SAĞLIK - 27 Temmuz 2015 Pazartesi 17:40

Türkiye'de 3 Milyon Hepatit Hastası Var

A
A
A
Türkiye'de 3 Milyon Hepatit Hastası Var

Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Öğretim Görevlisi ve Viral Hepatitle Savaşım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nurcan Baykam, halk arasında sarılık hastalığı olarak bilinen viral hepatitler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de bir halk sağlığı problemi olduğunu belirterek, dünyada yılda 1.5 milyon kişinin Hepatit-B ve Hepatit-C’ye bağlı gelişen karaciğer sirozu ve kanserinden dolayı hayatını kaybettiğini açıkladı.
28 Temmuz 28 Temmuz Dünya Viral Hepatit Günü nedeniyle bir açıklama yapan Prof. Dr. Nurcan Baykam, viral hepatitler denilince insanların aklına ilk Hepatit-B ve Hepatit-C infeksiyonları geldiğini söyledi. Prof. Dr. Baykam, Hepatit-A denilen daha çok çocukluk yaşlarında görülen sarılık hastalığının insanların karşısına oldukça sık çıktığını, kronikleşmesi, kalıcı karaciğer hasarı oluşturması nedeniyle toplum sağlığı açısından Hepatit-B ve Hepatit-C’nin daha önemli bir rol oynadığına dikkat çekti.
Hepatit-B ve Hepatit-C’nin bulaş yollarının birbirine benzediğini anlatan Prof. Dr. Baykam, “Özellikle kan ve kan ürünleriyle temas. Bunun dışında vücut sekresyonlarının diğer bir kişiye bulaşması, açık deriden bulaşması. Örneğin bir berbere gidildiğinde traş olurken daha önce mikrop bulaşmış bir jiletin yada usturanın başka bir kişide kullanılması ile bulaşabilir. Ve korunmasız cinsel temas. Bu en fazla bulaş şeklidir. Bunun yanı sıra anneden doğum sırasında bebeğe de Hepatit-B bulaşabilir. Bu bulaş yolları nedeniyle bir çok kişi farkına varmadan hastalığı alabilmekte ve başlangıçta hiç bulgu vermeden genellikle bulaşan hastalık yıllar içerisinde karaciğerde tahribata neden olabilmektedir. Böyle bir risk olan Hepatit-B ve Hepatit-C enfeksiyonlarının önemli bir noktası da bu enfeksiyonlarında önleme yöntemleridir. Hepatit-B aşı ile korunulabilen bir infeksiyondur. Ancak Hepatit-C’nin aşısı yoktur. Demek ki bilmemiz gereken şeyler Hepatit-B ve Hepatit-C farkında olmadan bizlere bulaşabilecek virüslerdir ama biz Hepatit-B için aşılanırsak bu virüsten korunabiliriz” dedi.
Toplumu viral hepatitlere karşı bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla 28 Temmuz’un Dünya Viral Hepatit Günü ilan edildiğini ve bütün dünyada kutlandığını anlatan Viral Hepatitle Savaşım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nurcan Baykam, tüm dünyada insanlara bu virüslerin nasıl bulaştığı, nasıl korunulabileceği anlatılırken, ayrıca insanların özellikle Hepatit-B aşısı konusunda uyarıldığına dikkat çekti.
