YEREL HABERLER - 11 Kasım 2012 Pazar 13:18

17 ASKERİN ŞEHİT OLMASI

A
A
A
17 ASKERİN ŞEHİT OLMASI

Siirt`in Pervari İlçesinde meydana gelen helikopter kazasında şehit olan Turgutlulu Pilot Yüzbaşı Anıl Barış Çetin`in cenazesi, pazartesi günü Turgutlu Pazar Camii`nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Turgutlu Belediyesi Şehitliği`nde toprağa verilecek.
Şehit Çetin`in cenazesi bugün Diyarbakır`dan İzmir`e hava yoluyla getirilecek. Akşam üstü cenazenin İzmir`den karayoluyla Turgutlu Devlet Hastanesi morguna kaldırılacağını belirten Turgutlu Kaymakamı Nazmi Günlü, "cenaze pazartesi günü öğle vakti kaldırılacak" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Arpaçay’da ebeveyn kaybı yaşayan çocuklar için iftar programı Arpaçay’da ebeveyn kaybı yaşamış çocuklara yönelik iftar programı düzenlendi. Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhunu yansıtan program, çocukların moral ve motivasyonunu artırmak amacıyla gerçekleştirildi. Etkinlik, Arpaçay Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından organize edildi ve ilçede yaşayan ebeveyn kaybı yaşamış çocuklar ile aileleri Kars il merkezinde bir araya geldi. Program, sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşti. İftar öncesinde davetlilerle yakından ilgilenen protokol üyeleri, çocuklar ve aileleriyle sohbet ederek onların talep ve ihtiyaçlarını dinledi. Programa Kaymakam Muhammed Burak Akköz, Belediye Başkanı Zeki Elma, Cumhuriyet Savcıları Sümeyra Akköz ve Selman Özbek ile Vakıf Müdürü Semra Çelik Osmanoğlu katıldı. Okunan ezanın ardından hep birlikte iftar açılırken, program boyunca çocukların yüzlerindeki mutluluk dikkat çekti. Protokol üyeleri, özellikle çocuklarla tek tek ilgilenerek onlarla sohbet etti ve hatıra fotoğrafları çektirdi. İftar programının ardından çocuklara çeşitli hediyeler takdim edildi. Hediyelerini alan çocukların sevinci programa ayrı bir renk katarken, aileler de düzenlenen etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Programda konuşan Kaymakam Muhammed Burak Akköz, sosyal devlet anlayışının temelinde ihtiyaç sahibi vatandaşlara sahip çıkmanın yer aldığını vurguladı. Kaymakamlık olarak her zaman dezavantajlı bireylerin ve ihtiyaç sahibi ailelerin yanında olduklarını belirten Akköz, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma duygularını güçlendiren önemli bir dönem olduğuna dikkat çekti. Bu tür etkinliklerin özellikle ebeveyn kaybı yaşayan çocuklar için büyük önem taşıdığını ifade eden Akköz, "Çocuklarımızın moral ve motivasyonunu artırmak, onların yalnız olmadıklarını hissettirmek bizim için son derece kıymetli. Onların yüzlerindeki mutluluğu görmek bizleri de çok mutlu ediyor. Devletimiz her zaman onların yanındadır," dedi. Düzenlenen iftar programı, çocuklar ve ailelerin birlikte vakit geçirmesi, dayanışma duygularının güçlenmesi ve Ramazan ayının manevi atmosferinin paylaşılması açısından anlamlı bir etkinlik olarak hafızalarda yer etti.
