POLİTİKA - 23 Aralık 2023 Cumartesi 14:50

Hakim ve savcı yardımcılığı dönemi başlıyor

A
A
A

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Hakim ve savcı adaylığı döneminin sona erdiğini, artık hakim, savcı yardımcılığı döneminin başladığını açıkladı. İlk sınavların bugün ve yarın gerçekleştirildiğini belirten Tunç, “Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar” dedi. Bakan Tunç ayrıca, cezaevindeki hükümlülerin Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) ile sorun ve şikayetini aracı olmaksızın, yazılı, sesli ya da görüntülü bir şekilde Adalet Bakanlığına direk ulaştırabileceğini söyledi.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Ceza İnfaz Kurumları 12. Yıllık Değerlendirme Toplantısı, Aksu ilçesindeki ATGV Eğitim ve Sosyal Tesisinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım’ın katılımıyla başladı. 23-26 Aralık tarihleri arasında “Türkiye Yüzyılında Ceza İnfaz Sistemi” temasıyla gerçekleşen toplantıda bir konuşma yapan Bakan Zafer Koç, son 21 yılda yapılan reformlarla ceza infaz kurumlarının ulaştığı modern ve çağın gereklerine uygun yüksek seviyeyi görmenin haklı gururunu yaşadıklarını söyledi. Bakan Tunç, bununla yetinmediklerini belirterek, “Sürekli daha iyinin peşinde olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı her alanda olduğu gibi Adalet Yüzyılı olsun istiyoruz. Bu anlamda da Adalet Bakanlığı’na düşen tüm kurum ve bağlı ilgili kuruluşlarıyla tüm teşkilatımız adaletin yüzyılı için büyük bir seferberlik içinde çalışmalarını sürdürüyorlar” dedi.

Hakim, savcı yardımcılığı müessesi geliyor

23-24 Aralık tarihlerinde hakimlik ve savcılık sınavlarının başladığını aktaran Bakan Tunç, 800 adli yargı, 100 avukatlıktan geçiş, 100 idari yargı olmak üzere toplamda 1000 hakim v savcı yardımcısı adayının 2 gün boyunca ter dökeceğini söyledi. 2 yıl süren hakim, savcı adaylığı yerine artık 3 yıl süren hakim, savcı yardımcılığı dönemi olacağını açıklayan Tunç, “Bu yeni bir uygulama. Önceki yargı paketinde yasalaşmıştı, yürürlülük tarihi itibariyle de ilk sınavı bugün ve yarın gerçekleştiriyoruz. Artık hakim, savcı adaylığı müessesi olmayacak. Hakim, savcı yardımcılığı müessesi olacak. 2 yıl sürmeyecek, 3 yıl sürecek. 1 yıl adalet akademisinde güçlü bir eğitim alacaklar, orada ara sınavları da geçecekler, sonrasında da 2 yıl süren tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanında yardımcılık yapacaklar. Yargısal kararlara imza atmayacaklar ama tecrübeli hakim ve savcılarımıza yardımcı olurken de usta-çırak ilişkisi içerisinde mesleğe güçlü bir şekilde başlamış olacaklar” şeklinde konuştu.

“İnfaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var”

Ceza adaleti sisteminde adaletin tecellisi için soruşturma, kovuşturma ve infaz aşaması olan 3 bölüm aksamadan ilerlemesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Tunç, bu 3 aşamayı oldukça fazla önemsediklerini yineledi. Tunç, infaz aşamasında yasalara, mevzuata ve insan onuru ile haklarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Suçlunun topluma kazandırılması ve toplumu suçtan koruma anlamında hem gerçekleştirilen fiilin bir karşılığı olan yaptırımı, yani cezayı çekmesi, aynı zamanda o cezayı çekerken suçlunun topluma kazandırılmasına yönelik süreçlerin infaz aşamasında gerçekleşmesi, sonrasında da bir daha o kişinin suç işlemesini önlenmesi ve topluma kazandırması anlamında infaz aşamasının büyük bir görev ifa ettiğini belirtmekte fayda var” dedi.

“Standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık”

Son 21 yılda ceza adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik soruşturma, kovuşturma ve infaz sistemine ilişkin mevzuatın iyileştirilmesi ve uygulanmasına yönelik çok önemli adımlar attıklarını kaydeden Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Öncelikle ceza adalet sistemine yönelik temel kanunlarımızın tamamını yeniledik. Türk Ceza Kanunumuz, Ceza Mahkemesi Kanunumuz, Ceza İnfaz Kanunumuz, Kabahatler ve Çocuk Koruma kanunumuz gibi birçok temel mevzuatımızı, günün ihtiyaçlarına uygun hale getirdik, güncelledik. Artık dünyanın en yeni, en çağdaş, hatta bu ülkelerce takip edilen bir ceza mevzuatına sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu temel mevzuat çerçevesinde, alt düzenlemelerle uygulamaları da hayata geçirdik, geçirmeye devam ediyoruz. Ayrıca ceza infaz kurumlarına ilişkin faaliyetlerimizi, insan onuruna uygun şekilde, hükümlülerin devlete emanet olduğu düşüncesiyle sürdürüyoruz. İnsana dokunmaya ve insanı kazanmaya odaklanan çağdaş infaz anlayışımızın bir sonucu olarak fiziki şartları yetersiz olan cezaevlerini kapattık. Yerlerine insanı ihtiyaçlara uygun, eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, mesleki eğitim merkezlerinin, okulların, iş yurtları marifetiyle üretime yönelik faaliyetlerin olduğu, kütüphanelerle donatılmış çağdaş ceza infaz kurumlarını hayata geçirdik. Bu kapsamda 2002 yılından itibaren standartlarımıza uymayan 392 ceza infaz kurumunu kapattık. Bundan sonra da ceza infaz kurumlarımızın iyileştirilmesine devam edeceğiz.”

Cezaevindeki hükümlü sorun ve şikayetini aracı olmaksızın direk bakanlığa bildirilebilecek

Bakan Tunç, yenilikçi ve dijital teknolojileri SEGBİS, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP), Bireyselleştirilmiş Personel Eğitim Sistemi (BİPES) gibi uygulamalarla adalet sistemine kazandırmaya devam ettiklerine dikkati çekerek, şunları söyledi:

“ACEP Projesi kapsamında yakın zamanda hayata geçireceğimiz, bakanlık iletişim uygulaması, kendimize olan güvenimizi en net şekilde ortaya koyduğumuz uygulama olacaktır. Uygulama ile hükümlüler, herhangi bir personele ihtiyaç duymaksızın, bir denetime de tabi olmadan cezaevindeki bir durumu ve şikayeti direk bakanlığa hiç arada aracı olmadan sesli, görüntülü ya da yazılı olarak bildirebilecekler. Bu uygulama ceza infaz sisteminin geldiği özgüveni göstermenin yanı sıra insan hak ve onurunun korunması alanında dünyada eşi olmayan önemli bir güvence sağlayacaktır. Hiçbir aracı olmadan hükümlümüz direk şikayetini bakanlığımıza iletilecek. Bu şikayetler değerlendirilecek, talebin ne olduğuna ve iddiaya bakılacak ve sizlerle istişareler gerçekleştirilecek. Uygulamanın alt yapı çalışmaları tamamlandı, kısa süre içerisinde aktif hale getireceğiz.”

Toplantıda geçen yılın değerlendirmesini, uygulamada karşılaştıkları aksaklıkları ve sorunları genel müdürlük yöneticileriyle kurum yöneticilerin bir araya geldiklerini söyleyen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, insanı ve insan onurunu esas alan bir anlayışla haklarında mahkemelerce verilmiş mahkumiyet ya da tedbir kararlarını infaz ettiğimi hükümlü ve tutukluların, ceza infaz kurumları içerisinde bulundukları süre içerisinde topluma yararlı bir birey olarak tekrar topluma geri dönmelerini temin etmek ve kurumda geçirdikleri süreyi kayıp zaman olmaktan çıkartarak eğitim ve donanımlarını arttırarak hayata tutumlarını sağlamanın en temel hedeflerin olduklarına vurgu yaptı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç da, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmasında temel amacın hükümlülerin haklarında verilmiş cezalarının çektirilmesinin yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etmenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğunu kaydetti.