Dünyada 400 milyon kadar Hepatit-B’li, 170 milyon kadar da Hepatit-C’li hasta olduğunu bildiren Prof. Dr. Baykam, “Ülkemizde 3 milyon kişi Hepatit-B, 600 bin kişi de Hepatit-C ile infekte olarak tahmin edilmektedir. Dolaysıyla ülkemizde orta düzeyde endemik bir ülke tanımlanmaktadır. Dünyada yılda 1.5 milyon kişi Hepatit-B ve Hepatit-C bağlı gelişen karaciğer sirozu ve kanserinden dolayı hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde de karaciğer kanseri ve karaciğer sirozu olanlara baktığımızda en önemli nemli neden Hepatit-B ardından Hepatit-C olduğunu görüyoruz. Hayatımızdaki ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için aşı önem arz etmektedir. Yaklaşık 20 yıldır ülkemizde yeni doğanlar, bebekler Hepatit-B’ye aşılanmaktadır. Dolaysıyla yeni doğanlar Hepatit-B açışından aşılanarak bağışık hale getirilmektedir. Ama bu aşıları yapılmamış kişiler mutlaka kendi durumlarını belirleyip bir doktora başvurup Hepatit-B açısından bağışık mı değil mi buna göre özellikle riskli mesleklerde çalışıyorlarsa yada evlerinde Hepatit-B’li biri varsa mutlaka aşı yaptırmaları gerekmektedir. Diğer taraftan zaten Sağlık Bakanlığı, sağılık otoritesi insandan insana nakledilecek kanları Hepatit-B ve Hepatit-C açısından taramaktadır, test etmektedir. Bu açıdan bu önlem devam etmektedir. Diğer taraftan korunmasız cinsel temas, riskli cinsel temaslarda bu virüslerin yanında birde AIDS’yi koyabiliriz yayılmasına neden olabilir. Bu konularda uyanık ve duyarlı olmak gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
"HEPATİT-B VE HEPATİT-C OLAN BİR KİŞİYİ TOPLUMDAN SOYUTLAMAK BÜYÜK BİR YANLIŞTIR"
Hepatit-B ve Hepatit-C olan kişilerin toplumdan soyutlanmaması içinde çağrıda bulunan Prof. Dr. Nurcan Baykam, konuşmasında şunları kaydetti:
“Hepatit-B ve Hepatit-C bulaş yolları dışında kan ve kan ürünlerinin nakli, vücut senkronizasyonlarının kişiden kişiye açık yaradan yada deriden teması, korunmasız cinsel temas ve gebe anneden doğacak bebeğe bulaş dışında başkan yöntemlerle bulaşmamaktadır. Toplum yaşantısı içerisinde el sıkışmak, aynı kaptan yemek yemek, aynı havuza girmek, konuşmak, yanaktan öpmek gibi temaslarla bu virüsler bulaşmaz. Dolaysıyla Hepatit-B ve Hepatit-C olduğunuz bir kişiyi toplumdan soyutlamak büyük bir yanlıştır. Bu tip bulaş yolların çok iyi değerlendirip bu kişilere karşı damgalama kesinlikle yapılmamalıdır. Bu konuda hem kendimizi hem de çevremizdeki insanları eğitmeliyiz. Gereksiz davranışlara gitmemeliyiz.
Hepatit-B ve Hepatit-C virüsü alındıktan sonra bir kısım hastada taşıyıcı olarak vücutta kalabildiği gibi bazılarında da daha ilerleyici karaciğer hastalıklarına, karaciğer kanseri yada sirozuna neden olabilmektedir.Bu kadar duyarlılığın olmasının nedeni sonrasında yol açtığı önemli karaciğer hastalıklarıdır. Kronik Hepatit-B hastalığı olan bir hasta hiç tedavi verilmezse eğer her 4 hastadan bir tanesi karaciğer kanseri yada sirozu olabilmektedir. O nedenle Hepatit-B ve Hepatit-C için tedavi yöntemleri mevcuttur.
Hepatit-B için tamamen ortadan virüsü kaldırmasa da günde bir tane tabletle uygulanan tedaviler vardır. Uzun yıllar bir kronik tansiyon veya şeker hastası gibi kullanılan haplar vardır. Bunların amacı hastadaki virüsü sıfıra indirmek dolaysıyla karaciğer kanseri ve sirozu olma olasılığını azaltmak. Bu olasılığı yok etmektir. Yine Hepatit-C içinde bu rahatsızlığı ortadan kaldırabilecek çok yeni tedavi yöntemleri de dünyada ve Türkiye’de uygulanmaktadır. Kişiler Hepatit-B ve Hepatit-C enfekte iseler mutlaka doktora giderek gerekli tedavi sürecini başlatmalıdırlar. İlerde karaciğer kanseri ve sirozu gibi bir riskin ortaya çıkmaması için. Bu açıdan tedavilerini uygun şekilde alsınlar.”
