ÇEVRE - 24 Mayıs 2026 Pazar 09:12

Tortum şelalesi coştu

A
A
A
Tortum şelalesi coştu

Tortum Şelalesi, bahar aylarında artan su debisiyle adeta yeniden coşarken, Erzurum Valisi Aydın Baruş da bölgeyi ziyaret ederek eşsiz manzaraya tanıklık etti. Vali Baruş, şelalenin ihtişamı karşısında hayretini gizleyemedi.


Çoruh Nehri’nde kar sularının etkisiyle debinin en yüksek seviyelere ulaştığı günlerde gerçekleşen ziyarette konuşan Vali Baruş, Tortum Şelalesi’nin doğa tutkunları için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu söyledi.


Vali Baruş, çevredeki dağlarda biriken karların erimeye başladığını belirterek, "Çoruh Nehri’nin en coşkun dönemlerinden birini yaşıyoruz. Bu güçlü akışın birkaç hafta daha devam edeceğini tahmin ediyoruz" dedi.


Yaklaşan Kurban Bayramı tatili öncesinde vatandaşlara çağrıda bulunan Baruş, "Bu manzaraya, suyun sesine ve oluşturduğu atmosfere şahit olmak herkese nasip olacak bir güzellik değildir" ifadelerini kullandı.


Saniyede yaklaşık 400 metreküp debiyle akan suyun oluşturduğu görsel şöleni anlatan Baruş, yaklaşık 48 metre yükseklikten dökülen ve 22 metre genişliğe ulaşan şelalenin gökyüzünde oluşturduğu gökkuşağıyla kartpostallık görüntüler sunduğunu söyledi.


Tortum Şelalesi’nin Erzurum’un saklı doğa harikalarından biri olduğunu vurgulayan Baruş, vatandaşların bölgede aileleriyle birlikte vakit geçirip doğanın huzurunu yaşayabileceğini ifade etti.


Avrupa’nın üçüncü, Türkiye’nin ise en büyük şelaleleri arasında gösterilen Tortum Şelalesi, artan su debisiyle ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatmaya devam ediyor.


