ASAYİŞ - 05 Eylül 2024 Perşembe 22:39

Elektrik akımına kapılan 2 kişinin ölümüyle ilgili ilk dava 11 saat sürdü

A
A
A
Elektrik akımına kapılan 2 kişinin ölümüyle ilgili ilk dava 11 saat sürdü

İzmir’in Konak ilçesinde sağanak yağış esnasında elektrik akımına kapılan 2 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin haklarında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan dava açılan ve 22,5 yıla kadar hapis cezaları istenen 13’ü tutuklu 42 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Tutuklu sanıkların savunmalarının alındığı duruşma tam 11 saat sürerken, mahkeme başkanı ara verip davayı ertesi güne erteledi.


İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıkların tamamı salonda yer alırken tutuksuz sanıkların bir kısmı salonda hazır bulundu; bazıları ise SEGBİS ile duruşmaya bağlandı. Ayrıca duruşmaya, KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, KKTC İzmir Başkonsolosu Ayşen Volkan İnanıroğlu, taraf avukatları ile aileler katıldı. Duruşmada, savcılık makamını İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necati Kayaközü, temsil etti. İkinci oturuma AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin de katılarak celseyi izledi.


Tutuklu sanıkların savunmalarının alındığı celse tam 11 saat sürerken, dava mahkeme başkanı tarafından yarına ertelendi.


Tutuklu sanıkların ifadeleri


Mahkeme başkanı, iddianameyi ve suçlamayı söyledikten sonra sanıklara söz verdi. İlk söz verilen tutuklu sanık olan sorumlu şirketin teknik şef olarak çalışan Ahmet Orhan Kaygısız, "Olay yerinde 2015 yılında yürütülen çalışmadan haberim yok. 9 Ocak’taki çalışmalardan haberim yoktu, benim birimime ihbarlar gelmez. Arıza onarımda hiç bulunmadım. Yetki ve sorumluluk alanım farklı. Saha ekipleri bana bağlı değil" diye savunma yaptı.


Tutuklu sanıklardan sorumlu şirketin Arıza Onarım Müdürü Ali Külak da savunmasında "Yaşanan acı olaydan dolayı çok üzgünüm. Hayatını kaybedenlere başsağlığı diliyorum. Bir acı başka acıyla törpülenmez. İddianameyi okuyunca çok şaşırdım. 9 yıldır sorunsuz işleyen bir tesisin inşaasından suçlanıyorum. Sorun dış etkenlerdir. Kablo derinliği olması gerektiği gibidir. Ben idare kısmındayım. Ben sorumluluğumun olmadığını düşündüğüm şeyler nedeniyle tutukluyum. Suçlamayı kabul etmiyorum" açıklamasında bulundu.


Tutuklu sanık, İZSU’nun ihalesini alan özel bir firma sahibi Arif Kapuş, "Ben sahada yer almadım. Uzman bir ekip kurdum. Teknik şartnameye göre uygun malzeme kullandık. Bilirkişi raporuna göre uygun malzeme kullanmadığım gerekçesiyle buradayım. Nasıl tespit edilmiş, gözlemle. Ben uygun malzemeyi laboratuvarda test ettirdim. Bilir kişi raporu sayesinde buradayız. Rapora itiraz ediyorum. Sorumluluğumun olmadığı konulardan buradayım. Tahliye ve beraat talep ediyorum" dedi.


İZSU Daire Başkanı sorumlu şirketi suçladı


İZSU’da Kanalizasyon Daire Başkanı tutuklu sanık Barış Koç, "3 şube müdürü 450 personelle İzmir genelinde hizmet veriyoruz. 2 vatandaşım yaşamını yitirdiği vahim olay sonrası alelacele bilirkişi raporu hazırlandı. Elektrik kablolarının yüksekliği konusunda da kamuoyunda yanlış bir algı var. 21 Aralık 2023 tarihinde bir esnaf, yol üzerinde açık bir kablo olduğunu sorumlu şirkete bildiriyor. 9 Ocak 2024 tarihinde bir vatandaş, yerden dumanlar çıktığını ihbar ediyor. Sorumlu şirket müdahale ediyor. 1 hafta sonra aynı yerden duman çıkıyor. Bu süreçte kimse İZSU’yu arayıp ihbarda bulunmamıştır. Kronik bir sorun. Bölgedeki esnaf, sorunu en iyi bilendir. Sorumlu şirket burada geçici veya hiçbir işlem yapmamıştır. Biz 4 Ocak’ta oraya mazgalı koymasaydık yine de bu yaşanabilirdi. Tahliye ve tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum" dedi.


Duruşmaya verilen aranın ardından tutuklu sanıkların savunmaları devam etti. Sanıklardan Barış Sevgili, mazgal ihalesini alan firmada işçi olduğunu belirterek, "Talimatlar doğrultusunda hareket etti. Uygulama esnasında sahada çalıştım. Kabloyu oynatmadık. Askıda sabit tuttuk. Kablolara zarar vermedim. Tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu.


İZSU’nun ihaleyi verdiği taşeron firmada mühendis olan tutuklu sanık Doğan Kılıç, "Çalıştığım firma, İZSU ihalesi almıştır. Şantiye şefi olarak görev yaptı. Bize yer gösterilir. Bizde çalışırız. Bilirkişi raporu hatalıdır. Hiçbir zarar vermedik. Kabloya zarar verdiğimiz söyleniyor. 3-4 Ocak çalışma görüntülerimiz mevcut. Zarar vermediğimiz görülebilir. Zaten zarar verseydik bizim arkadaşlarımızı elektrik çarpacaktı. Bizden sonra İZSU ve sorumlu firma, çalışma yapmış orada. Neden sadece bizim zarar verdiğimiz söyleniyor? Bizim oraya attığımız beton 9 Ocak’ta sorumlu firma çalışmaları sırasında kırılmıştır. Kablolar o nedenle araya sıkışmıştır. Kaldı ki hatamız olsa İZSU işimizi onaylamaz. Bilirkişi raporu hatalıdır. Yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep ediyorum" savunmasında bulundu.


Sorumlu firmada arıza onarım ekibinde işçi olarak çalışan tutuklu sanık Fırat Akbay, "9 Ocak’ta esnaf durdurdu. Mesaim bitmesine rağmen arıza kaydı açıp çalışmaya başladık. Enerjiyi kesip müdahale ettik. Çalışmayı tamamladık. Kapadık" dedi. Akbay’ın vekili müvekkilinin olaya neden olan patlak kabloda değil, arızalı başka bir kabloyu onardığı ve sorumluluğu bulunmadığını söyledi.


Sorumlu firmada arıza onarımın bölge yöneticisi olarak çalışan Mehmet Fatih Tosun, sahada uzman ekipleri çalıştığını "Olaya konu olan yerdeki arıza ve onarım çalışmalardan bilgim yoktur. Detayları, gözaltında öğrendim. 7/24 süren bir organizasyonda yapılan çalışmaları ve riskleri bilmem mümkün değildir. İddianamedeki suçlamaları kabul etmiyorum. Sorumluluğum olduğunu kabul etmiyorum" sözlerine yer verdi.


Bir sanık avukatı, Mehmet Fatih Tosun’a, bir TV kanalına verdiği röportajda İZSU’nun 4 Ocak 2024’te bölgede yaptığı çalışmalarda kablolara zarar verdiğine ilişkin ifadelerini sordu. Tosun, "4 Ocak’ta İZSU’nun orada çalışma yaptıktan sonra kablonun mazgala sıkıştığını bilirkişi raporunda gördük. Röportajda gösterdiğim kablo o kablo. O kablo benim elime nasıl geçti? Bilirkişiyle alandayken o kabloyu alıp almayacaklarını sordum. Almayacaklarını söylediler. Ben de ekip arkadaşlarıma ileride kanıt olabileceği düşüncesiyle almalarını söyledim" dedi. Bunun üzerine soruyu soran avukat, davaya müdahil olan İzmir Barosuna çağrı yapıp, "delillerin karartılması" noktasında işlem başlatılmasını, ayrıca kablonun getirilip yeni bir bilirkişi tarafından incelenmesini istiyorum" dedi.


Tutuklu sanıklardan İZSU çalışanlarından Mehmet Zeki Aytulun, "Suçlamayı kabul etmiyorum. Tahliyemi talep ediyorum" dedi.


Sorumlu firmada arıza onarım mühendisi tutuklu sanık Mert Ceylan, idari işlerde görev yaptığına dikkat çekerek, "Sahada çözülemeyen bir durum olduğunda teknik şeflere bildirirler. Eğer çözüm üretemezse bana iletebilir. 2 aylık iş deneme süremde bana çözülemeyen bir ihbar iletilmemiştir. 10 aylık süreçte burada herhangi bir arıza olmamıştır. Sadece 9 Ocaktaki çalışma vardır. Çok sık ihbar gelirse biz arıza onarımla çözülemeyecek bir şey olduğunu ve kabloların yenilenmesi gerektiğini belirtiriz. 7/24 çalışan sistemde bütün saha çalışmalarını kontrol etmem imkansızdır" ifadelerine yer verdi.


Sorumlu firmada arıza onarım biriminde işçi tutuklu sanık Mesut Türkan, "Biz bir arıza ve kaçak olduğunu gördük. Enerjiyi kestik, kaçağın gittiğini gördük. kablo arızamızı giderdik. Daha sonra bir kaçak yoktu. Bizim onardığımız başka bir kablodur. Ölüme sebep olan başka bir kablodur. Bizim onardığımız kablo 20 santimetrede değil, daha aşağıdadır. Alttaki betonu biz kırmadık. Biz sadece köşedeki betonu kırdık. Onun da kazayla ilgisi yoktur" diye konuştu.


İZSU Kanalizasyon Daire Başkanlığında şube müdürü tutuklu sanık Ömer Karabilgin, "Yaptığım araştırmalar neticesinde burada 4 Ocak tarihinde bir imalat yapıldığı bilgisi var. Daha sonra sorumlu firma tarafından bir işlem görünmektedir. 14 Temmuz’da gözaltına alındım. Sonrasından itibaren mağdur durumdayım. Beraatımı talep ediyorum" dedi.


Sorumlu firmanın arıza birimi çalışanlarından tutuklu sanık Yavuz Üner, "Günlük gelen mailleri yanıtlarım. Gelen arıza taleplerini incelerim. Ekip arıza kayıtlarını bize bildirir. Biz 08.00’de işbaşı yaparız. 07.00’da gelen arkadaşlar arıza taleplerini iletirler. Biz de taleplerin yönlendirmesini yaparız. Bizim çağrı merkezine gelen günlük arızalarımız var. Olay yerinin olduğu yerden sürekli değil, 2019 ve 9 Ocak tarihinde ihbar geldi" dedi.


