SAĞLIK - 14 Nisan 2018 Cumartesi 17:54

Türkiye’de ürküten diyabet tehlikesi

A
A
A
Türkiye’de ürküten diyabet tehlikesi

Türk Cerrahi Derneği 2.

Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Türkiye’nin 2030 yılında ulaşması gereken 12 milyon diyabetli hasta sayısına şimdiden ulaştığını belirterek, bunun büyük bir tehlike olduğunu kaydetti.


21. Ulusal Cerrahi Kongresi ve 16. Cerrahi Hemşireliği Kongresi, Antaya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde gerçekleştirildi.


Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Orhan Kozak, genel cerrahi ile ilgili yurtiçi ve yurtdışı tüm kongre içeriklerini inceleyerek hazırlıklar yaptıklarını kaydetti.


Kongrede klasik bilgilerin yanı sıra cerrahideki yenilikleri ve yeni görüşleri de katılımcılara aktardıklarını dile getiren Prof. Dr. Kozak, “Cerrahi tarihimizi anlayabilmek ve yaşatabilmek düşüncesinden hareketle açılış töreni sonundaki ilk konferansı, Dr. Cemil Topuzlu’nun ‘Türk ve Dünya Cerrahisine Katkıları’ konusunda planladık. Konuşmacı olarak da Dr. Cemil Topuzlu’nun torunu olan Prof. Dr. Cemalettin Topuzlu’yu misafir ettiğimiz konferans katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Ayrıca eğitimin, ülkemizin ve cerrahinin gelişimindeki öneminin vurgulandığı diğer bir konferans da yine oldukça büyük ilgi gördü. Bu konuşma için Türk cerrahisinin abide isimlerinden, ülkemizde böbrek ve karaciğer transplantasyonunu ilk yapan ve geliştiren, pek çok genel cerrahi uzmanı ve öğretim üyesi yetiştiren, sıfırdan üniversite kuran, Rektör Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı misafir ettik” diye konuştu.



"9 bin 600 üye"


Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağatay Çifter ise dernek çalışmaları hakkında bilgi verdiği konuşmasında, tıp dernekleri içerisinde en büyük dernek olduklarını belirterek, “Derneğimizin 3 bin 800 civarında genel cerrahi uzmanı, 5 bin 800 civarında asistan ve asistan olmayan hekim, toplam 9 bin 600 civarında üyesi bulunmaktadır. Amaçlarımız arasında cerrahların sürekli eğitimi, cerrahi asistanlık eğitim programlarının hazırlanması, cerrahların özlük ve hukuki haklarının savunulması, halkın cerrahi ile ilgili sağlıklı bilgiye ulaşmasının sağlanması, cerrahi eğitim amaçlı kongreler düzenlenmesi gibi faaliyetler bulunmaktadır. 10 ayrı ilde 16 ayrı kurs programı ile sürekli cerrahi eğitim vermekteyiz” diye konuştu.



“Uluslararası entegrasyon”


Uluslararası şirketlerle entegre olduklarını duyuran Prof.Dr. Çifter, “Avrupalı şirketlerle entegre olarak cerrahların internet üzerinden kendi şifreleri ile anında güncel ameliyatlara ve bilgilere 3 boyutlu olarak ulaşmalarını sağlıyoruz. Aynı zamanda biz de kendi cerrahlarımızın yeni girişim ve ameliyat tekniklerini o sisteme yükleyebiliyoruz. Ulusal ve bölgesel kongreler düzenliyoruz. Buradaki amacımız, cerrahların ve asistanların kendi çalışmalarını, kendi buluşlarını ve yeni fikirlerini ortaya koymalarını ve dünyadaki gelişmeleri uluslararası düzeyde takip etmelerini sağlamaktır” ifadelerine yer verdi.



“Hekimlerin yargılanması”


Hekime şiddetin bir türlü düzeltilemediğinden yakınan Prof.Dr. Çağatay Çifter, “Bunu kabul etmiyoruz. İnsanlara saygı ve sevgi duyarak, onlara yardım etme duygusu vatan sevgisiyle yetiştirildik. Hem yönetimlerden hem de insanlardan aynı saygıyı bekliyoruz. Şiddetin takipçisi olduk, bundan sonrada olacağız. Cerrahlar için davalar açılıyor,bunların bazıları haksız davalardır. Hekimlerin TCK’ya göre değil Malpraktis yasasına göre yargılanmalarını istiyoruz. Ceza kanununda bizim işlediğimiz suç ’taksirle adam yaralama.’ Biz kimseyi yaralamak için değil iyileştirmek için ameliyat yapıyoruz. İleri ülkelerde olduğu gibi bunun tanımlanmasını istiyoruz. İnsanlar komplikasyonu kabul ederek ameliyat olur. TCK bunun ayrımını yapamıyor. Malpraktis yasasının düzgün bir yasayla çıkarılmasının faydalı olduğunu düşünüyoruz. Ölümle yaşam arasında yürüyen insanlarız. Anında ve doğru kararlar verirsek başarılı oluyoruz” dedi.



“Puan düşüşü”


Cerrahların ekonomik durumunun düzeltilmesi gerektiğini isteyen Çifter, “Tıpta Uzmanlık Sınavımız var. Bu sınavla branşlarına göre ayrılıyorlar. Son yıllarda gördüğümüz olay, cerrahinin branşlarda TUS’daki puanlar yavaş yavaş düşüyor. Bizim branşlarda risk biraz fazla. Onun için mutlaka bu normalizasyonu yapmak lazım. Puan düşünce düşük puanlı kişiler cerrah olmaya başladı. Nitelik ve nicelik olarak düşüş olabilir. Cerrahinin yolunun düzeltilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.



“Obezite kronik bir hastalık”


Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin ise hekimlerle gurur duyulması gerektiğini ifade ederek, çıtayı yükseltme adına çalışmaların yapıldığını kaydetti.


Teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahinin de geliştiğini kaydeden Şahin, obezitenin insanlığın en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna değindi. Şahin, “1990 yıllardan itibaren tüm dünyanın sorunu olmuştur. Dünya Sağlık Örgütü, 1992 yılında obeziteyi kronik bir hastalık olarak kabul etmiştir. Başlangıçta obezitenin tedavisinde sadece kilo verdirici yöntemler deneniyordu. Obezite tek başına kilo artışı demek değildir. Beraberinde hastalıkları tetiklemektedir” diye konuştu.



“Türkiye’de 5 kişiden 1’i obez”


Obezitenin dünyada yüzde 25 düzeyinde olduğunun altını çizen Şahin, “Dünyada dört insandan biri obez. Obezite, Akdeniz Bölgesi ülkelerinde daha sık rastlanmakla birlikte yüzde 40’ın üstünde bir oran ile Meksika ve ABD ilk iki sırayı alıyor. Yunanistan ve İtalya’da obezite yüzde 30’ların üstünde iken Türkiye’de bu oran yüzde 21-22’ler düzeyinde olup dünya ortalamasının altındadır. Ülkemizdeki beş kişiden biri obez. Fakat giderek artıyor. Tehlikeye dikkat çekmemiz gerekiyor. Eskiden daha aktif, enerjik bir hayat sürdürürken, şimdi oturduğumuz yerden iş yapılıyor. Kadınlarda erkeklerden daha yüksek oranlarda görülen obezitenin en önemli nedeni beslenme şekli ve yaşam tarzındaki değişiklikler. En önemli risk faktörü beslenme şeklidir. Günümüzde kalori değeri yüksek fabrikada işlenen gıdalarla besleniyoruz. Sindirim işlemini sindirim sistemi yerine fabrikalar yapıyor. Bu gıdaları ön bağırsakta emilim işlemi yapıyor, arka bağırsağa ulaşmadan obezite başlıyor. Bir türlü doyma hissi oluşmuyor. Bizim doğal ve posalı gıdalar tüketmemiz gerekir. Bağırsağın ikinci kısmına geçmediği için beraberinde yandaş hastalık ortaya çıkıyor” dedi.



“2030’daki rakamı şimdiden yakaladık”


Prof. Dr. Şahin, obezite ve diyabet ilişkisine de değindiği konuşmasında, “Diyabet halk arasında şeker hastalığı olarak biliniyor. Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 versiyonları var. Tip 1’de insülin yetmezliği var. Tip 2’de ise sonradan ortaya çıkan bir durumdur. İnsülin duyarsızlığı var ya da onu salgılayan organların hasarı var. Tip 2 diyabet obezitenin de artışına bağlı olarak tüm dünyada ciddi bir biçimde artış göstermiştir. Ülkemiz için öngörülen rakam 8 milyon civarında diyabetli hasta öngörülüyordu. Biz şimdiden 2030’larda olmamız gereken rakamı 12 milyon diyabetli hastaya ulaşmış durumundayız. Rakam da giderek artıyor, tüm dünyada artıyor. Bu büyük bir tehlike arz ediyor. Diyabet beraberinde tüm organları, orta çaplı damarları, görmeyi, böbrekleri, ayakları etkiliyor. Yüksek tansiyon, uyku bozukluğu ortaya çıkıyor. Obeziteyi de üstüne koyduğumuz zaman ülke ekonomisi ciddi bir maliyet gerektiriyor” diye konuştu.



“Obezitenin üzerinde hassasiyetle durulmalı”


Prof.Dr. Şahin şöyle konuştu: “Bu konu üzerinde hassasiyetle durulması gereken konulardandır. Sağlık Bakanlığı bu işin ciddiyetinin farkındadır. Ülkemizde acil ameliyat gerektiren 400 bin hasta var ve bunların ameliyat edilmesi gerekir. Ciddi manada sağlıkları riske giriyor. Obezite ölüm riskini arttıran bir hastalıktır. Diyabet ölüm riskini arttıran bir hastalıktır. Hem vatandaşlarımızın hayatları riske giriyor. Sağlık giderleri normalde bütçeleri yüzde 3’ünü oluştururken bu rakam yüzde 5 ile 8’e çıkmakta gibi yorumlar yapıldı.”



“Erken tanı”


Türk Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Alabaz ise konuşmasında kolorektal kanserlerin tedavi edilebilir olduğunu belirterek, erken tanının önemine dikkat çekti.


Dünya çapında her yıl yaklaşık bir milyon kişiye kolorektal kanser tanısı konulurken, 500 bin hastanın kolorektal kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini vurgulayan Prof. Dr. Alabaz, şu bilgileri verdi:


“Kolorektal kanser, erken tanı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık ancak tarama ve toplumu bilinçlendirmek büyük önem taşıyor. Karın ağrısı, halsizlik, kansızlık, kabızlık, ishal gibi belirtiler sıklıkla başka hastalıklarla karıştırıldığından hastaların doktora başvurmaları gecikiyor. Belirtiler ciddiye alınmalı, rutin kontroller ihmal edilmemelidir.”



“Sağlık turizmi”


Alabaz, Türkiye’nin özellikle obezite cerrahisi ve transplantasyon konusunda dünyada önemli bir yeri olduğuna değinerek, “Türkiye’deki hastaneler ABD’de bile yok. Obezite ve transplantasyon cerrahisi sağlık turizmini patlatacak konudur. Hastanın takipleri de düzenli yapılırsa inanılmaz hasta gelir. Bizde yetenek var hastane var, sağlık turizmi patlar. Bu iki konuya özellikle dikkat edilirse, Sağlık Bakanlığı bazı kurallar getirirse Türkiye dünyada birinci olur. Irak’ta çok hasta gelirdi, artık gelmiyor nereye gidiyor Hindistan’a. Düzenli ve planlı yapılırsa Türkiye’nin geleceğidir” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Bakan Tekin’den Özgür Özel’e: "3-5 tane partiliyi, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da yaptığı açıklamada, "3-5 tane partiliyi, dava arkadaşını, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bugün çıkmış bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor. Bunun akılla, mantıkla izah edilebilir hiçbir tarafı yok" dedi. Kurban Bayramı tatilini geçirmek üzere memleketi Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, bayramlaşma programı öncesi AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret etti. Parti il binasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, "Bugün 26 Mayıs. Türkiye’de demokratik siyaset üzerinde askeri darbelerin ilk örneği olan 27 Mayıs’ın yıl dönümü. Bu vesileyle Türkiye’de demokratik siyasetin güçlenmesine, hukuk devletinin, demokrasinin, insan haklarının güçlenmesine katkı veren herkese teşekkür ediyor, darbe sonrası demokrasi şehidi olarak verdiğimiz Menderes, Zorlu ve Polatkan’ı bir kez daha hayırla yad ediyorum. Mekanları cennet olsun. İnşallah ülkemizde demokrasinin üzerinde vesayet uygulayan yapılar ilanihaye sessiz kalırlar. Bir daha seslerini çıkaramazlar diyelim. Bu da bir tevafuk oldu bugün" dedi. "Bir elin parmakları kadar partiliyi yönetemeyenler" Bugüne kadar kendilerine karşı da darbeler yapıldığını ifade eden Bakan Tekin, "Bugüne kadar mensubu bulunduğumuz siyasi partiler kapatıldı. Bunların hepsini hukuk devleti sınırları içerisinde saygıyla karşıladık. Ama bugün içinde bulunduğumuz süreçte maalesef Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönettiğini iddia eden ekipler kendi içlerindeki tartışmalı ortamı farklı şekilde lanse eden bir tavır içerisine girmiş durumdalar. Bununla alakalı çok detaylı bir analiz yapacak değilim. Erzurum’da birçok defa bu salonda; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyi yönetilmediğini, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisinde yaşanan olayları Türk demokrasisi açısından, Türkiye’de hukuk devleti açısından gerçekten kötü kokular geldiğini sürekli söyledim. Hatta benzetmeler yaptım. Cumhuriyet Halk Partililerin içinde bulunduğu durumu analiz ederken, Tanju Okan’ın şarkısıyla ’Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam’ diye düşündüklerini söylemiştim. Bugün de geldiğimiz noktada kurultay sürecinden rahatsız olan bir elin parmakları kadar partiliyi yönetemeyen, onları ikna edemeyen onlar üzerinde saygınlık tesis edemeyen bir eski genel başkan olan biteni kendisi dışında aktörlere bağlayarak Başkanımıza dil uzatmaya kalkışıyor" diye konuştu. "Üç beş tane partiliyi, dava arkadaşını ikna edemedi" Daha önce de söz konusu durumu değerlendirirken, "Eğer bu durumdan şikayetçiyseniz durum çok net" ifadesini kullandığını söyleyen Bakan Tekin, "Şikayetçi olan yani kurultay esnasında delegelerin oyları üzerinde manipülasyon yapılan yapıldığı iddia edilen, ‘Benim oyuma benim siyasi tercihlerime müdahalede bulunuldu’ diyen Cumhuriyet Halk Partisi delegelerini çağırıp onları ikna etseydi, Özgür Özel onları ikna etmeyi becerebilseydi, yani bir elin parmakları kadar insan yönetebilseydi bugün konuştuğumuz şeylerin hiçbirisini konuşmuyor olacaktık. Üç beş tane partiliyi, dava arkadaşını, yol arkadaşını ikna edemeyen bir genel başkan, bugün çıkmış bütün bu süreçten Cumhurbaşkanımızı sorumlu tutmaya çalışıyor. Bunun akılla, mantıkla izah edilebilir hiçbir tarafı yok. Bu olayın hiçbir yerinde AK Partili ya da Cumhur İttifakı’na mensup siyasi aktörler yok. Biz de sadece şurasındayız. Türkiye’de demokrasinin bu türden oyların, delege oylarının parayla satın alındığı bir süreçle anılmasından bir ana muhalefet partisinin bu pozisyona düşmesinden demokrasi anlatan, insan