ASAYİŞ - 24 Mayıs 2022 Salı 11:32

Elazığ’da 18 yıllık cinayette kan donduran ifadeler: Önce bıçaklamışlar ardından bağırmasın diye kravatla boğazını sıkmışlar

A
A
A
Elazığ’da 18 yıllık cinayette kan donduran ifadeler: Önce bıçaklamışlar ardından bağırmasın diye kravatla boğazını sıkmışlar

Elazığ’da, 18 yıl önce kayıp ilanı verilen, aradan geçen zamana rağmen kendisinden hiçbir haber alınamamasının ardından polisin yaptığı titiz çalışmalar sonucunda cinayete kurban gittiği belirlenen Ruhi Canpolat olayına ilişkin ilk duruşma görüldü.

Elazığ’da, 18 yıl önce kayıp ilanı verilen, aradan geçen zamana rağmen kendisinden hiçbir haber alınamamasının ardından polisin yaptığı titiz çalışmalar sonucunda cinayete kurban gittiği belirlenen Ruhi Canpolat olayına ilişkin ilk duruşma görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıkların ifadeleri damga vurdu.


Elazığ’da 21 Mayıs 2003’te Ruhi Canpolat hakkında kayıp başvurusunda bulunulmuş fakat şahsın uzun süre bulunamamasının üzerine Elazığ Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, dosyayı 2 Şubat 2021’de yeniden açmıştı. Cinayet Büro Amirliği ekiplerince 10 ay süren titiz çalışmalar sonucunda olaya ilişkin 2’si kadın 9 şüpheli tespit edildi. Ekipler, 4 Kasım 2021’de 7 adrese eş zamanlı operasyon düzenleyerek, zanlıları yakalayıp gözaltına aldı. Elazığ Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde alınan ifadeler sırasında kayıp şahıs Ruhi Canpolat’ın (38) öldürdüğü ortaya çıktı. Olayın ardından yakalanarak gözaltına alınan şüpheliler, tutuklanıp cezaevine gönderildikten sonra dosyanın ilk duruşması da geçtiğimiz günlerde görüldü. Elazığ Adliyesi 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya ‘kasten öldürme’ suçundan yargılanan şüpheliler Cevdet Ş., Temur Ş. ve Azime Ş. İle sanık ve tanık avukatları katıldı. Cevdet Ş. öldürülen Ruhi Canpolat’ı Temur’un önce bıçakladığını bağırmasın diye de kravatla boğazını sıktıklarını savundu.



"Ruhi’yi Temur öldürdü"