(TS-AT)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Uzmanından bayramda sağlıklı beslenme uyarısı Diyetisyen Mücahit Gökalp, Kurban Bayramı’nda beslenme düzenine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, yeni kesilen etlerin hemen tüketilmemesi, doğru pişirme yöntemleri ve tatlı seçimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Diyetisyen Mücahit Gökalp, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenmeye ilişkin vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Mücahit Gökalp, yeni kesilen etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirterek, "Yeni kesilmiş hayvan etleri Rigor Mortis dediğimiz ölüm sertliği durumundadır. Bu dönemde etin pişmesi zor olur ve şişkinlik, hazımsızlık gibi sindirim problemlerine yol açabilir. Etin 24 saat dinlendirilerek tüketilmesi daha uygundur" dedi. Kavurma hazırlanırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade eden Gökalp, özellikle kalp-damar ve hipertansiyon hastalarının bu konuda dikkatli olması gerektiğini belirterek haşlama, buğulama, fırınlama ve ızgara gibi pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. Mangalda etin doğrudan ateşle temas etmemesi ve kömürleşmemesi gerektiğini belirten Gökalp, etin yanında sebze ve salata tüketilmesinin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. Tatlı tüketimine de değinen Gökalp, şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesini önererek, su tüketimi ve hafif yürüyüşlerin de sindirim açısından faydalı olduğunu kaydetti.
İstanbul Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor" Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) sayılı günler kala öğrencilere önemli uyarılarda bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sınav sürecinde yalnızca akademik hazırlığın değil, psikolojik hazırlığın da başarı üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekildi. İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, YKS öncesinde öğrencilerin yaşadığı yoğun kaygı, tükenmişlik hissi ve gelecek endişesinin sınav performansını doğrudan etkileyebileceğini belirterek özellikle son haftalarda zihinsel dengeyi korumanın önemine vurgu yaptı. "Sınavın son haftasında psikolojik dayanıklılık öne çıkıyor" YKS’ye hazırlanan milyonlarca öğrencinin son günlerde eksiklerini tamamlama telaşıyla yoğun bir baskı altına girdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, uzun saatler boyunca aralıksız ders çalışmanın, uyku düzenini bozmanın ve sürekli kıyas yapmanın sanılanın aksine zihinsel performansı düşürebildiğini söyledi. Tansel, sınav sürecinde öğrencilerin sıklıkla "Ya yapamazsam", "Ya sınav anında her şeyi unutursam" ya da "Bunca emeğim boşa giderse" gibi düşüncelerle karşı karşıya kaldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bu düşünceler yalnızca akademik değil, aynı zamanda ciddi bir psikolojik yük oluşturuyor. Beyin tehdit algıladığında dikkat, muhakeme ve problem çözme gibi bilişsel süreçlerde zayıflama meydana gelebiliyor. Öğrenci bazen konuyu bilmediği için değil, yoğun kaygı nedeniyle gerçek performansını ortaya koyamıyor." "Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak doğru değil" Sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Tansel, belirli düzeydeki kaygının öğrenciyi motive eden doğal bir unsur olduğunu söyledi. Ancak kontrol edilemeyen kaygının fiziksel ve zihinsel belirtilerle birlikte performansı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, "Kaygının tamamen ortadan kaldırılması değil, yönetilebilir seviyede tutulması önemlidir. Kontrolsüz kaygı; dikkat dağınıklığı, unutkanlık hissi, çarpıntı ve ’bildiğini yapamama’ gibi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle öğrencilerin yalnızca ders tekrarına değil, duygu düzenleme becerilerine de odaklanması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Başkasının temposu sizin başarınızı belirlemez" Son haftalarda öğrencilerin yeni konu öğrenme telaşına kapılmak yerine mevcut bilgilerini pekiştirmelerinin daha sağlıklı olacağını belirten Tansel, özellikle uyku düzeninin korunmasının zihinsel performans açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Sosyal medyada öğrenciler arasında oluşan "sürekli çalışma" baskısının da kaygıyı artırdığına dikkat çeken Tansel, her öğrencinin öğrenme biçiminin ve psikolojik dayanıklılığının farklı olduğunu vurgulayak, "Başkasının temposu sizin başarınızı belirlemez. Öğrencinin kendi çalışma düzenine ve zihinsel kapasitesine uygun bir süreç yönetmesi gerekir" dedi. Ayrıca beynin sürekli alarm halinde tutulmasının verimi düşürdüğünü ifade eden Tansel, kısa yürüyüşler, hafif egzersizler, müzik dinlemek ya da aileyle geçirilen kısa ve kaliteli zamanların stres düzeyini azaltabileceğini belirtti. "Sınav anında önemli olan heyecanın yönetilebilmesi" Sınav sabahı yaşanan heyecanın tamamen normal olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, önemli olanın bu heyecanın yönetilebilmesi olduğunu belirtti. Özellikle nefes egzersizlerinin bedenin alarm sistemini sakinleştirmede etkili olduğunu söyleyen Tansel, öğrencilerin iç konuşmalarını da daha sağlıklı bir zemine taşımaları gerektiğini belirtti. Tansel, "Öğrenciler sınav anında ’mahvoldum’ gibi olumsuz cümleler yerine, ’şu an kaygılı olmam normal’, ’elimden geleni yapacağım’ ya da ’sorulara tek tek odaklanacağım’ gibi zihinsel dayanıklılığı artıran ifadeler kullanmalıdır. Çünkü beyin, kişinin kendi iç