hakları, siyaset bilimi çalışan bir akademisyen olarak rahatsızım, üzgünüm. Keşke bunlar yaşanmasaydı diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Elazığ Elazığ Hayvan Pazarı’nda arife günü yoğunluğu Elazığ Canlı Hayvan Pazarı’nda arife günü hareketliliği sürüyor. Elazığ’da canlı hayvan pazarında arife günü hareketliliği yaşanıyor. Kurbanlık almak isteyen vatandaşlar ile ellerindeki hayvanları satmak isteyen üreticiler sabah saatlerinden itibaren pazarda bir araya geldi. Pazarın hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan bölümlerinde kurbanlık satışları ve alıcılar ile satıcılar arasındaki pazarlıklar devam ediyor. Besiciler ellerindeki hayvanları nakde çevirmek, vatandaşlar ise bayram öncesi kurbanlıklarını temin etmek için işlemlerini sürdürüyor. Öte yandan, Elazığ Tarım ve Orman İl Müdürü Sadettin Taşkesen ile Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ da canlı hayvan pazarını ziyaret etti. Taşkesen ve Dumandağ, alanı dolaşarak besicilerle bir araya geldi ve pazardaki çalışmalar ile son durumu yerinde inceledi. Hayvan pazarında son gün yoğunluğunun yaşandığını ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Sadettin Taşkesen, "Oda ve birlik başkanlarımızla birlikte üreticilerimizin bir yıl boyunca verdikleri emekleri kurban pazarına sunmalarını inceliyoruz. Arife günü sebebiyle en yoğun gün yaşanıyor. Gerek yollarda gerekse pazar alanında borsa ve il müdürlüğümüzün veteriner hekimleri hayvanların sağlığını, küpelerini ve kayıtlılığını kontrol ediyor. Kurbanlık vasfı taşıyan sağlıklı hayvanların pazarda bulundurulmasını sağlıyoruz" dedi. Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ ise "Belediyemiz sağ olsun burada bir kesimhane yeri hazırlamış. Bu bayramda küçükbaş hayvanların kesimi için cüzi miktarda bir ücret alınacak ve et doğranıp teslim edilecek. Sokakta, toprağın içinde kesim yapmak yerine belediyemiz suyu, lavabosu ve her şeyi hazır olan bir hizmet sunmuş. Burada kesim yapan hemşehrilerimiz rahatlıkla etlerini evlerine götürebilecekler. Herkesin bayramını kutlar, kurbanlarının kabul olmasını dilerim" şeklinde konuştu.
Aydın Aydın protokolü bayramlaştı Aydın’da Kurban Bayramı resmi bayramlaşma töreni Aydın Valisi Dr. Osman Varol’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Aydın Valiliği tarafından kurum amirleri ve siyasi parti temsilcileri başta olmak üzere Aydın protokolünün katılımıyla bayramlaşma töreni düzenlendi. Aydın Valiliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen bayramlaşma programına yoğun bir katılım olurken, protokol üyeleri ile bir araya gelen Vali Dr. Osman Varol, katılımcılar ile tek tek tokalaşarak bayramlarını kutladı. Bayramların birleştirici gücüne dikkat çeken Vali Varol; "Biraz önce resmi bayramlaşma programımızı gerçekleştirdik. 9 günlük uzun tatilin etkisiyle beraber çok hareketli bir bayram yaşıyoruz. Öncelikle tabii işin kamu tarafından baktığımızda, bizim açımızdan vatandaşlarımızın bayramı güvenli bir şekilde, sakin bir şekilde yaşamaları, sevdikleriyle buluşmak için yola çıktıklarında güvenli bir şekilde gitmek istedikleri yere ulaşabilmeleri, trafik güvenliği, genel güvenlik çok önemli. Bu konuda Bakanımızın önderliğinde sahada tüm tedbirler alındı. Ekiplerimiz, tüm güvenlik birimlerimiz işlerinin başında çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca Kurban Bayramı olması vesilesiyle işin tabii dini vecibe olan kurban kesme tarafı da var. Bu kapsamda da hem belediyelerimiz hem bizim merkezi hükümet teşkilatlarımız gerekli tedbirleri aldı. Sahada çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmaların tamamı vatandaşlarımızın bayramı sakin, huzurlu bir şekilde geçirebilmeleri, sevdikleriyle bir araya gelebilmeleri, dini vecibelerini yerine getirebilmeleri için. Ben de bu vesileyle görüşemediğimiz tüm Aydınlı hemşehrilerimizin bayramını tebrik ediyorum. Tüm vatandaşlarımızın, tüm İslam aleminin bayramını tebrik ediyorum. Bayramı kazasız, belasız, sıkıntısız ve bayrama yakışır şekilde neşeyle, sevinçle, keyifle geçirmelerini temenni ediyorum. Nice bayramlara diliyorum" dedi. Gerçekleştirilen bayramlaşma törenine Aydın Valisi Dr. Osman Varol’un yanı sıra Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Polat Bora Mersin ile siyasi parti temsilcileri ve kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.