SAĞLIK - 02 Şubat 2018 Cuma 14:50

Görme bozukluğu okul başarısını etkiliyor

A
A
A
Görme bozukluğu okul başarısını etkiliyor

Göz Doktoru Op.

Göz Doktoru Op. Dr. Adnan İpçioğlu, çocuklarda oluşan görme bozukluklarının okul başarısını olumsuz etkilediğini ve ilerleyen dönemlerde akademik, sosyal ve günlük yaşantıda pek çok problemle karşılaşılmasına sebep olduğunu söyledi.


Okul öncesi görme bozukluklarının tedavi edilmemesi halinde çocukların öğrenme kabiliyeti, okula uyum süreci ve kişiliklerinin olumsuz etkileneceğine dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Göz Doktoru Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Ailelerin çocuklarının eğitim hayatındaki başarısı için bu konuda önlem alıp gerekli tetkikleri yaptırması gerekiyor. Görme problemleri, okul öncesi çocukların yüzde 5 ile 10’unu, okul çağındaki çocukların ise yüzde 20 ile 30’unu etkiliyor. Çocukların derslerdeki düşük başarıları, öğrenme kabiliyetlerinden değil, görme bozukluklarından kaynaklanıyor olabilir" dedi.


Okula başlamadan önce ve okul süresince düzenli göz muayenesi yapılması gerektiğini vurgulayan İpçioğlu, "Çocuklarda en sık görülen hastalıklar arasında göz kayması, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı, miyop, hipermetropi, şaşılık, astigmatizma ve konjonktivit yer alıyor. Erken tanı yapılmaz ise çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar okul başarısını olumsuz etkiliyor" diye konuştu.


Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan ailelerin, çocuklarının derslerdeki düşük başarılarını öğrenme yeteneklerinin düşüklüğüne bağladığının da altını çizen İpçioğlu, "Öğrenme kabiliyetinde eksiklik olmayan çocuklar, iyi göremediği için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında, gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini daha ciddi oranda etkiliyor. Çocuk göz sağlığı için, 6 ayda bir düzenli kontrol önemli. Erken konulan teşhis ile tedavi süreci de kolayca atlatılabiliyor" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Sis Dağı’nın davetsiz misafiri: Koca ayı evleri mesken tuttu Trabzon ve Giresun sınırındaki 2 bin 200 rakımlı Sis Dağı Yaylası’nda, kış uykusundan uyanan dev bir ayı yayla evlerine dadandı. O anlar, bir yaylacının güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Karadeniz’in en yüksek ve doğa harikası noktalarından biri olan Sis Dağı Yaylası, bu kez kültürel şenlikleriyle değil, bir ayının yayla evlerine "ziyaretiyle" gündemde. Yaz aylarında binlerce yaylacıya ev sahipliği yapan bölge, kışın ıssızlaşınca yaban hayvanlarının barınağı haline geldi. Güvenlik kamerasına yakalandı Giresun’un Görele ve Eynesil ilçelerinden gelerek Sis Dağı’nda yaylacılık yapan vatandaşlar, kışın boş bıraktıkları evlerini korumak için çareyi kamera sistemi kurmakta buldu. Görele Çatakkırı sakinlerinden Hasan Gemicioğlu, cep telefonuna gelen bildirimle hayatının şokunu yaşadı. Dokuzoluk mevkisi Kurtini Obası’ndaki evini kontrol eden Gemicioğlu, devasa bir ayının evin etrafında gördü. "Yazın biz, kışın onlar kalıyor" Görüntülerde rahat tavırlarıyla dikkat çeken ayının, bölgedeki diğer obalara doğru yöneldiği görüldü. Yaşanan durumu tebessümle karşılasa da zararın boyutuna dikkat çeken Hasan Gemicioğlu, "Biz yayla evini yazın kullanıyoruz, anlaşılan yaban hayvanları da kışın kullanıyor. Ancak aç kalan ayılar yiyecek ararken kapı ve pencerelere ciddi zarar veriyor" dedi. Yaylacılar çözüm bekliyor Kurtini Obası’ndan ayrılan ayının, yaklaşık 45 dakika yürüme mesafesindeki Kabesuyu Obası’na giderek Hakkı Amenet’e ait eve de girdiği öğrenildi. Bölgedeki yaylacılar, her kış benzer manzaralarla karşılaştıklarını ve evlerinin tahrip edildiğini belirterek yetkililere çözüm için seslendi.
Muğla Prof. Dr. Karalezli’den topuk dikeni uyarısı: "Çözüm dikeni kırmak değil" Muğla’nın tanınmış hekimlerinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, halk arasında ‘Topuk Dikeni’ olarak bilinen ve sabahları ilk adımda şiddetli ağrıyla kendini gösteren hastalık hakkında kritik uyarılarda bulundu. Pek çok vatandaşın sabah yataktan kalktığında topuğuna çivi batıyormuşçasına hissettiği o keskin ağrının ardında, aslında taban zarındaki bir zedelenme yatıyor. Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, ‘Plantar Fasiit’ ve buna bağlı gelişen ‘Topuk Dikeni’ hakkında doğru bilinen yanlışları açıkladı. "Diken sebep değil, sonuçtur" Ayak tabanında topuktan parmaklara uzanan ‘Plantar Fasya’ adlı zarın esnekliğini kaybetmesiyle sürecin başladığını belirten Karalezli, "Vücut, buradaki mikroskobik yırtıkları tamir etmek için kalsiyum yığar ve o bölgede dikensi bir çıkıntı oluşur. Yani diken ağrının sebebi değil, vücudun kendini tamir etmeye çalışırken ortaya çıkardığı bir sonuçtur" dedi. Hastalığın en tipik belirtisinin sabah tutukluğu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karalezli, hastaların birkaç dakika yürüdükten sonra bir ‘açılma hissi’ yaşadığını ancak gün sonuna doğru ağrının tekrar geri geldiğini vurguladı. Yanlış ayakkabı seçimi, aşırı kilo ve sert zeminlerin bu tabloyu ağırlaştırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Karalezli, halk arasında yaygın olan bir yöntem hakkında sert uyarılarda bulundu: "Topuğu sert yere vurarak dikeni kırmaya çalışmak gibi çok yanlış inanışlar var. Sakın yapmayın! Bu yöntem oradaki ödemi ve yırtığı artırarak iyileşmeyi geciktirir. Çözüm ’kırmak’ değil, o bölgeyi yumuşatmak ve esnetmektir" Ameliyatsız tedavi mümkün mü? Hastalığın yüzde 99 oranında ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini belirten Karalezli, iyileşme sürecinin anahtarlarını şöyle sıraladı: Egzersiz: Ayağın altına buzlu su şişesi koyup yuvarlamak veya havluyla germe yapmak. ESWT (Şok Dalga): Topuğa dışarıdan ses dalgaları verilerek iyileşmenin tetiklenmesi. Doğru Terlik: Evde asla çıplak ayakla sert zemine basılmamalı, mutlaka yumuşak tabanlı terlik kullanılmalı. Diken erir mi? Prof. Dr. Karalezli, en çok merak edilen konuya da açıklık getirdi: "Oluşan kemik çıkıntısı kendiliğinden erimez. Ancak tedaviyle oradaki iltihap geçince ağrı biter. Dikenin orada durmasının hiçbir zararı yoktur"