GENEL - 15 Şubat 2017 Çarşamba 12:14

Domlar ötekileştirilmekten rahatsız

A
A
A
Domlar ötekileştirilmekten rahatsız

Diyarbakır ve çevresinde sayıları 15 bini bulan Domlar ve Romanlar, özellikle Güneydoğu ve çevresinde yaşadıkları ayrımcılık nedeniyle zor zamanlar geçiriyor. Tüm olumsuzluklara rağmen bayrak için canlarını feda etmeye hazır olduklarını belirten Domlar, devletten yardım bekliyor.
Tam tarihi bilinmemekle birlikte, Hindistan’dan tüm dünyaya yayılan, Domlar’ın Güneydoğu’da yaklaşık 100 bin nüfusa sahip olduğu tahmin ediliyor. Çoğunluğu hala göçebe olan bir kısmı kente yerleşik hayata geçen Domlar ve Romanlar, temel geçim kaynakları olan sokak müzisyenliğini de uzun bir süredir yapamaz duruma geldi. Yaşadıkları bölgede bazen, üzerlerine atılan iftira nedeniyle zorluk çeken Domlar ve Romanlar, yaşadıkları zor şartların düzeltilmesini bekliyor.
Kültürleri ve yaşadıkları zorluklarla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Diyarbakır Domlar ve Romanlar Gençlik Spor Kulübü Kültür Derneği Başkanı Mehmet Demir, kendilerinin bu derneği 2007’de kurduklarını kuruluşundan beri de derneğin başkanlığını sürdürdüğünü söyledi. Diyarbakır Domlar ve Romanlar Gençlik Spor Kulübü Kültür Derneği’nin açılışına İngiltere, Amerika dahil 36 ülkeden araştırmacı ve davetlilerin geldiğini belirten Demir, dernekle birlikte Diyarbakır ve çevresinde yaşayan yaklaşık 15 bin Dom ve Roman’a ulaştıklarını kaydetti. Eskiden kendi imkanlarıyla, kültürleri ile geçimlerini sağladıklarını aktaran Demir, bu şekilde kendilerine göre çok güzel bir hayat yaşadıklarını dile getirdi.

“Nereye gitsek hep hırsız damgası yiyorduk”
Tarih boyunca hep göçebe yaşadıklarını hatırlatan Demir, konuşmasına şöyle devam etti:
“Biz göçebe yaşıyorduk, kervanımızı bir köyün kırsalına koyduğumuz zaman köylüler alışkındı, bir hırsızlık olayı olduğu zaman, birbirlerinin eşyalarını çalıyorlardı sabah kalktıklarında çingeneler gelmiş kesin onlar yapmıştır diyorlardı. Artık tat kalmamıştı, nereye gidiyorsak hep bize hırsız diyorlardı. Çocuklarımız köye gidiyordu, bütün köy çocukları toplanıp bizimkilere taş atıyorlardı, köpekle üzerlerine saldırıyorlardı. Biz artık dayanamayacağımız noktaya geldik, sonra yavaş yavaş yerleşmeye başladık. Biz de insanız, biz de bu vatanın çocuğuyuz, biz de bu devletin çocuğuyuz, biz de bu bayrağın altında yaşıyoruz, biz de bu milletin içinde yaşıyoruz. Yerleşik hayata geçtiğimizde de sorunlarımız bitmedi. Hep iftiraya uğradık. Adamlar birbirlerini vuruyorlar, öldürüyorlar sonra bizim üzerimize atıyorlar suçu.”

“Yukarıda Allah, aşağıda devletimize sığınıyoruz”
Tarihin her döneminde çok sıkıntılar çektiklerini anlatan Demir, şöyle konuştu:
“Yukarıda Allah aşağıda da devletimizden bir beklentimiz var. Devletimiz bize sahip çıkmazsa, gençlerimize sahip çıkmazsa bunların durumu çok kötüdür. Hepsi perişan halde ve gün geçtikçe berbat olacak her şey. Yok olacağız, bize gözü kesenler de çocuklarımızı zorla ellerimizden alıp götürecekler. Keşke bize eski kültürümüzü verseler biz yeri öperiz. Eskiden biz çoluk çocuğumuzu aç bırakmıyorduk, kimseye muhtaç olmuyorduk. Haftada bir düğüne gitseydik yeterdi artardı bile bizim için. 4 dönemdir dernek başkanıyım, hep mücadele ediyorum ki bize bir yer verilsin. Devlet bize nereyi layık görürse biz oraya gitmeye hazırız. En azından iftiraya maruz kalmayacağız ve ötekileştirilmeyeceğiz. Bizim de artık imkanlarımız olsun, okulumuz olsun bizim de çalışabilecek bir yerimiz olsun.”

