YEREL HABERLER - 08 Ocak 2012 Pazar 16:07

MİMARLAR ODASINDA GÖREV DEĞİŞİM

A
A
A
MİMARLAR ODASINDA GÖREV DEĞİŞİM

TMMOB Mimarlar Odası Kastamonu Şubesinde yapılan temsilcilik seçimlerinin ardından yapılan görev dağılımında İl Temsilciliğine Nuray Yücel getirildi.
3. Dönem TMMOB Mimarlar Odası Kastamonu Şubesi İl Temsilciliği görevini yürüten Ali Kerim Özdikmen, 4. Dönem İl Temsilciliği görevini Nuray Yücel’de devretti. TMMOB Mimarlar Odası Kastamonu Şubesi İl Temsilcisi Nuray Yücel, tarihi konakların mimarlar odasına kazandırılmasını ve onarım çalışmalarını bir takım konakların çalışmasıyla gençlere daha çok önem verileceği 2012 yılında da ekinliklere ağırlık verileceğini söyledi. Yücel, “Kastamonu kentsel dokusunu iyileştirilmesi için çalışacağız. Bu yönde eğitimler düzenleyip üniversite ile birlikte konferanslar yapılacak. Üniversite öğrencilerine bu yönde tez hazırlanması ve Kastamonu Mimarlık Bölümü açılması gibi konularına değineceğiz. Kastamonu’nun gelişmesi, seminer ve kültür sanat etkinlikleri içerisinde tarihi mekânların odalarında sanat evi olarak kullanılması ve öğrencilere bilinçlendirme eğitimi ve araştırma yapılacağının yanı sıra en önemli olarak milli parkları takip edeceğiz. Kastamonu’ya tur getirerek doğal güzellikleri ve tarihi dokuları tanıtımına katkıda bulunacağız” dedi.
Mimarlar Odası Kastamonu temsilciliğinde yeni görev dağılımı ise şu şekilde oluştu: İl Temsilcisi Nuray Yücel, Sekreter Serhat Sağlar, Sayman Mustafa Akif Özmat, Yönetim Kurul Üyesi Mustafa Şenel ve Ali Kerim Özdikmen şeklinde oldu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Balıkçı Bayram Eker, Türk balıkçısı olarak gerçekten iyi seviyedeyiz Geçtiğimiz av sezonunu Afrika’da geçiren Geçiciler Balıkçılık 1’inci kaptanı Bayram Eker, "Öbür ülkelerin balıkçılarına nazaran daha profesyonel, daha iyi teşkilatlarımız var, daha iyi balık avlıyoruz" dedi. Geçiciler Balıkçılığa ait teknenin 1’inci kaptanı Bayram Eker, geçtiğimiz av sezonunda Afrika’da geçirdiklerini ve orada Türk balıkçısının diğer balıkçılara nazaran ne kadar ilerde olduğunu fark ettiklerini anlattı. Mesleklerini severek yaptıklarını ve gerekli bütün teknolojileri temin ederek daha profesyonel bir balıkçılık yaptıklarını aktardı. Devletten sağlanan krediler ile ise kendilerine yatırım yaparak daha da ilerlediklerini vurguladı. Geçiciler Balıkçılığa ait teknenin 1’inci kaptanı Bayram Eker, Afrika’da balıkçılık yaptıklarında beklentilerini karşılayamadıklarını söyleyerek "Türk balıkçısı olarak gerçekten iyi seviyedeyiz. Afrika’da da bunu gördük. Gittik orada güzel işler yaptık. Nitekim yaptığımızın karşılığını alamadık oradan. Öbür ülkelerin balıkçılarına nazaran daha profesyonel, daha iyi teşkilatlarımız var, daha iyi balık avlıyoruz. Bunların karşılığını alamadık oradan geldik bu tarafa doğru" dedi. Kaptan Bayram Eker, yaptıkları özverili balıkçılığın diğer balıkçılar tarafından istenmediğini kaydederek şunları ekledi: "Avrupa ülkelerinin balıkçılarına yaklaşımları daha değişik. Bizim Türk balıkçılarına yaklaşımları biraz daha farklı oldu. Yani yasaklar koydular, daha fazla balık tuttuğumuzdan göze