Ankara ’Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı’ ilk mezunlarını verdi SOCAR Türkiye ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle, kamu sektörü çalışanlarına özel hazırlanan ‘Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı’nın ilk dönemi tamamlandı. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, Ankara’da düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. SOCAR Türkiye tarafından enerji sektöründeki dönüşümü desteklemek ve nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamak amacıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle başlatılan sertifika programının ilk dönemi tamamlandı. Çevrim içi gerçekleştirilen ve toplam 32 saat süren program kapsamındaki eğitimler, ODTÜ’nün alanında uzman akademisyenleri ile SOCAR Türkiye’nin deneyimli yöneticileri tarafından verildi. Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde tasarlanan program, kamu sektöründe görev yapan ve bu alanlarda uzmanlaşmak isteyen profesyonellere yönelik geliştirildi. Katılımcılara, yapay zeka, veri yönetimi, enerji güvenliği, yeşil finans, karbon yönetimi ve değişim liderliği gibi başlıklarda güncel, bütüncül ve disiplinler arası bir perspektif kazandırılması hedeflendi. "Bu programı sürdürülebilir bir öğrenme ekosisteminin temeli olarak görüyoruz" SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, sertifika töreninde yaptığı konuşmada "Üniversite ve sanayi iş birliğinin yenilikçi bir örneğini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu program, Türkiye’de özel sektör tarafından kamu çalışanlarına yönelik hazırlanan enerji odaklı ilk sertifika programı olma özelliği taşıyor. Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Sertifika Programı ile kurduğumuz iş birliği modelini bir başlangıç olarak görüyoruz. Programımızı yeni içeriklerle, güncellenmiş modüllerle ve daha geniş katılımcı gruplarıyla devam ettirme kararlılığındayız" dedi. "Programın hayata geçirilmesinde gösterdiği vizyoner ve destekleyici yaklaşım için Sayın Elchin Ibadov’a özellikle teşekkür etmek isterim" diyen ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil ise, "Akademi ile sektör arasındaki iş birliğinin güçlenmesine verdiği önem ve bu programa sağladığı güçlü destek, bu çalışmanın ortaya çıkmasında belirleyici olmuştur. ODTÜ olarak biz de enerji dönüşümünü üniversitemizin stratejik öncelikleri arasında görüyoruz. Üniversitemizde enerji alanındaki çalışmalar; Elektrik-Elektronik, Makine, Kimya ve Çevre Mühendisliği başta olmak üzere birçok bölümün katkısıyla disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülmektedir. Yenilenebilir enerji teknolojileri, enerji depolama sistemleri, hidrojen teknolojileri, akıllı şebekeler, enerji verimliliği ve karbon azaltımı gibi alanlarda önemli araştırmalar gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. Üniversite ile özel sektörün bilgi birikimini aynı çatı altında buluşturan program, enerji sektörünün hızla değişen dinamiklerine uyum sağlayabilecek yetkin insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlıyor. Şirket, insan kaynağına yapılan yatırımın sektörün ve ülkenin enerji geleceğine yapılan yatırım olduğu anlayışıyla, benzer gelişim programlarını önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi planlıyor.
Kars Kars’ta Kızılay’dan huzurevinde anlamlı iftar buluşması Türk Kızılay’ın Kars İl Başkanlığı ve Kızılay Kadın Kolları Temsilciliği tarafından huzurevinde yaşayan büyükler için iftar programı düzenlendi. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen buluşmada gönüllüler ve huzurevi sakinleri aynı sofrada bir araya gelerek hem iftar yaptı hem de sohbet etti. Düzenlenen programda amaç yalnızca bir iftar sofrası kurmak değil, aynı zamanda büyüklerle gönül bağı kurarak Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu yaşatmaktı. Kızılay gönüllüleri, huzurevinde kalan büyüklerle yakından ilgilenerek onların hatıralarını dinledi. Program boyunca sıcak ve samimi anlar yaşanırken, büyüklerin yüzündeki tebessüm ve ettikleri dualar katılımcılar için en anlamlı kazanç oldu. Kızılay gönüllüleri, toplumun hafızası olarak görülen "ulu çınarlar" ile aynı sofrayı paylaşmanın kendileri için büyük bir onur olduğunu ifade etti. İftar programı sırasında huzurevi sakinleriyle tek tek ilgilenilerek onların ihtiyaç ve talepleri de dinlendi. Gönüllüler, Ramazan’ın birlik, beraberlik ve yardımlaşma duygularını güçlendirdiğini belirterek bu tür buluşmaların devam edeceğini vurguladı. Kızılay Kars Şube Başkanı Kübra Hüryurt, Ramazan’ın ruhuna yakışan bu anlamlı organizasyonda emeği geçen tüm gönüllülere teşekkür ederek, toplumun her kesimine ulaşmayı ve özellikle büyüklerin yalnız olmadığını hissettirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Gerçekleştirilen iftar programı, Ramazan ayının paylaşma, sevgi ve dayanışma ruhunu bir kez daha gözler önüne sererken, huzurevinde yaşayan büyükler için unutulmaz bir akşam olarak hafızalarda yer etti.
İstanbul İstanbul’da evcil köpekler afetlerde kullanılmak üzere eğitilmeye başlandı Deprem Haftası çerçevesinde İstanbul’da afetlere hazırlık çalışmalarına dikkat çekildi. AFAD’dan sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu, arama kurtarma çalışmalarında kullanılmak üzere evcil köpeklerin eğitilmeye başlandığını belirterek, vatandaşlara destek çağrısında bulundu. 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle İstanbul’da başlanılan özel proje AFAD’dan sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu tarafından ilk kez açıklandı. Eğitime uygun evcil köpeklerin belediyelerin eğitim merkezlerinde arama ve kurtarma eğitimleri alarak sayının arttırılması planlanıyor. Deprem Haftası dolayısıyla yapılan açıklamada Türkiye’nin ve İstanbul’un deprem gerçeğiyle yaşadığına dikkat çeken Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) sorumlu İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, depremin bir doğa olayı olduğunu ve buna uygun şekilde yaşam alışkanlıklarının belirlenmesi gerektiğini söyledi. "Depreme karşı en önemli tedbir sağlam binalar" Deprem riskine karşı en önemli adımın güvenli yapılarda yaşamak olduğunu ifade eden Hersanlıoğlu, Arnavutköy ilçesinde bina stokuna ilişkin dikkat çekici veriler paylaştı. Hersanlıoğlu, "Arnavutköy’de yaklaşık 43 bin bina bulunuyor. Bu binaların yaklaşık 17 bininin belediyede planı ve projesi var. Ancak yaklaşık 26 bin binanın plan ve projesi belediyede bulunmuyor. Bu da en iyi ihtimalle bu yapıların ciddi bir denetim görmemiş olabileceğini gösteriyor. İstanbul’da özellikle 2000 yılı öncesi yapılan binaların büyük kısmında deniz kumu kullanılmış olma ihtimali de oldukça yüksek. Bu nedenle depreme dayanıklılık açısından risk oluşabiliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Yarısı Bizden" kampanyasını hatırlatan Hersanlıoğlu, riskli binalarda yaşayan vatandaşlara başvuru çağrısında bulundu. Hersanlıoğlu, "Binalarının riskli olduğunu düşünen vatandaşlarımızın bu kampanyaya başvurarak kentsel dönüşüm sürecine dahil olmalarını özellikle tavsiye ediyoruz" diye konuştu. "Deprem anında çök-kapan-tutun uygulanmalı" Deprem sırasında yapılması gerekenler konusunda da vatandaşları uyaran Hersanlıoğlu, sarsıntı anında doğru davranışların hayat kurtardığını söyledi. Hersanlıoğlu, "Deprem sırasında çök, kapan ve tutun hareketini uygulamak çok önemli. Sarsıntı bittikten sonra binayı terk ederek toplanma alanlarına gidilmeli ve ikinci talimatlar beklenmeli. Eğer insanlar panikle araçlarına binip yola çıkmaya çalışırsa bu hem trafiği kilitler hem de afet yönetimini zorlaştırır. Bu da topluma yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olur" ifadelerini kullandı. İstanbul’da evcil köpekler eğitime dahil edilmeye başlandı Afetlere hazırlık kapsamında İstanbul’da yeni bir çalışma daha başlatıldığını belirten Hersanlıoğlu, evcil hayvanların arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılabilecek kapasitede olanlarının eğitilmesi için proje başlatıldığını açıkladı. Hersanlıoğlu, "Sayın Valimizin liderliğinde afet müdahale planı kapsamında arama kurtarma çalışma grubumuzu güçlendirmek için yeni bir çalışma başlattık. Deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarında kullanılabilecek köpeklerin eğitimi için süreç başladı. Şu anda 19 normalde evcil olan köpeğimiz eğitime alındı. Bu İstanbul için önemli bir sayı ancak daha da artırılması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Köpek sahibi vatandaşlara da çağrıda bulunan Hersanlıoğlu, "Köpeği olan vatandaşlarımızın belediyelerin afet müdürlüklerine başvurmalarını özellikle önemsiyoruz. Bu köpekler afet merkezlerinde yapılacak eğitimlerle arama kurtarma çalışmalarında görev alabilecek hale getiriliyor. Vatandaşlarımızın bu çalışmalara destek vermesini bekliyoruz" şeklinde konuştu. Hersanlıoğlu, deprem gerçeği karşısında hem yapı güvenliğinin hem de afet bilincinin artırılması gerektiğini belirterek vatandaşları hazırlıklı olmaya davet etti.
İzmir Kanser hastalarının beslenmesine dair önemli uyarılar Psikolog Mehmet Güney Ziyalan, kanser tedavisi sürecinde yaşanan psikolojik ve fizyolojik etkilerin iştahsızlığa yol açabildiğini hatırlattı. Ziyalan, bazı hastaların tedavi boyunca iştahsızlık yaşamadığını, bazılarının ise tedavinin belirli dönemlerinde ya da ilerleyen süreçte bu sorunla karşılaşabildiğini ifade ederek, "İştahsızlığın her zaman fizyolojik ya da kimyasal bir nedeni olmayabilir. Psikolojik nedenler de bu duruma yol açabilir ve bu kesinlikle keyfi bir durum değildir" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan kanser tedavisi sürecinde hastalarda sık görülen iştahsızlık sorununa ve bu süreçte hasta yakınlarının farkında olmadan yaptığı hatalara dikkat çekti. İştahsızlığın yalnızca kimyasal ya da mekanik nedenlerle açıklanamayacağını vurgulayan Ziyalan, psikolojik etkenlerin önemli rol oynadığını söyledi. Tedavi sürecinde yaşanan bulantı ve tiksinti hissinin, zamanla yemek yeme davranışıyla şartlanabildiğini belirten Ziyalan, "İlaçların bulantı ya da tiksinti etkisi ortadan kalksa bile, yemek yeme davranışı bu olumsuz duygularla eşleştiği için iştahsızlık devam edebiliyor. Bu durumda ortada fiziksel bir neden olmasa da hasta gerçek anlamda zorlanıyor." diye konuştu. Psikolog Ziyalan, bazı ilaçların koku hassasiyetini artırabildiğine de değindi, hastaların normalde rahatsız olmadığı yemek kokularının bu süreçte tiksinti oluşturabildiğini söyledi. Depresif ruh halinin ve ağrının da iştahsızlığı artıran önemli etkenler arasında yer aldığını belirten Ziyalan, yemek saatlerinin hem hastalar hem de hasta yakınları için stresli bir sürece dönüşebildiğini ifade etti. Çocuk muamelesi yapmayın Hasta ve hasta yakınları arasındaki rollerin tedavi süreciyle birlikte değiştiğine dikkat çeken Ziyalan, "Kişinin neyi, ne zaman ve ne kadar yiyeceğine artık başkasının karar vermesi, hastada baskı ve çocuk muamelesi görme hissi oluşturabiliyor. Bu da yemeği daha da zorlaştırıyor" dedi. Hasta yakınlarının iyi niyetle yaptığı ısrarın, hastaların kendilerini anlaşılmamış hissetmesine yol açabileceğini söyleyen Ziyalan, bu durumun zaman zaman sofrada gerginliğe neden olabildiğini kaydetti. İştahsızlıkla baş etmede bazı küçük ama etkili önerilerde bulunan Ziyalan, lokmaların küçük tutulması, yemek sırasında acele edilmemesi ve hastanın zorlanmaması gerektiğini vurguladı. Yemek esnasında dikkatin yemekten başka bir yöne çekilmesinin de faydalı olabileceğini belirten Ziyalan, şu önerilerde bulundu. "Televizyon, müzik ya da sohbetle dikkati dağıtmak, bulantı ve tiksinti hissini azaltabiliyor. Az yemek ile hiç yememek arasında büyük fark olduğu bilinmeli. Üç lokma her zaman sıfır lokmadan iyidir. Her lokmanın kıymetini bilmek gerekiyor. Tabak bitmedi diye hastayı suçlamak motivasyonu düşürüyor. Masa düzeni, porsiyon küçüklüğü ve ortam kokuları da önemli. Büyük porsiyonlar göz korkutabilir. Küçük porsiyonlar daha ulaşılabilir hedefler sunar. Ayrıca yemek kokularını mümkün olduğunca azaltmak da süreci kolaylaştırır. Gün içindeki kısa yürüyüş ve hafif aktivitelerin iştah üzerinde olumlu etkisi olabilir. Hastaların kendilerini daha enerjik hissettikleri zaman dilimlerinde yemek yemeye teşvik edilmesi de daha doğru olur."