İhlas Haber Ajansı

SON DAKİKA

Whatsapp İhbar Hattı

Demirtaş: Başbakan, Siirt'e gitmeli

Demirtaş: Başbakan, Siirt'e gitmeli
Demirtaş: Başbakan, Siirt'e gitmeli

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Siirt'teki cinsel istismar olaylarıyla ilgili olarak, "Bu olay Türkiye'de kıyameti kopartacak bir olaydır. Sayın Başbakan medyayı suçlayacağına, kendisini başbakan yapan ile bir an önce gitmeli, o çocuklardan özür dilemeli, o halktan özür dilemeli, o valiyi, emniyet müdürünü ve milli eğitim müdürünü derhal görevden almalıdır. Bu işi abartmalıdır. Bu öyle üstü örtülecek, görmezden gelinecek, birkaç kendini bilmezin üzerine yıkılacak bir olay değildir" dedi.

MÜGE TUTCALI/ANKARA

Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Siirt'te yaşanan cinsel istismar olaylarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Siirt'te yaşanan bu travmatik ve sarsıcı bir olayın Türkiye'nin gündemine oturduğunu ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti:

"Her şeyden önce Siirt halkına sevgilerimizi, selamlarımızı gönderiyoruz. Bu, Siirt'in suçu, Siirt halkının günahı değil. Siirt halkı şundan emin olmalı ki; bu olayı örtbas etmek Siirt'e ve Siirt halkına zarar verir. Bu olayın üstüne gittikçe, bu tür olaylar deşifre edildikçe, bu tür utanç tabloları ortaya çıkartılıp mahkum edildikçe ancak toplum onurlu bir yaşama, geleceğe sahip olur. Bugün eğer çocuklarımız, kadınlar, bu şekilde bir uygulamaya maruz kalıyor ve sistem, kamu görevlileri elbirliğiyle hükümetin de çabasıyla bunu örtbas etmeye çalıyorsa, burada sorgulanması gereken o günahı olmayan çocuklar değildir, o günahı olmayan kadınlar değildir. Bunun Siirt halkı tarafından da çok iyi anlaşılması lazım."

İki yıldır yaşları 13-16 arasında 7 kız çocuğuna yönelik cinsel istismarın ilk defa kamu görevlileri tarafından duyuluyormuş gibi ve duyulduğu anda da gereği yapılıyormuş gibi bir hava oluşturulduğunu savunan Demirtaş, "Biz buz dağının sadece görünen tarafını tartışıyoruz. Türkiye'nin her yerinde yaşanan cinsel istismar, şiddet ve tecavüz olayları görünenlerin belki de binlerce katıdır. Fakat bunun çözümü konusunda, hükümetin, devletin çaba göstermesi bir yana, çaba sarf eden, bu konuda gönüllü olarak
kampanyalar yürüten sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleri üzerinde devlet baskı oluşturabiliyor. Gözaltı, tutuklama baskısıyla u çalışmaları engellemeye yönelik bilinçli bir politik tavır sergilenebiliyor" diye konuştu.

"BAŞBAKAN, KENDİSİNİ BAŞBAKAN YAPAN SİİRT'E GİTMELİ"

Başbakan Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun 'bu olayı medya abartmasın' dediğini belirten Demirtaş, şöyle konuştu:

"Ben tam tersini ifade ediyorum. Bu olay Türkiye'de kıyameti kopartacak bir olaydır. Sayın Başbakan medyayı suçlayacağına, kendisini başbakan yapan ile bir an önce gitmeli, o çocuklardan özür dilemeli, o halktan özür dilemeli, o valiyi, emniyet müdürünü ve milli eğitim müdürünü derhal görevden almalıdır. Bu işi abartmalıdır. Bu öyle üstü örtülecek, görmezden gelinecek, birkaç kendini bilmezin üzerine yıkılacak bir olay değildir. İçinde okul müdürlerinin, öğretmenlerin, içinde esnafın, siyasetçilerin, kolluk güçlerinin olduğu bir tecavüz çetesinden söz ediyoruz. Siirt'i onuruyla birlikte teslim almaya çalışan bir tecavüz çetesinden söz ediyoruz. Bunu abartmayacaksınız da neyi abartacaksınız. Bu önemli değilse, şu Anayasa görüşmeleri mi önemlidir?"