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi için ’BTSO Business School’ önerisi Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin, son yıllarda Sapanca’da yapılmasının Bursa’ya haksızlık olduğunu söyleyen Bursa AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İlker Duran, önümüzdeki yıldan itibaren zirvenin tekrar Bursa’ya dönmesi yönünde çağrıda bulundu. Ekonomi alanında pek çok kurum, kuruluş, uzman isim ve yetkilileri bir araya getiren Uludağ Ekonomi Zirvesi, bu yıl 25-28 Nisan 2024 tarihleri arasında Sakarya’nın Sapanca ilçesinde yapılıyor. Adını Uludağ’dan alan zirvenin son yıllarda Sapanca’da yapılmasının Bursa için prestij kaybı olduğunu ifade eden Bursa Afyonkarahisarlı Sanayici ve İş İnsanları Derneği (Bursa AFSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İlker Duran, konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu. Duran, “Uludağ Ekonomi Zirvesi adını Bursa’mızın Uludağ’ından alıyor ama Sakarya Sapanca’da yapılıyor. Zirve neden asıl ait olduğu yer Uludağ’da yapılmıyor?” sorusunu yöneltti. Son 3 yıldır Sapanca’da yapılan Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin, ait olduğu adrese geri dönmesi gerektiğini belirten Bursa AFSİAD Başkanı İlker Duran, “İş dünyasının dikkatle takip ettiği, ekonomi alanındaki tarafları bir araya getiren Uludağ Ekonomi Zirvesi başladığı 2012’den 2019 yılına kadar adını taşıdığı Uludağ’da yapıldı. Daha sonra tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi süreci nedeniyle 2020’de ertelenen zirve, 2021 yılında ise kasım ve mart aylarında online olarak gerçekleştirilmişti. Sonrasında taşıdığı ‘Uludağ’ ismine rağmen zirve, alınan kararla 2022 yılından itibaren Sakarya’nın Sapanca ilçesinde yapılmaya başlandı. Bu yıl da Uludağ Ekonomi Zirvesi yine ekonomi dünyasını Sapanca’da buluşturuyor. Bizler, Bursa iş dünyası olarak bu tezatlığın düzeltilmesini istiyoruz. Herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden Bursa’dan koparılan bu büyük buluşma, tekrar ait olduğu şehre dönmeli. Önümüzdeki yıl Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin, yine Uludağ’da gerçekleştirilmesi adına Bursa AFSİAD olarak, düzenleme komitesine çağrıda bulunuyoruz. Zirve için; Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın Uludağ’daki tarihi Kirazlıyayla Sanatoryum binasını restore ederek şehre kazandırdığı “Bursa Business School” adres olarak değerlendirilebilir. Türkiye’deki tüm oda ve borsaların üst düzey eğitimlerinin verildiği, önemli toplantı ve eğitimlere ev sahipliği yapan Business School, Uludağ Ekonomi Zirvesi’ne layıkıyla ev sahipliği yapacaktır. Bu konuda tüm Bursa’yı, zirveyi organize eden taraflara çağrıda bulunmaya davet ediyorum. Uludağ Ekonomi Zirvesi ait olduğu şehre geri dönmelidir” ifadelerini kullandı.