konuşmalarından doğrudan etkilenir" dedi. "Sınav anında kaygının yönetilebilmesi büyük önem taşıyor" Sınav esnasında öğrencilerin zaman zaman yanıtını bilmedikleri sorularla karşılaştıklarında yoğun kaygıya kapılabildiğini de belirten Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, özellikle peş peşe çözülemeyen birkaç sorunun ardından öğrencinin zihninde "Sınavım çok kötü geçiyor", "Başaramayacağım" ya da "Yetersizim" gibi olumsuz otomatik düşüncelerin oluşabildiğini ifade etti. Bu düşünceler kontrol altına alınamadığında öğrencinin sınav atmosferinden zihinsel olarak kopabildiğini ve dikkatini sorular yerine kendi içindeki olumsuz senaryolara yöneltebildiğini söyleyen Tansel, "Oysa bu durum çoğu zaman öğrencinin gerçek performansını değil, kaygının zihinde oluşturduğu algıyı yansıtır. Çünkü sınav anında yükselen stres, öğrencinin bildiği bilgiyi kullanmasını da zorlaştırabiliyor" dedi. Öğrencilerin öncelikle zihninden geçen olumsuz düşüncelerin farkına varması gerektiğini vurgulayan Tansel, "Öğrencinin ’şu an kaygılanıyorum ve zihnim beni olumsuz düşüncelere sürüklüyor’ diyebilmesi, psikolojik kontrolü yeniden kazanabilmesi açısından oldukça önemlidir" diye konuştu. Çözülemeyen sorular üzerinde gereğinden fazla zaman harcanmaması gerektiğini belirten Tansel, öğrencilerin o soruları işaretleyip devam etmelerinin ve yapabilecekleri sorulara yönelmelerinin zihinsel dengeyi yeniden kurmalarına yardımcı olacağını söyledi. Tansel, "Sınav psikolojisinde küçük başarı hissi bile öğrencinin özgüvenini yeniden toparlayabilmektedir. Öğrenci daha sonra atladığı sorulara daha sakin bir zihinle geri dönebilir. Unutulmamalıdır ki bir veya birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez. Asıl önemli olan, öğrencinin yaşadığı kaygının tüm sınav performansını yönetmesine izin vermemesidir. Zihinsel dayanıklılığını koruyabilen öğrenciler, sınavın en kritik anlarında bile dikkatlerini yeniden toparlayarak performanslarını sürdürebilmektedir" dedi. "Birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez" Sınav sırasında öğrencilerin zor sorularla karşılaştığında yoğun panik yaşayabildiğini belirten Tansel, bu noktada öğrencilerin kaygılarını fark edip kontrol altına almasının büyük önem taşıdığını söyledi. "Öğrenci çözemediği sorular üzerinde gereğinden fazla zaman harcamak yerine o soruları işaretleyip devam etmeli. Yapabildiği sorulara yönelmek, küçük başarı hissiyle birlikte zihinsel dengeyi yeniden kurabilir. Unutulmamalıdır ki bir veya birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez" şeklinde konuşan Tansel, psikolojik dayanıklılığın sınav performansında belirleyici unsurlardan biri olduğunu ifade etti. "Ailelere de önemli görev düşüyor" YKS sürecinde ailelerin kullandığı dilin öğrencinin psikolojisi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, sürekli başarı baskısı oluşturan söylemlerin öğrencinin kaygı düzeyini artırabileceğine dikkat çekti. Tansel, "Öğrenciler bazen akademik destekten çok duygusal güven duygusuna ihtiyaç duyuyor. Ailelerin sonuç odaklı değil, emek odaklı yaklaşması; kıyaslayıcı bir dil yerine destekleyici bir iletişim kurması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "YKS sadece bilgiyi değil, zihinsel dayanıklılığı da ölçüyor" YKS’nin yalnızca akademik bilgiyi ölçen bir sınav olmadığına değinen Tansel, sınavın aynı zamanda öğrencilerin stres altında düşünme becerilerini, zaman yönetimlerini ve kriz anındaki zihinsel performanslarını da ortaya koyduğunu söyledi. Son günlerde öğrencilerin kendilerine yüklenmek yerine emeklerine güvenmeleri gerektiğini vurgulayan Tansel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bazen başarıyı belirleyen şey, son gece çözülen onlarca soru değil; sınav sabahı zihnin ne kadar sakin ve dengede olduğudur. Unutulmamalıdır ki bir sınav insanın değerini belirlemez. Ancak bu süreçte gösterilen sabır, mücadele ve psikolojik dayanıklılık, hayat yolculuğunda çok önemli bir deneyim kazandırır."
Malatya İnönü Üniversitesinde Afrika Günü kutlandı İnönü Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda 25 Mayıs Afrika Günü dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliklerde Afrika kültürünün zenginliği ve çeşitliliği ön plana çıkarıldı. Afrika ile dayanışma ve farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen programa; İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Tuncel, İnönü Üniversitesi Afrika Araştırmaları Merkezi (İNÜAFAM) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Ekici, Dış İlişkiler Birim Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Turan, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinlikler öncesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, İNÜAFAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Ekici ve Dış İlişkiler Birim Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Turan günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar gerçekleştirdi. Daha sonra Afrika Birliği’nin 25 Mayıs 1963 tarihinde kuruluşunun yıldönümü dolayısıyla her yıl kutlanan Afrika Günü kapsamında, İnönü Üniversitesi Afrika Çalışmaları Öğrenci Topluluğu ile Afrika Araştırmaları Merkezi iş birliğinde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Kutlama programı çerçevesinde Afrika sanatını yansıtan eserler sergilenirken; tiyatro gösterisi, şiir ve müzik dinletisi, defile ve dans gösterileri katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.