SAĞLIK - 27 Mayıs 2016 Cuma 15:12

Bakanlık'tan “Izmir'de Su Çiçeği Salgını” Ve “Tek Doz Aşı Su Çiçeğini Önlemiyor” Haberlerine İlişkin Açıklama

A
A
A
Bakanlık'tan “Izmir'de Su Çiçeği Salgını” Ve “Tek Doz Aşı Su Çiçeğini Önlemiyor” Haberlerine İlişkin Açıklama

Sağlık Bakanlığı, medyada “İzmir’de Su Çiçeği Salgını” ve “Tek Doz Aşı Su Çiçeğini Önlemiyor” haberlerinin yer alması üzerine yaptığı açıklamada, herhangi bir ilde su çiçeği salgını riskinden söz edilmesinin mümkün olmadığını bildirdi.
Bakanlık’tan medyada yer alan “İzmir’de Su Çiçeği Salgını”,“Tek Doz Aşı Su Çiçeğini Önlemiyor” başlıklı haberlerle ilgili yapılan açıklamada, “Ülkemiz, dünyanın en geniş kapsamlı aşı takvimini çok büyük bir başarı ile uygulayan ülkelerin başında gelmektedir. Bu kapsamda; boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, çocuk felci, hepatit B, Hemofilusinfluenza tip b, konjugepnömokok, hepatit A ve suçiçeği aşısı tüm bebeklerimize sağlık kuruluşlarımızda ücretsiz olarak uygulanmaktadır. Su çiçeği aşısı, bir çok ülkenin rutin aşı takviminde yoktur. Ülkemizde ise, 28 Haziran 2012 tarihinde toplanan Bağışıklama Danışma Kurulu’nun kararı ile aşı takvimi içerisine alınmış olup, 12. ayda rutin ve tek doz halinde uygulanmaya başlanmıştır” denildi.
“Ülkemizde su çiçeği vakaları bilimsel verilere dayanılarak yakından takip edilmektedir” ifadesinin yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“İzmir ilimizde 2015 yılının ilk 4 ayında 499 su çiçeği vakası görülürken, 2016 yılının aynı döneminde ise 511 kişide su çiçeği vakası görülmüştür. Aylar arasında dönemsel farklılıklar yaşanabilmekle birlikte şu aşamada herhangi bir ilimizde su çiçeği salgını riskinden söz edilmesi mümkün değildir. Doğruluğu teyit edilmeden paylaşılan veriler, aşı gibi çok yaygın bir nüfusu ilgilendiren bir konuda toplumu paniğe, endişeye yönlendirmektedir. “2. Doz Su Çiçeği Aşısı” ile ilgili öneriler Bağışıklık Danışma Kurulu’nun yıl sonunda gerçekleştireceği toplantıda ülkemizdeki vaka durumuyla ilgili bilimsel veriler ışığında değerlendirilecektir”.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Yerli Malı Tebliği toplantısında sanayicilere kritik yol haritası sunuldu Manisa Ticaret ve Sanayi Odası (Manisa TSO), sanayicilerin yerli üretim süreçlerine daha etkin katılımını sağlamak ve Yerli Malı Tebliği hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir bilgilendirme toplantısına ev sahipliği yaptı. "Yerli Üretimin Gücü: Yerli Malı Tebliği" başlığıyla düzenlenen program, oda hizmet binasında yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi İş Birlikleri Daire Başkanı Mehmet Çağatay Taşkın ile uzman yardımcıları Ebru Taşhan ve Ayşe Sema Yiğit’in katıldığı toplantıda, yerli üretimin teşvikine yönelik uygulamalar kapsamlı şekilde ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İlker Bilgin, yerli üretimin günümüz ekonomik ve stratejik dengeleri açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Küresel rekabetin arttığına ve tedarik zincirlerinde önemli dönüşümlerin yaşandığına dikkat çeken Bilgin, yerli üretimin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Yerli Malı Tebliği’nin sanayinin gelişiminde önemli bir araç olduğuna işaret eden Bilgin, "Yerli Malı Belgesi sadece bir ürünün yerli olduğunu göstermez; aynı zamanda firmalarımızın üretim gücünü, mühendislik kapasitesini ve katma değer oluşturma yeteneğini ortaya koyar" dedi. Yerli Malı Belgesi’nin özellikle kamu alımlarında firmalara önemli avantajlar sağladığını belirten Bilgin, bu sayede yerli üreticilerin pazardaki görünürlüğünün ve rekabet gücünün arttığını söyledi. İthal girdiye bağımlılığın azalmasına katkı sunduğunu da dile getiren Bilgin, yerli üretimin Türkiye ekonomisinin sürdürülebilirliği açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Ar-Ge ve inovasyonun önemine de değinen Bilgin, yerlileşme sürecinin firmaları daha fazla teknoloji geliştirmeye teşvik ettiğini ifade ederek, rekabetin artık sadece fiyatla değil; yerlilik oranı, sürdürülebilirlik ve tedarik güvenliği gibi unsurlarla şekillendiğini kaydetti. Manisa’nın güçlü sanayi altyapısı, organize sanayi bölgeleri ve ihracat odaklı üretim yapısıyla bu süreci en iyi değerlendirebilecek illerden biri olduğunu belirten Bilgin, özellikle kalıpçılık, makine, otomotiv yan sanayi ve plastik sektörlerinde Yerli Malı Belgesi’nin uluslararası pazarlarda güvenilir üretici kimliğinin göstergesi haline geldiğini söyledi. Toplantıda yapılan sunumlarda Yerli Malı Tebliği’nin kapsamı, belge alma süreçleri, uygulamada karşılaşılan hususlar ve sağlanan avantajlar detaylı şekilde anlatıldı. Programın devamında düzenlenen soru-cevap bölümünde ise sanayiciler merak ettikleri konuları doğrudan Bakanlık temsilcilerine iletme imkânı buldu. Manisa TSO yetkilileri, bu tür bilgilendirme toplantılarının üyelerin mevzuata uyumunu kolaylaştırdığını ve rekabet gücünü artırdığını belirterek, benzer etkinliklerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini bildirdi.
Ankara RTÜK’ten Kahramanmaraş’ta okuldaki saldırıyla ilgili yayın uyarısı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, yayın kuruluşlarını 6112 sayılı Kanun kapsamındaki yayın ilkelerine uymaya davet ederek, travmatik görüntülerin paylaşılmaması ve mağdurların mahremiyetinin korunması gerektiğini vurguladı. RTÜK, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen olaya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı. RTÜK, 6112 sayılı Kanun kapsamındaki yayın ilkeleri uyarınca medya kuruluşlarının hassasiyetle hareket etmesi gerektiğini belirterek, olay anına ait görüntüler ile travmatik içeriklerin kesinlikle paylaşılmaması gerektiğini bildirdi. Açıklamada, mağdurların, öğrencilerin ve ailelerin mahremiyetini ihlal edebilecek, kimliklerini açığa çıkarabilecek her türlü bilgi ve görselden kaçınılması gerektiği vurgulandı. Ayrıca mağdur aileleri ya da görgü tanıklarıyla röportaj yapılmaması ve olay yerinden herhangi bir görüntü yayınlanmaması çağrısında bulunuldu. Bilgi kirliliğinin önlenmesi amacıyla yalnızca yetkili makamların açıklamalarının esas alınması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, yayınlarda sağduyulu bir dil kullanılması gerektiği ifade edildi. RTÜK, toplumsal hassasiyetleri ve çocukların ruh sağlığını gözetmeyen yayınlar hakkında ivedilikle yasal yaptırım sürecinin başlatılacağını bildirdi.