GÜNDEM - 24 Mayıs 2026 Pazar 12:20

Modern hayat, vücudumuzun doğal savunmasını zayıflatıyor

A
A
A
Modern hayat, vücudumuzun doğal savunmasını zayıflatıyor

Son yıllarda alerji, otoimmün hastalıklar ve kronik rahatsızlıklardaki artışa dikkat çekerken, dünyaca ünlü Bursalı bilim insanı Prof. Dr. Cezmi Akdiş bu yükselişin vücudun doğal koruma sistemindeki bozulmadan kaynaklanabileceğini söyledi.


Türk İmmünoloji Derneği ile Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 27. Ulusal İmmünoloji Kongresine konuşmacı olarak katılan Davos’taki Swiss Institute of Allergy and Asthma Research (SIAF) direktörü ve Zürih Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Cezmi Akdiş, yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalıştığı ‘Epitel Bariyer Teorisi’ ile modern yaşamın beraberinde getirdiği kimyasalların ve çevresel etkilerin insan sağlığını derinden etkilediğini söyledi. İnsan vücudunun cilt, bağırsak ve solunum yolları gibi bölgelerinde bulunan doğal koruyucu katmanların, dışarıdan gelen zararlı maddelere karşı bir kalkan görevi gördüğünü anlatan Prof. Dr. Akdiş’e göre, bu koruyucu yapı zarar gördüğünde pek çok sağlık sorununun kapısı aralanıyor.


Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Cezmi Akdiş, modern hayatın görünmeyen etkilerine dikkat çekerek, "Vücudumuzun dış dünyayla temas eden yüzeylerinde çok güçlü bir koruma sistemi bulunuyor. Ancak hava kirliliği, yoğun kimyasal maruziyeti, işlenmiş gıdalar ve günlük yaşamda sık kullandığımız bazı temizlik ürünleri bu doğal bariyeri zamanla zayıflatabiliyor. Koruyucu yapı bozulduğunda, vücuda girmemesi gereken maddeler daha kolay içeri sızıyor ve bağışıklık sistemi sürekli alarm halinde kalabiliyor" dedi.


Bilim Özel Ödülü ile Dünya Allerji Organizasyonu Özel Ödülü alan, Harvard Üniversitesi de dahil 6 büyük üniversitede Onursal Profesör olan ve İsviçre Bilim Akademisi’nin Senato Üyeliği görevlerinde de bulunan Prof. Dr. Cezmi Akdiş’in geliştirdiği teoriye göre, astım, egzama, gıda alerjileri, bağırsak hastalıkları, bazı metabolik rahatsızlıklar ve otoimmün hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda kronik sağlık sorununun temelinde bu koruyucu bariyerlerdeki hasar bulunabiliyor. Dünya genelinde milyarlarca insanın bu süreçten etkilendiğine dikkat çekiliyor.


Son yıllarda hayat biçiminin hızla değişmesiyle birlikte insan bedeninin yoğun bir kimyasal yük altında kaldığını ifade ededen Prof. Dr. Akdiş, "Evde, işte ve sokakta birçok kimyasalın etkisi altındayız. Elbette tüm ürünler zararlıdır demek doğru olmaz ancak gereğinden fazla ve yoğun maruziyetin vücudun doğal savunma sistemini zorladığını görüyoruz. Özellikle son 50-60 yılda alerjik ve kronik hastalıklardaki artışın nedenlerini anlamaya çalışırken çevresel değişimleri göz ardı edemeyiz" şeklinde konuştu.


Açıklamalarında daha doğal ve sade bir yaşam yaklaşımının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Akdiş, hastalıklardan korunmada günlük hayat alışkanlıklarının önem taşıdığını belirterek, mümkün olduğunca az işlenmiş gıda tüketilmesi, evde yemek yapılması ve gereksiz kimyasal kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade etti.


