POLİTİKA - 10 Ekim 2023 Salı 20:43

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD’ye SİHA tepkisi

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’de Amerika’nın üslerinin ne işi var? Türkiye’nin bir insansız hava aracını ne yazık ki Amerika düşürüyor. Türkiye, NATO’da ABD’nin ortağı değil mi? Bunu ne ile izah edeceğiz?” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Karl Nehammer ile ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Avusturya’da 22 yıl aradan sonra Şansölye düzeyinde gerçekleştirilen ziyaretin tarihi bir nitelik taşıdığını belirterek, "Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellenve Sayın Şansölye ile gerçekleştirdiğimiz samimi diyalog Türkiye - Avusturya ilişkilerinde adeta yeni bir dönemin açılmasını sağladı. İlişkilerimizi daha da geliştirme konusunda ortak iradeye sahibiz. Görüşmelerimizde ziyaretlerin devam ettirilmesinin önemine değindik. 1 Ekim günü yaşadığımız terör saldırısı sonrasında Sayın Şansölyenin terörü kınayan ve ülkemize destek beyan eden açıklamaları için bir kez daha Teşekkür ederiz. Terörle mücadelede uluslararası iş birliği ve ortak irade şarttır. Avusturya’da bu minvalde daha yakın iş birliği bekliyoruz. Sayın Şansölye Gazi Meclisimizi ziyaret ederek Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı terör tehdidinin ciddiyetine bizzat şahit oldu” dedi.

 

"Düzensiz göçle mücadelede ülkemizin öncü konumu ve bunun Avrupa’nın güvenliğine sunduğu katkılar herkesin malumudur"

Türkiye’nin düzensiz göçle mücadeledeki öncü konumu ve bunun Avrupa’nın güvenliğine sunduğu katkıların herkesin malumu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçişleri Bakanlarımızla ikili görüşmelerinde hem bu alandaki işbirliğini hem de terörle mücadeleyi ele aldılar. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz olumlu bir seyir izliyor. Bu yıl 4 milyar doları beklediğimiz ikili ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarma hedefi üzerinde durduk. Mevcut potansiyelimizin bu rakama da kısa sürede ulaşmamızı temin edeceğine inanıyorum. Avusturya’nın Türkiye’ye yaptığı doğrudan yatırımlar 11 milyar dolara yaklaşmıştır. Türkiye’nin de Avusturya’daki doğrudan yatırımları 716 milyon dolardır. Sayın Şansölye’nin bugünkü iş formuna katılarak işin doğrudan temas sağlaması da güzel bir teşvik usulüdür” diye konuştu.

"Avrupa’nın bütünleşmesi ancak Türkiye’nin birliğe tam üyeliği ile tamamlanacaktır"

Türkiye Avusturya ilişkilerinin köklü geçmişi olduğunu hatırlatan Erdoğan, AB üyeliği konusunda önemli mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gelecek sene Türkiye ile Avusturya arasındaki Dostluk Anlaşmasının 100’üncü, iş gücü anlaşmasının ise 60’ıncı yıl dönümünün idrak edileceğini belirtti. Erdoğan, “Bu anlamda yıl dönümlerinin laikiyle anılması için gereken çalışmaları müştereken gerçekleştireceğiz. Sayın Şansölye ile görüşmelerimizde Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri hakkında da görüş alışverişinde bulunduk. Birlik ve münasebetlerimizi ilerletme noktasında samimi olduğumuz, ülkemizin iradesinin teyit ettiğimiz malumdur. Ancak aynı yaklaşımı Avrupa Birliği tarafında göremiyoruz. Avrupa’nın bütünleşmesi ancak Türkiye’nin birliğe tam üyeliği ile tamamlanacaktır. Bu noktada tam üyelik dışındaki hiçbir alternatifi kabul etmeyeceğimizi özellikle vurguladım" şeklinde konuştu.

