Yerel Haberler
Ankara
24 Mayıs 2026 Pazar - 15:32 Özgür Özel: "Milletimizi, sevenlerimizi Genel Merkezimize sahip çıkmalarına davet ediyorum" Özgür Özel yaptığı videolu açıklamada, "Milletimizi, sevenlerimizi sözle tepki göstermeye, sosyal medyadan tepki göstermeye, gelebilenlerin gelmesine, dayanışma göstermelerine, tüm Türkiye’de il başkanlıklarımıza sahip çıkmalarına, Genel Merkezimize sahip çıkmalarına davet ediyorum" dedi. Özgür Özel, resmi sosyal medya hesabından gündeme dair açıklama yaptığı görüntülü bir paylaşım yaptı. Gün içerisinde yaşadıklarına değinen Özgür Özel, "Baba ocağındayız. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel merkezindeyiz. Atatürk’ün emaneti makamındayız. Bir saldırı altındayız. Suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Suçumuz AK Parti’yi yenmek. Suçumuz Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir parti içi yarışa girip son seçimlerin kaybından sonra iktidar değişikliğine direnenlere karşı değişim deyip o değişim iradesiyle gençlerle, kadınlarla ve değişimi isteyen herkesle birlikte partimizi birinci yapmak. İki; sonucu hazmedemeyenler, partideki başarımızı hazmedemeyenlerle 31 Mart seçim başarımızı hazmedemeyenlerin ittifakı var. Yani AK Parti’nin yargı kollarıyla butlan ittifakı var. Şimdi o hukuksuz kararı almaları yetmezmiş gibi kapıya dayandılar. Önce sabahın yedisinde hiçbirisi CHP’li olmayan, önde yürüyen birkaç milletvekili dışında arkada yürüyenlerin CHP’li olmadığı ve işi gücü kavga etmek olan bir grupla kapımıza dayandılar. Gençler püskürttü. Tekrar geldiler. Daha kalabalık geldiler. Kapılar kapandı, direniş başladı. Şimdi polisle geldiler ve binaya girmek, gazla girmek, copla girmek, polisle birlikte girmek bu binayı tahrip etmek istiyorlar. Bu binayı ele geçirmek istiyorlar. Buradan çıkmayacağız. Ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum. Sonuçta devletin polisine el kaldıracak halimiz yok ama delegenin oturttuğu bu koltuklardan delegeden başkası bizi kaldıramaz dedik. Kaldırabilirler, söküp atabilirler. Sokağa atabilirler ama zaten biz bu binada oturarak partiyi birinci parti yapmadık. Bu binada oturmakla seçim kazanılmıyor. Bunu en iyi birileri bilir. Seçim sokakta, meydanda kazanılıyor" ifadelerini kullandı. Sonuna kadar direneceklerini belirten ve iktidar yürüyüşünü meydanlarda sürdüreceğini vurgulayan Özel, "Kimse unutmasın. Bu parti kurulduğunda bir Genel Merkezi yoktu. Önce savaş meydanlarında çadırlarda kuruldu. Sonra Cumhuriyet Halk Partisi birinci meclisteki bir odayı kendine Genel Merkez kabul etti. Bize bir oda, bir çadır yeter. Bize milletimiz yeter ama bu darbecilerin de milletimize yaptığı yeter. Milletimizi, sevenlerimizi buna tepki göstermeye, sözle tepki göstermeye, sosyal medyadan tepki göstermeye, gelebilenlerin gelmesine dayanışma göstermelerine, tüm Türkiye’de il başkanlıklarımıza sahip çıkmalarına, Genel Merkezimize sahip çıkmalarına davet ediyorum. Biz sonuna kadar mücadele edeceğiz. Sonunda da ne olursa olsun bedenimizi teslim alırlar ama mücadelemizi teslim olamayacaklar" diye konuştu.
24 Mayıs 2026 Pazar - 15:08 CHP’li Emir: "Kurultay tarihini konuşmak üzere bir iletişimleri var ise telefonlarımız açıktır" Cumhuriyet Halk Partili Murat Emir, "Buradan bir kez daha ifade ediyorum ki eğer kurultay tarihini konuşmak üzere bir iletişimleri var ise telefonlarımız açıktır. Diledikleri yerde, diledikleri saatte görüşürüz" dedi. Cumhuriyet Halk Partili Murat Emir ve Suat Özçağdaş, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile görüştü. Görüşmenin ardından açıklama yapan CHP’li Emir, "Değerli arkadaşlar Sayın İçişleri Bakanını makamında ziyaret ettik. Bakanımıza bizi kabul ettiği için, inceliği için teşekkür ederiz. Bizim açımızdan son derece yararlı bir görüşme oldu. Bu görüşmede iki hususu özellikle arz etme ihtiyacı duyduk. Bunlardan birincisi icra talebinin usule aykırı olarak genel merkezimize yapılmaya çalışılmış