GÜNDEM - 02 Ekim 2016 Pazar 12:59

Kilis'e demir kubbe oluşturulması için hava savunma sistemi güçlendiriliyor

A
A
A
Kilis'e demir kubbe oluşturulması için hava savunma sistemi güçlendiriliyor

Suriye sınırında bulunan Kilis’te demir kubbe oluşturulması çalışmaları hızla sürerken, hava savunma sistemi güçlendiriliyor.

Kilis’in orta menzilli füze saldırılarından korunması için Türk yapımı "Serhat" ve "Korkut" hava savunma ve radar sistemleri hem Kilis merkeze hem de Suriye sınırındaki birliklere kurularak faal hale getirildi. Kilis’te kentin savunması için, Aselsan’ın ürettiği "Korkut" hava savunma sistemi, yine Aselsan üretimi olan "Serhat" radar sistemiyle birlikte Kilis’e yerleştirildi. Benzer sistem Kilis’teki sınır birliklerine de kuruldu. Ayrıca Kilis’e yönelik olası saldırılar için hem sınır hattı hem de Kilis kent merkezi ANTPQ-36 hedef tespit radarıyla desteklendi. Kilis'e atılması muhtemel füzelerin havadan imha edilebilmesi, kent güvenliğinin sağlanması amacıyla Aselsan’ın ürettiği hava savunma sistemi Kilis kent merkezine ve sınır hattına “Korkut" adındaki hava savunma sistemi de yine Aselsan tarafından üretilen "Serhat" adlı hava radar sistemi ile birleştirildi.

Sınır son teknolojik imkanlarla korunuyor
Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye-Suriye sınırında teknolojisi yüksek güvenlik sistemlerini devreye koyarak sınırda adete kuş uçurtmazken, İnsansız Hava Araçları ile gözetleme radar sistemleri sayesinde DAEŞ’in Suriye'deki hareketleri tespit edilerek anında koordinasyon merkezine iletiliyor. 25 Nisan 2016 tarihinde Edirne Uzunköprü'de bulanan 102'nci Topçu Alay Komutanlığı’ndan Kilis’e gönderilen Sakarya olarak bilinen Çok Namlulu Roket Atar (ÇNRA), Suriye sınırına sıfır noktaya kurularak zaman zaman DAEŞ mevzileri ÇNRA ile ateş altına alınıyor. Ayrıca ANTPQ-36 hedef tespit radarıyla roketlerin atıldığı bölgeler tespit edilerek, ÇNRA tarafından, fırtına obüs topları, tank birlikleri, ateş destek vasıtalarıyla Suriye’deki DAEŞ mevzileri ateş altına alınıyor.
İnsansız Hava Aracı (İHA), koalisyon uçakları, keşif birlikleri tarafından tespit edilen hedefler Fırat Kalkanı Harekatı’nın yürütüldüğü koordinasyon merkezine bildiriliyor. TSK’nın ateş desteğiyle birlikte Özgür Suriye Ordusu Suriye’nin RAİ bölgesi ile Azez ilçesi kırsalında 3 koldan El Bab tarafına yürüyüşü sürüyor.

