EKONOMİ - 03 Ekim 2019 Perşembe 13:55

Palamut çıkmaya başladı, fiyatlar düşüşe geçti

A
A
A
Palamut çıkmaya başladı, fiyatlar düşüşe geçti

Karadeniz’de bu sezon ağlara takılmayan ve fiyatları bir hayli yükselen palamut, sezon ortalarında tezgahlardaki yerini aldı.

Karadeniz’de bu sezon ağlara takılmayan ve fiyatları bir hayli yükselen palamut, sezon ortalarında tezgahlardaki yerini aldı. Sezon başında bir hayli yüksek fiyata satılan palamut, avlanmaya başladıkça fiyatı da kısmen düşüyor.


Denizlerdeki av sezonu 1 Eylül’de başladı. Aylarca hazırlık yapan balıkçılar, bu tarihte ‘Vira Bismillah’ diyerek denizlere açıldı. 15 Nisan tarihinde başlayan yasağın 1 Eylül’de sona ermesiyle birlikte balıkçılar en çok istavrit avlamaya başladı. Geçtiğimiz yıl balıkçıların yüzünü güldüren ve oldukça fazla avlanan palamut, bu yıl kendini göstermese de iki gündür yeniden avlanılmaya başlandı. Geçtiğimiz yıl yaklaşık bir kilogramlık palamut balığı 7-10 lira gibi fiyata satılırken, bu sezon başlarında bir süre çıkan ve 300 gramı 20 liraya satılan palamut fiyatları, bollanmaya başlayınca yarı yarıya düştü. Yaklaşık 600 gramlık palamut, 20 liradan müşterilere sunuluyor.



“Palamuttan görüntü var”


Ordulu balıkçı Azizi Ceylan, palamudun kendisini göstermeye başladığını belirterek, “Tezgahlar çok güzel ama piyasa biraz karışık. Kalitesine göre değişen hamsiler var. Şuan en kaliteli hamsinin kilosu 10 liradan satılıyor. Palamut balığında sezon başında umut yoktu ama şuan ufak ufak bir görüntü almaya başladık, fiyatları da çok yüksek. Tane fiyatı 35 liraya kadar çıkabiliyor, yaklaşık 600 gramlık palamutlar, 20 liradan satılıyor. Geçtiğimiz günlerde fiyat daha da yüksekti. Şuan sezon başına göre düşüşte, inşallah bu sezon da bol çıkar da vatandaşlar hevesini alır” dedi.


Ceylan, levrek, çupra ve somonun 35, sarganın 25, çinekopun, 30 barbunun 30, mezgitin, 15-25, hamsinin 10, palamutun ise 20-35 arasında satıldığını aktardı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da 7. Uluslararası Koru Gebelik Doğum Lohusalık Kongresi düzenlendi Bolu’da "7. Uluslararası Koru Gebelik Doğum Lohusalık Kongresi" düzenlendi. Prof. Dr. Aydan Biri ve Prof. Dr. Fatma Deniz Sayıner modern doğum hekimliği ve ebelik hizmetleri açısından önemli bilgileri katılımcılara aktardı. Bolu Koru Otel’de geleneksel hale gelen Uluslararası Koru Gebelik Doğum Lohusalık Kongresi’nin 7’ncisi düzenlendi. Kongre’nin oluşturulmasında büyük payda sahibi olan Prof. Dr. Aydan Biri ve Prof. Dr. Deniz Sayıner’in öncülüğünde bir araya gelen doğum hekimlerinin yanı sıra perinatoloji uzmanları, ebeler, hemşireler, yenidoğan hekimleri ve doğuma katkı sağlayan birçok branş uzmanı da kongrede yerini aldı. Kongrede Türkiye’de ve dünyada modern doğum hekimliği ve ebelik hizmetleri açısından önemli bilgiler, araştırma sonuçları ve deneyimlerin paylaşıldığı bilimsel oturumlar yapıldı. 3 gün sürecek olan kongrede, doğuma yönelik kurslar ve bilgilendirme toplantıları yapılacak. “Doğum konusu birçok konuya göre az ilgi görüyor” Türkiye’de sadece doğumun ele alındığı en büyük bilimsel toplantı olma özelliğini taşıyan 7. Uluslararası Bolu Koru Gebelik, Doğum ve Lohusalık Kongresi’nin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Aydan Biri, “Bu 7’ncisi olmakla birlikte en çok heyecan duyduğum kongre oldu. Her geçen yıl birbirini tekrar etmemek adına zaten çok geniş ve sonsuz olan bu kongrede bir kez daha sizinle olmaktan çok büyük keyif duyuyorum. Konumuz doğum ve içerisinde çok fazla bileşen var. Doğumsal birleşim ya da bir bebeği ilgilendiren bir süreç, toplumun esası temeli ve koruyucu sağlık bakımı. Kongrede çok fazla insanı bir araya getiriyoruz. Ama çok da zor oluyor bu kongreler. Daha önce de söylediğim bir şey var ana işimiz olan doğum, özellikle kadın doğum hekimlerinin polikliniklerinin yüzde 80’i doğum, ancak buna rağmen birçok konuya göre çok daha az ilgi görüyor. Bu yıl ben çok çünkü bu konu doğrultusunda doktor arkadaşlarımızın da ana konumuzun doğum olduğuna dair inancı arttı. Her ne kadar hala akademisyen arkadaşlarımızın ‘Doğum da moda oldu’ demesine rağmen mesleğe bakışımızın çarptırıldığı bir dönemdeyiz” dedi. “Bilginin olmadığı yerde güçten bahsedilemez” Bilimsel çalışmaların ışığında kendini yenileyen ebelere ihtiyaç olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deniz Sayıner, “Eğitim bizim vazgeçilmezimiz olmalı. Çünkü en büyük güç bilgi gücüdür. Bilginin olmadığı yerde güçten bahsedilemez. Hiçbir silah, hiçbir teknoloji bilginin karşısında duramaz. O nedenle sürekli bilimsel çalışmaların ışığında kendini yenileyen ebelerin yetişmesine ve ebelere ihtiyaç duyduğumuzu söylemem lazım. Ve tabii ki böyle bir ebeliği dizayn etmek için de birlik olmaya ihtiyaç vardır. Kurucu üyelerinden biri olmaktan onur duyduğum, gerçekten birlikte yürümekten gurur duyduğum yol arkadaşlarımın olduğu Anadolu Ebeler Derneği. Bu dernekle birlikte örgütlenmek, mesleğine sahip çıkmak mesleki örgütün içinde olmak son derece önemli” diye konuştu.