battık. Öbür balıkçılar tahmin ediyorum ki biraz baskı yaptılar Afrika ülkelerine. Bizlere yasaklar uyguladılar, cezalar uyguladılar. Bize orada yıldırma politikası uyguladılar. Nitekim o şekilde olunca da bıraktık geldik." Yabancı balıkçılara kıyasla Türk balıkçılarının daha profesyonel çalıştığını vurgulayan Bayram Eker, "Yabancı balıkçıların çalışmaları bizimkilerin kadar profesyonel değil. Daha bilinçsiz. Tabi bilinçli olanlar da var ama Afrika üzerinde avlananlardan konuşuyorum. Bizim balıkçılarımız, balıkçı teknelerimiz daha profesyonel, işi bilen, işini severek yapan, işinde de başarılı olan balıkçılar. Başarılı oluyoruz gittiğimiz her yerde. Bunun sebebi bizim balıkçı sektörümüzün çok ileriye gitmesi. Avrupa ülkelerinden çok daha ileri seviyede olması. Tabii ki Avrupa’da da ileri derece balıkçılar var ama çok nadir. Mesleğimizi babadan aldığımız için çok başarılı oluyoruz. Teknelerimizin her şeyi çok gelişmiş, cihazlarımız gelişmiş. Yani balıkçılık üzerine gayet iyi durumdayız" ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir bir balıkçılık için yeni teknolojiyi yakın takipte olduklarını söyleyen balıkçı Eker, "Biz bu cihazları ne kadar pahalı olursa olsun almak zorundayız. Eğer biz bu işi yapacaksak almak zorundayız. Tabii ki de çok pahalı cihazlar. Bu işi sürdürebilir yapmamız için bu cihazları bizim almamız gerekiyor. Yeni teknolojiyle devam etmemiz gerekiyor. Geri kalmamamız gerekiyor hiçbir şeyden. Cihazlarımızın bu sene bu cihazı çıktı, diğer sene başka bir cihaz çıktı, onu almak zorundayız. Bunun karşılığını alıyor muyuz? Alıyoruz tabii ki de. Bununla beraber çalışan bir sürü gemicimiz var bizim orada. Herkes bundan faydalanıyor. Sadece gemiciler değil, dışarıda kamyoncular, hepsi bundan istifade ediyor" diye konuştu. Kendi gelişimlerini devletten aldıkları uygun kredilerle sağladıklarını ifade eden Eker, şunları söyledi: "Devletten destek tabii ki de görüyoruz. Banka kredileri olarak destek görüyoruz. Aldığımız her makinede, yaptığımız teknede, aldığımız cihazlarda devlet çok güzel krediler sağlıyor, imkanlar sağlıyor. O yüzden devletten Allah razı olsun, büyük imkanlar sunuyor bize. Zaten devlet bize bu şekilde imkanlar sunulmasa biz bu cihazları da alamayız, tekneleri de yapamayız. Devlet uzun vadeli krediler sunuyor, düşük faizli, cazip fiyatlarla"
Erzurum Çin Büyükelçisi JIANG Xuebin ETSO’da Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi H.E. Mr. JIANG Xuebin ve beraberindeki heyet, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti. Ziyarete ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, ETSO Yönetim Kurulu ve Meclis Üyeleri ile Erzurumlu iş insanları katıldı. Görüşme soru-cevap formatında gerçekleştirildi. Başkan Saim Özakalın, Erzurum’un binlerce yıllık ticaret geçmişine, lojistik avantajlarına ve sanayi potansiyeline dikkat çekerek; 2. Organize Sanayi Bölgesi, Tarım İhtisas OSB, hayvancılık, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında önemli yatırım fırsatları sunduğunu vurguladı. 