Mehmet Ali Dağ 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale (Özel) 2400 yıl önceki ekonomik zorlukları kazıdaki iskeletlerden belirlediler Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyündeki 2 bin 400 yıllık Alexandria Troas Antik Kenti’nde 2023 yılı kazı çalışmalarında en son yaşam evresinin izleri ortaya çıkarılıyor. Yapılan çalışmalarda; kentin ekonomisinin tamamen küçüldüğü, nüfusunun büyük ölçüde azaldığı, beslenmenin büyük bir sorun olduğu bir dönem tespit edilirken, bölgedeki birkaç mezarda ele geçen iskeletler üzerinde yapılan analizlerle bu durum teyit edildi. Kısıtlı beslenmeden kaynaklanan bir takım hastalıkların yaşandığının da iskeletler üzerinden belirlendiği kaydedildi. Alexandria Troas Antik Kenti Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Antik kentte çok uzun soluklu bir yaşam süreci olmuş, Milattan Önce 4’üncü Yüzyılda başlayıp, yani günümüzden 2 bin 400 yıl önce kurulmuş. Milattan Sonra 14’üncü Yüzyıla kadar yani günümüzden ise yaklaşık 800 yıl öncesine kadar yaşam sürmüş. Bu kadar bir uzun süreçte biz arazideki kazılarda mimari katmanlar olarak görüyoruz. Şu anda kentteki en son yaşam evresinin izlerini ortaya çıkarıyoruz" dedi. Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyündeki Alexandria Troas Antik Kenti’nde kazı çalışmaları 18 Temmuz tarihinde başladı. Kazı çalışmaları 2011 yılından bu yana Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe başkanlığındaki ekiple sürdürülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izni ve maddi desteğinin yanı sıra Türk Tarih Kurumu, Ankara Üniversitesi ve Çanakkale Valiliği’nin desteklediği Alexandria Troas Antik Kenti’ndeki kazı çalışmaları bu yıl kentin merkezi konumunda olan forum merkezi ile forum merkezinin çeşitli noktalarında devam ediyor. Alexandria Troas Antik Kenti Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Antik kentte çok uzun soluklu bir yaşam süreci olmuş, Milattan Önce 4’üncü Yüzyılda başlayıp, yani günümüzden 2 bin 400 yıl önce kurulmuş. Milattan Sonra 14’üncü Yüzyıla kadar yani günümüzden ise yaklaşık 800 yıl öncesine kadar yaşam sürmüş. Bu kadar bir uzun süreçte biz arazideki kazılarda mimari katmanlar olarak görüyoruz. Şu anda arkadaşlar kazı çalışmalarında kentteki en son yaşam evresinin izlerini ortaya çıkarıyorlar. Burada artık kentin ekonomisinin tamamen küçüldüğü, nüfusunun büyük ölçüde azaldığı, beslenmenin büyük bir sorun olduğu bir dönem yaşanıyor. Biz bunu geçtiğimiz yıllarda şu anda kazı yapılan bölgedeki birkaç mezarda ele geçen iskeletler üzerinde yapılan analizlerle de teyit etmiş durumdayız. Antropolog arkadaşlarımız kısıtlı beslenmeden kaynaklanan bir takım hastalıklar yaşadığını tespit etti. Bu yıl ve her zamanda aslında kentin ilk karşılaştığımız mimari katmanı hemen yürüme zemini altındaki bu evredir” dedi. Bölgenin tarihlendirmesi hakkında da bilgi veren Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, “Tarihlendirme olarak şuanda bize en yakın dönem yaklaşık 800 ile 1000 yıl öncesine kadar gidiyor. Sonrasında kent terk edilmiş. Arada uzunca bir sessizlik dönemi var, iskan açısından. Bu dönemin mimarisi çok derme çatma. Anadolu’da bu pek çok yerde karşımıza çıkabilir. Sağda solda önemini yitirmiş binalardan getirilmiş, mimari elemanlar, bloklar, çamur harcıyla, belki tabanları sıkıştırılarak birer mekan haline getirilmiş vaziyette ortaya çıkıyor. Ve bunların çatı sistemleri büyük ölçü de ahşap olmalı. Çünkü çiviler buluyoruz. Birbirine bağlamak için kullanılan. Ve çatı kiremitlerine rastlıyoruz. Bu yüzyıla tarihlendirebilecek. Elimizde sadece temel duvarları ve sıkıştırılmış zeminleriyle karşımıza çıkan zayıf bir mimari dönem” diye konuştu.
