EĞİTİM - 24 Mayıs 2026 Pazar 09:45

Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor"

A
A
A
Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor"

Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) sayılı günler kala öğrencilere önemli uyarılarda bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sınav sürecinde yalnızca akademik hazırlığın değil, psikolojik hazırlığın da başarı üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekildi.


İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, YKS öncesinde öğrencilerin yaşadığı yoğun kaygı, tükenmişlik hissi ve gelecek endişesinin sınav performansını doğrudan etkileyebileceğini belirterek özellikle son haftalarda zihinsel dengeyi korumanın önemine vurgu yaptı.



"Sınavın son haftasında psikolojik dayanıklılık öne çıkıyor"


YKS’ye hazırlanan milyonlarca öğrencinin son günlerde eksiklerini tamamlama telaşıyla yoğun bir baskı altına girdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, uzun saatler boyunca aralıksız ders çalışmanın, uyku düzenini bozmanın ve sürekli kıyas yapmanın sanılanın aksine zihinsel performansı düşürebildiğini söyledi.


Tansel, sınav sürecinde öğrencilerin sıklıkla "Ya yapamazsam", "Ya sınav anında her şeyi unutursam" ya da "Bunca emeğim boşa giderse" gibi düşüncelerle karşı karşıya kaldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:


"Bu düşünceler yalnızca akademik değil, aynı zamanda ciddi bir psikolojik yük oluşturuyor. Beyin tehdit algıladığında dikkat, muhakeme ve problem çözme gibi bilişsel süreçlerde zayıflama meydana gelebiliyor. Öğrenci bazen konuyu bilmediği için değil, yoğun kaygı nedeniyle gerçek performansını ortaya koyamıyor."



"Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak doğru değil"


Sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Tansel, belirli düzeydeki kaygının öğrenciyi motive eden doğal bir unsur olduğunu söyledi. Ancak kontrol edilemeyen kaygının fiziksel ve zihinsel belirtilerle birlikte performansı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, "Kaygının tamamen ortadan kaldırılması değil, yönetilebilir seviyede tutulması önemlidir. Kontrolsüz kaygı; dikkat dağınıklığı, unutkanlık hissi, çarpıntı ve ’bildiğini yapamama’ gibi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle öğrencilerin yalnızca ders tekrarına değil, duygu düzenleme becerilerine de odaklanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.



"Başkasının temposu sizin başarınızı belirlemez"


Son haftalarda öğrencilerin yeni konu öğrenme telaşına kapılmak yerine mevcut bilgilerini pekiştirmelerinin daha sağlıklı olacağını belirten Tansel, özellikle uyku düzeninin korunmasının zihinsel performans açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.


Sosyal medyada öğrenciler arasında oluşan "sürekli çalışma" baskısının da kaygıyı artırdığına dikkat çeken Tansel, her öğrencinin öğrenme biçiminin ve psikolojik dayanıklılığının farklı olduğunu vurgulayak, "Başkasının temposu sizin başarınızı belirlemez. Öğrencinin kendi çalışma düzenine ve zihinsel kapasitesine uygun bir süreç yönetmesi gerekir" dedi.


Ayrıca beynin sürekli alarm halinde tutulmasının verimi düşürdüğünü ifade eden Tansel, kısa yürüyüşler, hafif egzersizler, müzik dinlemek ya da aileyle geçirilen kısa ve kaliteli zamanların stres düzeyini azaltabileceğini belirtti.



"Sınav anında önemli olan heyecanın yönetilebilmesi"


Sınav sabahı yaşanan heyecanın tamamen normal olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, önemli olanın bu heyecanın yönetilebilmesi olduğunu belirtti. Özellikle nefes egzersizlerinin bedenin alarm sistemini sakinleştirmede etkili olduğunu söyleyen Tansel, öğrencilerin iç konuşmalarını da daha sağlıklı bir zemine taşımaları gerektiğini belirtti. Tansel, "Öğrenciler sınav anında ’mahvoldum’ gibi olumsuz cümleler yerine, ’şu an kaygılı olmam normal’, ’elimden geleni yapacağım’ ya da ’sorulara tek tek odaklanacağım’ gibi zihinsel dayanıklılığı artıran ifadeler kullanmalıdır. Çünkü beyin, kişinin kendi iç konuşmalarından doğrudan etkilenir" dedi.



