YEREL HABERLER - 11 Nisan 2012 Çarşamba 15:36

AYVALIK`TA EVİ YANAN KADIN SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ

A
A
A
AYVALIK`TA EVİ YANAN KADIN SİNİR KRİZİ GEÇİRDİ

Balıkesir`in Ayvalık ilçesinde, önceki gün nedeni henüz belirlenemeyen bir evde çıkan yangın, evin tüm eşyasını yakarken, ev sahibi 2 çocuk annesi Sevil Karaişçi (34) ise sinir krizi geçirdi.
İlçenin Kemal Paşa Mahallesi Ferah Sokak`ta bulunan iki katlı evde önceki gün saat 13.30 civarında nedeni henüz belirlenemeyen bir yangın çıktı. İlçede pastane işletmesi ve imalatı ile uğraşan Miray Anaz`a ait olduğu öğrenilen ev, çıkan yangında itfaiyenin zamanında müdahalesine rağmen kül oldu. Anaz`ın, bir süre önce eşinden boşandığı öğrenilen 2 çocuk annesi Sevil Karaişçi`ye kiraladığı evde, çocuklarını okula götürdüğü için kimsenin olmadığı saatlerde çıkan yangında can kaybı olmadı. Yangın mahalline ulaştığında kül olan evden hiçbir eşyasını kurtarılamayan ve ekonomik sıkıntıları olduğu öğrenilen genç kadın sinir krizleri geçirirken, itfaiyenin müdahalesiyle söndürülen yangının nedeni henüz belirlenemedi. Yangınla ilgili soruşturma sürüyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da tekstil sektörünün geleceği ele alındı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Moda ve Hazır Giyim Federasyonu, Güneydoğu Tekstil Sanayi ve İş İnsanları Derneği ile Ekonomi Gazetesi iş birliğiyle düzenlenen "Tekstil ve Hazır Giyim Sektöründe Yeni Konumlanma Arayışı: Diyarbakır Çalıştayı", sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Armen Tekstil ev sahipliğinde, Diyarbakır Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; DTSO Başkanı Mehmet Kaya, MHGF Başkanı Hüseyin Öztürk, GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe, Ekonomi Gazetesi Başdanışmanı Dr. Rüştü Bozkurt, İTÜ Tekstil ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Çalıştayda konuşan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, teşvik politikalarını eleştirerek, çözüm üretme süreçlerinde yerelin görüşlerinin dikkate alınmadığını savundu. Kaya, "Ankara’dan İstanbul’a giderken kendinizi Bolu’da bulursanız, ne kadar hızlı giderseniz gidin hedeften uzaklaşırsınız. Öncelikle yönü doğru kurmanız lazım. Türkiye’de kriz anlarında getirilen çözümlerde de maalesef yön doğru belirlenemiyor" dedi. 2002 yılından bu yana uygulanan teşvik sisteminin hedeflerine ulaşamadığını ifade eden Kaya, "Teşviklerin temel amacı bölgeler arası kalkınmışlık farkını azaltmaktı. Ancak 1. ve 2. bölgeler teşviklerden yüzde 61 pay alırken, 5. ve 6. bölgelerdeki 29 ilin aldığı pay yalnızca yüzde 10’da kaldı. Bu da farkın kapanmadığını, tam tersine büyüdüğünü gösteriyor" diye konuştu. Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB’nin yaklaşık 10 yıl önce kurulduğunu hatırlatan Kaya, bölgede faaliyet gösteren çok sayıda fabrikanın bugün kriz yaşadığını söyledi. İstanbul merkezli yatırımcıların bölgeye gelerek üretim yaptığını belirten Kaya, "Bugün 100’e yakın fabrikanın önemli bir kısmı kapanma noktasına geldi. Sanayi yatırımı bir dükkan açıp kapatmak gibi değildir. İnsanlar büyük sermayeler koyuyor, yıllarca geri dönüş bekliyor. Ancak kısa sürede değişen ekonomik koşullar nedeniyle üretici çıkmazın içine sürükleniyor" ifadelerini kullandı. Bölgedeki tekstil sektöründe ciddi istihdam kayıpları yaşandığını vurgulayan Kaya, "Hedefimiz 20 bin kişilik istihdam oluşturmaktı. Bir dönem 7 bin çalışan seviyesine ulaştık ancak kriz nedeniyle bugün yaklaşık 4 binlere kadar azaldı" dedi. Tekstil sektörünün Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Kaya, sektörün korunması gerektiğini söyledi. Kaya, "Cumhuriyetin kuruluşunda tekstil sektörünün önemli bir rolü vardı. Bu sektör bu toprakların genetiğine işlemiş durumda. Ne yapılırsa yapılsın, tekstil bu ülkede kalmalı" diye konuştu. Türkiye’nin sanayi üretimini destekleyecek güçlü kurumlara sahip olduğunu ifade eden Kaya, kamu kaynaklarının üretim ve sanayi yatırımlarına daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Çalıştayın sektör adına önemli sonuçlar doğuracağına inandığını belirten Kaya, merkezi yönetimin sektör temsilcilerinin önerilerine kulak vermesi gerektiğini kaydetti. Toplantıda konuşan Moda ve Hazır Giyim Federasyonu Başkanı Hüseyin Öztürk, tekstil ve hazır giyim sektörünün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Federasyonun 35 dernek, 12 bin 500 üye ve bölgesel-sektörel sivil toplum kuruluşlarından oluştuğunu belirten Öztürk, 2024 yılında gerçekleştirilen genel kurulda sektörün geleceğine yönelik önemli kararlar aldıklarını hatırlattı. Çalıştayların amacının sektörün sadece kendi içinde değil, dünya ölçeğinde düşünmesini sağlamak olduğunu dile getiren Öztürk, sektörün mevcut sorunlarını sürekli konuşmak yerine geleceğin iş modellerine odaklanması gerektiğini söyledi. İşçi maliyetleri, enerji ve finansmana erişim gibi konuların ötesine geçilmesi gerektiğini belirten Öztürk, "Biz geleceğimizi nasıl inşa edeceğimizi konuşmalıyız. Öğretilmiş yanlışlarla hareket etmeyi bırakıp kendi gerçeklerimizle yüzleşmeliyiz" diye konuştu. Konuşmasının sonunda Diyarbakır’ın önemine de değinen Öztürk, "Diyarbakır sadece kendisi için değil, bölgesi için de büyük anlam taşıyan bir şehir. Bizim için her zaman ayrı bir heyecan ve sevda olmuştur. Bu çalıştayın Diyarbakır için de önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum" dedi. GÜNTİAD Başkanı Şeref Gökçe de, tekstil sektöründe öngörülebilirlik vurgusu yaptı. Tekstil sektörünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve bölgesel kalkınma açısından da stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Gökçe, bölgedeki firmaların artık dünya markalarına üretim yapan güçlü yapılara dönüştüğünü ifade etti. Tekstil sektörünün bugün karşı karşıya olduğu temel sorunun yalnızca maliyetler olmadığını ifade eden Gökçe, üreticinin önünü görmek istediğini söyledi. Gökçe, "Sanayici önünü görebildiği sürece yatırım yapar, istihdam sağlar ve büyür. Bizler destek talep eden değil; rekabet edebileceği sürdürülebilir bir ortam isteyen üreticileriz. Tekstil; istihdamdır, sosyal dengedir, bölgesel kalkınmadır. Fabrikaların ışığı yanıyorsa, bu şehir üretmeye devam ediyor demektir. Güçlü bir tekstil sektörü, güçlü bir bölge demektir" şeklinde konuştu.
