GENEL - 16 Mart 2016 Çarşamba 12:08

Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan:

A
A
A
Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan:

Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, “Kamu görevlileri için toplu sözleşmede imza altına alınan kazanımlar yılbaşında uygulamaya konulması gerekiyordu ancak 3 ay geçmesine rağmen çoğu kazanım hayata geçirilmedi" dedi.
Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yazgan, kamu görevlilerinin sorunları ve taleplerine yönelik açıklama yaptı. Kamu görevlilerinin haklarının en iyi konuma getirmek için mücadele verdiklerini belirten Yazgan, kamu görevlilerinin mali ve özlük haklarının iki yılda bir yapılan toplu sözleşmeyle belirlendiğini hatırlattı. Geçen Ağustos ayında yapılan 3’üncü dönem toplu sözleşmede imza altına alınan kazanımlarının yılbaşı itibariyle uygulamaya konulması gerektiğini vurgulayan Yazgan, kazanımların çoğunun uygulamaya konulmamasını eleştirdi.
Kazanımların kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Yazgan, devletin attığı imzaya sahip çıkması gerektiğinin altını çizerek şunları dedi:
“3’üncü dönem toplu sözleşmede mutabakata varılarak imza altına alınan kazanım 23 Ağustos 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayınlandı. Bu kazanımlar, yılbaşı itibariyle uygulamaya konulması gerekiyordu. Toplu sözleşme kazanımlarının bazıları bürokratik nedenle maalesef hayata geçirilmedi. Başta 4/C’lilerin sözleşmeli pozisyonuna geçirilmesi konusunda hâlâ bir çalışma yok. Bakanlık ve bağlı kuruluşların merkez teşkilatlarındaki kamu görevlilerine servis hizmeti verilmesinde bir gelişme yok. Maliye Bakanlığındaki, TÜİK’deki kamu görevlilerimiz servis hizmetinden yararlanamıyor. Toplu sözleşme mutabakat metnine uyulmayacaksa toplu sözleşme yapmanın ne anlamı var? Devleti attığı imzaya sahip çıkmaya davet ediyorum. Sendika olarak biz kamu görevlilerimize kazanım üretmekle yükümlüyüz, devlette bu kazanımları uygulamakla yükümlüdür. Bunun için toplu sözleşme kazanımları kısa sürede uygulanmalıdır."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakırköy’de otoparktaki araçlardan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin 9 tutuklama talebi İstanbul Bakırköy’de site otoparkındaki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin gözaltına alınan şüpheli sayısı 11’e yükseldi. Emniyette işlemleri tamamlanan şüphelilerden 9’u tutuklanma talebiyle, 2’si de adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Şubat’ta Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı’nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturmada gözaltına alınanların sayısı 11’e yükseldi. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yakalanarak gözaltına alınan 11 şüpheli, emniyetteki işlemleri tamamlanarak Bakırköy Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden K.K. "örgüt kurmak ve yönetmek", "nitelikli hırsızlık", "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", "suç delillerini yok etme, değiştirme veya gizleme", R.S. isimli şahıs ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "nitelikli hırsızlık" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", E.K. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", Ş.K. isimli şüpheli "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlık" suçlarından, E.K, M.G, B.B, R.K, O.D. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek" suçlarından tutuklamaları talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Savcılık, şüphelilerden Ö.F.S. ve E.Ç. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etti. Olaya ilişkin 6 şüphelinin yakalanmasına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Öte yandan, olay sonrası şüpheli şahısların adreslerinde yapılan aramalarda yeni detaylara ulaşıldı. Ekipler, olayla bağlantısı olduğunu değerlendirilen şüpheli K.K.’nın gözaltına alınmasının ardından yaşadığı sitenin de güvenlik kamera kayıtlarını incelerken, şüpheliye ait giriş-çıkış görüntülerinin silindiği ortaya çıktı. Aralarında site yöneticileri ve güvenlik görevlilerinin de yer aldığı 5 şüpheli, bu kayıtları silerek delilleri yok ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Evinde yapılan aramada 1 milyon 670 bin 500 dolar ve 20 bin TL bulunan şüpheli K.K’nın emniyetteki ifadesinde tekstil işi yaptığını, paraların bir kısmını ticaretten, bir kısmını da ev satışıyla eşinin altınlarını bozdurması sonucu elde ettiğini söylediği öğrenildi. Şüphelilerden Ş.K.’nın evinde ise 5 bin 500 dolar, 3 bin 200 TL, 860 adet uyuşturucu hap, 1 adet kurusıkı tabanca ve 1 adet ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Şüphelilerin tamamının emniyetteki ifadelerinde suçlamaları reddettiği öğrenildi.
Ankara Süleyman Soylu ve Mansur Yavaş arasındaki tazminat davasında karar bozuldu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a tazminat ödemesine hükmeden kararı kaldırdı. Mahkeme, Soylu’nun ifadelerini "siyasi polemik" saydı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Mansur Yavaş ile Süleyman Soylu arasında görülen manevi tazminat davasında yerel mahkemenin Yavaş lehine verdiği 20 bin TL’lik tazminat kararını kaldırarak, davanın reddine hükmetti. Mahkeme Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik sözlerinin hukuka uygun olduğuna karar verirken, daha önce ödenen tutarın da iadesinin yolu açılmış oldu. 49 bin TL ödenmişti, karar bozuldu Dava, 30 Nisan 2023 gecesi özel bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik yaptığı siyasi eleştiriler üzerine açılmıştı. Yavaş, bu açıklamaların kişilik haklarını hedef aldığını ileri sürerek, manevi tazminat davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, Soylu’nun 20 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, karar icraya konularak, faiz ve yargılama giderleriyle birlikte yaklaşık 49 bin tahsil edilmişti. Soylu’nun istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı hukuka aykırı bularak, tamamen kaldırdı. İstinaf kararında, tarafların siyasetçi olduğu vurgulandı. Mahkeme, sert siyasi eleştirilerin demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, Soylu’nun sözlerinin hakaret değil, siyasi polemik ve eleştiri niteliğinde olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ifade edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 3 Şubat 2026 tarihli kararıyla yerel mahkeme hükmü kaldırıldı ve davanın reddine karar verildi. Bu kararla birlikte Mansur Yavaş’ın açtığı dava sonuçlanmış olurken, Süleyman Soylu hukuken haklı bulundu.