 bin 386 tekneye hizmet verdi. Hizmet verilen teknelerden 16 bin 32 litre atık yağ, 53 bin 452 litre sintine, 16 milyon 787 bin 745 kg katı atık ve 19 milyon 532 bin 372 litre pis su toplandı.