Bursa TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı" dedi. Bursa’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasetin yalnızca belirli alanlarla sınırlı olmadığını belirterek, halkın ihtiyaçlarını, fikirlerini ve beklentilerini doğru analiz etmenin siyaset kurumunun temel görevi olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın merkezi sayılabilecek bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, küresel krizlerin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Kurtulmuş, "İsrail’in 3 yıla yaklaşan bir süre içerisinde acımasızca, insafsızca ve bütün insani değerlerden uzak bir şekilde Gazze halkına saldırması, arkasından Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a, Katar’a, birçok farklı ülkelere saldırmasıyla birlikte Ortadoğu’nun bir cehennem çukuruna döndü. Yine benzer şekilde, dünyanın birçok ülkesi arasında ticaret savaşları başta olmak üzere bir takım yeni nesil savaşların ortaya çıktığı, vekalet savaşları üzerinden terör örgütleri vasıtasıyla dünyanın bir çok yerinde de büyük kırılmaların ortaya çıkarıldığı bir dönemi yaşıyoruz" dedi. "Türkiye Yüzyılı’nı güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz" Böylesine zor bir dünyada Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla yol alacağını söyledi. Kurtulmuş, "Böyle bir dünyada alışageldiğimiz şekilde yolumuza devam etmemiz mümkün değildir. Böyle bir ortamda Türkiye olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam etmek, ayaklarımızı her bakımdan sağlam bir şekilde yere basmak ve Türkiye’yi daha ileriye götürecek olan perspektifleri geliştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin yüzyılı olmasını ümit ve temenni ettiğimiz önümüzdeki yüzyılın sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştirilmesinden başka bir şansımız yoktur. Bu coğrafyada, böyle bir ortamda, dünyanın bu kadar büyük gerilimler ve çatışmalar yaşadığı bir yerde kimse Türkiye gibi güçlü bir ülkeye fırsat vermez, alan açmaz, imkan sağlamaz. Bu çerçevede tabir caizse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve dünyanın bu kadar büyük sıkıntılarına rağmen güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturmak için elimizdeki bütün imkanları sonuna kadar kullanacağız. Son zamanlarda iftiharla takip ettiğimiz gibi, Türkiye’nin her alanda yıldızı parlamaktadır. Türkiye bir taraftan savunma sanayi başta olmak üzere yüksek teknolojilerde herkesin dikkatini çeken bir ülkedir. Bir tarafta Türkiye, özellikle Avrupa Birliği’nin, NATO’nun ve birtakım batı ittifaklarının iç gerilimleri yüzünden seviye kaybettiği, mesafe düşürdüğü bir dönemde güvenilir bir müttefik olarak herkes tarafından algılanmakta ve öne çıkmaktadır. Türkiye bir tarafta Asya ve Afrika’nın mazlum milletlerinin sözcüsü, zulmü önlemenin öncüsü olarak ortaya çıkmakta, diğer tarafta da bütün yerkürede yeni bir küresel siyasi mimarinin oluşması için öncülük yapmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin çok daha titiz, çok daha dikkatli ve çok daha cesurca yol almasını zorunlu kılmaktadır. Özgüveni olmayan hiçbir şahsın, özgüveni olmayan hiçbir kuruluşun başarılı olması mümkün değildir" dedi. Türkiye olarak ortak bir hedefte bir araya gelmemiz gerektiğini belirten Kurtulmuş, "2. asırda da güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturuyoruz. Allah’a çok şükür bu noktada büyük mesafeler alıyoruz. Ama daha çok işimiz var. Bunun için içerideki birliğimizi, dirliğimizi kusursuz hale getireceğiz. Bu ülkenin maalesef 1 asırlık cumhuriyet tarihinin yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz, kardeş kavgalarıyla, silahlı çatışmalarla, maalesef terörle, yabancıların önüne açtıkları birtakım vekalet unsurları olan terör örgütlerinin işleriyle Türkiye’nin maalesef 1 asrına kara bulut gibi çöktüler. Bu ülkenin gelişmemesi için ayaklarına prangalar vurdular. Şimdi 2. asrımızın hemen başında, terörsüz Türkiye hedefimizle birlikte önce bu prangalardan kurtuluyor ve Allah’ın izniyle var olan ezeli kardeşliğimizi