"Orta Doğu’ya kalıcı barışın gelebilmesi ancak Filistin -İsrail sorununun nihai bir çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür"

Nehammer ile Orta Doğu’daki ve Rusya Ukrayna Savaşı’ndaki gelişmeleri de ele aldıklarını bildiren Erdoğan şunları söyledi:

"Orta Doğu’ya kalıcı barışın gelebilmesi ancak Filistin -İsrail sorununun nihai bir çözüme kavuşturulmasıyla mümkündür. 1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu konuda geç kaldığımız her gün, maalesef bölgemiz, çatışma, kan ve gözyaşı girdabından kurtulamayacaktır. Bölgede birliğimiz tırmandıracak, daha fazla kan akmasına Yol açacak, sorunları daha da derinleştirecek her türlü adımdan imtina edilmesi şart. Bu amaçla dün bir dizi telefon gelişmesi gerçekleştirdim. Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas İsrail Herzog, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Katar Emiri El Sani, Lübnan Başbakanı Mikati, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile bölgedeki son durumu ve gelişmeleri ele aldım" dedi.

"Putin ve Guterres ile bir görüşmem olacak"

Bugün Rusya Federasyonu Başkanı Putin’le de görüşeceğini açıklayan Erdoğan, "Bu süreçte yine Guterres ile bir görüşmem olacak. Ve bu görüşmeleri Körfez Ülkeleri dahil genişleterek, geliştirerek devam ettireceğiz. Adil bir barışın kaybedeni olmaz düsturuyla bölgede etkili tüm aktörlerin barışın tesisi için sorumluluk almaya çağırıyoruz. Ateşe benzin dökmenin hele hele de sivilleri ve sivil yerleşim yer hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Gazzeli kardeşlerimiz iki gündür çok ağır bombalamaya maruz olur. Gazze halkının yaşadığı trajedinin hafifletilmesi ve insani yardımları bölgeye ulaştırılması noktasında da çalışmalarımız sürüyor” dedi.

"Türkiye çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin azaltılması için elinden geleni yapacaktır"

Türkiye’nin Filistin- İsrail arasındaki çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin azaltılması için elinden geleni yapacağına vurgu yapan Erdoğan, "Ukrayna’da savaşın sonlandırılması için diplomasinin ve müzakerenin öneminin altını çizdim. Karadeniz tahıl girişiminin yeniden canlandırılmasına yönelik bugüne kadarki çalışmalarımıza dair bilgiler verdim. İkili ve bölgesel konular hakkındaki işbirliğimizin önemini ve yakın diyalog sürdürme konusundaki karşılıklı olarak vurguladık. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bugünkü görüşmelerimizin, ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye konuştu.

"Amerika’nın uçak gemisinin İsrail’de ne işi var?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgede yaşananların adil şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Şimdi kararlarımızı verirken adil karar vermemiz gerekiyor. Özellikle de burada olaya sadece Hamas olarak bakarsak bu adil olmaz. Hamas’ın kaybı nedir? İsrail’in kaybı nedir? buna baktığımız zaman ortada ciddi bir kayıp. Sadece Hamas’ın son aldığım benim bilgiler 750 civarında ölüm 2 bin civarında yaralı var. Tabii bugünkü rakamları henüz alamadık. Ama bunun karşısında tabii İsrail tarafında da yine ölümler, yaralılar, vesaire var. Fakat buraya nasıl geldik. Bu bir gündem oldu. Yıllardır bu işin ne yazık ki bir bedeli oldu. Ve yıllardır buralarda sürekli olarak bu ölümlerle karşı karşıya kalındı. Bakın şu anda Gazze’ye su verilmiyor. Hani insan hakları? Elektrik yok. Verilmiyor. İnsan Hakları, Evrensel Beyannamesinde siz suyu kesemezsiniz. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde siz elektriği kesemezsiniz. Şu anda düşünebiliyor musunuz, Gazze’de acaba hastaneler ne durumda? Çalışıyor mu, maalesef. Acımasızca ibadethaneler, hastaneler hepsi vuruluyor. İşte bunlar yapılırken kimse bir şey söylemiyor. Belki ikili görüşmemizde değerli dostuma şunu da söyledim. Amerika uçak gemisini İsrail’e gönderiyor. Amerika’nın uçak gemisinin İsrail’de ne işi var? Ne yapmaya geliyor? Ve buraya gelen uçak gemisinin etrafında için botlarıyla, uçak gemisindeki uçaklarıyla ne yapacak? Orada tüm artık Gazze’yi etrafını vurarak, indirerek çok ciddi katliamlara adım atacak” dedi.

