GENEL - 15 Temmuz 2019 Pazartesi 11:41

Ev Dışı Tüketim ürünlerinde Yankı Yemek&Catering farkı

A
A
A
Ev Dışı Tüketim ürünlerinde Yankı Yemek&Catering farkı

“Yemediğimizi yedirmiyoruz” sloganı ile yola çıkan Yankı Yemek&Catering, sektörün farklı kulvarı olan EDT (Ev Dışı Tüketim Ürünlerinin) üretim ve satışında da iddiasını ortaya koyuyor.

“Yemediğimizi yedirmiyoruz” sloganı ile yola çıkan Yankı Yemek&Catering, sektörün farklı kulvarı olan EDT (Ev Dışı Tüketim Ürünlerinin) üretim ve satışında da iddiasını ortaya koyuyor. Catering sektöründe başarılı bir ivme ile yol alan firma, son yıllarda yıldızı parlayan EDT Ürünleri Sektörüneyatırım yaparak,bu alanda damüşterilerine hak ettikleri kaliteli hizmeti vermeye başladı.


Yüksek kalite ve güvenilirliği çeyrek asrı geçen aile mesleği ile birleştiren Yankı Yemek &Catering kurucu ortaklarından Coşkun Dönmez, Çalı Sanayi Bölgesi’nde 2 dönümlük kapalı alandaki tesislerinde, günde ortalama 12 bin, yılda 3,5 milyon kişiye yemek ürettiklerini ve tesislerinin günlük 15 bin kişiye yemek üretecek büyüklükte olduğunu söyledi. Coşkun Dönmez, başta otel ve restoranlar olmak üzere her türlü iş yerinin temizlik, gıda ve sarf malzemeleri tedariğinin sağlandığı EDT Ürünleri Sektörünün, son yıllarda Türkiye’de ciddi bir ivme kazandığını belirterek bu sektöre yatırım yapmaya karar verdiklerini ifade etti.


2018 yılında EDT ürünleri imalatı için mevcut tesislerinde 6 milyon lira yatırım yaptıklarını ve tesislerini daha da modernize ettiklerini de vurgulayan Coşkun Dönmez, böylece EDT Ürünleri Sektörü için iddialı bir çıkış yakaladıklarını belirtti.Coşkun Dönmez, “Ana kuralları olan temiz, titiz üretimve standart ürün kalitesini gerçekleştirip, zamanında dağıtım anlayışımızı ile EDT sektöründe Türkiye nin her noktasına hizmet veriyoruz”dedi.


Coşkun Dönmez,evin dışında her tür tüketimin gerçekleştiği otel, restoran, cafefastfood, pastane, hastane, okul, ofis, sanayi kuruluşları, askeri birlikler ve kamu kuruluşlarının; gıda, içecek, temizlik ve sarf malzemeleri ihtiyacını karşılayan EDT Ürünleri Sektöründe gıda imalatı ve satışı ağırlıklı hizmet verdiklerini ifade etti. Coşkun Dönmez, “Endüstriyel kullanımda büyük kolaylık sağlayan ve tercih edilen kullanıma hazır çorbalar, domates harçları, turşu, salata bileşenleri, pizza sosları, muhtelif mezeler, zeytinyağlıları, kısacası gıda işi yapan ve ana faaliyet alanları dışındaki yardımcı gıda ürünleri yapmak istemeyen firmalara çözüm ortağı oluyoruz” diye konuştu.


Hijyenin mutfakta başlayıp mutfakta bitmediğini, yemek tüketilene kadar tüm aşamalarda titiz olunması gerektiğini söyleyen Coşkun Dönmez, güzel bir yemek için lezzet ve görüntününtek başına yeterli olmadığını,aynı zamanda hijyenik ortamda üretilip dağıtılması ve sağlıklıolması gerektiğine de vurgu yaptı. Dönmez, “Bu şartlar Ev Dışı Tüketim Ürünleri içinde geçerlidir” dedi. Hazır yemek sektörüne adım attıklarında “Önce insan” sloganını seçtiklerine de vurgu yapan Coşkun Dönmez, “İnsanı ilk sıraya aldığımızda gerisi kendiliğinden geldi. Çeyrek asırdır, kendi yemediğimiz yemeği kimseye yedirmedik. Bu sayede, sektörde kalıcı başarı elde ettik. Firmamız için ‘yemediğimizi yedirmiyoruz’sloganını benimsedik” dedi.