"Sınav anında kaygının yönetilebilmesi büyük önem taşıyor"


Sınav esnasında öğrencilerin zaman zaman yanıtını bilmedikleri sorularla karşılaştıklarında yoğun kaygıya kapılabildiğini de belirten Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, özellikle peş peşe çözülemeyen birkaç sorunun ardından öğrencinin zihninde "Sınavım çok kötü geçiyor", "Başaramayacağım" ya da "Yetersizim" gibi olumsuz otomatik düşüncelerin oluşabildiğini ifade etti.


Bu düşünceler kontrol altına alınamadığında öğrencinin sınav atmosferinden zihinsel olarak kopabildiğini ve dikkatini sorular yerine kendi içindeki olumsuz senaryolara yöneltebildiğini söyleyen Tansel, "Oysa bu durum çoğu zaman öğrencinin gerçek performansını değil, kaygının zihinde oluşturduğu algıyı yansıtır. Çünkü sınav anında yükselen stres, öğrencinin bildiği bilgiyi kullanmasını da zorlaştırabiliyor" dedi.


Öğrencilerin öncelikle zihninden geçen olumsuz düşüncelerin farkına varması gerektiğini vurgulayan Tansel, "Öğrencinin ’şu an kaygılanıyorum ve zihnim beni olumsuz düşüncelere sürüklüyor’ diyebilmesi, psikolojik kontrolü yeniden kazanabilmesi açısından oldukça önemlidir" diye konuştu.


Çözülemeyen sorular üzerinde gereğinden fazla zaman harcanmaması gerektiğini belirten Tansel, öğrencilerin o soruları işaretleyip devam etmelerinin ve yapabilecekleri sorulara yönelmelerinin zihinsel dengeyi yeniden kurmalarına yardımcı olacağını söyledi. Tansel, "Sınav psikolojisinde küçük başarı hissi bile öğrencinin özgüvenini yeniden toparlayabilmektedir. Öğrenci daha sonra atladığı sorulara daha sakin bir zihinle geri dönebilir. Unutulmamalıdır ki bir veya birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez. Asıl önemli olan, öğrencinin yaşadığı kaygının tüm sınav performansını yönetmesine izin vermemesidir. Zihinsel dayanıklılığını koruyabilen öğrenciler, sınavın en kritik anlarında bile dikkatlerini yeniden toparlayarak performanslarını sürdürebilmektedir" dedi.



"Birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez"


Sınav sırasında öğrencilerin zor sorularla karşılaştığında yoğun panik yaşayabildiğini belirten Tansel, bu noktada öğrencilerin kaygılarını fark edip kontrol altına almasının büyük önem taşıdığını söyledi. "Öğrenci çözemediği sorular üzerinde gereğinden fazla zaman harcamak yerine o soruları işaretleyip devam etmeli. Yapabildiği sorulara yönelmek, küçük başarı hissiyle birlikte zihinsel dengeyi yeniden kurabilir. Unutulmamalıdır ki bir veya birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez" şeklinde konuşan Tansel, psikolojik dayanıklılığın sınav performansında belirleyici unsurlardan biri olduğunu ifade etti.



"Ailelere de önemli görev düşüyor"


YKS sürecinde ailelerin kullandığı dilin öğrencinin psikolojisi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, sürekli başarı baskısı oluşturan söylemlerin öğrencinin kaygı düzeyini artırabileceğine dikkat çekti. Tansel, "Öğrenciler bazen akademik destekten çok duygusal güven duygusuna ihtiyaç duyuyor. Ailelerin sonuç odaklı değil, emek odaklı yaklaşması; kıyaslayıcı bir dil yerine destekleyici bir iletişim kurması gerekiyor" ifadelerini kullandı.