İstanbul Bakan Fidan: “Irak’ın bölge ülkeleri ile entegre bir ülke olmasını arzu ediyoruz” Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Winston Peters ile bir araya geldi. Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliğinde yapılan görüşme sonrası gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Irak’ın yıllardır çatışmalarla, istikrarsızlıkla anılan bir ülke değil, kalkınma hamleleriyle, elindeki potansiyeli kullanan siyasal istikrar ve bölge ülkeleri ile entegre bir şekilde barışçıl Komşuluk ilişkileri içerisinde olan bir ülke olmasını bir her zaman için arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliğinde Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Winston Peters ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sonrası ikili düzenlenen toplantıda gündeme ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı. “Terörle mücadele gibi tehditlerin olduğu alanlarda işbirliğimizi ilerletecek” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak ziyareti ile ilgili sorulan soruya cevap veren Fidan, “Cumhurbaşkanımızın 22 Nisan’da yaptığı Bağdat ve Erbil ziyaretleri gerçekten Türkiye Cumhuriyeti Irak İlişkileri açısından tarihi öneme haiz olmuştur. Bu ziyaret öncesinde çok sistemli ve yoğun bir çalışma gerçekleştirmiştir. Bizim, özellikle Cumhurbaşkanımızın Irak vizyonunda belli parametreler var. Bunların başında Irak’ın yıllardır çatışmalarla, istikrarsızlıkla anılan bir ülke değil, kalkınma hamleleriyle, elindeki potansiyeli kullanan siyasal istikrar ve bölge ülkeleri ile entegre bir şekilde barışçıl Komşuluk ilişkileri içerisinde olan ir ülke olmasını bir her zaman için arzu ediyoruz. Bu vizyon doğrultusunda, bizler neler yapabiliriz, hep bunun arayışı içerisinde olduk. Bu ziyarette ve öncesinde yapılan çalışmalar, hem tehditleri hem fırsatları aynı anda masaya yatıran her ikisine de sistemli, kurumsal, kalıcı çözümler getirme amacı taşıyan bir ziyaretti. Öncesinde yapılan çalışmalarda başta terörle mücadele olmak üzere su konusu, enerji konusu ve kalkınma yolu konusunda temel anlaşma metinlerinin prensipte karara bağlanması konusu fevkalade önemliydi. Cumhurbaşkanımızın ziyareti esnasında 26 anlaşma imzalandı. Bunlar; ekonomi, enerji, terörle mücadele, su, gümrük ticareti gibi çok çeşitli alanlarda imzalanan anlaşmalardı. Biz bundan sonra hem terörle mücadele gibi tehditlerin olduğu alanlarda işbirliğimizi ilerletecek, hem de kalkınma yolu gibi çok somut projelerle 2 ülke arasındaki ilişkileri daha iyi bir noktaya taşıyacağız. Erbil ziyaretinde Cumhurbaşkanımız bölgesel yönetime destek mesajını yenilemiştir. Orayla olan komşuluk ve dostluk ilişkimiz fevkalade önemlidir. Aynı zamanda Cumhurbaşkanımız Erbil ve Bağdat arasındaki iyi istikamette seyretmesi konusunda önem vermektedir. Bu iki şehir arasındaki ilişkinin iyi olması federal başkentte bölgesel yönetimin ilişkilerinin iyi olması hem ülke istikrarı için hem de bölge güvenliği için önemli” dedi. Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda Türkiye ve ortakları arasında yoğun bir işbirliği olduğunu belirten Bakan Fidan, “Diğer taraftan Gazze ile ilgili soruya cevaben şunları söyleyebilirim bu konudaki çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Hem Türkiye olarak hem de uluslararası toplum da bölgesel ortaklarımızla yaptığımız çalışmalar her geçen gün diplomatik mevzi insani mevzi kazanarak savaşımıza, mücadelemize devam ediyoruz. Bunların bir kısmı kamuoyunda görünüyor bir kısmı görülmüyor. Özellikle devlet aktörleriyle yaptığımız çalışmalar gerçekten önemli bir yer tutuyor. Filistin’in devlet olarak tanınması konusunda Türkiye ve ortakları arasında yoğun bir iş birliği var. Hafta sonu Riyad’a yapacağımız ziyarette de işbirliği teşkilatı Arap ligi tarafından oluşturulan temas grubunun diğer üyeleriyle bir araya geleceğiz. Başka ülkelerle de bir araya gelip özellikle Filistin devletinin tanınması konusunda başka neler yapılabilir onunla ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz. Daha önce de söyledim eğer biz Filistin devleti başta olmak üzere önemli