Suat Metin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Bunlar bizi asla yıldıramaz, yıldırması da mümkün değildir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kendisine yönelik fiziki saldırı girişimiyle ilgili, "Kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir" dedi. Bursa’da vatandaşların talep ve önerilerini dinlemek, sorunları yerinde tespit edip hızlı çözümler üretmek amacıyla başlatılan ‘Başkan Bozbey Burada’ projesinin, son durağı Yıldırım ilçesi oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin tüm yönetim kadrosu ile birlikte ilçeye çıkarma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gün boyunca toplumun tüm kesimleriyle bir araya geldi. İlerleyen saatlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey ile görüşmek istediği öne sürülen kişi, saldırı girişiminde bulundu. Yumrukla başkana saldırmak isteyen kişi, polis ve zabıta ekipleri tarafından etkisiz hale getirildi. Yumrukla saldırmak isteyen kişi gözaltına alındı. Saldırı sonrası mahalleden ayrılmayan Bozbey, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Saldırı girişiminde bulunan şahsı tanıdıklarını kaydeden Bozbey, "Bugün Başkan Bozbey Burada projesi kapsamında Değirmenönü semt pazarında hep beraber güzel güne güzel başladık. Sabahtan kaymakamımızı ziyaret ettim. Yine bu bölgede yapılacak olan işlerimizi, hizmetlerimizi kaymakamımızla paylaştık. Ardından Yıldırım Belediye Başkanımızı ziyaret ettim. Onunla yine Yıldırım’ın durumunu, gelecekle ilgili projelerimizi paylaştık. Ardından muhtarlarımızla bir araya geldik ve muhtarlarımızın sorunlarını, eleştirilerini, önerilerini aldık. Sonrasında da yani sizlerle buluşmaya geldik. Burada da günü sizlerle paylaşırken maalesef menfur bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. İlçe başkanımızla birlikte aynen bulunduğumuz ortamda sizlere, hemşehrilerimize hitap ederken, hemşehrilerimizle hem geçmişi hem geleceği paylaşırken, özellikle bölgemizde yaptığımız hizmetleri paylaşırken menfur bir saldırı, kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir. Özellikle şunu söylemek istiyorum muhtarımız, hemşehrilerimiz çok üzüldü, farkındayım. Gerçekten hepsinin farkındayım. Ben de üzülüyorum. Ancak şunu hemşehrilerimiz bilsin ki bu bölge insanı da Bursalının her biri de bizim için kıymetlidir, bizim için değerlidir. Bugün, hiçbir hemşehrimizin böyle bir hakarete, böyle bir olaya tanık olmasını asla istemem. Çünkü insanız, insan olan ve insanlık düşüncesi olan her bir kişi birbirine sarılır. Tartışabilir, varsa sıkıntısı onu dile getirebilir. Eleştirisi varsa eleştirisini dile getirebilir. Konuşabilir. Ancak fiziki müdahaleye gelince bu insanlık dışına çıkmak demektir. Biz asla, asla insanlık dışına çıkan kişileri asla tasvip etmiyoruz ve onların bir daha böyle bir duruma gelmesine de asla izin vermemeliyiz" dedi. "Bildiğimiz, tanıdığımız bir kimlik, daha önceki vukuatlarını da biliyoruz. Onun için bunları emniyetimizle paylaştık. İlgililerle görüştük" ifadelerini kullanan Bozbey, "İzniniz olursa yine bir hastane ziyaretimiz olacak. Bende bir şey yok ama yine de bir tetkik yapalım diyorlar. Çünkü darbeden kaynaklı sağ tarafta herhalde farkında değilim ama kaçarken mi oldu, bir şey mi oldu, o anda farkında değiliz. Bu sebepten kaynaklı izninizi isteyeceğim. Ancak şunu söyleyeyim. Bizi bu tür olayların yıldırması mümkün değil. Ben bu kentte 20 sene Nilüfer’de, iki seneye yakında burada, 22 sene sizlerle birlikte, sizlerin yanında, pazarda, çarşıda, kahvede sürekli beraber olduk. Beraber çok şey paylaştık. Ben hemşehrilerimin hizmetinde, hemşehrilerimin karşısında dik duran, onun sorunlarını hemşehrilerimle birlikte, onların sorunlarını kendine dert edinen ve çözüm konusunda proje üreten o anlayışta biriyim. Onun için bizi bu olayların yıldırması asla mümkün değil. Tam tersine bizi daha fazla hizmet etmeye, daha fazla işlerimizi, hizmetlerimizi vatandaşımıza götürmeye teşvik eder" diye konuştu. Basın açıklamasında CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, saldırıya uğrayan Bozbey’i yalnız bırakmadı.