Gaziantep Dağlıca saldırının planlayıcısı teröristin öldürülmesi Dağlıca şahidinin anne ve babasını duygulandırdı Dağlıca’da askerlerin şehit edilmesi emrini veren teröristin MİT operasyonu ile etkisiz hale getirilmesinin ardından Dağlıca’da şehadete eren Şehit Piyade Komando Er Mehmet Cücük’ün annesi Yeter ve babası Cabbar Cücük duygularını İHA’ya anlattı. 2007 yılında Dağlıca köyündeki Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı komando taburuna yönelik ağır silahlarla düzenlenen 12 askerin şehit düştüğü, 16 askerin ise yaralandığı saldırının planlayıcısı "Aslan Çele" kod adlı Müzdelif Taşkın, Suriye’nin Kamışlı-Amude karayolu üzerinde MİT’in düzenlediği operasyonla etkisiz hale getirdi. Hakkari Dağlıca’da 7 Ekim 2007’de şehit olan Şehit Piyade Komando Er Mehmet Cücük’ün babası Cabbar Cücük, saldırı emrini veren teröristin etkisiz hale getirildiğini büyük bir sevinçle öğrendiklerini belirterek, "Her bir terörist öldüğünde bizim yüreğimize biraz daha su serpiliyor. Bugün sabah erkenden arayarak teröristin öldürüldüğü haberini verdiler. Ne kadar sevindik desek az olur. Teröristlerin bir an önce bitmesi lazım. Sağ olsunlar askerimiz, polisimiz, şimdiki yönetimimiz, asker kadromuz, MİT kadromuz, hepsine çok teşekkür ederiz” dedi. “Sevincimizden söyleyecek söz bulamıyoruz” İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan Şehit babası Cabbar Cücük, “Biz askerimize polisimize güveniyoruz. Her bir terörist öldüğünde bizim yüreğimize biraz daha su serpiliyor. Bugün sabah erkenden arayarak teröristin öldürüldüğü haberini verdiler. Ne kadar sevindik desek az olur. Teröristlerin bir an önce bitmesi lazım. Sağ olsunlar askerimiz, polisimiz, şimdiki yönetimimiz, asker kadromuz, MİT kadromuz, hepsine çok teşekkür ederiz. İnşallah o teröristlerin bir tanesini bile koymazlar. Bu şehitlerin hepsi bizim şehitlerimiz. Gazilerimiz de aynı şekilde bizim gazilerimiz. Onların hiçbirinin ahı yerde kalmaz. Bana sen Suriye’ye git, MİT’e git deseler ben giderim şu an. Onun için şu an sevincimizden söyleyecek söz bulamıyoruz. Çok memnunuz, çok güzel oldu inşallah kökü kazınır hiçbiri kalmaz. Bu meclistekiler de, yöneticileri de, PKK’ya yardım edenler de, yardım eden siyasilerinde hepsinin burnundan fitil fitil gelecek inşallah” şeklinde konuştu. “TSK beni göreve çağırsa destek olmak için malımı satar yine veririm” Türk Silahlı Kuvvetleri göreve çağırdığı takdirde destek olmak adına malını satarak destek vermeye hazır olduğunu söyleyen Baba Cücük, “Cumhurbaşkanımız konuştuğunda Suriye’ye mi girecekler diye düşündük ama ha Suriye’ye girmişler ha o teröristleri öldürmüşler hiç fark etmiyor. İnşallah o Suriye’ye gidilir ve tümünün kökü kazınır. Her zaman hükümetimizin, askerimizin, polisimizin yanında destekçiyiz. Elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Bizim diğer küçük oğlumuzda subaylığa gitti. Onun da tayini KKTC’ye çıktı. Abisinin görev yaptığı yerde iki yıl görevini tamamlayarak geldi ve oraya giderken bizim hiç haberimiz yoktu. Acılarını unutturmuyor ama biz her zaman bekliyorduk. Bazı teröristlerin öldüğünü duyduğumuzda veya mahkeme kararları geldiğinde olsun bizim acımız dinmiyor. O teröristlerin ölmeleri için yaşamamaları için elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız ve her gün devletimiz için duacıyız. Dünkü olaydan dolayı yaralanan polislerimize acil şifalar diliyorum. Tüm şehitlerimize de rahmet diliyorum. Teröristlerin her zaman boynunun kökündeyiz, tepesindeyiz, inlerine inşallah girerler. Devletimize bu konuda ne tür yardım gerekiyorsa elimizden geleni yapmaya hazırız. Her türlü de inlerine girmemiz lazım. TSK beni göreve çağırsa destek olmak için malımı satar yine veririm” ifadelerini kullandı. “Oğlum şehit olalı 16 yıl oldu ama bana sanki dün gibi geliyor” 8 çocuktan biri olan ve 7 Ekim 2007’de Hakkari Dağlıca’da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı komando taburuna yönelik ağır silahlarla düzenlenen saldırı da şehit olan Şehit Piyade Komando Er Mehmet Cücük’ün annesi Yeter Cücük, “İnşallah ötekiler de belasını bulur. Askerlerimizden ve polislerimizden Allah razı olsun. Ayaklarına taş değmesin. Ana kuzuları bir daha şehit olmasın, son olsun. Duyunca çok sevindim. Oğlum şehit olalı 16 yıl oldu ama bana sanki dün gibi geliyor. Vatan sağ olsun. Bu olay olduktan sonra büyük abisi bir ay sonrasında Van’a gitmiş kayboldu sandık başvurunca askerler onu buraya getirdi. Bana bu astım hastalığımla gel deseler giderim. Gider askerimize polisimize destek veririm. Acıdan başka bir şey yok. Allah mekanlarını cennet etsin çocuklarımızın” diye konuştu.