Prof. Dr. Akdiş, "Koruyucu yaklaşım aslında oldukça basit. Daha doğal beslenmek, fazla katkı maddesi içeren ürünlerden uzak durmak, temizlik ürünlerini bilinçli kullanmak ve gereksiz kimyasal maruziyetini azaltmak vücudun doğal savunmasını korumaya yardımcı olabilir. Küçük görünen alışkanlık değişiklikleri uzun vadede büyük fark oluşturabilir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Sel afetini yaşayan tüm vatandaşlarımız müsterih olsunlar, zararları karşılanacaktır" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Hatay’da yaşanan sel afetinin ardından incelemelerde bulundu. Asi Nehri’nin debisinin selde normalinden 9 kat daha fazla akmasının afetin büyüklüğünü gösterdiğini ifade eden Yayman, vatandaşların zararlarının karşılanacağını söyledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, beraberindeki heyetle Hatay’da selden etkilenen Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinde incelemelerde bulundu. Selde hayatını kaybeden vatandaşların yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunan heyet, Samandağ ilçesi Çöğürlü Mahallesi’ndeki temizlik çalışmalarını da yerinde inceledi. Yayman, incelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklamada bulundu. "Sel afetini yaşayan tüm vatandaşlarımız müsterih olsunlar, hiç kimsenin zarar ziyanı boşa gitmeyecektir ve onlar karşılanacaktır" Asi Nehri’nin debisinin selde normalinden 9 kat daha fazla akmasının afetin büyüklüğünü gösterdiğini ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman, "Kurban Bayramı öncesi böylesine bir acının yaşanması gerçekten bizim yüreklerimizi dağladı. Acımız büyük, vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Biraz önce taziye evlerini vekillerimizle ve heyetle tek tek gezdik ve taziyelerimizi bildirdik. Samandağ’a gelmeden önce Antakya Mahallemizde, Dağ Mahallelerimizde vatandaşlarımıza ziyaretlerde bulunduk. Cumhurbaşkanımızın geçmiş olsun dileklerini ve selamlarını ilettik. Hatay gerçekten inanılmaz bir afet yaşadı. Ben bir Hatay’ın evladı olarak tüm vekillerimizle biraz önce de konuştuk. Biz Asi Nehri’ni hiç bu kadar heybetli, hiç bu kadar yüksek bir debide görmemiştik. Ben 57 yaşındayım. Bu Asi Nehri çok cılız akardı ama biraz önce DSİ Genel Müdür Yardımcımızın ifadesinde 9 katına çıkmış olan bir debiden bahsediyoruz. Bu tabii gerçekten afet sınırlarını da aşan bir durum oluşmuştu. Afetin olduğu andan itibaren devletimiz ve belediyelerimiz tedbirlerini aldılar, yolları kapatarak aslında çok daha büyük bir afeti ve acıyı önlemiş oldular. Samandağlıların acısı, Hatay’ın acısı, Türkiye’nin acısı bizim acımızdır. Kurban Bayramı’ndan önce böylesine bir acının yaşanması gerçekten bizim yüreklerimizi dağlamıştır. Cumhurbaşkanlığımızın talimatıyla gerekli envarter çalışmaları için bakanlıklarımız çalışmalar yapıyor. Bu konuda bir ihmal veya hata varsa bunun üzerine sonuna kadar gidilecektir. Hatay’ımız için Asi Nehri’nin debisi tam 9 kat atmıştır ve bu da zaten büyük bir kıyamettir. Hatay’ımıza geçmiş olsun. Cumhurbaşkanımızın riyasetinde yeniden kalkacaktır. Depremden, yangınlardan sonra sel afeti de yaşamıştır. Tüm vatandaşlarımız müsterih olsunlar, hiç kimsenin zarar ziyanı boşa gitmeyecektir, onlar karşılanacaktır ve inşallah bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Muş Gülsima Yıldız’ı arama çalışmaları 5’inci gününde de sürüyor Muş’un Cevizlidere köyünde çaya düşerek kaybolan Gülsima Yıldız’ı arama çalışmaları, 5’inci gününde de aralıksız sürüyor. Yaklaşık 60 kilometrelik alanda 150 personelin