Malatya İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi törenle hizmete açıldı İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (İBTAM) Bayram Kızılaslan Araştırma Laboratuvarı Ek Binası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Recep Bentli, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Genel Sekreter Yardımcıları Ömer Çelik ile Yaşar Kalkan, İBTAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdoğan, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşu İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Rektör Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, törene katılamayan hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mesajını okudu. Mesajında Kızılaslan şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi bünyesinde tamamlanan İBTAM’ın araştırma laboratuvarının açılışında sizlerle birlikte olmayı çok isterdim ancak iş yoğunluğum ve hava muhalefeti nedeniyle aranızda bulunamadım. Bu vesileyle mazeretimi saygıyla arz ediyor, anlayışınıza sığınıyorum. Bilimsel üretimin gelişmesi, nitelikli insan kaynağı kadar bunu destekleyen modern altyapı araştırma imkanları ile mümkündür. Bu laboratuvarın araştırmacılarımıza, öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacağına, üniversitemizin araştırma geliştirme kapasitesini daha da ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bu kıymetli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan, başta üniversite yönetimimiz olmak üzere tüm akademik idari kadroya, teknik ekiplere ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Laboratuvarımızın üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasının, burada yapılacak çalışmaların değerli sonuçlar üretmesini diliyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum." Törende ilk olarak konuşan İnönü Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mütevazı kişiliğine dikkat çekti. Kızılaslan’a teşekkür eden Kızılay, "Bugün açılışını yaptığımız bu yer sıradan bir öğrenci laboratuvarı değil; tümüyle ileri düzey bir araştırma laboratuvarıdır. Burası İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Merkezi’nin (İBTAM) bir devamı niteliğindedir. Bu kıymetli eseri üniversitemize, şehrimize ve bilim dünyasına kazandırdığı için kendisine şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Tesisle bilimsel üretkenlik artacaktır" Rektör Akpolat, deprem sonrası Fen Edebiyat Fakültesinin araştırma bloklarının yıkılmasıyla yaşanan bilimsel altyapı kaybına değindi. Bu yeni tesisin üniversitenin "Araştırma Üniversitesi" olma hedefi için hayati önem taşıdığını söyleyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Deprem bölgesinde umutlarımızın tükendiği anda Bayram Kızılaslan bizlere kapılarını açtı. Fen Edebiyat Fakültemizin 7 bloğunun yıkılmasıyla araştırma altyapımız yerle bir olmuştu. Bu 2 bin 400 metrekarelik modern binada fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilim dallarından yaklaşık 50 öğretim üyemiz 14 laboratuvar ve 14 ofiste bilimsel üretkenliklerini artıracaklar. Bu tesis hocalarımızın deprem sonrası hissettikleri akademik mutsuzluğu tamamen giderecektir." Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er de üniversite-şehir entegrasyonuna vurgu yaparak belediye olarak bilimsel projelere tam destek verdiklerini belirtti. Malatya’nın yeniden inşa sürecine ilişkin bilgiler paylaşan Er, "Malatya hızla toparlanıyor. Önümüzdeki yaza yepyeni bir şehirle buluşacağız. Üniversitelerimiz bizim göz bebeğimizdir. Sadece öğrenci yetiştirmekle kalmamalı; şehirle ve sanayiyle entegre çalışarak kente katkı sunmalıdırlar. Belediye olarak üniversitelerimizle sürekli irtibat halindeyiz ve hocalarımızın Malatya’nın geleceği için hazırlayacağı her türlü projeye kapımız sonuna kadar açıktır" diye konuştu. "Bilimsel yapıyı güçlendirmek gerekiyor" Törenin kapanış konuşmasını yapan Malatya Valisi Seddar Yavuz ise bilimin ve teknolojinin önemine değindi. Malatya’nın deprem sonrası toparlanma hızında Türkiye’nin en başarılı şehirlerinden biri olduğunu belirten Yavuz, şu ifadeleri kullandı: "Hür, bağımsız ve onurlu yaşamak istiyorsanız dünyayla rekabet etmeniz, bunun için de bilimsel yapınızı güçlendirmeniz gerekir. Ar-Ge, inovasyon ve dijital çağa yatırım yapmalıyız; aksi takdirde sanayi devrimini kaçırmaktan daha feci bir duruma düşeriz. Malatya, deprem bölgeleri içerisinde en geriden gelip en öne geçen şehirdir. Artık Malatya markasını parlatmaya ve kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Bu vesileyle nezaketi ve zarafetiyle örnek olan hayırseverimiz Bayram Kızılaslan’a teşekkür ediyorum." Konuşmaların akabinde protokol üyeleri merkezin açılışını gerçekleştirdi.