İstanbul Esenler’de düzenlenen “Mevlid-i Nebi” yarışmalarında ödüller sahiplerini buldu Esenler Belediyesi tarafından Peygamber Efendimiz’in dünyaya teşrif ettiği Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında düzenlenen yarışmaların kazananları belli oldu. Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma, Ezan Okuma, Din Kültürü ve Hz. Muhammed’in Hayatı Bilgisi, Naat-ı Şerif Okuma, Hz. Peygamber’e Mektup ve İlahi Okuma yarışmalarının kazananları, ödüllerini Esenler Kaymakamı Süleyman Özçakıcı’nın elinden aldı. Esenler Belediyesi, Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Esenler İlçe Müftülüğü iş birliğiyle Mevlid-i Nebi Haftası’na özel bir dizi etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma, Ezan Okuma, Din Kültürü ve Hz. Muhammed’in Hayatı Bilgisi, Naat-ı Şerif Okuma, Hz. Peygamber’e Mektup ve İlahi Okuma yarışmaları düzenlendi. Etkinlikte gençler Darülaceze’yi ziyaret ederek büyüklerin dualarını da aldı. Yarışmanın kazananlarına Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen tören ile ödülleri verildi. Ödül törenine Esenler Kaymakamı Süleyman Özçakıcı, Esenler Müftüsü Osman Yazıcı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Feyzullah Sert, Esenler Belediye Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Taşçı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda konuşan Kaymakam Özçakıcı, “Yüce dinimiz İslam’ın tek gayesi Kuran-ı Kerim’in ışığında, barışın, hoşgörünün, iyiliğin, sevgi ve kardeşliğin hakim olduğu huzurlu bir toplum ve dünya düzeni inşa etmektir. Bu gayeye ulaşmanın yolu, alemlere rahmet olarak gönderilen barış dini İslam’ın elçisi sevgili Peygamber Efendimiz’in örnek hayatını, onun imanı ve istikamet anlayışını hayat felsefemiz olarak uygulamakla mümkün olacaktır. Yüce Allah’ın sevgisine hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin tek yolu kitabımız Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin yolundan gitmek ve bu bilinçle hareket etmektir” dedi. Konuşmanın ardından Esenler Kaymakamı Süleyman Özçakıcı yarışmada derece alan gençlere ödüllerini verdi.