olmasıdır. İcra memurları hiç gerek yokken, hukuken gerekmediği halde ısrarla genel merkezimizden içeri girmek istemişlerdir. Oysa bizim avukatlarımızın da orada açıklıkla ifade ettiği gibi herkesin bilebileceği gibi ilgilenenlerin usulüne göre icra tebligatı yapılması son derece önemlidir. Öncelikle usulü işlemler tamamlanır ve sonrasında ihtiyaç duyulursa icra memuru gerektiğinde ilgili yerin duvarına o kararı yapıştırıp gidebilir ve bu bütün bunlar ortadayken bizim avukatlarımızın o dosyaları incelemesine dahi izin verilmemiş adeta ’illa kapıyı açıp içeri gireceğiz’ zorlaması yapılmıştır. Bu kendileri açısından bir talihsizliktir ve boşuna bir enerji kaybı olmuştur. Bunu Sayın Bakanımıza ilettik" diye konuştu. Diğer yandan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir başvuruları olduğunu da ifade ettiklerini aktaran Emir, "Biliyorsunuz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı siyasi partilerin bu tip iş ve işlemlerinin en son denetlendiği en üst yargı organıdır ve siyasi partiler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca denetlenirler ve o denetim altında siyasi faaliyet yürütürler, kurumsal vücut bulurlar. Ve şu anda bizim Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bununla ilgili bir başvurumuz var ve nihayet Sayın Bakana da arz ettiğimiz gibi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın şu anda sitesinde de Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının Sayın Özgür Özel olduğu açıkça görülmektedir. Bunun sebebi de bu kararın yani mutlak butlan kararının olmaması gereken bir tedbir kararı olmasından dolayıdır. Bir tedbir kararıdır ama yok hükmündedir. Çünkü bu davada talep edilen şey 38’inci kurultayın yok sayılmasıdır. Mahkeme 38’inci kurultayı tedbiren yok sayıyorum diyerek aslında esas kararın yerine geçmiştir. Bu nedenle tedbir kararı olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle yok hükmündedir" şeklinde konuştu. "Bakanımızdan güvenlik güçlerimizin genel merkezimize güç kullanarak girmemesini arz ettik" Emir, açıklamalarına şöyle devam etti: "Cumhuriyet Başsavcılığı bu hukuki saçmalığı saatler içerisinde çözme potansiyeline sahiptir. İşte bu nedenle hem bu hukuki aksaklıklar dolayısıyla hem de Türkiye demokrasisinin milletimizin geldiğimiz seviyenin asla bir siyasi parti genel merkezine polis zoruyla, cop ve gazla girilmesinin uygun olmayacağı ne bu milletin hayrına olacağı ne de demokrasimize bir adım adım attıracağıdır. Demokrasi için büyük bedeller ödedik. Seksen yıllık birçok partili siyasi yaşamımız var. Ve bu karar bir an için doğru kabul edilirse ve işleme konarsa artık Türkiye’de çok partili siyasi rejimden bahsetmek olanaksız olacaktır. Gücü ele geçiren beğenmediği, yenemeyeceği siyasi partinin kurultaylarını, kongrelerini bir nedenle saymayıp dönüp eski yönetimleri getirebilecektir. Artık Türkiye’de dernek seçimleri dahi yapılamaz hale gelecektir. Ateşle oynanmaktadır. İşte bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu hukuki saçmalığa el koyana kadar Sayın İçişleri Bakanımızdan güvenlik güçlerimizin genel merkezimize güç kullanarak girmemesini özellikle arz ettik. Çünkü bunun milletimize, demokrasimize, ülkemize bir hayır olmadığı gibi aynı zamanda Allah korusun polis memurlarımızın yaralanması olabilir. Biz üniformalarının yırtılmasından dahi büyük üzüntü duyarız. Oradaki partililerimiz yaralanabilirler. Daha sorumlu, daha itidalli, daha soğukkanlı olacağımız günlerden hatta saatlerden geçiyoruz. Son olarak da belirtmek isterim ki bize bazı arkadaşlarımız ’İçişleri Bakanlığı’na niye gidiyorlar? Biz zaten iletişime açığız. Gelsinler bizimle iletişim kursunlar’ sözlerini duyduk. İki yönden son derece sakat bir yaklaşım bu." "Diledikleri yerde, diledikleri saatte görüşürüz" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’yi ilk ziyaret edenlerin kendileri olmadığını ifaden eden Emir, "Bir defa İçişleri Bakanlığı’na önce giden biz değiliz. Başkaları İçişleri Bakanlığı’na gittiler ve bir an evvel biraz önce anlattığım nedenlerle kesinleşmemiş olan bir butlan kararını telafisi imkansız sonuçlar doğuracak olmasına rağmen uygulamaya kalktılar. İçişleri Bakanı’na ilk giden bu arkadaşlarımızdır. Tabii bunun yanında değerli arkadaşlar iletişime açığız diyorlar. Ama iletişime kapalılar. İletişime biz açığız. İletişim kuracaktık. Kongre tarihini belirleyecektik. Türkiye’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtiyacı olan bir an evvel kurultaydır, kurultay tarihidir. Ve kurultay tarihini konuşalım. Bu işi olgunlukla suhuletle geçelim. Daha fazla zarar vermeyelim ülkemize derken biz, sabahın yedisinde kol kola girmişler, arkalarına partili olmayan kişileri, nereden buldularsa mafyatik kişileri almışlar. Gövde gösterisi yapmaya gelmişler. Oysa biz 12.00’de yapacağımız, öğlen saatlerinde yapacağımız toplantıya hazırlanıyorduk onlarla. Tam da bu nedenle buradan bir kez daha ifade ediyorum ki eğer kurultay tarihini konuşmak üzere bir iletişimleri var ise telefonlarımız açıktır. Diledikleri yerde, diledikleri saatte görüşürüz" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır" diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:49 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır" diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle sosyal medyadan hedef alınmasına ilişkin, "’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen ve yöresel kıyafetleriyle salonu dolduran kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi.Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’e kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef almasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; ’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı."Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir"Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu.Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi."Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor"Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki Pazartesi ve Salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak; son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi."Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum"Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi."Suriye’de bir tek canın yanıp gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir"Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu."Artık Suriye’nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir"Suriye’nin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı."Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir, başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir"Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der’alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD’ımızı, Kızılay’ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye’deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu."Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler""Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor.""Zaman ve dünya değişiyor ama CHP’de ‘gelen gideni aratır’ gerçeği asla değişmiyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de ’gelen gideni aratır’ gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini ’oturduğu koltuğun hakkını vermiyor’ diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi."Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık"Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye’de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; ’Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız’ demiştik. Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667’si konut, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye’de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye’nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede ’olmaz’ denileni, ’imkansız’ denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu."Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bize laf edemez"Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, " Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı.Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi."11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak"Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir’de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ’da taksitler sadece 1060 lira, Giresun’daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu."455 bin konutun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz"Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz, böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65’ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız, vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek, 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız, 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle, güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu."Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız"Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye’nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız."Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Ayrıca Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya muvaffakiyetler temenni etti.
TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Hayvan sayımızdaki yüzde 5,4’lük artış memnuniyet vericidir"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:47 TÜRKYED Genel Başkanı Çelik: "Hayvan sayımızdaki yüzde 5,4’lük artış memnuniyet vericidir" Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2025 yılı hayvan varlığı verilerine ilişkin, "2025 yılında da yüzde 5,4 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Hayvan sayımızın azalması ya da yerinde sayması yerine artış trendinde olması elbette sevindiricidir" dedi. TÜRKYED Genel Başkanı Çelik, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı verilerini değerlendirdi. Çelik, zor ekonomik şartlara ve sektörde yaşanan çeşitli olumsuzluklara rağmen kaydedilen artışların hayvancılık sektörü adına umut verici olduğunu söyledi. Çelik, 2025 yıl sonu itibarıyla küçükbaş hayvan sayısının bir önceki yıla göre yüzde 5,4 oranında artarak, 54 milyon 900 binden 57 milyon 874 bine yükseldiğini belirtti. Bu artışın yaklaşık 3 milyon başlık net bir yükselişe karşılık geldiğini vurgulayan Çelik, koyun sayısının 46 milyon 688 bine, keçi sayısının ise 11 milyon 185 bine ulaştığını söyledi. Çelik, koyun varlığında yüzde 5,9, keçi varlığında ise yüzde 3,4 oranında artış kaydedildiğini ifade etti. Çelik, özellikle şap hastalığı başta olmak üzere yaşanan sağlık sorunları, yüksek yem ve girdi maliyetleri ile çiğ süt fiyatlarındaki baskılara rağmen büyükbaş hayvan sayısında da yüzde 4,3 oranında artış sağlanarak, 17 milyon 709 bin baş seviyesine ulaşılmasının sektör açısından önemli bir başarı olduğunu dile getirdi. "Hayvan sayımızdaki yüzde 5,4’lük artış memnuniyet vericidir" Hayvan sayılarındaki artıştan sektör olarak memnuniyet duyduklarını belirten Çelik, mevcut artış oranlarının yeterli olmadığını ifade ederek, "Son yıllarda küçükbaş hayvan sayımızda yüzde 5-6 bandında artışlar yaşanmaktadır. 2025 yılında da yüzde 5,4 oranında bir artış gerçekleşmiştir. Hayvan sayımızın azalması ya da yerinde sayması yerine artış trendinde olması elbette sevindiricidir. Ancak temel hedefimiz bu artış oranlarını en az yüzde 10’lar seviyesine çıkarmaktır" dedi. Çelik, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın öncülüğünde TÜRKYED olarak sahada daha etkin çalışarak küçükbaş hayvan sayısını artırmayı temel hedef haline getirdiklerini kaydetti. "Mevcut artış hızıyla 90 milyon baş hedefine 10 yılda ulaşabiliriz" Mevcut artış oranlarının devam etmesi halinde küçükbaş hayvan varlığının istenilen seviyeye ulaşmasının yaklaşık 10 yıllık bir süreci kapsayabileceğini belirten Çelik, "Eğer artış oranları yıllık yüzde 5-6 seviyesinde devam ederse, yaklaşık 10 yıl sonra ancak 90 milyon baş küçükbaş hayvan sayısına ulaşabileceğiz. Hâlihazırda 86 milyon olan nüfusumuzun önümüzdeki 10 yıl içinde yaklaşık binde 5’lik artışla 90 milyona çıkacağını varsaydığımızda, ancak o zaman nüfus başına bir küçükbaş hedefine ulaşabiliriz. Oysa yıllık yüzde 10’luk bir artış sağlayabilirsek bu süreci 5 yıla indirebiliriz. Temel hedefimiz, küçükbaş hayvan sayımızı 5 yıl içinde 90 milyon baş seviyesine ulaştırmaktır" şeklinde konuştu. "İthalat değil, ihracat konuşan bir Türkiye mümkün" Çelik, küçükbaş hayvancılığın stratejik önemine dikkat çekerek şunları kaydetti: "90 milyon baş seviyesine ulaştığımızda üreticimizin emeği daha güçlü karşılık bulacak, tüketicilerimiz kırmızı ete daha erişilebilir fiyatlarla ulaşabilecektir. Bu aynı zamanda ithalat kapılarının kapanması ve Türkiye’nin yeniden ihracatçı konuma gelmesi anlamına gelecektir. Küçükbaş hayvancılık, ülkemizin coğrafi yapısına en uygun üretim modelidir ve kırmızı et arz güvenliğinin teminatıdır." Sürdürülebilir artış için üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Nihat Çelik, özellikle yem maliyetleri, mera ıslahı, damızlık destekleri ve finansmana erişim konularında üreticilere daha güçlü destek mekanizmalarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmiş yıllarda ortaya koyduğu "nüfus başına bir küçükbaş" hedefini hatırlatan Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Yeni Zelanda’da kişi başına 4,5; Avustralya’da 3,3; Uruguay’da 2,9; Moğolistan’da 4,5 küçükbaş hayvan düşmektedir. Ülkemizde ise bu oran 0,67 seviyesindedir. İlk etapta nüfus başına en az bir küçükbaş oranını yakalamak en önemli önceliğimiz olmalıdır. Bu hedef aynı zamanda hayvancılığımızın zirveye çıkmasının formülüdür." Çelik, "TÜRKYED olarak hedefimiz üreticimizin emeğini koruyan, tüketicimizin uygun fiyatla ete ulaşabildiği, ithalatın sona erdiği ve Türkiye’nin hayvancılıkta yeniden güçlü bir üretim ve ihracat ülkesi olduğu bir yapıyı hep birlikte inşa etmektir" diyerek sözlerini tamamladı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Ak Kadınlar her zaman Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:45 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Ak Kadınlar her zaman Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Ak Kadınlar her zaman davamızın, teşkilatımızın ve iktidara gelmemizle birlikte de Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur" dedi. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından, teşkilatın kurumsal hafızasını güçlendirmek ve Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yeni politikalar üretmek amacıyla ‘Köklerden Geleceğe Teşkilat Çalıştayı’ düzenlendi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı program AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Ak Kadınlar her zaman davamızın, teşkilatımızın ve iktidara gelmemizle birlikte de Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur. Verdiğiniz emekle sahada ortaya koyduğunuz cesaretle Ak davamızın bugünlere gelmesinde en büyük emeklerden biri şüphesiz kadınlara ve kadın kolları teşkilatımıza aittir" ifadelerini kullandı. "Bu toplantıda alınacak kararlar Türkiye yüzyılı hedeflerinde en büyük güç ve güven kaynağımız olacak" Verilen mücadeleyle birlikte güçlü bir hafıza ve geleceğin oluştuğunun farkında olduklarını aktaran Büyükgümüş, "Ancak burada duramayız. Dünyada büyük değişimler meydana gelirken aile, demografi, kadınların çok daha güçlü bir şekilde öncülük etmesi gereken bir geleceğin arifesindeyiz. O yüzden bugün sadece sahadaki gücümüzle, kararlılığımızla var olmanın değil aynı zamanda yeni fikirlerle, milletimizi buluşturacak yeni projelerle yola ‘her dem yeniden doğarız’ diyerek yeniden yollara revan olma vakti. O yüzden özellikle bugün final niteliğindeki bu toplantıda alınacak kararların ortaya koyulacak iradenin ve inşallah sahada öncelikle Ak Kadınlarla birlikte ama tüm teşkilatımızla birlik ve beraberlik halinde uygulamaya geçecek bu fikirler Türkiye yüzyılı hedeflerinde de bizim açımızdan en büyük güç ve güven kaynağımız olacak" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin geleceğine Ak Kadınlar damgasını vurmaya devam edecek" Çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Büyükgümüş, "Biz Ak Kadınlarla beraber mücadele etmeye, Ak kadınların öncülük ettiği şehirlerde politikalar çerçevesinde yaşamaya her zaman gurur duyduk ve gurur duymaya da devam edeceğiz. Kim ne derse desin, kim gönlünden ne geçilirse geçilsin Türkiye’nin geleceğine Ak Kadınlar damgasını vurmaya devam edecek" dedi. "Bu süreç, teşkilat tarihimiz açısından kalıcı ve kıymetli bir istişare tecrübesi olarak kayda geçmiştir" AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, çalıştayların; aile yapısının güçlendirilmesi, kadın politikalarının sahadaki yansımalarının bütüncül bir bakışla değerlendirilmesi ve teşkilat mensupları arasında istişare kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirerek "Kadın kolları teşkilatlarımızın köklerinden aldığı değerleri geleceğe taşıma hedefiyle yürütülen bu süreç yalnızca bu güne dair değerlendirmeler sunmakla kalmamış aynı zamanda teşkilat tarihimiz açısından kalıcı ve kıymetli bir istişare tecrübesi olarak kayda geçmiştir" ifadelerini kullandı. AK Parti’nin yalnızca bir siyasi parti değil aynı zamanda güçlü bir gönül hareketi ve adanmışlık hikayesi olduğunu anlatan Ercan, "Bu yüksek katılım, teşkilatımızdaki ‘vefa kültürünün’ ve ‘kurumsal hafızanın’ siyasetteki en güçlü karşılığıdır. Yıllarını bu davaya vermiş ablalarımızın, kardeşlerimizin aynı heyecanla masanın etrafında toplanması, AK Parti’nin neden ‘milletin partisi’ olduğunun en somut kanıtıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Amacımız, önümüzdeki dönemi daha güçlü kılacak adımları netleştirmek" Çalıştay boyunca katılımcılara; Aile nüfus on yılı kapsamında hayata geçirilebilecek çalışmaların neler olması gerektiği, AK Parti’nin kadın politikalarına dair hangi konu başlıklarını ön plana çıkarması gerektiği ve 2028 seçimlerine yönelik seçim stratejilerinin hangi eksenlerde şekillenmesi gerektiği sorularının yöneltildiğini söyleyen Ercan, sözlerine şöyle devam etti: "Bütün bu başlıkların ortak bir hedefi var: Kadın teşkilatlarımızın sahadaki etkisini daha kapsayıcı, daha derinlikli ve daha sürdürülebilir kılmak. Amacımız; sadece mevcut durumumuzu tespit etmek değil, aynı zamanda önümüzdeki dönemi daha güçlü kılacak adımları netleştirmek, yol haritamızı daha sağlam temellere oturtmak ve teşkilatımızın potansiyelini en üst düzeyde harekete geçirmektir. Bu buluşma tamamlanan bir sürecin sonu değil daha güçlü adımların atılacağı yeni bir başlangıçtır. 81 ilimizde başlayan bu istişare süreci, bugün Ankara’da ortak akla ve ortak iradeye dönüşmektedir. Birazdan başlayacak oturumlarda; tecrübeyi gelecekle buluşturacak, sahadan gelen sesi merkeze alacak ve Türkiye Yüzyılı hedefine yakışır bir yol haritasını hep birlikte şekillendireceğiz."
Bakan Göktaş: "Bugün Türkiye, adil bir toplumsal ve siyasal hayata sahip bir Türkiye’ye dönüştü"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:41 Bakan Göktaş: "Bugün Türkiye, adil bir toplumsal ve siyasal hayata sahip bir Türkiye’ye dönüştü" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bu ülkede kadınlar kıyafetleri nedeniyle üniversitelere alınmıyor, seçilmiş olmasına rağmen Meclis’e kabul edilmiyor, kamuda çalışamıyordu. Bugün Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle adil bir toplumsal ve siyasal hayata sahip bir Türkiye’ye dönüştü" dedi. Bakan Göktaş, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı’nca parti genel merkezinde düzenlenen ‘Köklerden Geleceğe Teşkilat Çalıştayı’na katıldı. Burada konuşan Göktaş, çalıştayda Kadın Kolları’nın gelecek dönemlerde atacağı adımlara yön verecek ortak aklı beraber inşa ettiklerini dile getirerek, "Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki AK Parti siyasetinde kadın ‘kurucu güç’tür. Bu anlamda ortaya koyacağınız her öneri, sahadan gelen birikimi stratejiye dönüştürecek ve yeni dönemin adımlarını belirleyecektir" dedi. "Kadın politikaları, AK Parti’nin köklü bir dönüşümü gerçekleştirdiği alanlardan biridir" Göktaş, hayata geçirilen reformlarla kadınların güçlenmesinin sağlandığını belirterek, "Kadın politikaları, AK Parti’nin köklü bir dönüşümü gerçekleştirdiği alanlardan biridir. Son 24 yılda hayata geçirilen büyük reformlarla, her alanda kadının güçlenmesini sağladık. Kadınların önündeki engelleri teker teker kaldırdık. Her türlü ayrımcılıkla mücadele ettik, etmeye de devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bugün Türkiye, adil bir toplumsal ve siyasal hayata sahip bir Türkiye’ye dönüştü" Eskişehir’in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’ün sosyal medyada hedef alındığını hatırlatan Bakan Göktaş, bu olayın ayrımcılığın kolay üretilebildiğinin kanıtı olduğunu söyledi. Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hiçbirimiz unutmadık. Bu ülkede kadınlar kıyafetleri nedeniyle üniversitelere alınmıyor, seçilmiş olmasına rağmen Meclis’e kabul edilmiyor, kamuda çalışamıyordu. Bugün Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle adil bir toplumsal ve siyasal hayata sahip bir Türkiye’ye dönüştü. Artık kadınlar eşit imkanlarla eğitim hayatlarını güvenle sürdürüyor. Kadın akademisyenlerimiz, bilimde, kültürde, sanatta belirleyici bir güç olarak öne çıkıyor. Kadın milletvekillerimiz, kadın belediye başkanlarımız, demokratik temsilin gerçek anlamda güçlendiği bir Türkiye’ye hep birlikte yön veriyoruz. Diplomaside kadınların aktif rol üstlenmesiyle Türkiye’nin uluslararası alanda daha güçlü bir ses kazandığını görüyoruz. İş hayatında kadınlar, ekonomik dönüşümün en güçlü aktörlerinden biri haline geliyor. Bugün artık kadınlar, hayatın her alanında daha görünür, daha etkin ve daha güçlü. Elde ettiğimiz tüm bu kazanımları ‘Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planları’ ile kalıcı hale getiriyoruz. Tüm kurumlarımız, tarımda, enerjide, sanayide, eğitimde, sağlıkta her alanda kadının güçlenmesi için büyük bir özveriyle çalışıyor." Kadına yönelik şiddetle mücadelelerini sıfır tolerans ilkesi doğrultusunda sürdürdüklerini aktaran Bakan Göktaş, "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5. Ulusal Eylem Planımız ile koruma ve önleme mekanizmalarımızı daha da güçlendiriyoruz" diye konuştu. Aileyi korumayı sosyal politikaların merkezinde gördüklerini anlatan Göktaş, "Aileyi sağlam tuttukça, her haneye daha güven, daha güçlü bir duygu taşırız. Dayanışmayı büyütür, refahı genişletir ve geleceğe daha emin adımlarla yürürüz" dedi. "Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda yürüttüğümüz tüm politikaları kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" 2025 Aile Yılı’nda aile dostu ekosistemin temellerini attıklarını söyleyen Göktaş, "Dinamik nüfus yapısını koruyacak politikaları kurumsal kapasitemizi güçlendirerek kalıcı hale getirdik. 2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda da yürüttüğümüz tüm politikaları kalıcı hale getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Göktaş, 24 yılda AK Parti’nin reformlarla başlayan, yatırımla güçlenen, sosyal politikada kalıcı sonuç üreten bir büyük dönüşümün adı olduğunu ifade ederek, "Hedefimiz, bu reformları daha da ileri taşımaktır. Yatırımı üretime ve istihdama, sosyal politikaları kalıcı refaha dönüştürecek yeni adımları kararlılıkla hayata geçirmek. Kadın Kollarımızın gerçekleştirdiği bu çalıştayların davamıza, kutlu yürüyüşümüze katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Yükü ağır, yolu uzun ama inancı diri bir yürüyüş bu" açıklamasında bulundu. Çalıştaya AK Parti Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan ve Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş de katıldı.