Yerel Haberler
Samsun
Eski sanayi esnafından ’Toybelen’ çağrısı: "Bu sorunu çözelim" 23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:28:02 Samsun’un Canik ilçesinde bulunan eski sanayi esnafı, Toybelen Sanayi Sitesi’ndeki iş yerlerinin kendilerine verilmesi talebiyle bir kez daha bir araya geldi. Gülsan Sanayi Sitesi içerisinde toplanan esnaf ellerinde pankartlarla taleplerini dile getirdi. Esnaf yıllardır süren belirsizliğin sona ermesini istedi. Konuşma yapan esnaf Cemal Sivrikaya, "Burada Eski Sanayi ve Gülsan esnafı bulunmakta ve herkes şu anda mağdur durumda. Eski Sanayi’nin derdi ayrı, Gülsan’daki arkadaşlarımızın dükkân alamama derdi ayrı. Biz bunların çözülmesini istiyoruz. Buradaki arkadaşlarımızın hepsinin ayrı ayrı sorunları var. Hepsini tek tek konuşmaya kalksak, herkesin derdi benim anlattığım gibi. Örneğin burada parça alınacak ama parça yok, tornacı lazım ama tornacı yok. Ben kendi adıma gün içinde Toybelen’e gidiyorum. Buradaki arkadaşlarımızdan kimi Kirazlık’a, kimi Tekkeköy’e gidiyor. Buradan yetkililere seslenmek istiyoruz. Lütfen bize çare bulsunlar, bizimle bir şekilde iletişime geçsinler ki biz de konunun ne olduğunu bilelim. Buradaki insanlar çaresizlikten bıktı. Gerekirse her akşam burada toplanacağız. Gidecek başka yerimiz yok. Buradaki insanlar mağdur ve biz bu mağduriyetin giderilmesini istiyoruz" dedi. "Burada da ciddi bir sorun var" Esnaf Orhan Sarıoğlu ise, "Hakkımız ve imkanımız varken bu dükkanların bize verilmesini istiyoruz. Biz bu dükkanları bedava istemiyoruz. Gelin, bir müzakere yapalım. Bir araya gelelim, oturup konuşalım. Kaç aydır burada esnaf olarak toplanıyor, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bakın, burada yüzlerce esnaf var. Ayda dört-beş kez toplanıyoruz. Demek ki burada çözülmesi gereken bir mesele var. Devlet yetkililerine buradan sesleniyoruz: Gelin, ortak bir müzakere masası kuralım, konuşalım ve bu sorunu çözelim" diye konuştu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:07 Psikologdan uyarı: "Kurban kesimi çocuklara gösterilmemeli" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzman Klinik Psikolog Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" diye konuştu. "Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" şeklinde konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" ifadelerini kullandı.
Acil servislerin kabusu: Sarı serum hastalığı
27 Ocak 2025 Pazartesi - 10:43 Acil servislerin kabusu: Sarı serum hastalığı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hastaların hızlı ve çabuk iyileşme beklentisi ile çözümler istediklerini ifade ederek, "Halk arasında acil servislerde ’sarı serum’ olarak bilinen serum tedavisi istiyorlar. Bu sadece hastalık süresi bir iki günlük olan influenza ve benzeri virüsler için günlük rahatlama sağlıyor. Ancak, Kovid-19 salgını sonrası toplumda halen hem bu virüsün hem de diğer solunum yolları virüslerinin aynı anda hastalanmaya neden olması nedeniyle uzayan hastalığı maskeliyor" dedi. Prof. Dr. Şevket Özkaya, son günlerde kombo virüsün etkili olduğunu ve vatandaşların günlük işlerinin aksamaması için acil servislerde ’sarı serum’ olarak bilinen serum tedavisi istediklerini söyledi. Sarı serum tedavisinin sadece birkaç günlük rahatlama sağlayacağını ve ilerleyen dönemde kişinin zatürreye kadar giden sonuçların görebileceğini ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Son günlerde birkaç virüs birden toplumda dolaşıyor ve aynı anda influenza, RSV, kovid ve diğer solunum yolları ile bulaşan virüs bir insanı enfekte edip, uzamış hastalığa sebep oluyor. Boğaz ve eklem ağrısı ile başlayan, öksürük ile seyredip nefes darlığına kadar giden bir hastalık tablosu oluşturuyor. Tek başına