yürüttüğü arama çalışmalarına 1 İHA ve 3 dron da havadan destek veriyor. Muş’un merkeze bağlı Cevizlidere köyünde çaya düşerek kaybolan Gülsima Yıldız’ı arama çalışmaları 5’inci gününde de devam ediyor. Ekipler, çay yatağı boyunca geniş bir alanda arama çalışmalarını sürdürüyor. Arama çalışmalarına Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), Hayat Arama Kurtarma Derneği (HAK), Türk Kızılay ekipleri, güvenlik korucuları ve köylüler katılıyor. Ekipler dere kenarında kıyı taraması yaparken, 3 dron ve 1 İHA da çalışmalara havadan destek veriyor. 150 personelin görev yaptığı bölgede çalışmaların büyük bölümü Muş’taki ekipler tarafından yürütülüyor. Ayrıca Van İl Jandarma Komutanlığı bünyesindeki 5 kişilik dalgıç ekibi ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na bağlı 6 kişilik dalgıç ekibi de arama faaliyetlerine destek veriyor. Düşme noktasından başlayarak Batman sınırına kadar uzanan yaklaşık 60 kilometrelik hatta arama yapan ekipler, Gülsima Yıldız’a ulaşmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. AFAD Muş İl Müdürü Ahmet Daştemir, bölgenin coğrafi yapısının oldukça zorlu olduğunu, vadilerin genişliği ve su debisinin yüksekliği nedeniyle arama çalışmalarının güçlükle sürdürüldüğünü belirterek, "Bölgenin sert olması, vadilerin geniş olması ve suyun debisinin çok yüksek olmasından dolayı civar komşu illerden de başkanlığımızın talimatları doğrultusunda buraya ekipler sevk ettik. Şu anda AFAD, Jandarma, Sivil toplum kuruluşları olan HAK, Kızılay ve güvenlik korucularımızla birlikte günlük 90 ila 150 personelle arama faaliyetlerini sürdürüyoruz. Köprüden düşen vatandaşımızın düşme noktasından Sarıçoban Çayı’na kadar olan yaklaşık 6 kilometrelik bölgeyi su içinde tarama yaptık" dedi. Daştemir, arama çalışmalarının 5 gündür aralıksız sürdüğünü söyledi. Çalışmalar sırasında kayıp vatandaşa ait bazı kıyafetler, ayakkabı ve hırkaya ulaşıldığını aktaran Daştemir, "5 gündür çalışmalarımız devam ediyor ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kayıp vatandaşımızla ilgili bazı kıyafetlerini, ayakkabılarını, hırkasını bulduk. Ancak vatandaşımızın kendisine henüz ulaşamadık. Arama çalışmalarımız devam ediyor. Coğrafyanın sert olması nedeniyle giremediğimiz bölgeler bulunuyor. Bu alanlarda hem İHA’larımız hem de dronlarımızla tarama yapıyoruz. Termal kameralar kullanarak ulaşamadığımız bölgeleri de kontrol ediyoruz. Şüphelendiğimiz noktalara mutlaka giriş yapıyor, ihtimalleri değerlendiriyoruz. Şüpheli bölgelerde dalgıç ekiplerimiz çalışma yaparak, alanın daha hızlı şekilde taranmasını sağlıyor. Böylece kafamızdaki soru işaretlerini gidermeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Arama faaliyetlerinin Muş, Batman ve Diyarbakır ekiplerinin koordinasyonuyla sürdürüldüğünü kaydeden Daştemir, "Düşme noktasından Muş sınırının çıkışına kadar yaklaşık 30 kilometrelik bir bölge bulunuyor. Muş sınırından Batman Barajı’na kadar olan alan da yaklaşık 30 kilometre. Muş, Batman ve Diyarbakır illerimiz ortak şekilde arama çalışmalarını sürdürüyor. Hem Muş hem de Batman tarafında yaklaşık 60 kilometrelik alan şu ana kadar taranmış durumda. Suyun çok soğuk olması nedeniyle kaybolan vatandaşımızın bir süre su altında kalıp, daha sonra yüzeye çıkma ihtimaline karşı bölgeleri sektörlere ayırdık. Bu sektörlerde her gün düzenli olarak arama faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Çalışmalarımız vatandaşımızı bulana kadar devam edecek. İnşallah vatandaşımızı bulup ailesine teslim edeceğiz" şeklinde konuştu.