ebedi bir kardeşlik haline getirmek için canla başla mücadele ediyoruz" diye konuştu. "Terör örgütü şimdiye kadar üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi, bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacaktı" Terörsüz Türkiye’nin sadece elinde silah olanların silahlarını bırakması değil, aynı zamanda insanların gönüllerine ve zihinlerine sokulmaya çalışılan husumetlerin de kaldırılıp atılması anlamına geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bunun için Türkiye bütün dünyada çatışma çözümlerinde örnek teşkil eden bir süreci başlatmıştır. Bildiğiniz gibi geçen sene 5 Ağustos tarihinde başlattığımız Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 21 toplantısı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerimizin katılımıyla ve kararıyla ortak bir komisyon raporu benimsemiş, bir yol haritası benimsemiş ve bu yol haritasıyla da terörün sona erdirilmesi için nelerin yapılabileceği tavsiye edilmiştir. Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda hem elinde silah olanlarına, ’Silahlarınızı bırakın’ çağrısını yapıyor, hem de Türkiye’de yeni bir dönemin kapılarının açılabilmesi için siyasetin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aktif bir şekilde iş yapmasını da bir önemli ödev olarak görüyor. Kimsenin siyasete bir ödev vermesine gerek yoktur. Zaten meclisteki partilerin tamamının ittifakla çıkardığı bir rapor, siyasetin kendi meselesini özümsediği ve bu konuda atacağı adımların ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösteriyor. Ümit ve temenni ediyoruz ki şimdiye kadar silahla Türkiye’de bir şeyler yapmaya kalkan örgütün elindeki silahlarını tamamıyla bırakması ve silahlı dönemin bütünüyle geride bırakılarak Türkiye’nin önündeki demokratik süreçlerin güçlendirilmesidir. Bu çerçevede özellikle Suriye’deki grupların yeni Suriye yönetimiyle entegre olması ve bu entegrasyonun beklediğimiz gibi olumlu bir şekilde seyretmesi de işlerimizi kolaylaştıran bir başka faktördür. Aynı şekilde Amerika ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşla birlikte özellikle İran’da terör örgütü üzerinden onların silahlandırılarak halkın ayaklandırılmaya çalışılması senaryosu da fiyaskoyla sonuçlandıktan sonra artık terör örgütünün silah bırakmaktan başka hiçbir şansı yoktur. Ve söz verildiği gibi, vaat edildiği gibi bu silahlar bırakılacak ve Türkiye’de tam manasıyla kardeşlik hâkim olacaktır" dedi. Terörden medet umanlara seslenen Kurtulmuş, "Bu bölgedeki isimleri lazım değil. Onlarca silahlı terör örgütüne on yıllar boyunca kim, kimler, hangi amaçla, niçin silah verdiler? Hatta birbirine rakip gibi görünen örgütlere, birbirleriyle sahada çatışan örgütlere hem ona hem ona silah verip bunları sahada çalıştırmak. Bu ülkenin çocuklarına akıllı olmak yakışır. Bu ülkenin evlatlarına ortak milli hassasiyetlerimize sahip olmak yakışır. Bu ülkede Türk’ün, Kürt’ün birbirinden farkı yoktur, ayrı bir geçmişi yoktur ve asla ayrı bir geleceği de olmayacaktır" dedi. "Allah’ın izniyle bu sefer kim ne yaparsa yapsın mutlaka sonuç alacağız" diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Terörü Türkiye’nin gündeminden ilanihaye kaldıracağız. Bundan da kurtulduktan sonra kültürü, sanayisi gelişmiş, kültürel alanda büyük mesafeler alan, dünyada itibarı artan, içeride dirliği, birliği sağlamış, terör örgütlerinin vakit kaybettirmesiyle asla vakit kaybetmeyen, ortak hedeflere kenetlenmiş 86 milyonluk bir Türkiye’yi dünyada durduracak hiçbir güç yoktur. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönem Türkiye’nin önlenemez yükselişini yaşayacağımız bir dönemdir. Ayrılığın diliyle konuşanlara müsaade etmeyeceğiz. Dili başka, kalbi başka söyleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Zihinlerinden başka bir şey geçip ellerinden başka bir şey saldır olanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Bizim dilimiz de, gönlümüz de, elimiz de, yürüyüşümüz de birdir. Hepsinin ortak hedefi güçlü, büyük Türkiye için canla başla çalışmaktır."