influenza ile hastalanan bir kişi, birkaç gün dinlenip gerekli bakımı yapılırsa hemen düzelip günlük hayatına ve topluma geri dönebiliyordu. Ancak günümüzde ve özellikle bugünlerde yaşadığımız bu kombo virüs etkileri ile hastalık uzuyor ve bir türlü insan kendini iyi hissedemiyor. Bu uzamış hastalıklar yüzünden günlük iş ve aktivitelerinde etkilenmemesi için insanlar tam iyileşemeden tekrar topluma dönüyor. Hastalarımız, hızlı ve çabuk iyileşme beklentisi ile çözümler istiyorlar ve halk arasında acil servislerde ’sarı serum’ olarak bilinen serum tedavisi istiyorlar. Bu sadece hastalık süresi bir iki günlük olan influenza vb virüsler için günlük rahatlama sağlıyor ve ertesi gün günlük işlerinize dönebiliyordunuz. Ancak, Kovid-19 salgını sonrası toplumda halen hem bu virüsün hem de diğer solunum yolları virüslerinin aynı anda hastalanmaya neden olması nedeni ile uzayan hastalığı maskeliyor" dedi. "Gençler en çok etkilenen grup" Prof. Dr. Şevket Özkaya şunları söyledi: "Siz bugünlerde hastalanır ve sarı serum alırsanız, başta şikayetleriniz olmak üzere kısa süreli rahatlama sağlayabilirsiniz ama hastalık maalesef günlerce sürdüğü için bu serum sizin hastalıkla savaşma gücünüzü azaltıyor ve zatürreye kadar giden sonuçlar görmemize neden oluyor. Sarı serum alarak günü kurtarıyorsunuz ama hastalığınızın hem süresi hem de ciddiyeti artıyor. Son günlerde özellikle genç yaşlarda görülen zatürrenin nedeni buna bağlı olduğunu düşünüyoruz. Dinlenip, uygun tedavi ile geçecek bir viral hastalığı, sarı serum ile şikayetlerinizi günlük bastırıyor ama hastalığınızın uzamasına ve zatürreye kadar gitmesine neden oluyorsunuz. Gençler maalesef en çok etkilenen grup çünkü günlük aktivitelerden geri kalmamak için bu hızlı çözümlere başvuruyor ve hiç beklemediğimiz sayıda ve ciddiyette genç hastalarda zatürre görüyoruz. ’Sarı serum hastalığı’ dediğimiz bu durum için halkımızın bilinçli davranmasını ve serum tedavisinin sadece, uygun tedavi ile düşmeyen ateşli hastalara önerdiğimizi bilmelerini istiyoruz."
Gereksiz estetiğe karşı önce ‘yüz analizi’
27 Ocak 2025 Pazartesi - 10:34 Gereksiz estetiğe karşı önce ‘yüz analizi’ Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, gereksiz estetik işlemlerinden kaçınmanın yolunun iyi bir yüz analizi yapmaktan geçtiğini belirterek, “Hem kişinin yüz analizi yapılarak doğru yönlendirilmesi hem de cerrahiden alınacak neticenin doğru ölçülmesi iyi bir sonuca ulaştıracaktır" dedi. Gereksiz estetik işlemlerden kaçınılması gerektiğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, ilk olarak kişilerin iyi bir yüz analizinden geçmelerinin gerektiğini söyledi. Dr. Kıymık, "Kişilerin kendi yüzleriyle ilgili bir takım rahatsızlıkları olabilir. Bunlar çok normal ve doğal bir süreç. Ancak bu rahatsızlıklarla ilgili talepler hekim tarafından değerlendirilmeli. Bunun tıbbi olarak uygulanıp uygulanmayacağına bakılmalı ve ona göre karar verilmeli. Detaylı bir muayene ile hangi yöntemin bu kişi için uygun olduğu belirlenmeli. Daha sonrasında kişinin cerrahi yönteme açık olup olmadığı tartışılmalı. Cerrahi olmayan bir yönteme yöneleceksek, bu noktadaki beklentilerin cerrahi yöntemlere göre daha az ve düşük olduğunu hasta bilmeli. Kişiyle beraber konuşarak nihai bir karar verilmeli. Hem kişinin yüz analizi yapılarak doğru yönlendirilmesi hem de cerrahiden alınacak neticenin doğru ölçülmesi iyi bir sonuca ulaştıracaktır. Yaptığımız bu işlemler sonucunda oluşacak komplikasyonlar kişilere aktarılarak olumsuz bir senaryo durumunda ne olacağı ve nasıl düzeltileceği hakkında gerekli bilgilendirme yapılmalı. Kişilerin kendilerinde duydukları rahatsızlıkları cerrahi veya cerrahi olmayan yöntemlerle çözebilmekteyiz" diye konuştu.