Mahkeme heyetine karşı savunmasını yapan tutuklu sanık Cevdet Ş., “Arabayla Ruhi’nin evinin oraya gelince Temur’un Ruhi ile kavga etmiş olabileceğini düşündüm. Temur bana birlikte eve çıkağımızı söyledi ve arabadan inerek birlikte eve çıktık. İçeri girdik salonun ortasında battaniyeye sarılı halde bohça şeklinde cesedi gördüm, ne olduğunu sorduğumda Temur bana Ruhi’yi öldürdüklerini söyledi. Ben de kendilerine kızdım ancak yapabileceğim bir şey kalmamıştı. Azime’nin köyüne cesedi götürmeyi düşündüklerini ancak o tarafta jandarma olduğundan dolayı götüremediklerini söylediler. Sonra da benden yardımcı olmamı ve bizim o taraflarda bir yere cesedi götürmeyi teklif ettiler. Ben de battaniyeden cesedi çıkartıp yorgana sarmalarını söyledim. Birlikte battaniye içerisindeki cesedi yorganın içerisine sardık. Ben Temur Ş. ve Cevdet S. birlikte yorgana sarılı cesedi alarak evden çıkartarak pikaba koyduk. Pikapla da Sarıçubuk köyüne götürdük. Boş bir tarlada çukur gibi bir yer vardı buraya gittik ve ben o sıra yanlarından ayrıldım. Eve gittim ve 2 tane kürek getirdim. Ben Cevdet ve Temur birlikte cesedi bu çukura battaniye ile birlikte gömdük ve küreklerle üstünü kapattık. Kürekleri ben eve götürüp bıraktım tekrar hep birlikte ruhinin evine döndük. Ben cesedin parçalanıp parçalanmadığını bilmiyorum ben eve gittiğimde ceset battaniyenin içindeydi. Bu olaya karıştığım için çok pişmanım. Benim bu olaydan önce Azime ile hiçbir şekilde gönül ilişkim olmadı. Ancak kardeşim Temur’un bu olaydan bir iki ay önce Azime ile aralarında gönül ilişkileri başlamış, ben bunu daha sonradan öğrendim. O da şu şekilde oldu, Ruhi ölmeden bir iki ay önce biz Ruhi ile birlikte alkol aldığımız sırada Ruhi bana ‘Kardeşin bize gelmesin, ben evden işe gidiyorum eve döndüğüm zaman gündüz vakti Temur’un benim evimde olduğunu ve yattığını görüyorum. Bundan dolayı da rahatsızım kardeşine söyle benim evime gelmesin’ dedi. Ben Ruhi’nin Temur ile Azime arasında ilişki olduğundan şüphelendiğini anladım ve bunun üzerine Temur ile konuşarak bir daha evlerine gitmemesini söyledim. Olay sabahı Azime’yi Mustafa’lara götürdüğüm sırada kendisiyle konuştum. Ruhi’yi önce bıçakladıklarını daha sonra bağırmasın diye kravatla boğazını sıktıklarını söyledi. Azime’ye kiminle birlikte eylemi gerçekleştirdiklerini sorduğumda ise bana söylemedi. Hasan S. ben tutuklanmadan önce beni aradı. Nerede olduğumu sordu bende işte olduğumu söyledim. Yanıma beyaz bir pikap ile geldi. Birlikte araba ile bir yere gittik. Bana, ‘Sen suçu kabul et zaten tutuklanacaksın. Suçu üstlenmezsen senin annen, kardeşlerin ve çocuklarını öldürürüm’ dedi. Ben olayı o zaman kabul ettim” dedi.



“Ruhi’nin arkadaşları sırayla bana tecavüz etti”


O akşam Ruhi’nin işe gittiğini belirten Ruhi’nin eski, Temur’un yeni eşi Azime Ş. İse “Gece 24.00 sıralarında eve döndüğünde yanında 3 kişi vardı. Bu kişiler takım elbiseliydi ancak kravat takmamışlardı. Temiz kıyafetli insanlardı. Kapıyı Ruhi açtı, ben bu sırada yatak odasında yatmak üzereydim. Kapıyı hafif aralayıp bu kişileri gördüm ve Ruhi yanıma geldi. Kim olduklarını sorduğumda bana, arkadaşları olduğunu ve benim tanımadığımı söyledi. Biz o gün beni köye göndermediği için Ruhi ile tartışmıştık. Yatak odasından çıkmadım. 10-15 dakika sonra eve gelen 3 şahıstan birisi yatak odasına geldi. Bu şahıs bana tecavüz etti. Ben karşı koydum ancak bu şahıs içeri girer girmez benim elimi bağladı. Ben ayaklarımı yere vurarak ses yapmaya çalıştım ancak bu şahsa karşı koyamadım. Bu şahıs odadan çıktı, daha sonra ikinci bir şahıs daha geldi o da bana aynı şekilde tecavüz etti. Onların ardından üçüncü şahıs da odaya gelerek, ‘Kocan, seni bunlara satmış’ diyerek odadan çıktı. Benim ellerimi bana ait olan yazma ile önden bağlamışlardı. Üçüncü şahıs odadan çıktıktan sonra ben ellerim bağlı halde odada bir süre kaldım. Bu sırada içeriden kapının sesini duydum ve bu kişilerin evden gittiklerini anladım. Sonra odaya Ruhi gelerek ellerimi çözüp bana vurmaya başladı. Yumruk atarak kafama ve omuzlarıma vurdu. Saçımdan sürükleyerek salona götürdü o sırada benim burnum kanıyordu. Salonda da bir müddet bağırarak kızdı. Yerdeyken beni dövdüğü için ben bir süre sonra orada sızmışım. Ne kadar geçtiğini bilmiyorum. Ancak hava halen karanlıkken kendime geldim. Uyandığımda Cevdet Ş.’nin kanepede oturduğunu diğer kanepede ise Ruhi’nin oturduğunu gördüm ben hemen yatak odasına doğru geçerek kıyafetlerimi değiştirdim. Yatak odasında bekledim. Bu sırada Cevdet ve Ruhi’nin tartıştıklarını ve bağırışlarını duydum. Sabaha doğru Cevdet ve Ruhi’nin birbirlerine vuruyorlarmış gibi seslerini duydum. Ben salonda Cevdet ve Ruhi’yi gördüğümde Cevdet kanepenin üzerinde normal bir şekilde oturuyor, Ruhi ise gömleği açık pantolonu ise üzerinde duruyordu. Salonda alkol şişesi görmedim. Bir süre sonra tartışmalarının sonlandığını fark ettim” cümlelerini kullandı.



