YEREL HABERLER - 06 Kasım 2012 Salı 12:11

`3. ULUSLARARASI MARDİN ÇOCUK VE GENÇLİK TİYATROLARI` FESTİVALİ BAŞLADI

A
A
A
`3. ULUSLARARASI MARDİN ÇOCUK VE GENÇLİK TİYATROLARI` FESTİVALİ BAŞLADI

3. Uluslararası Mardin Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali`nde ilk oyun Genco Erkal`ın `İnsanlarım` adlı oyunla başladı.
Mardin Hizmet Vakfı tarafından düzenlenen, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mardin Valiliği, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Mersin Devlet Opera ve Balesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Halk Bankası tarafından desteklenen festival kapsamında, Mardin Müzesi, Sabancı Kent Müzesi ve Artuklu Üniversitesi`nde hafta sonu atölye çalışmaları ardından bugün ilk olarak Cumuriyet Meydanı`nda `Sanat kervanı` adlı kortej yürüyüşü yapıldı. 3. Uluslararası Mardin Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali açılış oyunu ise festivalin onur konuğu Genco Erkal`ın `İnsanlarım` adlı oyunla başladı. Mardin Vali Yardımcısı Hüseyin Avcı, tiyatro festivalinin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bölgenin kalkınması adına her türlü sanatsal faaliyetlerin yapılması gerektiğini söyledi. Genco Erkal ise Mardin`de bir festivalin onur konuğu olmanın güzel bir duygu olduğunu ifade ederek, "Mardin`e bu ikinci gelişim ve çok mutluyum insanlara sanata ve sanatçıya duyarlı bu gece burada olan herkese teşekkür ediyorum" dedi. Öğrenciler ise, açılışta Genco Erkal`ın olmasına çok sevindiklerini belirterek, bu tür sanat festivallerinin Mardin`de sürekli yapılmasının güzel olduğunu kaydetti.
Gecenin sonunda Mardin Vali Yardımcısı Hüseyin Avcı, Genco Erkal`a plaket verdi. 54 etkinliğin düzenleneceği festivalde, 6 yerli ve 4 yabancı oyun, Kızıltepe, Midyat ve Ömerli ilçelerinde dönüşümlü olarak oyunlar oynan gösterime sunulacak.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırıkkale Kırıkkale’nin tanıtımı toplantıda konuşuldu Kırıkkale’nin tanıtımı ve turizm potansiyelini arttırmak amacıyla gerçekleştirilen toplantıda planlanan çalışmalar masaya yatırıldı. Kırıkkale Valiliği koordinasyonunda Vali Yardımcısı Seyfullah Ordueri başkanlığında, Kırıkkale Belediyesi, İl Özel İdaresi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ahiler Kalkınma Ajansı, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği başta olmak üzere turizm sektörü temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör paydaşlarının katılımıyla yapıldı. Toplantıya Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Destinasyon Uzmanı da katılım sağlayarak Kırıkkale’nin tanıtımına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda özellikle "Gezsen Kırıkkale" ve "Go Kırıkkale" sosyal medya hesapları üzerinden yürütülen dijital tanıtım faaliyetleri, içerik üretim süreçleri ve elde edilen etkileşim sonuçları paylaşıldı. Toplantıda, Kırıkkale ve ilçelerinin tanıtım faaliyetlerinin daha etkin ve uyumlu bir çerçevede yürütülmesi, yerel çalışmalar ile ulusal ve uluslararası tanıtım faaliyetleri arasında güçlü bir eşgüdüm sağlanması, destinasyonların marka değerinin artırılması ve iletişim süreçlerinin geliştirilmesi konuları ele alındı. Turizm ürün ve deneyimlerinin dijital görünürlüğünün artırılması, içeriklerin güncel tutulması, turizm ürünlerinin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi ile tanıtıma uygun hale getirilmesi yönünde yapılabilecek çalışmalar da toplantıda değerlendirildi. Paydaşlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, yönetim ve stratejik planlama kapasitesinin artırılması ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi modelinin oluşturulması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu aracılığıyla hedef odaklı, iş birliğine dayalı ve sonuç üretmeye yönelik çalışmaların artırılması, Kırıkkale’nin ulusal ve uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi ve sürdürülebilir turizm yaklaşımının güçlendirilmesi yönünde kararlılığın vurgulandığı toplantıda, kurumlar arası koordinasyonun artırılması ve ortak tanıtım yaklaşımının benimsenmesi yönünde atılacak adımların belirlendi.
Düzce Kadınlarda erkeklerden 2-3 kat daha fazla görülüyor Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, Multipl Skleroz (MS) hastalığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. MS’in genellikle yaşamın en üretken ve aktif olduğu 20 ile 40 yaşları arasında ortaya çıktığını kaydeden Mehmet Hamamcı, "Ancak çocukluktan yaşlılığa kadar her dönemde görülme ihtimali vardır. Genç erişkinlerde travma dışı nörolojik engelliliğin en yaygın nedenlerinden biridir. Cinsiyet bazında baktığımızda, kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görüldüğünü biliyoruz" şeklinde konuştu. Hastalığın ortaya çıkışında genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin söz konusu olduğunu ifade eden Hamamcı, "MS doğrudan bir ebeveynden çocuğa geçen kalıtsal bir