2. OSB’de yaklaşık 8 bin kişilik istihdam ve 7 milyar TL yatırım hedeflendiğini ifade etti. Türkiye-Çin dış ticaret dengesine de değinen Özakalın, Çin’e karşı 41,5 milyar dolarlık dış ticaret açığı bulunduğunu belirterek, ortak üretim, teknoloji transferi ve karşılıklı yatırımların önemine vurgu yaptı. Erzurum’un Kuşak ve Yol Girişimi ile örtüşen stratejik konumu sayesinde lojistik üs olabileceğini söyledi. Çin Büyükelçisi JIANG Xuebin ise Erzurum’u "Dadaşlar Diyarı" olarak tanıdıklarını belirterek, Çin’in Erzurum’dan tarım ve hayvancılık ürünleri ithalatını artırmak istediğini ifade etti. Erzurumlu yatırımcıları Çin’e davet eden Büyükelçi, turizm iş birliğine de dikkat çekti. Başkan Özakalın, Çin vatandaşlarına yönelik vize uygulamasının kaldırılmasıyla birlikte, Erzurum’un dünyaca ünlü Palandöken Kayak Merkezi için Çinli turistleri Erzurum’a davet ettiklerini belirterek, kış turizmi alanında güçlü bir iş birliği hedeflediklerini söyledi. Büyükelçi JIANG, Erzurum’un kardeş şehri Harbin ile benzer iklim şartlarına sahip olduğunu belirterek, iki şehir arasındaki yatırımcıların bir araya getirilmesini ve kış turizmi iş birliğinin artırılmasını önerdi. Başkan Özakalın ise Harbin’e ziyaret gerçekleştirmek ve kardeş oda protokolü imzalamak istediklerini ifade etti. Görüşme, karşılıklı iyi dilekler ve hediye takdimi ile sona erdi.
Trabzon Trabzon’dan dünyaya müstesna bir yolculuk Trabzon’un yüzyıllara dayanan geleneksel bakır sanatı kadın girişimci Bervan Eskici’nin öncülüğünde dünyaya tanıtılıyor. Kurumsal hayatta edindiği uzun yıllara dayanan deneyimin ardından pandemi dönemi ve annelik süreciyle birlikte hayatında yeni bir sayfa açan 38 yaşındaki Eskici, 2 yıl önce hayata geçirdiği ’Müstesna Dükkan’ markasıyla Trabzonlu bakır ustalarının el emeği ürünlerini uluslararası pazarlara ulaştırıyor. Kişisel zevkleri ve hobilerinin izinden giderek bu yola çıkan Eskici’nin girişimcilik hikâyesi, kendi kullanımı için yaptırdığı bir bakır ürünle başladı. Tanıştığı bakır ustasının ortaya koyduğu el işçiliğinin dikkat çekmesiyle şekillenen bu süreç, zamanla bir girişime, ardından da markaya dönüştü. Yaklaşık 2 yıl önce online satışlarla dünyanın farklı ülkelerine ulaşmaya başlayan Eskici, artan taleplerle birlikte faaliyetlerini ticari bir yapıya kavuşturdu. Online satışların ardından bir ay önce Trabzon’da 25 metrekarelik bir mağaza açan Eskici, kısa sürede gördüğü yoğun ilgiyle hem yerel hem de kültürel bağların hâlâ güçlü olduğunu ortaya koydu. "Herkesin bakırla mutlaka bir bağı var" diyen Eskici, bu bağı günümüzle buluşturmayı amaçladıklarını belirterek, bakırı sadece bir mutfak eşyası değil, kültürel bir miras olarak ele aldıklarını ifade ediyor. Trabzon’un geleneksel bakır zanaatını modern bir solukla hayata döndürmeyi hedefleyen bir girişimci olduğunu belirten Eskici, "Uzun yıllar kurumsal bir şirkette çalıştıktan sonra pandemi, annelik derken mevcut işimden ayrılıp böyle bir girişimde bulunma kararı verdim. 