Ankara Bakan Güler: "Hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Milli Savunma Bakanlığında düzenlenen "Madalya Tevcih, Başarılı Birlik ve Personelin Ödüllendirilmesi Töreni"ne katıldı. Törende Bakan Yaşar Güler’in beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Bakan Yardımcıları Alpaslan Kavaklıoğlu, Bilal Durdalı, Musa Heybet ve Salih Ayhan ile birliklerde görevli personel de yer aldı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, törendeki konuşmasında, "Kahraman personelimizin ortaya koyduğu emeği, gösterdiği fedakârlığı ve sorumluluklarını başarıyla yerine getirmesini taltif ettiğimiz bu özel törende sizlerle birlikte bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle görevlerini üstün bir hizmet aşkı ve sorumluluk bilinciyle ifa eden tüm personelimizi ve birliklerimizi canıgönülden kutluyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz büyük ve güçlü Türkiye vizyonunun güvenlik alanındaki en sağlam dayanağıdır. Bu vizyonumuz, yüksek teknolojiye odaklanan operasyonel kabiliyetleri gelişmiş ve her şart altında görevini eksiksiz yerine getiren güçlü, etkin ve caydırıcı bir orduya sahip olmayı esas almaktadır. Bakanlık olarak bu anlayışla ordumuzun imkan ve kabiliyetlerini artırmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Çok şükür çabalarımızın neticelerini de sahada açıkça müşahede ediyoruz" dedi. Mehmetçiklerin gayretiyle terörün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Bakan Güler, "Nitekim Kara Kuvvetlerimiz terörle mücadeleden sınır güvenliğine uzanan geniş bir görev alanında ortaya koyduğu emsalsiz mücadeleyle asil milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olmaktadır. Deniz Kuvvetlerimiz; Mavi Vatanımızda, deniz yetki alanlarımızda ve açık denizlerde Türkiye’nin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korumakta, uluslararası sularda dünya barışına müstesna katkılar sağlamaktadır. Hava Kuvvetlerimiz ise Gök Vatanımızın emniyetinin sağlanmasından terörle mücadele operasyonlarına ve insani yardım faaliyetlerine kadar üstlendiği pek çok vazifeyi üstün bir başarıyla yerine getirmektedir. Ayrıca kara, deniz ve hava unsurlarımızın müşterek harekât anlayışı içinde uyum ve koordinasyonla görev yapması da Türk ordusunun üstün niteliklerinin en bariz yansımasıdır. Şüphesiz ki ordumuzun bu caydırıcı gücü, en başta terör örgütleriyle mücadelede kendisini göstermiş, kahraman Mehmetçik emsalsiz gayretleriyle terörü bitirme noktasına getirmiştir" diye konuştu. "Samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz" PKK ve iltisaklı grupların fesih kararı kapsamında Suriye dahil bulundukları bölgelerde terör faaliyetlerini durdurmaları gerektiğini vurgulayan Bakan Güler, "Bunun sonucunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ süreci başlatılmıştır. Biz samimi olarak bu sürecin başarılı olmasını arzu ediyoruz. Ancak bunun için PKK ve iltisaklı tüm gruplar fesih kararı kapsamında Suriye dahil, bulundukları tüm bölgelerde derhal tüm terör faaliyetlerine son vermeli ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidirler. Başta PKK/PYD/YPG/SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgede kök salmasına müsaade etmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İcra ettiğimiz tüm faaliyetlerde büyük bir adanmışlıkla vazifelerini icra eden personelimizin tamamı, elbette ki her türlü takdire layıktır. Ancak aralarında temayüz ederek bugün ödül almaya hak kazanan silah ve mesai arkadaşlarımız da başarılarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tamamını