"İnsansız hava aracını Amerika düşürürken bu Türkiye şu anda NATO’da Amerika’nın ortağı değil mi"

ABD’nin Suriye’de bulunan üsleri ile ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda ben burada bir şeyi açıklamak zorundayım. Bakın bir Suriye’de bugün 20nin üzerinde Amerika’nın üssü var. Suriye’de Amerika’nın üslerinin ne işi var. Bu üslerle ne yapılıyor. 23 üs ve bütün bunları da bir değerlendirmek gerekmiyor mu? Ama Türkiye’nin bir insansız hava aracını ne yazık ki Amerika düşürüyor. İnsansız hava aracını Amerika düşürürken bu Türkiye şu anda NATO’da Amerika’nın ortağı değil mi, beraber değil mi ve bunu neyle izah edeceğiz. Bunu neyle değerlendireceğiz? İşimize geldiği zaman ortak işimize geldiği zaman bütün terör örgütlerini maalesef Amerika şu anda eğitiyor. Yetiştiriyor, silahlandırıyor ve bunlarla da maalesef yine Suriye’de olsun bu bölgede olsun, Ortadoğu’da olsun, buraları kan gölüne dönüştürüyor. Bunları da görelim ve adil bir dünya mümkün diye kitabımı ben zaten değerli dostuma da hediye ettim. Bu adil dünyayı kurmamız lazım. Başka çaremiz yok. Bu endişemiz, bizim çok çok büyük durumda. Bir haftada, 15 günde bu işin biteceği kanaatinde değilim. Çalışmalarımızı onun için sürdürüyoruz. Bölge liderleri ile dünya liderleriyle bu görüşmeleri yapıyoruz. Bu görüşmeleri yapmak suretiyle nasıl ara buluculuk yaparız, nasıl acaba bu savaşı durdururuz bunun gayreti içindeyiz. Temennimiz o ki bir an önce savaşı durduralım, bölge sükûnete suhulete yeniden kavuşsun” açıklamasını yaptı.

"Türkiye ile yoğun bir ekonomik iş birliği yapmak istiyoruz"

Türkiye ile önemli işbirlikleri yapmak istediklerini belirten Avusturya Başbakanı Karl Nehammer ise şunları söyledi:

"Misafirperverliğiniz için teşekkür ederim. Bugün güvene dayalı görüşmeler yaptık, çalışmalar yaptık. Sayın Cumhurbaşkanının açık konuşmasını çok iyi buldum. Biz arkadaşız, partneriz. Arkadaşların böyle dürüst konuşması gerekiyor. İnandığım bir şey var. Ekonomik ilişkilerde ilerleme sağlayabiliriz. Kanaatimce AB tarafından her seferinde değiştiren senaryoların ortaya konuşması pek uygun değil. Benim bu ziyaretimde bir işaret. Biz Türkiye ile yoğun bir ekonomik iş birliği yapmak istiyoruz. Göç konusu var. Milyonlarca mülteci var Türkiye’de. Burada kabul edildiler. Burada kendilerine bakılıyor. AB ile Türkiye arasındaki anlaşmanın sürdürülmesi önemli. Türkiye açısından daha fazla esneklik olması gerekiyor. İnsan kaçakçılığı göçmen kaçaklığı konusunu ele aldık. Avusturya, deprem meydana geldiğinde askerlini göndererek yardımcı olmaya çalıştı. Dostların zor günlerde yan yana olması gerekiyor. Bu da dostluğun emaresi. Bugün çok etkilendiğim bir şey var. O da aramızdaki iş birliği potansiyeli. Türkiye’deki sanayinin geldiği seviye konusunda beni çok şaşırttı bakanınız. Elektrikli arabalar artık üretiliyor. Yenilikçi bir teknoloji. Bu da bizi bağlıyor. 5 milyar dolarlık hedefi dile getirdik ancak bu hedefi aşma niyetimiz de bulunmaktadır. Bugün tespit ettiğim başka bir şey daha var. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarında savaşın sona ermesi için Cumhurbaşkanı elinden geleni yapıyor. Çoğu insanın hiç düşünmediği bir şey var. Türkiye’nin başardığı bir şey var. O da yeşil mutabakat. Tahıl Ukrayna’dan çıkarılması ve dünyaya dağıtılması çok önemli. Buradan hareketle Türkiye’nin güvenilir müttefik olduğunu gösterir. Terör saldırısı sonrasında iki bakanlık arasında bilgi alışverişi yapıldı. Terör örgütlerinin bertaraf edilmesi konusunda iş birliği içindeyiz. Tabii ki de farklı düşündüğümüz konular da var. Hamas’ın saldırısını kınıyoruz. En şiddetli şekilde kınıyoruz. Terör her zaman insanlara acı getirir. Arka planda da her şeyi yapmak gerekir. Hemen irtibat kurdunuz. Bu yangının daha fazla yayılmasını engellemek için her şeyi yapmak gerekiyor. Esirler var. Henüz tam belli olmasa da Avusturya vatandaşları da rehin olarak tutuluyor. Filistin otoriteleri için ciddi maddi destekte bulunduğunu söyledi. Bu paraların terör amaçlı kullanılmasına dair şüphelerimiz var. Finansman türünü ve şeklini yeniden gözden geçirmek istiyoruz. Filistin halkını acısı var. Onun da hafifletilmesi gerekiyor. Gördüğünüz gibi çok fazla konumuz var.”