siyasal adımlar atmada uluslararası toplumu harekete geçirmekte başarısız olursak bu yaşadığımız 3. Gazze savaşı, ki en vahşi olanı, ne son olacak? Dolayısıyla bizim kalıcı çözüm getirmek için var gücümüzle çalışmamız gerekiyor. Diğer taraftan mevcut vahşetin durması insani yardımların sağlanması için de mevcut dostlarımızla, müttefiklerimizle, uluslararası toplumla çok alanda çalışıyoruz. Birleşmiş milletlerde arkadaşlarımız gece gündüz çalışıyorlar, siyasi açıdan inanılmaz insanı bir çaba var. Sizin de gördüğünüz gibi dünya başkentleri ayağa kalkmış durumda. Bir önceki basın toplantısı vesilesiyle söylediğim gibi artık İsrail’in Gazze’ye işgali ve oradaki insanları öldürmesi, şehit etmesi, 35 bin insanın kanına girmesi meselesi ve işgale olan direniş artık İsrail ve Filistin arasındaki savaş olmaktan çıkmış dünyada ezenle ezilenlerin mücadelesi haline dönmüştür. Uluslararası sistemin kurucularıyla uluslararası sistem tarafından ezilen ve dışlanan aktörler arasındaki mücadeleye everilmiştir” şeklinde konuştu. “iki devletli bir çözümü desteklemeye devam ediyoruz” Filistin konusunda 2 devletli bir çözümü desteklediklerini ifade eden Winston Peters ise,“Çanakkale ve bu 100 yıldan daha uzun bir süre önce gerçekleşen olaylar genç bir ülke için felaketti. Bu felaket, şu anda bir ulus devlete dönüştü. Çok güçlü bir siyasi politika, dış politikayı da takip etti. Bu bize tek bir mesaj veriyor. Bu bölgedeki cömertlik, Mustafa Kemal Atatürk’ün bize göstermiş olduğu cömertlik çok takdir ediliyor Yeni Zelanda halkı tarafında. Filistin Devleti ile ilgili olarak biz çok uzun zamandır iki devletli bir çözümü desteklemeye devam ediyoruz. Ancak bunu savaşın bugün sona ermesi çağrısını da tekrar ediyoruz. Bunu kalıcı bir barış için gerçekleştirmek istiyoruz. Geçici bir şey değil, 5-6 ay sonra tekrar gerçekleşecek bir çatışma değil, kalıcı bir çözüm olması gerektiğini düşünüyoruz. Filistin Devleti ile ilgili olarak ülkelerin büyük bir kısmından farklı düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
Bursa Başkan Bozbey, "İnegöl mobilyasını dünyada tanıtmak hepimizin sorumluluğudur" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Türkiye’nin en köklü mobilya ve dekorasyon fuarı olan ve bu yıl 50’ncisi düzenlenen Uluslararası İnegöl Mobilya Fuarı’nı (MODEF) ziyaret etti. Bozbey, "İnegöl mobilyasını dünyada tanıtmak hepimizin sorumluluğudur" dedi. Türkiye’nin önemli mobilya üretim merkezlerinden biri olan İnegöl İlçesinde düzenlenen fuar, yurt içi ve yurt dışından gelen mobilya profesyonellerini bir araya getirdi. 171 firmanın yeni sezon ürünlerini sergileme imkanı bulduğu fuarı ziyaret eden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, fuar alanındaki esnafı gezerek fuarın hayırlı olması temennisinde bulundu. Mobilya üretiminde çalışan tüm emekçileri ve firma yetkililerini tebrik ederek söze başlayan Başkan Bozbey, “Dile kolay 50 yıldır gerçekleşen, gelenekselleşmiş bir fuardayız. Mobilya denilince artık akla sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da değil, dünyanın birçok yerinde İnegöl geliyor. İnegöl, Bursa’nın çok önemli bir ilçesi. Fuarlar aracılığıyla İnegöl mobilyasını dünyada tanıtmak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü İnegöl mobilyasını tanıttığımız sürece ihracat artacaktır. İhracat arttığı sürece de hem kentimiz hem de ülkemiz kazanacaktır” diye konuştu. Firma sorumlularının İnegöl mobilyasını tanıtmak noktasında duyarlı ve özverili olduğunu belirten Başkan Bozbey, kent yöneticileri olarak arzu ettikleri ve hedefledikleri hizmetleri yerine getirmekten sorumlu olduklarını ve bu manada yapılması gereken çalışmaları takip edeceklerini ifade etti. İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Başkanı Yavuz Uğurdağ, fuarı ziyaretlerinden dolayı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e ve Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Teşkilatı’na teşekkür etti. Tüm esnafa hayırlı işler dileklerinde bulunan Başkan Bozbey, firma yetkilileri ve fuarı ziyarete gelen vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.