hastalık değildir; ancak genetik bir yatkınlık zemini vardır. Yatkınlığa sahip kişilerde D vitamini eksikliği, bazı viral enfeksiyonlar ve özellikle sigara kullanımı gibi çevresel tetikleyiciler eklendiğinde hastalık süreci başlayabilir" diye konuştu. Her bireyde farklı görülüyor Hastalığın her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini, bu yüzden zaman zaman "bin bir suratlı hastalık" olarak da anıldığını dile getiren Doç. Dr. Hamamcı, "Ancak en sık karşılaştığımız ilk belirtiler arasında; bir gözde ani görme kaybı veya bulanık görme, kol veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma, güç kaybı, dengesizlik, çift görme ve açıklanamayan aşırı yorgunluk hali yer alır" dedi. "Başarıyla uyguluyoruz" "Tıbbi anlamda MS’i vücuttan tamamen ortadan kaldıran ‘kesin bir tedavi’ henüz bulunmuş değildir" diyen Hamamcı, "Ancak günümüzde MS, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir. Tedavi sürecinde; atak dönemlerinde uyguladığımız yüksek doz kortizon ve/veya plazmaferez (kan temizlenmesi/filtrelenmesi) tedavilerinin yanı sıra, hastalığın seyrini değiştiren, yeni atakları ve kalıcı hasarları önleyen çok sayıda yeni nesil koruyucu ilacımız (haplar, iğneler, akıllı moleküller) mevcuttur. Düzce halkına büyük bir mutlulukla söyleyebilirim ki MS tedavisi, tıpta ve nörolojide en hızlı gelişen alanlardan biridir ve üniversitemizde bu tedaviler uygulanabilmektedir. Örnek vermek gerekirse; Düzce Üniversitesi olarak dirençli ataklarda veya ağır seyreden durumlarda hayati önem taşıyan ‘plazmaferez’ tedavisini de başarıyla uyguluyoruz. Bu imkânlar sayesinde hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadığı gibi, çevre illerden gelen hastalara da hizmet veriyoruz" şeklinde konuştu. "Erken başvuru ve sıkı takip önemli" Nörolojide "zaman beyindir" yaklaşımıyla hareket ettiklerini kaydeden Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "Erken başvuru ve sıkı takip, hastanın gelecekteki bağımsızlığının ve yaşam kalitesinin en büyük garantisidir. Bu yüzden hastamız bize akut bir atak (ani görme kaybı, güç kaybı vb.) ile başvurduğunda, atağa yönelik tedaviye hemen başlarız. Amacımız, o andaki hasarı en kısa sürede durdurmak ve mümkünse tamamen geriye döndürmektir. Diğer taraftan, MS’in belirtileri başka birçok hastalıkla benzerlik gösterebilir. Bu nedenle ‘kesin MS’ diyebilmek için, o şikâyetlere yol açabilecek diğer tüm hastalık ihtimallerini tek tek incelememiz gerekir. Hastanın uzun süre kullanacağı koruyucu ilaçlara karar vermek için MS tanısının netleşmesi şarttır. Bu aşamada bazen zaman alan, çok titiz bir ‘ayırıcı tanı’ süreci yürütürüz. Bu nedenle hastalarımızın belirtileri fark ettikleri anda bize başvurması hayati önem taşır. Çünkü biz, bir yandan hastamıza acil tedavisini verirken, diğer yandan ayırıcı tanı sürecini başlatmak isteriz. Eğer bir hastamız başvurduğunda uluslararası tanı kriterlerini henüz karşılamıyorsa, onu yakın takip sürecine alıyoruz. Böylece süreci en başından kontrol altında tutarak kalıcı hasar oluşmadan müdahale etme şansı yakalıyoruz. Özetle; bir yandan hastamızın şikâyetlerini acil olarak dindirmeye çalışırken, diğer yandan akademik bir titizlikle en doğru tanı ve koruyucu ilaçlara karar vermeye çalışıyoruz" diye belirtti. Yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın tedavisine katkısına da değinen Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "İlaçlar tedavinin bel kemiğiyse, yaşam tarzı da onu destekleyen kaslardır. Hastalarımıza Akdeniz tipi, taze sebze ve omega-3 ağırlıklı bir beslenme öneriyoruz. Ayrıca işlenmiş gıdalardan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz. D vitamini seviyelerini optimal düzeyde tutmak çok kritik. Sigara, MS’in en büyük düşmanlarından biridir ve kesinlikle bırakılmalıdır. Ayrıca yüzme ve yoga gibi vücut ısısını aşırı artırmayan egzersizler, kas gücünü korumak için çok değerlidir." ifadelerine yer verdi. "MS sizin hayatınızı değil, siz MS’i yönetirsiniz" MS hastalarına ve yakınlarına tavsiyelerde bulunarak açıklamasını tamamlayan Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "Öncelikle şunu tüm kalbimle söylemek isterim: MS tanısı almak, adımlarını bilimsel bir titizlikle planlayacağımız yeni bir yaşam yolculuğunun başlangıcıdır. 20-30 yıl öncesinin karamsar tabloları, gelişen modern tedaviler sayesinde büyük ölçüde geride kaldı. Bugün elimizde çok güçlü tıbbi seçenekler ve derin bir bilgi birikimi var. Bu yolculuğun her durağında, her virajında; en ufak bir endişenizde bile biz sizinle yan yana olacağız. Unutmayın ki bu süreçte asla yalnız değilsiniz. Tüm ekibimizle birlikte, her başarınızda gururlanmak, zorlandığınızda ise yanınızda olmak için buradayız. Moralinizi ve yaşam enerjinizi yüksek tutun; çünkü sizin inancınız, modern tıp ve kararlılıkla birleştiğinde, MS sizin hayatınızı değil, siz MS’i yönetirsiniz" şeklinde konuşmasını tamamladı.