“Cevdet bana bu olayı birisine anlatırsan ikimizi de yakarım olay senin evinde oldu zaten kimseyi inandıramazsın dedi”


Sabaha doğru babasının evini aradığını aktaran Azime Ş., “Kız kardeşim Emine telefonu açtı. Emine’ye gelip beni evden almalarını söyledim. Bana niye olduğunu sorunda sadece Ruhi’nin beni dövdüğünü söyledim. Ben telefonu kapattıktan sonra Cevdet odaya geldi. Ben odaya geçtiğimde kapıyı kilitlemiştim, bu nedenle Cevdet kapıyı açarak bulunduğum odaya geldi. ‘Sen mi aldın’ diye telefonu sordu o sıra elimdeki telefonu gördü ve aldı. Cevdet o sıra da korkmuş gibiydi. Kapıya bakıp bir anca gitmek istiyor gibiydi. Ara ara da kendi kendine gülüyordu. Salona bakıp bakıp kafasını çeviriyordu ben de neye baktığını merak ettiğim için salona doğru baktım ve Ruhi’nin yerde yüzünün üstüne yatar vaziyette olduğunu gördüm. Ruhi’ye doğru koşarak bağırıp kaldırmaya çalıştım. Cevdet beni tuttu salondan koridora çıkarttı ve eliyle ağzımı kapattı. Bana ‘bağırma’ diyerek tekrar odaya götürdü. ‘Burada otur sesini çıkartma. Eğer birini arar bir şey söylersen seni de kendimi de yakarım’ dedi. Kapıyı kilitledi ve ben odada kilitli kaldım. Bir süre sonra evin içinde farklı ayak sesleri duydum. Daha sonra Cevdet benim bulunduğum odanın kapısını açtı. Salona koştum hemen ama Ruhi yerde yoktu. Cevdet’e Ruhi’yi sorduğumda Ruhi’nin iyi olduğunu sadece bayıldığını söyledi. Daha sonra Cevdet bana ‘Bu olaydan kimseye bahsetmeyeceksin, olay senin evinde oldu kimseyi inandıramazsın. Çocuklarını düşün bu olayı birine söylersen seni de kendimi de yakarım’ dedi. Odadan çıkıp salona gittiğimde evimde olan battaniyelerden 2 tanesini göremedim. Benim Temur ile Ruhi ölmeden önce hiçbir şekilde ilişkim olmadı. Zaten Temur ilen 2012 yılında evlendik. Zaten evlenmemizi Cevdet istemişti. Cevdet bana kardeşim Temur ile evlen gözümün önünde ol dedi. Cevdet zaten olaydan sonra Ruhi seni dövmüş seni bırakıp gitmiş millet sorarsa bu şekilde söylersin diye tembihledi. Ben de bunun üzerine çocuklarıma, eşimin ailesine ve Ruhi’yi soran herkese beni dövüp evi terk ettiğini söyledim. Ruhi’nin kayıp olduğu hususunda 2-3 defa karakola başvurdum. Ben karakola başvururken olayın ortaya çıkmasından korkmuyordum. Hatta olayın ortaya çıkmasını istiyordum. Ancak çocuklarımla tehdit edildiğim için korktum ve gidip polise bu durumu anlatamadım. Ben olay günü evde herhangi bir temizlik yapmadım sadece halı yıkadım. Ruhi’nin getirdiği adamlar bana tecavüz etmelerine rağmen ben Ruhi’yi öldürmeyi düşünmedim. İlk ifademi ise Cevdet’in beni korkutmasından ve kimsenin bana inanmayacağından dolayı ifade veremedim” şeklinde konuştu.