Yemek servisi yaptıkları iş yerlerinde çalışanlarla sürekli irtibat halinde olduklarını da belirten Coşkun Dönmez, müşteri temsilcilerinin belirli aralıklarla yemek verdikleri iş yerlerini ziyaret ederek, burada firma çalışanları ile yemek yediklerini ve anketler yaptıklarını da söyledi. Anketlere verilen cevaplarda çalışanların yemeklerde lezzet ve görüntüye çok önem verdiğinin ortaya çıktığına vurgu yapan Coşkun Dönmez, “Yemek sektöründe 28 yıllık tecrübemiz var. Üretiminin ve dağıtımının her aşamasında titiz davranıp asla kaliteden taviz vermiyoruz. Bu anlayışımızı ev dışı tüketim ürünleri alanında sürdürüyoruz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Ermeni katliamı izleri 104 yıldır duruyor Adana’da Ermeniler tarafından 1920 yılında Camili köyü basılarak 500 Türk’ün katledilmesinin izleri bir çiftlikte hala dün gibi duruyor. Ermeni Diasporası 24 Nisan’ı "sözde Ermeni soykırımı" diye ilan etse de Adana’nın bir çok yerinde Ermenilerin yaptığı katliamların izleri görünüyor. Bunlardan biri de Yüreğir ilçesine bağlı Camili Mahallesinde 1920 yılında meydana geldi. Kayseri’den Adana’ya doğru inen sayıları yaklaşık bin Ermeni silahlı komitacılar, 15 Haziran 1920 yılında Adana’nın Camili köyüne saldırdı. Kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi kurşuna dizen silahlı Ermeniler, son kale olan Camili çiftliğinde katliam yaptı. Kapıları, duvarları ve çiftliğin ortasında yer alan tulumbayı kurşun yağmuruna tutan silahlı Ermenilerin kurşun izleri hala çiftliğin kapı ve duvarlarında yer alıyor. 19. yüzyılda yapılan ve hala ayakta olan bu tarihi çiftlik Ermeni mezaliminin izlerini taşımaya devam ediyor. “Kadın, çocuk ve hayvanları yukarıda ki mağaralara saklamışlar” Tarihi Camili Çiftliğinde yaşayan Abdullah Özdemir, o dönem de köyün yaşadığı olayları anlatırken şu ifadelere yer verdi; “Ermeniler 1920 yılında Kilikya bölgesi, yani bu bölgede topladıkları insanları buraya, Camili çiftliğine yığmışlar. Kaçan kadın, çocuk ve hayvanlar yukarıda ki mağaralara saklanırken erkekler çiftliğin içerisinde kalmışlar. Bazı bilgilere göre katledilen Türk sayısının 500’ü aşkın olduğu söyleniyor. Silahlı Ermenilerin bıraktığı mermi izleri hala kapı ve içeride yer alan Osmanlı armasında kendini gösteriyor. Türkler gelen Ermeniler tahılları yağmalamasın diye çiftliğin içerisinde kuyularda tahıllarını saklamışlar. Geçmişte burada çok büyük bir katliam yapılmış”. “1920 yılında Ermeni çeteleri katliam yapmıştır” Ermeni çetelerin Kayseri’den aşağıya inerek ne var ne yok her yerde katliam yaptıklarını ifade eden Özdemir, 1920 yılında çor çocuk demeden silahlı Ermeni çeteleri Kayseri’den bu tarafa doğru ne var ne yok toplayıp, buldukları yerde katliam yaparak buralara kadar gelmişlerdir” dedi