Demirtaş, Genel Kurul'da görüşülen Anayasa değişiklik teklifinin ilk maddesinin kadın ve çocukların korunmasıyla ilgili olduğunu hatırlatarak, "Eğer AKP bu konuda samimiyse, Anayasa'da çocukların korunmasıyla ilgili değişiklik maddesini oradan geçiriyorsunuz, ama Siirt'te bebekler tecavüze uğruyor, çocuklar yıllardır cinsel istismar içinde kamu görevlilerinin de içinde bulunduğu bir çete tarafından sömürülüyor, Başbakan 'bu işi abartmayın' diyor. Anayasa görüşmeleri gerekirse askıya alınır, bütün siyasi partiler bir Meclis Araştırma Komisyonu oluşturur, Siirt'e gider, Siirt halkından özür diler. Meclis olarak, hükümet olarak bu konuda eksik kaldığımızı ifade eder, bütün Türkiye toplumu başta olmak üzere bütün dünya halklarına oradan, çocuk ve kadınların korunması hakkında devletin görevleri hatırlatılır. Demokrasiye inanıyorsanız, eğer demokratik bir anayasa inanıyorsanız Siirt orada. Bu iş ortaya çıktıktan sonra basını suçlamak da kolaydır. 2 yıl boyunca orada bunlar yaşanıyor ama Siirt Valisi çıkıp 'abartmayın' diyor.

Biz abartacağız Sayın Siirt Valisi. Siz, Siirt halkının kıymetini bilmiyor olabilirsiniz, nasıl bir ilde valilik yaptığınızı idrak etmemiş olabilirsiniz, hasbelkader oraya atanmış bir vali olabilirsiniz, ama bizler o halkın temsilcileri olarak bunun hesabını sizden soracağız, bunu bilmeniz lazım, buna inanmanız lazım" şeklinde konuştu.

"YİBO'LARLA İLGİLİ ARAŞTIRMA ÖNERGEMİZ REDDEDİLDİ"


Demirtaş, BDP olarak tüm sorumlulardan hesap sorulması ve teşhir edilmeleri için ellerinden geleni yapacakların belirterek, "Bir daha da hiç kimsenin aklından hayalinden böylesi bir istismar ihtimali dahi geçmemelidir. Bütün erkekler, eğer bu yaşanan trajedi karşısında isyan etmiyorlarsa, kendi insanlığından utanarak işe başlamalıdır. Türkiye'de yaşayan bütün erkekler öncelikle kendi insanlığını sorgulayarak işe başlamalı ve tepkisi ortaya koymalıdır. Kadına, çocuğa yönelik bu istismarın, şiddetin kendine insanım diyenler elini taşın altına koymayacaksa, Siirt'te trajedinin sorumlusudur" dedi.

Yatılı İlköğretim Bölge Okulları (YİBO) konusunda, daha bu olay ortaya çıkmadan, geçen hafta verdikleri Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergenin AK Parti oylarıyla reddedilmesini de çok manidar olduğunu ifade eden Demirtaş, "Bu nedenle eğitim sistemi başta olmak üzere, Türkiye'deki iktidar, egemenlik anlayışı, toplumun nereden nereye getirildiği konusunda sorgulanmaya muhtaç bir haldedir. Kimse Türkiye'deki eğitim sisteminin ve yönetim anlayışının değerler sistemini koruduğunu ve toplumun değerlerini beslediğini iddia edemez. Değerlerde büyük bir yozlaşma ve geri gidiş vardır" diye konuştu.