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Şehrimizin ihtiyaçlarını fabrika gibi çalışan kendi atölyelerimizde üretiyoruz" Atölyelerinde yürüttüğü çalışmalar kapsamında bir yılda 32 milyon TL tasarruf sağlayan Kocasinan Belediyesi, ‘kendi kendine yeten belediye’ anlayışıyla bünyesindeki atölyelerin adeta büyük bir fabrika gibi çalışmasıyla dikkat çekiyor. Üretimin kalbinin burada attığını ifade eden Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Atölyelerimiz, sanayi sitesindeki verimlilikle çalışarak ilçenin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda büyük bir tasarruf sağlayarak ekonomiye de önemli katkı sunuyor" dedi. Belediye bünyesindeki Park ve Bahçeler Şefliği ile Makine İkmal Bakım ve Onarım Merkezi’nde elektrik, boya, marangoz, kaynak, yağlama ve motor bölümlerinin bulunduğu alanın önemine değinen Başkan Çolakbayrakdar, birçok atölyenin bir arada bulunduğu bakım merkezi ile çalışmaların daha hızlı, daha kaliteli, daha verimli ve daha ekonomik hâle getirildiğini söyledi. Tesisin büyük bir sanayi sitesi gibi çalıştığına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, "Kocasinan bölgesinde yaşayan vatandaşlarımıza en iyi hizmeti verebilmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu çerçevede atölyelerimizde belediyemizin ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Aynı zamanda da bazı ürünlerin üretimini yapıyoruz. Özellikle burada istihdam sağlayarak ülkemize hizmet ediyoruz. Elektrik, boya, marangoz, kaynak, yıkama, yağlama ve motor atölyeleriyle araçların bakımını yapıyoruz. Araç gereç ve iş makinelerinin periyodik bakım ve onarımlarını gerçekleştiriyoruz. Atölyemizde, park ve bahçelerde, kamusal alanlarda kullanılmak üzere oturma bankları, kamelyalar ve daha birçok ürünü onarıp yeniliyoruz. Ayrıca çöp konteynerlerinin yerine yenilerini koyup, tamiri ve bakımı mümkün olan çöp konteynerlerini atölyemizde tamir edip boyayarak yeniden kullanıma sunuyoruz. Bunun yanı sıra araçların yağ, fren ve şanzıman bakımları, kaporta tamiratı, boya işlemleri, arızalı olanların motor yenileme işlemleri ile yazlık ve kışlık lastiklerin değişimine kadar tüm aşamalar tesislerimizde yapılıyor. Böylelikle önemli ölçüde tasarruf sağlıyor ve belediyemizin ihtiyaçlarını karşılayarak ekonomiye büyük katkı sunuyoruz. Bu vesileyle titiz ve özverili bir şekilde çalışan işçilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Çolakbayrakdar, Kayserililere en iyi hizmeti vermek için çalışmaları artırarak devam edeceklerini de sözlerine ekledi.
Gaziantep Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda epilepsi hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Işıkay, "Epilepsi, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen nörolojik bir hastalık olup, özellikle çocuklar arasında yaygın bir sağlık sorunu teşkil etmektedir. Epilepsi, beyin hücrelerinin anormal ve kontrolsüz elektriksel aktiviteleri sonucu nöbetlerin ortaya çıkmasına yol açar. Bu nöbetler, farklı şekillerde kendini gösterir ve çeşitli belirtilerle seyredebilir" dedi. Epilepsi hastalığını anlatan Prof. Dr. Sedat Işıkay, "Epilepsi, beyin hücrelerinin ani ve düzensiz elektriksel aktivitesi nedeniyle nöbetlerin meydana geldiği bir hastalıktır. Nöbetler; vücudun çeşitli bölgelerinde kasılmalar, bilinç kaybı, ani hareketler ve duyu değişiklikleri gibi farklı semptomlarla kendini gösterebilir. Epilepsi, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çocukluk döneminde daha sık görülür" ifadelerini kullandı. "Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, "Çocuklarda epilepsi belirtileri, yaşa, nöbet türüne ve nöbetlerin şiddetine göre farklılık gösterebilir. Genel Nöbetler (Grand Mal): Vücutta yaygın kasılmalar, bilinç kaybı ve gözlerde kasılma görülür. Auralar veya Basit Nöbetler. Bilinç kaybı olmadan duyusal veya görsel algı değişiklikleri yaşanır. Absans Nöbetleri. Kısa süreli dalma, boş bakma ve çevreyle ilişkinin kesilmesiyle karakterizedir" şeklinde konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, çocuklarda nöbetlerin genellikle 3-5 yaş arasında başladığını, ancak bazı epilepsi türlerinin doğuştan da görülebileceğini belirtti. Prof. Dr. Sedat Işıkay, doğru tanının tedavinin başarısında kritik rol oynadığını vurgulayarak, "Epilepsiye neden olan faktörler arasında genetik yatkınlık, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar, kafa travmaları, beyin enfeksiyonları ve beyin yapısındaki anormallikler yer almaktadır. Bazı vakalarda ise epilepsinin nedeni kesin olarak belirlenememektedir" ifadelerine yer verdi. "Epilepsi tanısı ve tedavi süreci" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, tedavide düzenli ilaç kullanımının büyük önem taşıdığını belirterek, "Epilepsi tanısı için ayrıntılı hasta öyküsü alınır, nörolojik muayene yapılır ve EEG testi ile beyin dalgaları değerlendirilir. Gerekli durumlarda MR veya BT gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılır. Çocuklarda epilepsi tedavisinde en sık başvurulan yöntem antiepileptik ilaçlardır. Her çocuk farklıdır ve tedavi planı çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir. İlaçların doğru dozda ve düzenli kullanılması, nöbetlerin kontrol altına alınmasında belirleyici rol oynar. Bazı özel durumlarda cerrahi tedavi veya özel diyet uygulamaları da gündeme gelebilir. Bu kararlar uzman hekimler tarafından verilir. Nöbet anında sakin kalmak, çocuğun başını korumak ve çevresindeki tehlikeli nesneleri uzaklaştırmak büyük önem taşır. Ailelerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması, ilaç tedavisine uyum sağlaması ve çocuğun sosyal hayatını desteklemesi gerekir. Çocuklarda epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile başarılı bir şekilde yönetilebilir. Bu süreç uzmanlık gerektirir ve ailelerin hekimleriyle iş birliği içinde hareket etmeleri son derece önemlidir. Çocukların nörolojik sağlığı, onların geleceği için büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
İstanbul "Kıdem tazminatı yalnızca parasal alacak değil, sosyal bir haktır" İş sözleşmesinin sona erdiği her durumda kıdem tazminatı doğduğu yönündeki yaygın kanaat, uygulamada ciddi yanılgılara yol açıyor. Kıdem tazminatıyla ilgili bilinmesi gereken noktalara değinen Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, "Kıdem tazminatı, yalnızca bir parasal alacak değil; işçinin emeğinin sürekliliğine dayanan ve işsiz kaldığı dönemde temel geçim güvencesi sağlayan bir sosyal haktır" dedi İstanbul Arel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, "Kıdem tazminatı, her iş ilişkisinin sona ermesinde kendiliğinden doğan bir hak değildir. Bu hak, kanunda öngörülen belirli şartların birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. Dolayısıyla asıl bilinmesi gereken soru şudur: Kıdem tazminatı hangi hallerde ve hangi şartlar altında doğmaktadır? İş yargısında görülen uyuşmazlıkların önemli bir bölümünün kıdem tazminatı taleplerine dayanması, bu kurumun işçi açısından taşıdığı hayatî önemi açıkça ortaya koymaktadır. Kıdem tazminatı, yalnızca bir parasal alacak değil; işçinin emeğinin sürekliliğine dayanan ve işsiz kaldığı dönemde temel geçim güvencesi sağlayan bir sosyal haktır" dedi. Ön şart: ‘İşçi’ olmak "Kıdem tazminatı, her türlü çalışmanın doğal sonucu olarak kendiliğinden doğan bir hak değildir" diyerek sözlerine devam eden Karatepe, "Bu haktan yararlanabilmek için, kişinin öncelikle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ‘işçi’ sıfatına sahip olması ve geçerli bir iş sözleşmesine dayanarak çalışıyor olması gerekir. Dolayısıyla serbest meslek faaliyeti yürütenler, bağımsız çalışanlar ya da kanunda işçi tanımı dışında kalan kişiler kıdem tazminatı rejiminin dışında kalmaktadır. İş Kanunu’na göre iş sözleşmesi; işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği hukuki ilişkidir. Bu sözleşmenin varlığı, kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi bakımından temel ve vazgeçilmez şarttır. Bu noktada iş sözleşmesinin türü tam süreli, kısmi süreli, belirli ya da belirsiz süreli olması kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı açısından belirleyici değildir. Esas olan, taraflar arasında hukuken geçerli bir iş sözleşmesinin bulunması ve kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşmiş olmasıdır" ifadelerini kullandı. Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin iş sözleşmesinin sona erdiği tarihte aynı işverene ait işyerinde en az bir yıllık kıdeme sahip olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Seçil Gürün Karatepe, bir yıllık sürenin hesabında, iş sözleşmesinin imzalandığı tarih değil, işçinin fiilen işe başladığı tarihin esas alındığını belirtti. Kartepe, "Kıdem, iş sözleşmesi yürürlükte kaldığı sürece işlemeye devam eder. Fiilî çalışmanın çeşitli nedenlerle geçici olarak kesintiye uğradığı durumlarda sözleşme askıda kalabilmekte; ancak sözleşme varlığını koruduğu sürece, kural olarak kıdem süresinin işlemesi de devam etmektedir. Bir yıllık kıdem şartı, kıdem tazminatı hakkının doğumu bakımından asgari ve zorunlu bir şarttır. Bu sürenin sağlanmamış olması hâlinde, işveren açısından kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğmasından söz edilemez" dedi. Son olarak Kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi için iki temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Karatepe, "Her işten ayrılış kıdem tazminatı sonucunu doğurmaz. Bu hakkın doğumu, esas itibarıyla 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir" diye konuştu.
İstanbul Cadde ortasında yarış yapan araç çarpıp kaçtı, mağdur 2 yıldır adalet bekliyor Kartal’da 2023 yılında yarış yapan iki araçtan birinin çarpması sonucu ağır yaralanan Yavuz Sazak, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz duruma geldi. Süreç nedeniyle maddi manevi mağdur olduğunu dile getiren Sazak, "Onca kamera olmasına rağmen bana çarpan kişiler hala bulunamadı. İşimi kaybettim, borçlarım arttı ve icralık oldum" dedi. Olay, 2023 yılında Kartal Esentepe Mahallesi’nde saat 01.30 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, iki aracın cadde üzerinde yarış yaptığı sırada; servisten indikten sonra arkadaşlarıyla birlikte evine doğru yürüyen Yavuz Sazak’a yarış yapan araçlardan biri çarptı. Çarpmanın etkisiyle yere savrulan Sazak’ın kolu kırılırken, belinde ve ayaklarında da çeşitli hasarlar oluştu. Kazaya karışan sürücüler olay yerinden kaçarken, sürücülerin kimlikleri bugüne kadar tespit edilemedi. Kazada ağır yaralanan Yavuz Sazak ise hastaneden rapor alarak yaklaşık 6 ay boyunca tedavi gördü. Ancak Sazak bu süreçte işten çıkarılırken, maddi manevi zarara uğradı. "2 seneden beri uğraşıyorum, olayın aydınlatılmasını istiyorum" Geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale geldiğini ve bu süreçte işten çıkarıldığını belirten Sazak, maddi ve manevi olarak büyük mağduriyet yaşadığını söyledi. Sazak, kaza sürecini ve sonrasını, "Gece saat 01.30 civarında servisten inip 3 arkadaşımla birlikte yürüdüğüm noktada 2 arabanın yarışması sonucu araç bana çarpıp kaçtı. Önündeki 2 araçla birlikte devam etti; arkasındaki araç da ona çarptı. Onlar kaçarken ben burada yaralıydım. Kolum kırıldı, belim zedelendi. Apar topar hastaneye gittik ve ardından suç duyurusunda bulunup şikayetçi olduk. 2 seneden beri uğraşıyorum, olayın aydınlatılmasını istiyorum" sözleriyle anlattı. "İşten çıkarıldım, psikolojim bozuldu, borçlarım arttı ve icralık oldum" Onca sokak ve işletme kamerası olmasına rağmen bana çarpan kişiler hala bulunamadı. 6 ay tedavi gördüm, son süreçte birkaç ay raporlu olduğum zaman işten çıkarıldım. İşten çıkarıldığımda psikolojim bozuldu. Borçlarım arttı ve icralık oldum. Hem fiziki olarak hem de maddi manevi zarardayım. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum, suçlular bulunsun" şeklinde konuştu.