“Bayrağımız uğruna can vermeye hazırız”
Domlar ve Romanların bayrak uğruna canlarını vermeye hazır olduğunu vurgulayan demir, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim çocuklarımız da okuyor, bunlar da Türk evladıdır. Bizim çocuklarımız da Türk bayrağının altında yaşıyor, bunlar da bu vatanın çocuğudur. Ülkemize herhangi bir tehdit olduğunda biz de savaşacağız tıpkı dedelerimizin savaşacağı gibi, biz de bu kanı dökeceğiz, biz de Türk bayrağımıza sahip çıkacağız, kellemiz bayrağımızın uğrundadır, bu ayrımcılığın sebebi nedir. En çok ayrımcılığa maruz kaldığımız yerler Diyarbakır, Güneydoğu’nun çevrelerinde yaşadık. Köylere gidiyoruz kovuyorlar, şehirlere geliyoruz yine kovuyorlar, peki biz nereye gideceğiz? Evet 15 bin nüfus Diyarbakır’da var fakat çevrede 100 binin üzerinde nüfusumuz var. Bunların çoğu göçebe geziyor, ne yapacağız.”

MEKSA Domlara umut olacak
Mesleki Eğitim ve küçük Sanayii Destekleme Vakfı (MEKSA) tarafından hazırlanan Mezopotamya’nın Kalıp Halkı Domlar projesi Avrupa Birliği tarafından kabul edildi. Türkiye’de ilk defa Domlarla ilgili bir proje AB tarafından kabul edilirken, proje sayesinde 150 Dom kadınına mesleki eğitim verileceği öğrenildi. Özellikle el sanatlarına yönelik mesleklerin yer aldığı projede sepet örücülüğü, deri işleme, ipek puşi dokuma ile ilgili atölyeler kurulacak.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bitlis Ahlat’ta ‘Tarihe Damga Vuranlar Haluk Dursun’ anma programı düzenlendi Eski Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun vefatının 5. yılında Bitlis’in Ahlat ilçesinde anıldı. Ahlat ilçesinde Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun anısına “Tarihe Damga Vuranlar Haluk Dursun” anma programı düzenlendi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın katkılarıyla Anadolu Kültür ve Tarih Birliği Derneği tarafından düzenlenen program saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Daha sonra konuşma yapan Bitlis Valisi Erol Karaömeroğlu, “Haluk Dursun’un hatırasına sahip çıkan bu anlamlı program dolayısıyla sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Bugün ülkemizin yetiştirmiş olduğu mümtaz bir ismi anmak üzere buradayız. Prof.Dr.Haluk Dursun’u ebedi aleme uğurlayalı tam 5 yıl oldu. Van Erciş’te kendi aracıyla seyir halindeyken meydana gelen elim bir trafik kazası sonucu maalesef hocamızı 19 Ağustos 2019 tarihinde kaybettik. Kültür birikimi ve hitabetiyle araştırmayı, bildiğini ve gördüğünü meraklısına aktarmayı seven, hayatını görevine adayan bir bilim insanıydı. Ahmet hocamızı bir kez daha rahmetle, özlemle, şükranla yad ediyorum. Değerli ailesine, dostlarına, mesai arkadaşlarına tekrar başsağlığı diliyorum. Rabbim Haluk hocamızdan razı olsun, mekanı ali olsun. Bu anlamlı buluşmanın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Ardından konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Zeynep Yıldız, “Gerçekten bir ideal, ülkü ve niyet uğruna yola koyulanlardandı Haluk hoca ve bugün bizi burada bir araya getirdi. Bunu da yaparken bir mekan ve bellek ilişkisi kurmaya yönelik en önemli noktalardan birinde Ahlat’ta bizleri buluşturdu. Gerçekten nereden geldik nereye doğru yürüyeceğiz duygusunu bize pekiştirebilecek bir noktada bir araya gelmiş olduk” ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy’da, “Ahlatın maneviyatıyla gençliğin enerjisini bir araya getiren bu tarihi ve bu mukaddes şehirde Kubbet-ül İslam’da sizlerle beraber olmaktan tarihe adanmış, adanmış olduğu bir ülküsünde yol yürürken rahmeti rahmana kavuşmuş değerlerimizi anma vesilesiyle sizlerle olmaktan bende kıvanç duyuyorum. Ahlat’ı anlamak, tanımak ve bu değerler etrafında dertlenen Ahmet Haluk Dursun profili, şahsiyetleri, onun etrafında neşet etmiş yetiştirmiş olduğu gençlerin yeniden filizlenmesine iklim oluşturmaktır. Bizim muradımız ve mefkuremiz budur. Siyasetten de, devlet hayatından da anladığımızda budur, bu olmalıdır. Bu sebepten dolayı bugün bu saatte bu salonu dolduran her bir arkadaşım bu atmosferin bir parçası olmuştur. Bu programın hayat bulmasında dertlenerek Ahmet Haluk Dursun hocanın derdini kendine dert ederek yola çıkıp kamu imkanlarıyla bu iş yürümüyorsa milletle yürüyebiliriz, dernekleşiriz diyerek devletimizin kapısını çalarız diyerek yolculuğa başladı. Bugünün anlamını bir bütün halinde program bitene kadar hissedip yaşayalım” şeklinde konuştu. Bitlis Eren Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Ferit İzci ise, “Bizim medeniyetlerimiz başka medeniyetlere benzemez. Bizim medeniyetlerimiz işte böyle şahsiyetler ve gençler üzerine inşa edilmiş ilelebet varlığını devam ettirecek medeniyetlerdir. Başka medeniyetlerin hayal bile edemeyecekleri zirvelere çıkmış olan ecdadın nesilleriyiz. Hayatını bu şekilde mücadeleyle geçiren başta sayın Ahmet hocamız olmak üzere bu ülkede ve coğrafyada yetişmiş değerlerli şahsiyetlere huzurlarınızda saygıyla ve minnet duyuyorum” dedi. Düzenlenen program hakkında gazetecilere açıklamada bulunan Anadolu Tarih ve Kültür Birliği Derneği Başkanı Doğan Güngör, “Kültür ve Turizm Bakan yardımcısıyken çok sevdiği Ahlat’ı ziyaretinin hemen sonrasında geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybeden Prof.Dr.Ahmet Haluk Dursun hocayı anmak, Ahlat’ı anlatmak ve gençlerle hemhal olmka için buradayız. Dernek olarak hocamızı anmak üzere yaptığımız ikinci program. İlkini Çanakkale’de yine tarihimizin müstesna mekanlarından birinde, bugünde Ahlat’ta yaptık” dedi. Anma programına katılan Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un kızı Nilay Dursun’da duygularını şöyle ifade etti; “Babamın hayatının son yıllarında özellikle çok önem verdiği Anadolu Tarih ve Kültür Birliği projesinin yaşatılıyor olabildiğini görmek gerçekten çok mutluluk verici. Yıllar önce babamın vefatından sonra tanıştığım bu değerli ekiple 5.yılında da bu tarz etkinliklerle bir araya gelmeyi sürdürüyoruz. Babamı anmayı, onun öğretilerini, gençlere aktarmaya çalıştığı bilgileri bir arada tekrar hatırlayarak belki yeni kitlelere aktarmaya çalışıyoruz. Bu gerçekten çok önemli. Dolayısıyla bu etkinliklerde desteği olan herkese çok teşekkür ediyorum.” İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü son sınıf öğrencisi Kenan Toprak Çatkın’da, “Ahlat’a ikinci gelişim. Bundan önce de bir program aracılığıyla gelmiştim. Haluk hoca bizde çok önemli ve derin etkiler bıraktı. Zaten bu etkileri panelimizde de anlatacağız” dedi. Yapılan konuşmaların ardından program Anadolu Kültür ve Tarih Birliği Derneği Musiki Grubunun Haluk Dursun’un sevdiği müzikleri seslendirmesiyle devam etti. Arından Ahmet Haluk Dursun hocayla anısı olan çeşitli üniversite öğrencilerin paneli ve BEÜ öğretim üyesi Doç.Dr.Hasan Buğrul’un Ahlat’taki tarihi mezar taşları üzerindeki övgü içerikli yazılar adlı sunumuyla program sona erdi. Anma programı sonunda toplu hatıra fotoğrafı çektirildi. Ahlat Halk Eğitimi Merkezi konferans salonunda düzenlenen anma programına Ahlat Kaymakamı Batuhan Bingöl, Ahlat Belediye Başkanı Yavuz Gülmez, Bitlis İl Emniyet Müdürü Ortaç Şekeroğlu, Bitlis İl jandarma komutanı Tuğgeneral Eyüp Subaşı, bazı kurum amirleri, çok sayıda akademisyen, yazar, eğitimci ve öğrenci katıldı. Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un kaza sonucu vefatı 2019 yılında Malazgirt Zaferi’nin 948. yıl dönümü etkinlikleri öncesi Ahlat’ta gezi ve incelemelerde buluna merhum Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun, buradaki incelemeleri sonrası kara yoluyla Van’a hareket etmişti. Dursun’un içinde bulunduğu araç, Erciş’in Bayramlı Mahallesi yakınlarında kaza yapmış, kazada Ahmet Haluk Dursun hayatını kaybetmişti.
Antalya Otomobil su kanalına uçtu: Öldüğü düşünülen sürücünün yüzerek kaçtığı ortaya çıktı Antalya’da kontrolden çıkıp su kanalına uçan otomobildeki sürücü, kanaldan yüzerek çıkıp olay yerinden kaçtı. Aracın yaklaşık 1 buçuk ay önce satışını yapıp devrinin henüz alınmadığını belirten ruhsat sahibi kadın ise olay yerine geldiğindeki ilk sözü, “Allah’tan içinde kimse yok” oldu. Kazanın görgü şahidi bir genç ise, “Sürücü çok paniklemişti, yüzerek kanaldan çıktı, ardından kaçtı” dedi. Kaza, saat 22.00 sıralarında Kepez ilçesine bağlı Göksu Mahallesi’ndeki Nene Hatun Caddesi ile İbn-i Sinan Sokak kesişiminde meydana geldi. Henüz sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 16 LUB 73 plakalı otomobilin önce kaldırıma çarpıp ardından su kanalına uçtuğunu görenler durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbarın ardından olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Belirtilen adrese gelen itfaiye ekipleri, araçta yaptıkları kontrolde herhangi bir kişinin olmadığını tespit etti. Bunun üzerine görgü şahitlerinin ifadesine başvuran polis, sürücünün araçtan çıktıktan sonra yüzerek kanaldan çıktığını ve ardından panikleyerek kaçtığını belirledi. Trafik polisinin araç plakasından yaptığı sorgulamada, aracın Gülfer Hanedar adına kayıtlı olduğu belirlendi. “Arabayı sattım, parasını aldım ama devrini almadı” Ekiplerin haber vermesiyle kaza yerine gelen Hanedar, aracı Halil isminde bir galerice yaklaşık 1 buçuk ay önce sattığını, parasını almasına rağmen karşı tarafın devrini henüz üzerine almadığını söyledi. Gazetecilere de açıklamada bulunan Hanedar, “Arabayı satmıştım, parasını aldım ancak devrini henüz üzerine almadı. Kaza olunca beni aradılar. Allah’tan içinde kimse yok, ona sevindik. Galericiye satmıştım. Onun sürüp sürmediği de belli değil, ulaşamıyorum da” diye konuştu. Kazayı görenlerden Musa Kont isimli genç ise “Araba aniden fren yaptı ve kanala uçtuktan sonra sürücü yüzerek çıktı. Adam çok panik yapıyordu, sakinleştirmeye çalıştık ama kaçtı gitti” dedi. Polis ekipleri sürücüyü bulmak için çalışma başlatırken, araç çekiciyle su kanalından çıkartılarak otoparka götürüldü.