Toraman: “Mücadelesi zor, yayılımı çok hızlı bir zararlı ile karşı karşıyayız”
26 Ocak 2025 Pazar - 22:06 Toraman: “Mücadelesi zor, yayılımı çok hızlı bir zararlı ile karşı karşıyayız” Çarşamba Ticaret Borsası (ÇTB) Meclis Başkanı Hacı Toraman, “Mücadelesi zor, yayılımı ise çok hızlı bir zararlı ile karşı karşıyayız. Tarım ürünlerinin neredeyse tamamına zarar veren kahverengi kokarcanın fındığı da büyük anlamda tehdit etmesi hem bölgemiz hem de ülkemiz ekonomisini olumsuz etkileyecektir” dedi. Giresun’da düzenlenen “Fındık Kokarca Zararlısı ile Mücadele Toplantısı”na, Çarşamba Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Yılmaz’ı temsilen katılan Meclis Başkanı Hacı Toraman, kokarcanın Çarşamba Ovası’nda tarım ürünlerine verdiği zarara dikkat çekti. Toplantıda borsanın görüşlerini bildiren ÇTB Meclis Başkanı Toraman, Karadeniz Bölgesi’ni etkisi altına alan ve başta fındık olmak üzere birçok tarım ürününde mahsul kayıplarına yol açan kahverengi kokarca zararlısının 2024 yılı hasadına verdiği zararın boyutlarını vurguladı. Toraman, “Çarşamba bölgesinin deniz seviyesinde kalan kesimlerinin neredeyse tamamını etkisi altına almış olan; mücadelesi zor, yayılımı ise çok hızlı bir zararlı ile karşı karşıyayız. 2023 yılında acil eylem planı ile toplandığımız bu sorunun sonuçlarını 2024 hasadında maalesef ki tüm üreticilerimiz ve sanayicilerimiz ile birlikte yaşadık. Tarım ürünlerinin neredeyse tamamına zarar veren kahverengi kokarcanın fındığı da büyük anlamda tehdit etmesi hem bölgemiz hem de ülkemiz ekonomisini olumsuz etkileyecektir. Türkiye’nin önemli bir ihraç ürünü olan katma değere sahip Türk fındığını korumak adına oda, borsa ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz ile istişare içerisinde olmak büyük ekonomik kayıpların önlenmesinde yol haritası olacaktır. 2023 yılından itibaren yaptığımız mücadele çalışmalarının daha da hızlandırılarak devam etmesi için çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu. Toplantıya ayrıca, ÇTB Yönetim Kurulu Üyesi Sezai Atsan, Genel Sekreter Sercan Yaşar ve Meclis Üyesi Mehmet Çalışkan katıldı.
Samsun’da mübadelenin 102. yılında anma etkinliği düzenlendi
26 Ocak 2025 Pazar - 17:22 Samsun’da mübadelenin 102. yılında anma etkinliği düzenlendi Samsun’da mübadelenin 102. yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Samsun Mübadele Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ile birlikte katılan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, bu anlamlı etkinliğe her yıl hayat veren Samsun Mübadele Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Olcay Kınay ve Dernek üyelerine teşekkür etti. Tütün İskelesi’nde gerçekleştirilen törende mübadele sırasında yaşanan zorluklar anlatılarak, denize karanfil bırakıldı. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte, vatandaşlar ecdadlarına olan saygılarını bir kez daha dile getirdi. Tören sonrası açıklama yapan İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, mübadelenin tarihimizde önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek, “Bugün burada, mübadelenin 102. yılını anmak ve tarihin sayfalarına yazılmış o zorlu sürecin mirasçıları olarak birlik içinde olduğumuzu göstermek için bir araya geldik. Mübadelenin acılarını, gurbetin ve hasretin izlerini taşıyan ecdadımız, bizlere güçlü bir millet olmanın ne anlama geldiğini öğretmiştir. Türkiye, farklı kültürlerden, inançlardan ve geçmişlerden gelen bireylerin oluşturduğu geniş bir aile mozaiğidir ve bu mozaiğin bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Bu anlamlı günde mübadeleyle vatanını, hatıralarını ve geçmişini geride bırakarak yeni bir yaşam kurmak zorunda kalan atalarımızı saygıyla anıyor, onların bizlere emanet ettiği bu değerlere sahip çıkma sözümüzü yineliyoruz. İlkadım Belediyesi olarak kültürel mirasımıza ve tarihimize sahip çıkmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.