ASAYİŞ - 03 Eylül 2024 Salı 14:26

19 yıllık cinayetin sanığına müebbet hapis talebi

A
A
A
19 yıllık cinayetin sanığına müebbet hapis talebi

Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde 19 yıl önce işlenen faili meçhul cinayete ilişkin 2 yıl önce tutuklanan sanığın yargılanmasına devam edildi. Emniyetteki ifadesinde suçu itiraf eden ancak mahkeme sürecinde suçlamaları kabul etmeyen sanık beraatini isterken, cumhuriyet savcısı sanığın müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti.


Alefli köyünde 9 Eylül 2005 tarihinde meydana gelen olayda, hayvan otlatmak için evinden ayrılan Seyfettin Arıcı (57), fındık bahçesinde tüfekle vurularak öldürülmüş ancak katil zanlısı bulunamamıştı. 2022 tarihinde faili meçhul cinayet dosyalarını yeniden ele alan Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Seyfettin Arıcı’nın öldürülmesi olayına karışan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Suç tarihinde jandarma sorumluluk bölgesinde kalan cinayet mahalli ve delilleri yeniden gözden geçiren ekipler, cinayeti maktulle aynı köyde yaşayan Sezai D’nin (56) işlediğini tespit etti. Gözaltına alınan Sezai D., ifadesinde Seyfettin Arıcı ile arasında husumet bulunduğunu ve cinayeti işlediğini kabul etti. Adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.



"Emniyet güçlerinin baskısı ile suçu üstlendim"


Olaya ilişkin açılan davanın 6. celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Sezai D. ve taraf avukatları katıldı. İlk duruşmadan bu yana emniyetteki ifadesini baskı altında verdiğini iddia eden sanık Sezai D., "Suçsuzum. Yapmadım, yemin ediyorum yapmadım. Emniyet güçlerinin baskısıyla suçu üstlendim. Yuvam yıkıldı, çoluk çocuk perişan oldu. Ben 56 yıldır toprakla uğraşırım, bu yaşıma kadar hakim, savcı nedir bilmem" dedi.



"Müvekkilimden hukuka aykırı şekilde ikrarda bulunması sağlanmıştır"


Sanık avukatı Hüseyin Acurman ise "Soruşturma sürecinde yapılan eksiklikler ve dosya kapsamı ile ilgili önceki aşamalarda sunmuş olduğumuz savunma ve değerlendirmeleri bu aşamada da tekrar ediyoruz ancak soruşturma aşamasında müvekkilin ifadesinin alındığı süreçte müvekkil ile yapılan görüşmede samimi beyanda bulunduğuna dair tutulan tutanakta görüşme saatinin 03.07 olmasına rağmen avukatla görüşme saatinin 02.50 - 03.00 olarak tutanaklarda yer almasının da çelişki olduğunu belirtmek istiyoruz. Dolayısıyla müvekkilin ifadesinin alınmasından önce hukuka aykırı şekilde ikrarda bulunmasının sağlanması akabinde ifadesinin alındığı ve bu süreçte de vekaletli avukatı bulunmasına rağmen kollukta CMK uyarınca hazır bulundurulan avukat huzurunda ifadesinin alındığını belirtmek istiyoruz" şeklinde konuştu.


Avukat Acurman, savunmasını şöyle sürdürdü:


"Müvekkilin soruşturma aşamasındaki ifadelerinde yer alan ikrarın hukuka uygun şekilde elde edilen ifade neticesinde alınmamış olduğunu belirtmek istiyoruz. Yine soruşturmanın başlangıcında müvekkil hakkında Kandıra Savcılığı’nca verilen takipsizlik kararının, Kocaeli Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırılmış olmasının da yetki kuralının ihlali ve CMK 172/2 maddesine aykırılık niteliğinde olduğunu belirtmek istiyoruz. Netice itibariyle bu aşamada öncelikle durma kararı verilerek bahsi geçen eksikliğin giderilmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi ve dolayısıyla bu aşamaya kadar toplanan delillerin de kovuşturma- soruşturma şartı bulunmadan toplanmış olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını da belirtmek istiyoruz” şeklinde konuştu.



Emniyette ikrarda bulunulduğuna değinildi


Cumhuriyet savcısının mahkemeye sunduğu mütalaasında, maktulün öldürülmesiyle ilgili olarak yapılan soruşturma aşamasında, ilk başta herhangi bir delile ulaşılamadığı ancak sanık Sezai D’nin samimi beyanda bulunacağını belirtmesi üzerine, emniyette müdafi huzurunda 30 Kasım 2022’de alınan ifadesinde olayın işleniş şeklini ve neden işlediğine dair açıklayıcı, ayrıntılı beyanlarda bulunduğu belirtildi. Mütalaada "Sanık, 17-18 yaşlarındaki kızının kaçması nedeniyle suçlanmasından dolayı sanığa kin duyduğunu, maktulün kendisine kötü davrandığını ve yaşadığı psikolojik durumu içine attığını ifade etmiştir. Daha sonra maktulü yalnız gördüğünde anlık bir kararla öldürmeye karar verdiğini ve av tüfeğini alarak maktulü öldürdüğünü belirtmiştir" denildi.



Sanığın üzerine atılı silahla kasten öldürme suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını talep edildi


Mütalaada sanığın, 30 Kasım 2022 tarihinde müdafii eşliğinde alınan beyanında bu ayrıntılı ifadelerini samimi olarak tekrar ettiği, sulh ceza hakimliğinde yapılan sorgusunda da benzer beyanlarda bulunduğu belirtildi. Sanığın müdafiilerinin, emniyette, savcılıkta ve sulh ceza hakimliğinde sanığın alınan beyanlarında yanında bulundukları ve herhangi bir itirazda bulunmadıkları, dosyada buna ilişkin müdafilerin herhangi bir beyanının yer almadığı, sonradan yapılan ve ileri sürülen hususların savunma geliştirmeye yönelik olduğunun değerlendirildiği de mütalaada kaydedildi. Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın Seyfettin Arıcı’yı kasten öldürme suçunu işlediğinin, müdafilerin katıldığı aşamalarda alınan beyanlarıyla sabit olduğu anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı silahla kasten öldürme suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.



"Avukatların beyanlarında ikrarın etki altında alındığının düşünüldüğüne dair beyanları mevcuttur"


İddia makamının görüşüne katılmadığını belirten sanık müdafi Hüseyin Acurman, "Özellikle soruşturma aşamasında ifade de hazır bulunan müdafiilerin bu süreçte dosyaya herhangi bir çekince ya da şerh koymadıklarına dair mütalaaya katılmıyoruz. Avukatların beyanlarında ikrarın etki altında alındığının düşünüldüğüne dair beyanları mevcuttur. Esasa ilişkin savunmamızı sunmak üzere süre talep ediyoruz" şeklinde konuştu.


Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına duruşmanın ertelenmesine karar verdi.



Sanık Sezai D., ilk duruşmadaki savunmasında şu iddialarda bulunmuştu:


"Polisler beni evden alarak karakola götürdü. Cinayeti benim işleyip işlemediğimi sordular. Cinayeti işlemediğimi söyledim. 1986 yılında köyde Seyfettin’in kızı 2-3 saatliğine kaybolmuş, bunu benden bilmişlerdi. Bu olay sebebiyle aramızda küslük olmuştu ancak olayı uzatmadan barışmıştık, husumetimiz yoktu. O yıllarda küslüğümüz olduğu için cinayette ben hedef oldum. Olay tarihinde de jandarmaya ifademi vermiştim. Bunu polislere anlattım, beni darp ettiler. Söylenmeyecek lafları söylediler, psikolojim çok bozuldu. ‘Eşini, çoluk çocuğunu alacağız şiddet uygulayacağız’ dediler. Avukatıma da bir şey de söyleyemedim çünkü ailemle tehdit ettiler. Bunun üzerine ‘Ben yaptım’ dedim. Nasıl ifade verdiğimi bile hatırlamıyorum. 1986 yılından 40 sene geçmiş. 40 seneden bu yana Seyfettin ile aramızda husumet mi kalır?"