"TÜRKİYE'DE SAVAŞ VAR" TARTIŞMASI


TBMM Genel Kurulu'nda Anayasa görüşmeleri sırasında BDP Milletvekili Sebahat Tuncel'in 'Türkiye'de savaş var' sözlerinin ardından TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in gösterdiği tepkiyi de eleştiren Demirtaş, şunları söyledi:

"Halkın seçtiği bir milletvekili bu ülkede yaşanan bir sorunu tanımlarken, Meclis Başkanı'nın fikrine uymak zorunda mı? Meclis Başkanı gibi düşünmek zorunda mı? O kürsüde konuşan herkes Meclis Başkanı'na biat etmek zorunda mı? Meclis Başkanı'nın demokrasi anlayışı bu. Biz bu ülkede 30 yıldır yaşanan Kürt sorunundan kaynaklı çatışmaları savaş olarak tanımlıyoruz ve bunu tanımlarken de kimseye sormuyoruz. 'Meclis Başkanı ne düşünür, Başbakan ne düşünür, şuna uygun mudur, buna uygun mudur' demiyoruz. Reel
duruma bakıyoruz. 30 yıldın 3. Ordu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, 70 bin korucu, yüz binlerce milisle birlikte bir savaş yürüyor mu, yürüyor. 50 bin gencini kaybetmiş bu ülke, kaybetmiş. Halen kan akmaya devam ediyor mu, ediyor. 3 bin köy yakılmış mı bu savaşta, yakılmış. 17 bin kişi faili meçhul cinayetlerde katledilmiş mi, katledilmiş. Bunlar Meclis kürsüsünde üstten bakınca görülmüyor olabilir. Ama halkın içinde, Şırnak'ta pencereden bakınca, Hakkari'de bakınca, Dersim'den bakınca görülüyor bunlar Sayın Meclis Başkanı Orada bir savaş olduğu oraya gidince görülüyor. Siz kabul etmeyebilirsiniz, anlamayabilir, görmeyebilirsiniz. Ama bu savaşta evlatlarını yitirmiş 50 bin anaya nasıl anlatacaksınız bunu? Savaş yoksa nerede öldü bu insanlar?"

Demirtaş, 27 Nisan e-muhtırasının yıldönümü olduğunu da belirterek, Geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla, 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasının önünü açacağını söyledi. Demirtaş, "Peki 27 Nisan e-muhtırasını yapan general nerede? AKP'nin 1 trilyona satın alıp hediye ettiği makam aracıyla dolaşıyor kendileri. Ve AKP darbeci karşıtı bir söylemle allayıp pullayıp kendini kamuoyuna sunmaya çalışıyor. O tarihte 'bir darbeyle karşı karşıya olduğunu' söyleyen Başbakan, aynı generalle Dolmabahçe'de buluşup gizli görüşme yapabiliyor, protokol imzalayabiliyor" diye konuştu.

"ÇOCUKLARDAN AF DİLEYEYİM"

23 Nisan'da TMK mağduru çocukların Adana'dan Ankara'ya gelmelerine izin verilmediğini ve geceyi Pozantı'da nezarethanede geçirdiklerini anlatan Demirtaş, "Sizler görmek istemeseniz de bu halk kendi çocuklarını görüyor, sahipleniyor. O TMK mağduru çocukları, 23 Nisan kutlamalarına dahi katılmasın diye bir kez daha mağdur edip, aileleriyle birlikte gözaltında tutabiliyorsanız, yuh olsun size diyorum, yuh olsun. Böyle bir zihniyet varken çocukları affetseniz ne olur, affetmeseniz ne olur? Çocukları affedelim tartışması yaşanıyor. Ben tam tersini düşünüyorum. Çocuklardan af dileyelim. Sayın Bahçeli'ye önerimdir, çocukları affetmek yerine, çocuklardan af dilesin. Çocuklar bizi affetsinler. Biz bu ülkede çocuklara zulmü bu kadar reva gördükten sonra, çocuklara getireceğimiz bir af meseleyi çözmeyecektir. Bu yasalar olduğu sürece, cezaevlerini bugün boşaltsanız, bir hafta sonra yeniden dolacak" diye konuştu" dedi.

GERİ BİLDİRİM

Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.