2 yıl önce kendi markamı kurdum. Küçük mikro ihracatlarım var. İspanya, İngiltere, Japonya gibi ülkelere Trabzon’un bakırını tanıtmak niyetindeyim" dedi. "Talep olunca marka oluştu" Kişisel zevkler ve hobiler ile bu yola çıktığını kaydeden Eskici, "Ailede de hep eskiye dair böyle duygu barındıran objelerle ilgili bir merakım vardı. Sonrasında tamamen tesadüfi bir şekilde bakır ustamla tanıştım. ’Kendim için bir ürün yaptırayım’ diye yola çıktık. Sonrasında yaptığı ürünleri gerçekten çok beğendim. Bu zanaat maalesef ülkemizde azalıyor, yok oluyor ve biz bu gizli olan zanaatı biraz daha görünür kılmak hedefiyle yolumuza devam ettik. Sonrasında küçük küçük siparişlerle ustamın da sağ olsun emeğiyle bir yola çıktım. Siparişlerin talebi oluşunca bu bir markaya dönüştü. Bakır zaten çok eski zamandan beri hayatımızda. Hepimizin aile büyüklerinin evinde olan bir materyal. Biz bu materyalini biraz daha güncelleyelim hem sürdürülebilir tarafından kullanalım hem de bunu dünyaya duyuralım istedik. Böylelikle de ustalarımıza can verelim onlar da bu işi yapmaktan vazgeçmesin dedik. Küçük bir kaynak da olsa elimizi taşın altına koyup bir yol bulalım onların yolunda onlara eşlikçi olalım istedik" şeklinde konuştu. "Bu kadar bir ilgi olacağını beklemiyordum" Mağazanın yaklaşık 1 ay önce açıldığını söyleyen Eskici, "Kısa süre olmasına rağmen gerçekten çok güzel tepkiler aldık. Bu kadar bir ilgi olacağını beklemiyordum. Bu ilginin olmasıyla birlikte kendime bu işte motivasyon kaynağı buluyorum. Bu materyalin sürdürülebilir olmasının yanı sıra kullandığımız ambalajların doğayı kirletmemesi ve sürdürülebilirliği destekler nitelikte olması için uygun keseler kullanıyoruz. Bunları da evden çalışan kadınlara yaptırmak niyetindeyiz. Tasarladığımız küçük bileklikler, aksesuar tarzı ürünleri de kültür sanat derneklerin, vakıfların kadın çalışanlarına yaptırmak niyetindeyiz. Onlara da bir kaynak oluşturmak ve bu işi hep birlikte parlatmak, büyütmek istiyoruz. Bakır aslında yurtdışında daha fazlasıyla ilgi gören bir malzeme. Fransa’da çok güzel markalar var. Artık butik otellere, restoranlara, kafelere yani daha çok son kullanıcıdan ziyade böyle işletmelere hizmet veren büyük markalar var. 1900’lü yıllardan beri bu işi yapan markalar var. Orada yoğun bir talep var. Çünkü onlar şifa ve sağlık kısmıyla daha çok ilgileniyorlar. Hızlı tüketimden ziyade sürdürülebilir bir materyal olsun şeklinde bir bakış var. Üyesi olduğum platform üzerinden bu anlamda geri bildirimler geliyor. Dekoratif ürünler orada çok fazla yok. Onun için bizim ürünlerimiz dikkat çekiyor" diye konuştu.
Gümüşhane Tır şoförünün kardan yaptığı anne ve yavru ayı ilgi odağı oldu Gümüşhane’de tır şoförünün üç günde kardan yaptığı anne ve yavru ayı ilgi odağı oldu. Kent merkezinde kar yağışını fırsata çeviren tır şoförü Cihan Oral, yalnızca kürek ve ayakkabı çekeceği kullanarak anne ayı ve yavrusunu karla şekillendirdi. Çocuklarıyla birlikte ortaya koyduğu çalışma, kısa sürede mahallede ilgi odağı haline gelirken vatandaşların da beğenisini topladı. Herhangi bir eğitim almadığını belirten Oral, kara kalem çizimlerinden farklı el işlerine kadar birçok sanat faaliyetiyle uğraştığını söyledi. Daha önceki yıllarda da çeşitli figürlerde kardan heykeller yapan Oral, kar yağdığında bunu sanata dönüştürmekten büyük keyif aldığını ifade etti. Tır şoförü Cihan Oral öte yandan yaptığı