“Ruhi’nin kaybolması ve öldürülmesiyle ilgili benim bir alakam yok”


Üzerine atılı suçları kabul etmeyen Temur Ş. İse “Ruhi’nin kaybolması veya öldürülmesiyle ilgili benim alakam kesinlikle yoktur. Ben Ruhi’nin öldürülmesine ilişkin olayı, Cevdet ve Azime’nin beyanları sonrasında öğrendim. Suçsuzum beraatımı istiyorum. Azime ile boşandıktan sonra görüşmeye başladım. Azime’ye evlenmek teklifinde bulundum. Azime ilk başta teklifimi kabul etmedi. Aradan bir yıl civarında bir süre geçtikten sonra Azime beni aradı ve halen evlenip istemeyip istemediğimi sordu. Ben de evlenmek istediğimi söyledim. Bunun üzerine 5-6 ay kadar görüşüp sonrasında evlendik. Benim ailem Azime ile evlenmemi istemedi fakat ben Azime’nin çocuklarını tanıdım ve sevdiğim için Azime ile evlenmek istedim. Ben zaten Azime’ye 2010-2011 yıllarında ilgi duymaya başladım. Tutuklamadan yaklaşık bir ay öncesine kadar ben Azime’nin evde tecavüze uğradığına dair hiçbir şey duymamıştım. Abim Cevdet ile Azime arasında bir gönül ilişkisi olduğunu bilmiyordum. Abim Cevdet ile aramızda 4-5 sene öncesinde ev konusundan dolayı tartışma çıktı bundan dolayı da aileden hiç kimseyle görüşmüyorum. Hatta Azime bana Ruhi bir gün gelirse o zaman ne yaparsın dedi. Bende o zaman kendisine gelirse gelsin zaten boşanmışsın dedim. Ben sana sahip çıkarım dedim. Abim ile eşi Filiz’den dolayı da konuşmuyordum. Abim ile Filiz evlenmeden önce bizim Filiz ile gönül ilişkimiz vardı. Ben abim ile Filiz evlenmeden önce Filiz ile ayrıldık. Ben olay gecesi tam olarak nerede olduğumu hatırlamıyorum ama büyük ihtimalle köydeki evdeydim. Abimin neden bu şekilde beyanda bulunduğunu bilmiyorum. Ben o dönem araba kullanmayı bilmiyorum ehliyetimi 2016 yılında aldım dedi” ifadelerini kullandı.