"YKS sadece bilgiyi değil, zihinsel dayanıklılığı da ölçüyor"


YKS’nin yalnızca akademik bilgiyi ölçen bir sınav olmadığına değinen Tansel, sınavın aynı zamanda öğrencilerin stres altında düşünme becerilerini, zaman yönetimlerini ve kriz anındaki zihinsel performanslarını da ortaya koyduğunu söyledi.


Son günlerde öğrencilerin kendilerine yüklenmek yerine emeklerine güvenmeleri gerektiğini vurgulayan Tansel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:


"Bazen başarıyı belirleyen şey, son gece çözülen onlarca soru değil; sınav sabahı zihnin ne kadar sakin ve dengede olduğudur. Unutulmamalıdır ki bir sınav insanın değerini belirlemez. Ancak bu süreçte gösterilen sabır, mücadele ve psikolojik dayanıklılık, hayat yolculuğunda çok önemli bir deneyim kazandırır."



Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Bayram öncesi Safranbolu lokumunda yoğun mesai UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde Kurban Bayramı öncesi lokum imalatçıları siparişlere yetişebilmek için yoğun mesailerini sürüyor. Türk kent kültürünün günümüze kadar bozulmadan gelen önemli lezzetlerinden biri olan Safranbolu lokumu, safranlı başta olmak üzere damla sakızlı, fındıklı, güllü, çifte kavrulmuş, çikolatalı, sade ve fıstıklı çeşitleriyle yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunuluyor. Diğer lokumlara göre daha hafif, katkısız olması ve boğazı yakmaması ise Safranbolu lokumunun dikkat çeken özellikleri arasında gösteriliyor. Safrantat lokum imalathanesinin satış müdürü Muharrem Sezer, bayram yoğunluğunun başladığını belirterek siparişlere yetişmeye çalıştıklarını söyledi. Farklı çeşitlerde üretim yaptıklarını ifade eden Sezer, "Antep fıstıklı çifte kavrulmuş, klasik fındıklı, safranlı, incirli cevizli, yaban mersinli fındıklı, duble fındıklı ve yaban mersinli fındıklı lokum çeşitleri üretiyoruz." dedi. Günlük ortalama 750 paket üretim gerçekleştirdiklerini aktaran Sezer, lokum ve şekerleme fiyatlarının kullanılan malzemeye göre değişiklik gösterdiğini kaydetti. En çok tercih edilen ürünlerin klasik fındıklı, safranlı ve çifte kavrulmuş lokum çeşitleri olduğunu dile getiren Sezer, üretimin bayram sonuna kadar aralıksız devam edeceğini ifade etti.
Antalya Kepez’de kurban satış ve kesim yerleri denetim altında Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde belediyenin belirlediği kurban satış ve kesim alanlarında kapsamlı denetim gerçekleştirdi. Vatandaşların sağlıklı, güvenli ve hijyenik şartlarda kurban ibadetlerini yerine getirebilmesi amacıyla yapılan kontrollerde, hayvan sağlığından çevre temizliğine kadar birçok konu titizlikle incelendi. Kepez Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde kurban satış ve kesim alanlarında denetimlerini artırdı. Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri ile Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından belediyenin belirlediği kurban satış ve kesim noktalarında gerçekleştirilen kontrollerde, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alanlarda alışveriş yapabilmesi için detaylı incelemeler yapıldı. Denetimlerde kurbanlık hayvanların sağlık durumları veteriner hekimler tarafından kontrol edilirken, hayvanların küpe bilgileri, sevk raporları ve gerekli resmi evrakları da tek tek incelendi. Sağlık açısından risk