Bursa (Özel) Toz taşınımında solunum rahatsızlığı olanlar risk altında Meteoroloji Genel Müdürlüğü; Kuzey Afrika’dan beklenen toz taşınımı uyarısı yaptı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Ertem Cengiz, solunum ve kronik rahatsızlığı bulunanların yanı sıra yaşlı hamile ve çocukların da toz taşınımı sırasında risk altında olduğunu ifade etti. Mecbur kalınmadığı taktirde dışarıya çıkılmaması gerektiğini söyleyen Cengiz, zorunlu durumlarda maske takılması gerektiğini kaydetti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmelerde Marmara’nın güneyi, İç Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu ile Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde yer yer toz taşınımı beklenildiği açıklandı. Kuzey Afrika’dan beklenen çöl tozlarının hava kirliliği ve görüş mesafesini düşürmesine karşı yerel yönetimler vatandaşlara tedbirli olmaları konusunda uyarılarda bulundu. Ayrıca uzmanlar toz taşınımına uzun süreli maruz kalınması durumunda solunum yetmezliğine varabilecek rahatsızlıklar nedeniyle en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesi gerektiğini dile getirdi. Solunum ve kronik rahatsızlığı bulunanların yanı sıra yaşlılar, hamileler ve çocukların risk altında bulunduğunu ifade eden uzmanlar, mümkün olduğunca toz taşınımı geçene kadar dışarı çıkılmaması, mecburi durumlarda ise maske takılması gerektiğini kaydetti. Uzmanlardan maske uyarısı Mecbur kalınmadığı taktirde dışarıya çıkılmaması gerektiğini ifade eden Acıbadem Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Ertem Cengiz, “Toz taşınımı dediğimiz dönem 3 gün boyunca ülkemizde çöl tozlarının yoğun olarak görülmesi demek. Hava kirliliğine neden olarak görüş mesafesini bozabildiği gibi özellikle solunum rahatsızlığı bulunan hastalarımızda, solunum sıkıntısına neden olabilir. Özellikle astım ve alerjisi olan kişilerde astım atağı gibi solunum sıkıntılarının yoğun olduğu dönemlere neden olabilir. KOAH’lı (kronik obstrüktif akciğer) ve kronik hastalığı olan kişilerde de solunum sıkıntısı ataklara neden olabilir. Bu dönemde en önemlisi toza maruz kalmamaktır. Kronik ve ciddi hastalığı olan kişilerin bu dönemde mümkünse dışarıya çıkmamasını tavsiye ediyoruz. Dışarıya çıkmaları gerekiyorsa özellikle toza karşı koruyu N95 gibi kullanmaları, bulamıyorlarsa bile normal maske faydalı olabilir. Maske kullanmak bu dönemde çok önemli. Astım hastalıklarında özellikle atağı tetikleyebilir, astım krizine neden olabilir. Böyle bir durum oluştuğunda hastaların bir sağlık kuruluşuna başvurarak etkili bir astım tedavisi almaları gerekebilir” şeklinde konuştu. Solunum rahatsızlığı bulunanlar kadar yaşlı, hamile ve çocuklar da risk altında Kronik rahatsızlığı bulunanların yanı sıra çeşitli grupların da risk taşıdığını belirten Cengiz, “Yaşlılarda ek hastalıklar, kronik rahatsızlıklar daha fazla olduğu için onlar daha hassas. Hamileler ve çocuklar etkilenebilir. Solunum hastalığı olanlar ekstra risk altında. Çünkü bu tozlar çok küçük partiküller halinde olup solunum yollarını etkileyebilmekte, hastalarda atakları tetikleyebilmektedir. Uzun süreli maruz kalma durumunda solunum yetmezliğine görülebilir Toz taşınımına uzun süreli maruz kalınmaları durumunda solunum yetmezliğine varan ciddi rahatsızlıklar görülebileceğine dikkat çeken Cengiz, “Kriz atak dediğimiz kriz tablosuna neden olabilir. Ciddi solunum sıkıntısı, hatta çok fazla maruz kalınırsa solunum yetmezliğine bile neden olabilir. Bizim en çok beklediğimiz tablo, öksürük ile birlikte nefes darlığı ve atak tablosudur” ifadelerini kullandı.