Savunmaların ardından mahkeme heyeti duruşmayı, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun ‘Afrika çöl tozları çocukları daha fazla etkiliyor’ Çöl tozlarının solunum yolu hastalığı olanları olumsuz etkileyebileceğine değinen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Köksal, “Çöl tozlarının yoğun olduğu günlerde özellikle çocuklar ve solunum sistemi rahatsızlığı olanların sağlığı olumsuz etkilenmektedir” dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nurhan Köksal, Afrika çöl tozları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. “Astım hastaları dikkat etmeli” Çöl tozlarının solunum yolu hastalığı olanları olumsuz etkileyebileceğine değinen Prof. Dr. Köksal, “Çöl tozlarının yoğun olduğu günlerde özellikle çocuklar ve solunum sistemi rahatsızlığı olanların sağlığı olumsuz etkilenmektedir. Erişkinlerde özellikle solunum yetmezliği olanlarda, astım, KOAH, bronşiektazi ve solunum yolları rahatsızlığı olanlarda problemler daha belirgin şekilde ortaya çıkar. Ayrıca çocuk yaş grubu da en fazla etkilenen grubunu oluşturmaktadır” diye konuştu. “Solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilir” Çöl tozlarının, solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğunu dile getiren Prof. Dr. Köksal, “Çöl tozlarının havada fazla miktarda bulunması, mukozal yüzeyler ile teması gözde, burunda ve solunum yollarında direk tahriş edici etkisiyle rahatsızlık verebilir. Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde ve KOAH, astım gibi solunum yolu hastalıkları bulunan kişilerde bu tahriş edici etkisi daha yoğun olarak karşımıza çıkabilir. Toz miktarının arttığı durumlarda normal sağlıklı bireylerin de solunum yolları etkilenmektedir. Bu tahriş edici etkisinden başka, toz partiküllerine bakteri ve virüsler bağlı kalarak solunum yolu enfeksiyonlarına da neden olabilir. Böyle durumlarda solunum yolu enfeksiyonlarının artmasının bir nedeni de artan toz miktarının güneş ışığını ve ultraviyoleyi engelleyerek yine havada mikroorganizmaların uzun süre kalmalarına neden olmalarıdır” şeklinde konuştu. “Zorda kalmadıkça dışarı çıkmayın” Prof. Dr. Köksal, “Tüm bu olumsuz şartlarda akciğer sağlığımızı koruyabilmek için özellikle kronik solunum yolu ve astımı olan hastalarımızın, toz yoğunluğunun fazla olduğu dönemlerde zorunlu kalmadıkça dışarı çıkmamaları, ev havalandırmalarını bu dönemlerde yapmamalarını ve maruziyet olduğu dönemlerde mutlaka maske takmalarını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar, “Çözüm merkezi, Kayseri’nin en torpilli numarasıdır” Kocasinan Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Çözüm Merkezi ile vatandaşların talepleri çözüme kavuşturuyor. Çözüm Merkezi’ni en torpilli numara olarak niteleyen Başkan Çolakbayrakdar, “Özellikle başımızın tacı olan vatandaşımızı önemsiyoruz ve beklentilerini hızlı bir şekilde karşılamak için merkezimizle sonuç odaklı çözüm üretiyoruz” dedi. Çözüm Merkezinin tüm belediyecilik hizmetlerini tek bir çatı altında aktaran bir birim olduğunun altını çizen Başkan Çolakbayrakdar, “ 25 Ağustos 2016 yılında hayata geçirdiğimiz Çözüm Merkezi, torpilli telefon numarasıdır. Çünkü vatandaş benden bir talepte bulunduğu zaman bende 0(352) 222 70 00’nolu numarayı arayıp, söylüyorum. Bundan dolayı torpilli hat diyoruz. Herkesin rahatlıkla ulaşabileceği ve herkesin belediyeyle olan taleplerini bu hat üzerinden yönetebileceği bir telefon numarasıdır. Bir telefonla belediyenin tüm birimlerine ulaşabileceğiniz ve hizmeti vatandaşın ayağına götüren bir iletişim hattıdır. Biz diyoruz ki; ‘Kocasinan Belediyesi’ne ve ‘Başkana’ her turlu ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda bu uygulama ilçe sakinlerimizle belediyeyi birlikte yönetme tarzıdır. Vatandaşlarımızın beklentilerini isteklerini ve taleplerini yerine