İhlas Haber Ajansı

SON DAKİKA

TGRT Haber Canlı İzle

Gözde yaşanan sorunları görmezden gelmeyin

Gözde yaşanan sorunları görmezden gelmeyin
Gözde yaşanan sorunları görmezden gelmeyin

Beyaz Baston Körler Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Simge Altan, Basit bir değnekten evrimleşerek baston haline gelen nesnenin Beyaz Baston öyküsünün başlangıcı olduğunu ve Beyaz Baston’un görme engelliliğinin farkındalığını artırmak için bir simge haline geldiğini söyledi ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya ’da 284 milyon kişinin görme kusurlu olduğunu belirtti.

Beyaz Baston'un hikâyesi

Basit bir değnekten evrimleşerek baston haline gelen nesne ile beyaz baston öyküsünün 20'nci yüzyılda başladığını ifade eden Uzm. Dr. Simge Altan, 1921 yılında bir trafik kazası sonucu kör olan James Biggs'in sokaklarda özgürce dolaşabilmek, motorlardan kendisini koruyabilmek ve görme engelli olduğuna dair dikkat çekebilmek için bastonunu beyaza boyayarak Londra sokaklarında dolaşmaya başladığını belirtti. Deneyimin başarılı olmasıyla birlikte Şubat 1931'de Fransa'da Guilly D'herbemont adlı kişinin ilk defa körlerin katıldığı Ulusal Beyaz Baston Hareketi adı altında kampanya başlattığını belirten Altan sözlerine şöyle devam etti: “Bu kampanya Rotary kulüp tarafından İngiltere'de de başlatıldı. Mayıs 1931'de BBC Radyosu Beyaz Baston'un uluslararası düzeyde körleri temsil eden bir simge olarak kabul edilmesini önerdi. 1931'de Fransız Körler Örgütü, körlerin bastonunun beyaza boyanmasını ve beyaz baston adıyla simgeleştirilmesini kararlaştırdı. Bu uygulama giderek yaygınlaştı ve körlerin kullandığı baston, beyaz baston olarak anılmaya başladı.”

“Mevcut körlüğün yüzde 80'i tedavi edilebilir ve önlenebilir durumdadır”

Altan, Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre Dünya'da 284 milyon kişinin görme kusurlu olduğunu, bunların 39 milyonunun kör olduğunu, 245 milyonunun ise orta veya ileri derecede görme kusuruna sahibi olduğunu belirtti. Altan şöyle devam etti: “Mevcut körlüğün yüzde 80'i tedavi edilebilir ve önlenebilirdir. Görme kusurluların yüzde 90'ı gelişmekte olan ülkelerdedir. Görme kusurlularının yaklaşık yüzde 65'i 50 yaş üzerindedir ve 19 milyon çocuk görme kusurludur.”

Çocukların 9 yaşına kadar görme sistemi gelişme göstermektedir

Göz gelişiminin anne karnındaki yaşamın son aylarına kadar devam eden bir süreç olduğunu belirten Altan, erken doğum durumunda gözün özellikle retina kısmı gelişimini tamamlayamamış olacağından, iyi takip edilmesi gerektiğini, tedavisi yapılmayan olgularda ise ciddi görme kayıplarının ortaya çıkabileceğini belirtti.
Bebeklerin doğduklarında ancak belli oranda görebildiğini söyleyen Altan, bu konuyu iyi bilen çocuk hastalıkları uzmanlarının, aileleri konusunda uzman göz hekimlerine yönlendirmesi gerektiğini belirtirken şöyle devam etti: “Bebekler doğduklarında ancak belli oranlarda görebilirler. Gözlerini kullandıkça görme potansiyelleri artar. İlk 9 yaş içinde görme sistemi tam olarak gelişir ve daha sonra belirgin bir değişiklik olmaz. Tüm çocukların ilk 3 aydan itibaren ve 4 yaşına gelmeden önce herhangi bir sorun olmasa da mutlaka bir göz doktoru tarafından muayene edilmiş olmaları gerekir. Okul çağına gelmiş çocukların okula başlamadan önce muayene edilmeleri, çok geç kalınmadan göz problemini tespit edebilmek ve de okulda göz problemlerine bağlı öğrenme güçlüğünü önlemek açısından çok önemlidir.”

“Her yaşta gerekli bütün göz muayeneleri mutlaka yapılmalıdır”

Ülkemizde görme engelliler konusunda atacak çok adım olduğunu söyleyen Altan, buradaki görevin Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarına, sivil toplum örgütlerine, sosyal bilimcilere ve onların sesi olacak medyaya büyük görevin düştüğünü belirtti. Rehabilitasyonda başarının en önemli etmeninin erken teşhis ve erken müdahale olduğunu söyleyen Altan son olarak şunları söyledi: “Her yaşta gerekli bütün muayeneler mutlaka yapılmalıdır. Görmeyi yeniden sağlamak ya da korumak az miktarda masrafla sağlanabilir ve böylece insanlar yoksulluktan da uzaklaştırılmış olur. Onlar da kendilerini tamamen ailelerine, topluma ve ulusal gelişime verebilirler. Yeterli görme keskinliği olmadan öğretim ve eğitim olmaz. Toplumların eğitim ve kültür seviyelerinin gelişmesi, özetle çağdaş bir toplumun inşası için göz sağlığı, yeterli görme keskinliği, öncelikli bir konu haline getirilmelidir. Eğer sizin, çocuklarınızın veya çevrenizdeki kişilerin göz sağlığı ile ilgili sorunu olduğunu düşünüyorsanız, en kısa sürede bir göz hastalıkları uzmanına muayene olmalarını öneriniz.”
 

BUGÜN NELER OLDU?

GERİ BİLDİRİM

Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.