19 yıllık cinayetin sanığına müebbet hapis talebi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı İşeri’den buruk bayram mesajı Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, İslam coğrafyasında yaşanan acılara ve Gazze’deki zulme dikkat çekerek, "Yüreğimiz yangın yeri, bu bayramı boynu bükük ve buruk karşılıyoruz" dedi. Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı. Mesajında bayramların birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren müstesna günler olduğunu belirten İşeri, başta Gazze olmak üzere İslam dünyasının maruz kaldığı acılar nedeniyle bu bayramın sevinçten ziyade hüzünle karşılandığını vurguladı. İslam coğrafyasının zorlu bir imtihandan geçtiğini ifade eden Başkan Mustafa İşeri, "Bizleri bir Kurban Bayramı’na daha ulaştıran Yüce Mevla’ya hamdolsun. Ancak ne yazık ki, İslam coğrafyasının dört bir yanından yükselen feryatlar, özellikle de aylardır Gazze’de gözlerimizin önünde yaşanan soykırım ve vahşet, bayram sevincimizi gölgelemektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın gölgesinde, kundaktaki bebeklerin, masum sivillerin katledildiği, insanlığın sustuğu bir dönemde bayramı hakkıyla ve coşkuyla kutlamamız mümkün değildir. Gazze’deki mazlum kardeşlerimizin acısı, bizim de canımızı yakmaktadır" şeklinde konuştu. Müslümanların küresel ölçekte yalnızlığa itildiğini ve İslam dünyasındaki parçalanmışlığın bu zulümleri körüklediğini belirten İşeri, "Bugün karşı karşıya olduğumuz en acı gerçek, İslam coğrafyasındaki dağılmışlık, parçalanmışlık ve neticesinde Müslümanların içinde bulunduğu o derin yalnızlık hissidir. İki milyara yakın nüfusuyla devasa bir potansiyele sahip olan İslam alemi, ne yazık ki tek bir ses, tek bir yürek olamamanın bedelini ödemektedir. Dünyanın egemen güçleri bu dağınıklıktan cesaret alarak mazlumların üzerine çökerken, Müslümanlar, yalnızlığın ve sahipsizliğin kıyısına itilmiş durumdalar. Bu yalnızlık ve parçalanmışlık, kalbimizi Gazze’deki bombalardan daha fazla acıtmaktadır. Bu bayram vesilesiyle, tüm İslam dünyasının bir an evvel silkinmesini, birlik ve beraberlik içinde kenetlenmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. Kurban Bayramı’nın paylaşma ve yakınlaşma ruhuna vurgu yapan Başkan İşeri, "Kurban, sadece bir ibadet değil; Allah’a, hakka, adalete ve birbirimize yakınlaşmaktır. Bu mübarek günlerin, İslam coğrafyasındaki uyanışa, Müslümanların yalnızlığının son bulmasına ve mazlum coğrafyaların kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Kahtalı hemşerilerimiz ve meslektaşlarımız olmak üzere, aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; huzur, barış ve adalet dolu bir dünya temenni ediyorum" dedi.
Adıyaman Binlerce yıllık rüzgar ve su erozyonuyla ortaya çıkan doğal güzellik Adıyaman’da binlerce yılda rüzgar ve su erozyonuyla oluşan 200 hektarlık alan farklı yapısıyla dikkat çekiyor. Adıyaman-Şanlıurfa Karayolu Kuyulu Köyü yakınlarında yer alan bu alan killi kireç taşı yapısıyla kendini diğer bölgelerden ayırıyor. Marnlı kireç taşının açık krem/beyaz tonlarındaki rengi ile rüzgarın şekillendirdiği kıvrımlar, estetik, mistik bir manzara sunuyor. Doğa olaylarıyla aşınması sonucu, dalgalı yer şekilleri, kendine has mikro-kanyonlar ve sırtlar oluşturan arazi, coğrafi açıdan nadir görülen kırgıbayır oluşumları meydana geldi. Killi-kireçli (marnlı) ana kayaçların binlerce yılda su ve rüzgar erozyonuyla ayrışmasıyla meydana gelen bu doğal güzellik sıra dışı yer yüzü şekilleriyle doğa tutkunlarını cezbederken, jeolojik yapısıyla bilim insanlarının da ilgisini çekti. 1998 yılında GAP Bölge Kalkınma İdaresinin destekleri ile Tema Vakfı tarafından, erozyonun önüne geçmek için bitkilendirmek için proje hazırlanarak 2000 yılında uygulandı. Adıyaman-Şanlıurfa yolunu kullanan sürücülerin de dikkatini çeken bu jeolojik mirasın eko-turizme kazandırılması bekleniyor. Bölgeyle ilgili bilgi veren Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tema Vakfı Temsilcisi Ahmet Çelik, "Burada görmüş olduğunuz tabi yapı ortalama 10 bin yıl ile 50 bin yıl geçmişe dayanan özellikle toprak ve su erozyonunun etkisiyle ve sonra ki aşamada fiziksel, kimyasal, biyolojik ayrışmayla birlikte bu günki pozizyona gelmiş. Yıllardan beri su ve rüzgar erozyonuna maruz kalmış bir alanı görmektesiniz. Dolayısıyla 1998 yılında Tema yürütücülüğünde, GAP İdaresi desteğinde yürütülen bir proje ile burada erozyon kontrol projesi uygulandı. Ortalama yaklaşık 200 hektarlık bir alanı kapsamakta ve 20 yılın sonunda, özellikle yapmış olduğumuz araştırmalarda organik madde miktarının arttığını gördük, tespit ettik. Ve koruma önlemleriyle toprak kalitesinin arttırılmış olduğunu burada saptamış olduk" diye konuştu. (CK-LO-Y)