getirebiliyorsak, vatandaşlarımızı mutlu edebiliyorsak yönetim tarzı olarak doğru bir yönetim sergiliyoruz demektir. Bu anlayışı da sahaya yansıtma noktasında atmış olduğumuz önemli adımlardan bir tanesidir” ifadelerini kullandı. “ÇÖZÜM MERKEZİYLE TALEPLERE ANINDA YANIT VERİYORUZ” Çözüm Merkezi ile daha hızlı iletişim ve operasyon refleksi daha yüksek belediyecilik yaptıklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, “Vatandaşımız, bizim baş tacımızdır. Vatandaşımızı önemsiyoruz ve beklentilerini hızlı bir şekilde karşılamak için Çözüm Merkezi ile sonuç odaklı çözüm üretiyoruz. Özellikle pandemi süreci gibi hiç evinden çıkamayan vatandaşımızın yanında olduk. Yani Kocasinan Belediyesi hiç düşünmediğiniz zaman ansızın yanınızda oluyor. Sadece talep değil, zaman zaman vatandaşımızın memnuniyetini ve teşekkürlerini alıyoruz. Ayrıca Çözüm Merkezinin yazılımı tamamen belediye personelimiz tarafından yapılmış olan bir sistemdir. Her türlü iletişim kanalından bizlere ulaşılıyor. İlçe sakinlerimiz, isteklerini yüz yüze iletebilmenin yanı sıra her türlü iletişim kanalı; sosyal medya, Kocasinan Belediyesi’nin web sitesi, mobil uygulamalı cep telefonu ve Watsapp hattı 0(352) 222 70 00’ nolu telefon numarasından her şekilde belediyeye anında ulaşabiliyor. Kocasinan Belediyesi hem 7/24 saat çalışan bir belediye hem de 7/24 saat ulaşılan bir belediyedir” diye konuştu.
Zonguldak ZBEÜ Hemşirelik Bölümü öğrencileri üniformalarını giydi ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Hemşirelik Bölümü birinci sınıf öğrencileri için bu yıl ilki düzenlenen 2023-2024 Akademik Yılı Üniforma Giyme Törenine katıldı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2023-2024 Akademik Yılı Üniforma Giyme Töreni gerçekleştirildi. Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde düzenlenen törene ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Bekir Hakan Bakkal, Prof. Dr. Servet Karasu, Genel Sekreter Prof. Dr. Zehra Safi Öz, senato üyeleri, akademisyeneler, öğrenciler ve aileler katıldı. Törenin açılışında konuşan Hemşirelik Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nurten Taşdemir, üniforma giyme törenin bu yıl ilkini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Ardından kürsüye çıkan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sibel Koçak, ilk üniformalarını giyen öğrencilere mesleğe önemli bir adım attıklarını dile getirerek, “Bugün giyeceğiniz üniformalarınızı meslek hayatınız boyunca gururla üzerinizde taşımanızı, üniversitemizi ve ailenizi gururlandırmanızı aynı zamanda meslek hayatına çok iyi hazırlanmanızı temenni ediyorum. Sizler gerek ülkemizde gerekse dünyada bütün sağlık sistemlerine kolaylıkla uyum sağlayabilecek kabiliyette olup bununla beraber günümüzün modern sağlık sistemlerinin farkında olarak bilimin ışığında yetişecek nesillersiniz. Her birinizin kariyerlerinde çok güzel yerlere gelmenizi, ülkemize ve geleceğimize sağlık alanında katkı sağlayan bireyler olacağınıza tüm kalbimle inanıyorum. Yolunuz açık, hemşirelik mesleğine atacağınız ilk adımınız hayırlı ve uğurlu olsun” diye konuştu. ZBEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin sağlık alanında sunduğu nitelikli eğitimle geleceğin sağlık profesyonellerini donanımlı bir şekilde yetiştirdiklerini belirtti. Pandemi dönemiyle hemşirelik mesleğinin önemine bir kez daha şahit olunduğuna dikkat çeken Özölçer, hemşire adaylarına mesleklerini özveriyle yapmaları hususunda tavsiyelerde bulundu. Öğrencilerin meslek hayatlarına ilk adımlarını atmalarının heyecan verici bir dönem olduğunu vurgulayan Özölçer, tebrik ederek başarılarının devamını diledi. Konuşmaların ardından hemşirelik bölümü öğrencilerine Rektör Özölçer ve Senato Üyeleri tarafından üniformaları giydirildi. Toplu fotoğraf çekiminin akabinde tören sona erdi.