oluşturabilecek durumlara karşı titiz çalışma yürüten ekipler, kurbanlıkların uygun şartlarda bulundurulup bulundurulmadığını da denetledi. Denetimler aralıksız sürecek Zabıta Müdürlüğü ekipleri ise kurban satış ve kesim alanlarında düzen, çevre temizliği ve vatandaş güvenliği konusunda kontroller gerçekleştirdi. Satış alanlarında oluşabilecek yoğunluklara karşı gerekli düzenlemeler yapılırken, ortak kullanım alanlarının temiz tutulması konusunda satıcılara uyarılarda bulunuldu. Kesim alanlarında ise hijyen kurallarına uyulması, atıkların gelişigüzel bırakılmaması ve çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla bilgilendirmeler yapıldı. Kepez Belediyesi ekipleri, vatandaşların yalnızca belediyenin belirlediği kurban satış ve kesim alanlarını tercih etmeleri gerektiğini belirterek, izinsiz satış ve kesim yapılmasına karşı denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini ifade etti. Kurban kesim noktaları Kepez Belediyesi tarafından belirlenen Zafer Mahallesi Cumartesi Pazarında büyükbaş ve küçükbaş hayvan kesimleri belediye ekiplerince ücretsiz gerçekleştirilecek. Ayrıca, Fevzi Çakmak Mahallesi 6277 Sokak’ta bulunan Adaklık Satış ve Kesim Alanı önünde küçükbaş hayvan kesimleri ücretsiz olarak yapılacak. Kepez Belediyesi tarafından ayrıca Yenidoğan Mahallesi Kapalı Pazartesi Pazarı, Varsak Karşıyaka Mahallesi Kapalı Salı Pazarı, Teomanpaşa Mahallesi Kapalı Cuma Pazarı, Varsak Ayanoğlu Mahallesi Kapalı Perşembe Pazarı, Yeni Mahalle Kapalı Pazar Pazarı, Şafak Mahallesi Kapalı Salı Pazarı, Çamlıbel Kapalı Pazar Pazarı ve Gazi Mahallesi TOKİ Çarşamba Pazarı yanında vatandaşların kendi imkanları ile kurban kesimi yapabileceği alanlar oluşturdu.
Mardin Mardin Mazıdağı’nda 32 milyon liralık yatırım engellendi Dicle Elektrik, Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Balpınar Mahallesi’nde kaliteli, kesintisiz ve güvenli enerji arzı için planladığı 32 milyon liralık şebeke yenileme yatırımının engellenmeye çalışıldığını açıkladı. Kaçak elektrik kullanım oranının yüzde 96’ya ulaştığı mahallede, eski şebekenin yenilenmesi ve can ile mal güvenliği açısından risk oluşturan altyapının modernize edilmesi hedefleniyor. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 6 ilde sürdürülebilir altyapı yatırımlarını sürdüren Dicle Elektrik, kayıt dışı tüketimin yoğun olduğu bölgelerde şebeke yenileme çalışmalarına devam ediyor. Şirket, bu kapsamda Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Balpınar Mahallesi’nde uzun yıllardır kullanılan eski elektrik şebekesinin yenilenmesi amacıyla 32 milyon lira tutarında yeni bir altyapı projesi hazırladı. Beton direklere zarar verildi Proje kapsamında yeni beton direklerin dikilmesi, enerji hatlarının modernize edilmesi ve güvenlik riski oluşturan mevcut sistemin tamamen değiştirilmesi planlandı. Ancak çalışmaların başlamasıyla birlikte bazı kişilerin projeye tepki gösterdiği, muhtar öncülüğündeki bir grubun mahalleye getirilen beton direklere zarar verdiği ve direklerin dikilmesi için açılan çukurları yeniden kapattığı görüldü. Yüzde 96 oranında kaçak elektrik kullanılıyor Çalışmaların çeşitli şekillerde engellenmeye çalışıldığı Balpınar Mahallesi’nde kaçak elektrik kullanım oranının yüzde 96 olduğu belirlendi. Teknik verilere göre mahalledeki mevcut bin kVA kurulu