Tutuklu sanıkların savunmalarının alındığı duruşma tam 11 saat sürerken, mahkeme başkanı ara verip davayı ertesi güne erteledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya AK Parti Kütahya milletvekilleri, Kent Konseyi Kültür ve Sanat Merkezi’ni ziyaret etti AK Parti Kütahya milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, Kent Konseyi Kültür ve Sanat Merkezi’ni ziyaret ederek sanatçılarla bir araya geldi. Merkezde, ressam Sebahat Sarıoğlu ve saraçlar tarafından karşılanan milletvekillerine, kuzine üzerinde pişirilen kestane ikram edildi. Ziyaret sırasında Sarıoğlu, Kütahyalı sanatçıların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) eserlerini sergilemeleri halinde kentin tanıtımına büyük katkı sağlayacağını belirterek, bu konuda milletvekillerinden destek talep etti. Milletvekilleri Demir ve Bayırcı, bu isteği TBMM gündemine taşımak için ön çalışma yapacaklarını ifade etti. Ziyaret kapsamında sanatçılarla tek tek tanışan milletvekilleri, Meclis’te yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Milletvekili İsmail Çağlar Bayırcı, Kütahya’nın sanat ve sanatçı şehri olduğunu vurgulayarak, "Kütahyamız adeta bir sanat şehri. Bizler 20 aydır vekillik görevimizi sürdürüyoruz ve Kütahya için gece gündüz çalışıyoruz. Her zaman sanatçılarımızın yanındayız" dedi. Milletvekili Mehmet Demir ise, sanatçıların kenti başarıyla temsil ettiğini belirterek, "Sizler Kütahya’nın adını yaptığınız birbirinden güzel eserlerle duyuruyorsunuz. Her çalışmanızda büyük emek ve özveri var. Biz milletvekilleri olarak her zaman yanınızdayız ve destekçiniziz. Ayrıca, eserlerinizin sergileneceği bir salon için yeni müze binasında yer tahsisi konusunda valimiz ile görüşme yapacağım" diye konuştu. Ziyarette, AK Parti Kütahya Merkez İlçe Başkanı Murat Avşarünal, Yeşilay Derneği Kütahya Şubesi Onursal Başkanı Nuri Çetin ve AK Parti Kütahya İl Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Efe de hazır bulunurken, Başkan Sarıoğlu milletvekillerine desteklerinden dolayı teşekkür etti.
Ağrı Ağrı’dan İsrail ve ABD’ye sert tepki İsrail’in Filistin’deki soykırımını farklı bir evreye getirmek için ABD öncülüğünde planlanan işgale karşı toplanan Ağrılılar basın açıklaması düzenledi. Ağrı Kudüs Platformu tarafından organize edilen basın açıklamasında Ağrılılar sık sık tekbir getirdi, ABD ve israil’e tepki gösterdi. Basın açıklamasını yapan Orhan Tatlı, soykırımın ardından gerçekleşen ateşkes anlaşmasına israil’in uymadığını belirterek, Filistin’de katliamın devam ettiğinin altını çizdi. Tatlı, On yıllardır Filistin’de büyük zulümler işleyen işgalci İsrail, 7 Ekim sonrasındaki süreçte ise saldırılarını daha da artırdı. Apertheid rejimi İsrail, 15 ay boyunca Filistin’de insanlık dışı saldırılarda bulundu. Gazze’de tam anlamıyla bir soykırım yapan işgalcilerin saldırılarında 14 binden fazlası enkaz altında kaybolanlar olmak üzere 61 binden fazla Filistinli şehit oldu. İşgalciler, Gazze’de insan haklarını ve savaş hukukunu hiçe sayarak çocuk, kadın, yaşlı ve sivil ayırt etmeksizin saldırılarda bulundu. 19 ocak’ta varılan ateşkes anlaşmasından bu yana, ateşkese uymayan işgal rejimi israil, düzenlediği saldırılarla çok sayıda Filistinliyi katletmeye devam etti" dedi. İşgalci israil’in gerçekleştirdiği katliamlarda sınır tanımadığını belirten Tatlı, "İsrail saldırıları sebebiyle Gazze’de her yerde enkaz yığınları var. Siyonistler saldırılarında; camileri, hastaneleri, okulları ve sivil yerleşim yerlerini hedef aldı. Beyaz bayrak açan siviller dahi üzerlerine ateş açılarak katledildi. İşgalciler, kullanılması uluslararası sözleşmelerce yasaklanmış bombaları aralıksız olarak Gazze’ye yağdırdı. İnsanlık tarihinde örneğine az rastlanır bir zulüm tüm dünyanın gözleri önünde yaşandı ve ne yazık ki yaşanmaya da devam ediyor" ifadelerini kullandı. Tatlı konuşmasında ABD Başkanı Trump’un Gazze’yi satın almak istediğini, bu fikrin Ortadoğu’yu dizayn etmek anlamına geldiğini kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü: "ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’ye yönelik olarak yaptığı açıklamalarla İsrail zulmüne arka çıkıyor tarihin gördüğü en barbarca zulümleri işleyen siyonistlere destek veriyor. ’Gazze’yi satın almak’tan, Gazze’yi ABD yetkisi altına almaktan söz ederken, kanlı ve karanlık iş birlikleriyle, binlerce kilometre öteden Ortadoğu’yu dizayn etmeye çalışıyor. On yıllardır İsrail’in zulümlerine karşı topraklarını koruyan, zilleti kabul etmeyen, zorbalığa boyun eğmeyen Filistinlilerin kendi toprakları olan Gazze’den çıkararak başka ülkelere gönderilmelerinin planları yapılıyor. Bu gerçekleşmeyecek hayalin sahiplerine sesleniyor ve diyoruz ki, Gazze dün olduğu gibi bugün de Filistinlilerindir yarın da Filistinlilerin olacaktır! Apertheid rejimine verilen destekler sonlandırılmalıdır."