Gaziantep Dr. Kalli: "İnsülin direnci obeziteyi tetikliyor" Gaziantep Özel Hatem Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Kalli, insülin direnci hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Kalli, "İnsülin direnci, tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezitenin önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor" dedi. Dr. Kalli, insülin direncini; kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin pankreas tarafından üretilen insüline yeterince yanıt verememesi sonucu kan şekeri seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan bir metabolik bozukluk olarak tanımladı. İnsülin direncinin ilk sinyallerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Dr. Kalli, sık yaşanan tatlı krizleri, yemek sonrası uyku hali, kilo vermede zorlanma, yemekten sonra kan şekerinin ani düşmesine bağlı el titremesi ve terleme ile bel çevresinde giderek artan genişlemenin insülin direncinin belirtileri arasında yer aldığını ifade etti. "Metabolik sağlık, yaşam kalitesinin temelidir" İnsülin direncini yalnızca geçici olarak baskılamanın yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Kalli, tedavinin temelinde vücudun doğal dengesini yeniden kurmanın yattığını söyledi. "İnsülin direnci tedavisinde öncelikli adım yaşam tarzı değişiklikleridir. Tıbbi beslenme tedavisi, düzenli egzersiz, fiziksel aktivitenin artırılması ve uyku düzeninin sağlanması büyük önem taşır. Beslenme planı; bireyin yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam tarzına göre kişiye özel olarak belirlenmelidir" dedi. "Zamanında müdahale önemli" İnsülin direncinin başka hastalıkların gelişimini de tetikleyebileceğine dikkat çeken Dr. Kalli, erken tanı ve zamanında müdahale ile bu durumun kontrol altına alınabileceğini belirtti. Bu sayede tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceğini vurguladı. "İnsülin direnci testi" İnsülin direncinin tespitinde önemli bir gösterge olan HOMA-IR değerinin, vücudun insüline karşı duyarlılığını ölçen önemli bir parametre olduğunu ifade eden Dr. Kalli, normal şartlarda bu değerin 2.5’in altında olması gerektiğini, 2.5’in üzerindeki değerlerin metabolik sorunlara işaret edebileceğini söyledi. Stres ve uyku düzeni de etkili Dr. Kalli, insülin direncinin gelişmesinde; yüksek trigliserit düzeyleri, aşırı kilo, stres, fiziksel aktivite yetersizliği, polikistik over sendromu ve uyku bozukluklarının önemli rol oynadığını belirtti.
Kocaeli Körfezli kick boksçulardan şampiyona öncesi güç birliği Körfez’de kick boks eğitimi veren iki spor kulübü, Türkiye Şampiyonası hazırlıkları kapsamında ortak antrenman düzenledi. Körfez Belediyesi Körfez Gençlerbirliği Spor Kulübü ile Körfez Uzakdoğu Spor Kulübü sporcuları, tecrübe paylaşımı ve kondisyon artırımı amacıyla bir araya geldi. Sporcuların teknik ve taktik kapasitelerini geliştirmeyi hedefleyen ortak çalışmada, kick boksun temel taşları olan denge, koordinasyon ve hızlı karar verme yetileri üzerinde duruldu. Yetkin antrenörler eşliğinde gerçekleşen antrenmanda, sporcuların şampiyona öncesi eksiklerini görme fırsatı bulduğu belirtildi. "Hızın stratejiyle buluştuğu bir spor" Körfez Gençlerbirliği Kick Boks Antrenörü Musab Yaman, yaptığı açıklamada, ortak antrenmanın sporcular için çok verimli geçtiğini söyledi. Tecrübeli antrenör Aşkın Kahveci ile iki takımın sporcularını birlikte değerlendirme fırsatı bulduklarını aktaran Yaman, şunları kaydetti: "Bilindiği gibi yüksek kondisyon gerektiren kick boks, belirli kurallar ve teknik bilgiler ile yapılmaktadır. Her savunma ve dövüş sporunun hareketleri ve teknikleri olduğu gibi kick boksun da kendine özgü hareketleri ve teknikleri vardır. Kickboks, hızın stratejiyle, gücün ise hassasiyetle buluştuğu bir spordur. Hızlı vuruşlar, hızlı ayak hareketleri ve hızlı tepkiler verilmesi gerekir. Ayrıca en önemli noktalardan biri de kick boksta denge ve koordinasyon çok önemlidir. Biz antrenmanlarımızda bunlara göre çalışmalar yaptırıyoruz. Bugün burada ortak çalışma yaptık. Aşkın Kahveci hocamıza ve sporcularına misafirperverliliklerinden dolayı çok teşekkür ederiz."