eserleri bozan vatandaşlara da sitem etti. "Çalışmayı 3 günde tamamlayabildik" Eseri ortaya çıkarmak için günlerce çalıştığını ifade eden tır şoförü Cihan Oral, "Karne tatilinde görüyoruz ki maalesef ortada hiç çocuk yok. Çocuklarımız dört duvar arasında kalmış durumda. Teknoloji elbette gerekli ama bu kadar da içeriye sıkışmalarını istemiyoruz. Çocukların dışarıda oyun oynamasını, etkinlik yapmasını görmek istiyoruz. Biz çocukken sabah çıkar akşam eve dönerdik, yağmurda çamurda ıslanırdık ama sokaklarda hep çocuk olurdu. Şimdi Gümüşhane merkezde olmama rağmen sokakta neredeyse hiç çocuk görmüyorum. Sağ olsun kızım bugün bana eşlik etti. Arkadaşları da yanındaydı. Hep birlikte güzel bir şey ortaya çıkarmış olduk. Kar çalışması yaklaşık 2-3 saat sürdü. Tek başıma yaptığım için biraz zor oldu. Karı topladıktan sonra donmasını ve iyice sıkışmasını bekledim. Ertesi gün şekillendirmeye başladım. Normalde bu şekilde yapmak daha zor ama başardım" dedi. "Eserlerimi yıkmasınlar diye sabaha kadar nöbet tutuyorum" Yaptığı eserlerin daha önce duyarsız vatandaşlarca yıkıldığını ve duruma üzüldüğünü söyleyen Oral, "Tepkiler güzel; fotoğraf çektirenler oluyor, el sallayanlar oluyor. Ancak geceleri sabaha kadar nöbet tuttuğum da oldu. Çünkü küçük ayımızın burnunu bile gelip bozmuşlar. Bu doğru değil. Sonuçta emek veriyoruz, çocuklar eğlensin diye uğraşıyoruz. Bu hevesi kırmamak gerek. Daha önce yaptığım kaplumbağayı da yıkmışlardı; çocuk eve ağlayarak geldi, ‘Baba kaplumbağamızı yıktılar’ dedi. Olmaz yani. Biraz duyarlılık şart. Bu yetenek herhalde doğuştan var, herhangi bir eğitim almadım. Zaten zaman zaman kar heykelleri ve çeşitli çalışmalar da yapıyorum. Çalışmadığım dönemlerde hem spor gibi oluyor hem de can sıkıntımı gideriyorum. Çocukları eğlendiriyorum, bu da hayatımda güzel bir yer ediniyor. Yıllar sonra ‘Bunu da yapmıştım’ diye hatırlayacağım bir anı kalıyor. Çocuklar büyüdüğünde ‘Bizim babamız böyle şeyler yapardı’ diye anlatacaklar. Bu da benim için önemli" diye konuştu. "Sanatçı olduğu için çok titiz davranıyor" Cihan Oral’ın yaptığı çalışmaları hayranlıkla takip ettiğini ifade eden Mete Gözlek, "Köyünden tanıyorum Cihan’ı. Köyde iki yıl önce kardan tank yapmıştı. O çalışma çok dikkatimi çekmişti, gerçekten muhteşem olmuştu. Şimdi merkez mahalleye taşındı. Burada da birçok yaptığı şeyi gördüm. Bir fil yapmıştı, sonra bozuldu. Daha önce kaplumbağa yapmıştı. Şimdiki eseri ise çok daha muhteşem olmuş; bir anne ayı ile yavru ayıyı yaptı. Ben de onu destekliyorum, birkaç kez yardım etmeye çalıştım ama o çok titiz. İşini sanatkârlıkla yapıyor. Cihan’ın böyle çalışmalar yapmasından çok memnunum" ifadelerini kullandı. İkra Aytekin de, "Cihan abi kardan kaplumbağa yaptı, ayı yaptı, fil yaptı, daha önce köyümüzde okulun önüne kardan kedi yapmıştı. Cihan abi resim de çiziyor, gerçekten çok güzel çalışmaları var. Bu son yaptığımız çalışma çok zordu ve üç gün sürdü. Çok üşüdük, hatta bazen aşırı üşüdük. Ama insanlar tebrik etti, fotoğraflarımızı çektiler, durup uzun uzun izlediler. Biz buna bir emek veriyoruz ama gelip bozanlar oluyor. Onlara hakkımız helal değil" dedi.