Hatay Enkaz kentte üniversite öğrencileri aylar sonra yüz yüze eğitime başladı Asrın felaketinin yerle bir ettiği Hatay’da Mustafa Kemal Üniversitesi’nde 3 bin öğrenci yüz yüze eğitime başladı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde en büyük yıkım Hatay’da meydana gelmişti. Hatay’da asrın felaketinde 24 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, binlerce bina zarar görmüştü. Kentin köklü üniversitesi olan Mustafa Kemal Üniversitesi de depremde çok sayıda öğrencisini ve eğitimcisini kaybetmişti. Asrın felaketinin yaralarının sarıldığı Mustafa Kemal Üniversitesi’nde öğrenciler, aylar sonra yeniden yüz yüze eğitime başladı. İdareciler tarafından yeni eğitim - öğretim dönemine yetiştirilmek için özenle tadilattan geçirilen eğitim yuvalarında yaklaşık 3 bin üniversite öğrencisi ders başı yaptı. Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Veysel Eren, deprem sonrası yapılan çalışmalar ve gelecek planlamaları hakkında bilgiler verdi. Asrın felaketinden 1 ay sonra eğitim başladı Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Veysel Eren, 2022-2023 bahar dönemini olumsuzluklara rağmen uzaktan eğitimle gerçekleştirdiklerini belirterek, “Hatay, 6 Şubat ve 20 Şubat depremlerinde en büyük yıkımı yaşayan kent oldu. Kentin yeniden ayağa kalkabilmesi için eğitim son derece önemli bir sac ayağını oluşturmaktadır. Biz üniversite olarak bunun bilincindeyiz ve bundan dolayı depremin ilk günlerinden itibaren üniversitemizi yeniden ayağa kaldırabilmek için ekip arkadaşlarımızla birlikte canla başla çalıştık. 6 Şubat’ta bizim yüz yüze eğitimimiz başlayacaktı, ne yazık ki deprem dolayısıyla başlayamadık. Asrın felaketinin 1 ay ardından öğrencilerimizi ve öğretim üyesi arkadaşlarımızı organize ederek uzaktan eğitim yoluyla 2022-2023 eğitim yılının bahar dönemine başladık. Dönemimizi sorunsuz bir şekilde tamamladık” dedi. “Yaklaşık 6-7 bin civarında öğrenciyi yüz yüze eğitime davet edebilecek durumdayız” Eğitimi yüz yüze yapabilmek için gerekli çalışmaları büyük bir gayretle yürüttüklerini ifade eden Rektör Eren, “Bu yılda eğitimi biz yüz yüze yapmak istiyoruz, bunun içinde gerekli çalışmaları yapıyoruz. Takdir edersiniz ki, çok büyük yıkımın olduğu deprem sonrasında tüm binaların tadilatının gerçekleştirilmesi mümkün olmadı. Tadilatını gerçekleştirdiğimiz binalarda yaklaşık 6-7 bin civarında öğrenciyi yüz yüze eğitime davet edebilecek durumdayız. Fakat öğrencilerin sadece eğitim alacak sınıfların hazır olması yetmez aynı zamanda barınma imkanlarını da bizim göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu bağlamda paydaşlarımız ile yaptığımız görüşmeler neticesinde; 3 bin civarında öğrenciyi yüz yüze eğitim - öğretime çağırdık. Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun 2.sınıflarını yüz yüze eğitime çağırdık. Bunlar uygulamalı olan eğitim alanları. Bunların dışında da uygulamalı eğitim alan öğrencilerimiz var ama barınma imkanları yeterli olmadığı için bu yılda öğrencilerimize uzaktan eğitim yoluyla eğitim hizmetlerini sunacağız. Kısmen yüz yüze kısmen de uzaktan eğitim şeklinde bu yılı tamamlamış olacağız. Amacımız 2024 yılının ortalarında tadilatı yapılacak olan binaların tamamının tadilatını yaparak, öğrencilerimize ek barınma imkanı sağlayarak önümüzdeki yıl yüz yüze eğitim için kampüsümüzü hazır hale getirmek” ifadelerini kullandı. “Bizim için yüz yüze eğitim çok daha iyi oldu” Hemşirelik 2.sınıf öğrencisi Yaren Kartaloğlu, yüz yüze eğitimin kendileri için iyi olduğunu ifade ederek “Hemşirelik, 2.sınıf öğrencisiyim. Uzun bir aradan sonra okula geldik, ilk etapta online eğitim görmüştük. Bizim için yüz yüze eğitim çok daha iyi oldu. Çok daha rahat ediyoruz şuan. Çok daha iyi oldu, farklı insanlarla görmek iyi geldi. Eskiden hayatımızda olup görüşemediğimiz insanları görmek iyi oldu” dedi. “Derslerimizin başlaması gayet iyi oldu” Hemşirelik öğrencisi Elif Sukuşu, aylar sonra yeniden okuluna gelmenin heyecanını yaşadığını belirterek “Depreme ben yurtta yakalandım. Baya 8-9 ay uzaktan eğitim gördük. Bu gün başladı okul, güzel gidiyor. Bence çok iyi oldu. Derslerimizin başlaması gayet iyi oldu” şeklinde konuştu.