gücün yaklaşık bin 300 hanenin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede olduğu ifade edilirken mahallede resmi olarak yalnızca 195 abonenin bulunması, kayıt dışı tüketimin boyutunu ortaya koydu. Yetkililer, bu tablonun hem enerji arz kalitesini olumsuz etkilediğini hem de şebeke üzerinde ciddi bir yük oluşturduğunu vurguladı. Eski şebeke can ve mal güvenliği açısından risk oluşturuyor Dicle Elektrik yetkilileri, Balpınar Mahallesi’nde yapılmak istenen yatırımın yalnızca kaçak kullanımın önlenmesine yönelik olmadığını, aynı zamanda eskiyen altyapının oluşturduğu güvenlik risklerini ortadan kaldırmayı da hedeflediğini belirtti. Özellikle aşırı yük altında çalışan hatların arıza, yangın ve elektrik çarpması gibi riskleri artırdığına dikkat çekilirken, modern şebeke yatırımlarının hem bölge halkının güvenliği hem de sürdürülebilir enerji hizmeti açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi.
Manisa Manisa’nın binlerce yıllık hafızası konuşuldu Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ’Müze Buluşmaları’ kapsamında gerçekleştirilen ’Toprağın Belleği’ söyleşisinde, Prof. Dr. Hasan Malay’ın bilimsel mirası üzerinden Manisa’nın antik kentleri ve tarihi kitabeleri ele alındı. Akademisyenler, kentin geçmişine ışık tutan önemli bilgiler paylaştı. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından Müzeler Haftası kapsamında düzenlenen ’Müze Buluşmaları’ etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen ’Toprağın Belleği’ başlıklı söyleşide, Lidya epigrafisi alanının önemli isimlerinden Prof. Dr. Hasan Malay’ın bilimsel mirası ve Manisa’nın kadim geçmişi konuşuldu. Söyleşide konuşmacı olarak yer alan Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ve Prof. Dr. Yusuf Sezgin, Prof. Dr. Hasan Malay’ın özellikle Manisa ve çevresindeki antik kentler üzerine yaptığı çalışmaları anlatarak katılımcıları tarih yolculuğuna çıkardı. Programda konuşan Prof. Dr. Yusuf Sezgin, çok özel bir konu için bir araya geldiklerini belirterek, "Cumhur Tanrıver hoca ile birlikte Prof. Dr. Hasan Malay’ın anısına düzenlediğimiz bu programda, hocamıza dair görselleri, hatıraları ve özellikle kitabeler ışığında Manisa’nın tarihiyle ilgili önemli bilgileri paylaşacağız" dedi. Sezgin, Prof. Dr. Cumhur Tanrıver’in uzun yıllar Hasan Malay ile birlikte Manisa kitabeleri ve bölge üzerine çalışmalar yürüttüğünü ifade ederek, Hasan Malay’ın Manisa’nın eski çağ tarihi açısından en önemli çalışmaları yapan isimlerden biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Cumhur Tanrıver ise konuşmasında Hasan Malay’ın Manisa arazisinde ortaya çıkardığı epigrafik buluntular ve kitabe çalışmalarına değindi. Malay ile birlikte gerçekleştirdikleri araştırma ve kazı çalışmalarını anlatan Tanrıver, "Hocanın bulduğu kitabeleri tek tek saymaya kalksak günler yetmez. Çok sayıda kitabe üzerinde çalıştı. Yusuf Hoca’nın kazısını yaptığı Aigai ile ilgili de önemli çalışmaları vardı" ifadelerini kullandı. Tanrıver, Hasan Malay’ın ortaya çıkardığı kitabelerden örnekler sunarak, kitabelerin içerikleri ile bulunma ve yayımlanma süreçlerine ilişkin bilgiler verdi. Program sonunda katılımcıların soruları yanıtlanırken, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Mehmet Yıldırım tarafından konuşmacılara hediye takdim edildi.