temsil etmektedirler. Kahraman ordumuz, sizler gibi personelimizin taşıdığı bu ulvi ruhla güçlüdür. Sizlerin yüksek aidiyet duygusu, adanmışlığı, disiplini ve başarıları ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekteki etkinliğini ve itibarını da yükseltmektedir" şeklinde konuştu. Ödüle layık görülen komutanları tebrik eden Bakan Güler, "Özellikle belirtmeliyim ki ödüle layık görülen silah ve mesai arkadaşlarım, Silahlı Kuvvetlerimizin dünya orduları arasındaki mümtaz yerini daha da ileriye taşıyabilmek için meslek hayatları boyunca özverili çalışmalar yürütmüş, taşıdıkları sorumluluğun gereğini her daim yerine getirmişlerdir. Bu gayretleri nedeniyle; Şeref Madalyası ile taltif edilen Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ile Hava Kuvvetler Komutanımız Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu’nu, Üstün Hizmet Madalyası ile taltif edilen; Kara Kuvvetleri Komutanımız Orgeneral Metin Tokel’i, Genelkurmay İkinci Başkanımız Orgeneral Levent Ergün’ü, Donanma Komutanımız Oramiral Kadir Yıldız’ı, 1’nci Ordu Komutanımız Orgeneral Bahtiyar Ersay’ı, Muharip Hava Kuvveti Komutanımız Orgeneral Rafet Dalkıran’ı yürekten tebrik ediyorum. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimizin başarı çıtasını daha yükseklere taşımak için büyük bir gayret ve özveriyle çalışarak madalya ve ödül almaya layık görülen personel ve birliklerimizi de bir kez daha kutluyorum" ifadelerini kullandı. "Sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar" 2025 yılında askeriye içinden çıkan sporcuları tebrik eden Bakan Güler, "Bunların yanı sıra sporcularımız da 2025 yılında bize sayısız mutluluklar yaşattılar. Nitekim Spor Gücü Komutanlığımız; 14’üncü Uluslararası Askeri Sporlar Konseyi (CISM) Şampiyonası’nda toplamda 63 rekor kırmış, bu kapsamda takım olarak 231 kupa, ferdî olarak ise 1.402 madalya kazanmış ve büyük bir başarıya imza atmıştır. Atış Takımımız ise ulusal ve uluslararası müsabakalarda 1 dünya rekoru ve 17 Türkiye rekoru kırmış, takım olarak 33 Kupa ve ferdî olarak 137 madalya kazanarak Türkiye Şampiyonlukları elde etmiştir. Kick Boks Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda ferdî olarak 150 madalya kazanmış, ayrıca Türkiye Şampiyonluğu elde etmiştir. Modern Pentatlon Takımımız; Ulusal ve Uluslararası müsabakalarda 5 Dünya rekoru kırarken, takım olarak 6 kupa ve ferdî olarak da 50 madalya ile Türkiye Şampiyonlukları, ayrıca Ordulararası Dünya Şampiyonluğu elde etmiştir. Aynı şekilde Güreş, Okçuluk ve Deniz Pentatlon Takımlarımız da Dünya Şampiyonlukları kazanmışlardır. Tüm bunların yanı sıra Paraşüt, Satranç, Triatlon, Tırmanma, Yüzme, Yelken, Kürek ve Yat Takımlarımız da çeşitli ulusal ve uluslararası müsabakalarda şampiyonluklar ve dereceler elde etmişlerdir" dedi. Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini belirten Bakan Güler, şunları kaydetti: "Bugün ülkemizin güvenliği, asil milletimizin huzuru ve devletimizin bekası için güçlü, hazırlıklı ve her şartta görevini yerine getirebilen bir orduyu muhafaza etmek en temel sorumluluğumuzdur. Bu yüzden çalışmak hayatınızın ana felsefesi, sabır ve disiplin ise bu yolda asla vazgeçmeyeceğiniz iki meziyet olmalıdır. Aziz Atatürk bu durumu, ’Zafer, zafer benimdir diyebilenin, başarı; başarılı olacağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir’ sözleriyle veciz bir şekilde ifade etmiştir. Asıl olan elde edilen başarıyı koruyabilmek ve onu daha da ileriye taşıyacak iradeyi diri tutabilmektir. Unutulmamalıdır ki şanlı ordumuzun gücü sahip olduğu imkânlarla birlikte bu imkânları en doğru şekilde kullanacak nitelikli personelinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede bugün ödüllendirilen siz kıymetli personelimizin ve birliklerimizin, gelecekte de bizlere daha nice gurur yaşatacağına yürekten inanıyorum. Sonuç olarak İstiklal Harbi’mizi yöneten ve bugün de ülkemizin güvenlik mimarisinin başat aktörü olan Milli Savunma Bakanlığımız ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda; Daha büyük, daha güçlü bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürecektir."