GENEL - 14 Nisan 2012 Cumartesi 11:32

(ÖZEL HABER) "KÖPEKLER MASUM OLSA DAHİ SAHİPLERİ MASUM DEОİL"

A
A
A
(ÖZEL HABER) "KÖPEKLER MASUM OLSA DAHİ SAHİPLERİ MASUM DEОİL"

Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Funda Yıldır, Türkiye`ye girmesi yasaklanan pitbull köpeklerinin masum olsa dahi sahipleri tarafından şiddete teşvik edildiklerini ve yasaların yeterince caydırıcı olmadığını belirterek, cezaların artması gerektiğini söyledi.
Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Funda Yıldır, pitbull ve benzeri ırklardan olan hayvanların saldırgan olarak eğitildiklerini ve kişilerin bu hayvanlara kendi egolarını tatmin etmek amacıyla baktıklarını ifade ederek, "Bu tür hayvanları bakan insanların sahipleri ile ilgili bir garanti verilemediği için mutlaka bu tür hayvanlar saldırı için alınan hayvanlardır. Pitbulların ülkemize sokulmasından yana değilim. Merdiven altı bakım olması ve denetimin çok az olmasından dolayı son Çevre
Bakanlığı`nın çıkarmış olduğu bir kararla pitbullar toplatılmaya başlandı" dedi.
Bu hayvanların uyutulmasından yana da olmadıklarını belirten Ildır, pitbull ve benzeri ırktan olan köpekler için barınaklar, çiftlikler yapılması gerektiğini fakat çok özgür vahşi yapıya sahip köpeklerin bu barınaklarda ne kadar mutlu olacağının da tartışılması gereken bir konu olduğunu vurguladı. Afganistan`ın Türkiye`den çok geride kalmış bir ülke olmasına rağmen bizden önce konuya çözüm bulduğunu söyleyen Ildır, "Talabani köpek dövüşlerine sıkı çalışmalarla son vermiştir. Bizde bu şekilde sıkı
çalışmalarla kayıt altına alarak, her türlü ihbarı değerlendirerek engelleyebiliriz. Cezalar 3 bin 500 ile 6 bin 500 arasında. Dövüştürülen köpekler yara bere içindeler zaten. Bunlar gerçekten doğduğu vakit masum olan fakat insanlar tarafından saldırganlaştırılan hayvanlar" şeklinde konuştu.
"HAYVAN BAKIMI SERTİFİKA İLE YAPILMALI"
Karşıyaka Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Veteriner Hekimi Çağlayan İnanlı ise, bir türün yasaklanmasından ziyade sorunun temelden çözümünün sahiplendirme ile ilgili katı kurallar getirilmesi olduğunu belirterek, "Bu tür hayvanlara bakacak olan insanların bir sertifika alması gerekiyor. Eğitim gerekiyor. Bir izin sonrasında bakacağı yerde kayıt altına alınması gerekiyor. Pitbullar saldırganlar. Çok iyi ortamlarda baksanız bir başka köpek türüne de saldırganlaşıyor. Sizin yanlış yönlendirmenizle
içgüdüsel olarak, iyi niyetli yetiştirseniz de agresyonlu davranışlara sahip. Bu hayvanların bunlara yatkın olması, ruh sağlığı bozuk insanların cazibe merkezi oluyor. Bu tür insanlara verilmemesi gerekiyor. Pitbull ve benzeri ırk hayvan sahiplerinin mutlaka psikolojik yapılarının eğitimden geçmesi gerekiyor" dedi.
İnanlı, bu konuda caydırıcı cezalar olması ve köpeklerin bakıldığı ortama kadar denetlenmesi gerektiğini ifade ederek, başka türlü bu konunun önüne geçilemeyeceğini söyledi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan: "25-27 sene öncesi hastalarda yüzde 10 olan 5 yıl sağ kalım oranı, ameliyat sonrası şimdi yüzde 50-54’lere çıktı" Acıbadem Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan, Türkiye’de son yıllarda görülme sıklığı artan pankreas, karaciğer ve safra yolları tümörlerinin dünyanın en ölümcül kanserleri arasında yer aldığını belirterek, bu kanserlerde multidisipliner tedavinin son derece önemli olduğunu vurguladı. Acıbadem Maslak Hastanesi’nde hizmete sunulan Acıbadem Üniversitesi Pankreas, Karaciğer, Safra Yolları Cerrahisi Ünitesi’nin açılışında konuşan Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan; pankreas, karaciğer ve safra yolları hastalıklarında tanı ve tedavi sürecinin çoğu zaman birden fazla branşın eş zamanlı değerlendirmesini gerektirdiğini belirterek, "Gastroenteroloji, medikal onkoloji, radyoterapi, radyoloji, girişimsel işlemler, patoloji, anestezi ve yoğun bakım gibi alanların koordineli çalışması; doğru hastanın doğru zamanda doğru tedaviye yönlendirilmesine, tedavinin kişiye özel planlanmasına ve başarı oranlarının yükselmesine katkı sağlamaktadır" dedi. "Organ özelinde uzmanlaşmak ve merkezleşmek önemli" Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan şöyle konuştu: "Biz sadece pankreas, karaciğer ve safra yolları hastalıklarının tedavisini değil, aynı zamanda hastalıkların neden oluştuğunu, nasıl oluştuğunu ve bunun da tedavilerinin de araştırmasını yaptığımız için hepsi bir şekilde bu çatı altında birleşiyor. Biz belirli organlara ve bununla ilgili çeşitli tedavilere ne kadar çok odaklanırsak hastalarımıza o kadar faydalı ve hedefe yönelik bir tedavi sağlamış oluyoruz. Sadece genel cerrahi değil, gastrointestinal sistemin içerisindeki tüm tümörleri ve tedavi seçeneklerinin tamamını aynı derinlikte takip etmek imkânsız. Bu nedenle organ özelinde uzmanlaşma ve merkezleşme önem kazanıyor. Özellikle böyle bir ünitenin, merkez şeklinde hep beraber çalışırsanız çeşitli disiplinlerle, özellikle bazı tümörlerde, kistik tümörlerde kanser olmadan hastaları beraber, gastroenterolog, onkolog, radyoloji ile beraber hastaları takip ederek hastalığı zamanında yakalayıp kanser o kadar çok vahim duruma gelmeden veya oluşmadan yakalayabiliyoruz. Bu da tabi ki böyle bir merkezin çok ciddi avantajı." Günümüzde teknolojide ve tıpta hızlı ilerlemeler sayesinde kanserde tanı ve tedavi yöntemlerinin sürekli güncellendiğini vurgulayan Prof. Dr. Ceyhan şöyle konuştu: "Yani şu an özellikle pankreas kanser tedavisine bakarsak çok ciddi güzel gelişmelerimiz oluyor. 25-27 sene öncesi hastalarda yüzde 10 olan 5 yıl sağ kalım oranı ameliyat sonrası şimdi yüzde 50-54’lere çıktı. Bu şekilde ciddi ilerlemeler yakalayabiliyoruz." "Her yıl 8 bin kişide pankreas kanseri görülüyor" Pankreas kanserinin Türkiye’de her yıl yaklaşık 8 bin kişide görüldüğünü belirten Ceyhan, "Pankreas vücudumuzun tam arkasında olduğu için tümörler çok fazla büyümeden belirti vermiyor. Belirtileri çok fazla olmuyor. En önemli belirtisi hastaların aniden çıkan kan şekeri rahatsızlığının olması ve sarılık olması" diye konuştu. ABD’de pankreas tanısı aldı, tedaviye Türkiye’ye geldi. ABD’de yaşayan 54 yaşındaki Cüneyt Büyükbezci, iki yıl önce gözlerinde ortaya çıkan sarılıkla doktora başvurduğunu belirterek, "Acilde bir görüntüleme ile pankreası saran bir tümör olduğunu öğrendik. Kanser hastası olarak 3’üncü saatin sonunda hastaneden taburcu edildik" dedi. Amerika’da yaşamasına rağmen tedaviyi Türkiye’de sürdürme kararı aldıklarını ifade eden ve Türkiye’de sadece Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan ile görüşerek karar verdiklerini belirten Büyükbezci, "Maalesef Amerika’da doktor çok az ve öz bilgi verir, bilmeniz gerekeni söyler. Sonra yalnız başınızasınız. Özellikle kanser gibi ucu başı belli olmayan, uzun sürece yayılabilecek bir tedavide biz aile olarak doktorla hasta arasındaki ilişki sıcaklığı için de burayı istedik" diye konuştu. "3 kez öldüm öldüm dirildim" Büyükbezci, iki yıllık süreçte tümörün alınabilmesi için küçülmesi gerektiğinden pek çok kez tedavi gördüğünü ifade etti. Tümörün tümden alınabilmesi için küçültmek amacıyla kemoterapi verdiklerini, bu süreçte Güralp Bey ile birlikte pek çok farklı alandaki uzmanın birlikte çalışarak süreci yönettiklerini anlatan Büyükbezci, 3 kez ameliyat masasına yattığını ama ilk ikisinde tümörün yeterince küçülmediğini gördüklerini belirtti. Bu ameliyatlardan sonra küçülmemiş haberinin verilmesinin kendisini üzdüğünü ancak moralini hızla toparladığını söyledi. Tekrarlanan kemoterapiler sonrası 3. ameliyatta ise tümörün ameliyat edilecek kadar küçülmesi nedeniyle, tümörün tümden temizlendiği müjdesiyle ameliyattan çıktığını söyleyen Büyükbezci, her ameliyata aldığında acaba tümör küçüldü mü endişesiyle adeta ölüp ölüp dirildiğini, 3. ameliyat sonrası mutlu haberi aldığını ifade etti. Medikal onkoloji, radyoterapi, gastroenteroloji gibi pek çok alandaki uzmanın bu süreçte önemli rol aldığını ve ameliyat süreçlerinde tüm ekibin tedavi için yoğun bir şekilde çalıştığını söyleyen Büyükbezci, "Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. 1 ay önce hayatımı geri kazandım" dedi. Güralp Bey’in de yaşadığı tıbbi süreç açısından çok nadir bir vaka olduğunu söylemesine karşılık bu süreçten başarıyla çıkmasının hem kendini hem doktorunu çok mutlu ettiğini belirtti. Felç kalma korkusuyla ameliyata girdi Hazal Güngördü ise 27 yaşında çok genç bir yaştayken iş yerinde yaşadığı stres sonrası karın ağrısı şikâyetiyle doktora başvurduğunu belirtti ama doktorlardan duyduğu tanıya inanamadı; pankreasta ortaya çıkarak damarlara yapışan bir tümör vardı. Bu tanı karşısında şok olan Hazal Güngördü, bir çok doktora giderek görüş aldı. Başvurduğu hekimlerin kötü bir tablo çizdiğini vurgulayarak, tedavi konusunda umutlu cümleler duymadığını ve endişesinin daha da arttığını belirtti. Güngördü, "Hep açınca göreceğiz’ denildi. Yüzde 50 felç kalma riskim olduğu söylendi. Birçok organın alınma ihtimali dahi bana söylenmişti" dedi. Sonuçlarının bu kadar kötü olması, Hazal Güngördü tedavi kararını düşündürürken bir gün aniden evinde fenalaşması nedeniyle evine yakın olan Acıbadem Maslak Hastanesi’ne geldiğini anlattı. Karşısına çıkan doktor Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan oldu. Almanya’da büyüyen ve cerrah olan doktorunun, Türkiye’ye yeni dönmesi, hatta ilk ameliyat hastasının da kendisi olması kafasını karıştırdı. Hemen araştırmalara başladı. Tıbbi geçmişini inceleyen ve kendisiyle iyi bir hasta-hekim diyaloğu kuran Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan’da ameliyat kararı aldığını ve hocanın tümörü damarlardan adeta kazıdığını söyledi. Ameliyattan çıkmasını bekleyen ailesinin de felç olma endişesini aklından çıkaramayıp büyük bir endişe yaşadıklarını belirten Güngördü, "Çok şükür hiçbiri olmadı. Pankreası çevreleyen ve bütün vücuduma yapışmış bir lezyon vardı. Birçok organ alınabilirdi ama iyi huylu çıktı. Temizledikleri için sapasağlam ayakta kalmamı sağladılar" dedi.
Kars Kars’ta kayak sezonu Nisan’a uzadı Sarıkamış Kayak Merkezi’nde son günlerde etkili olan yoğun kar yağışıyla birlikte pistlerdeki kar kalınlığı 200 santimetreyi aştı. Bölge, beyaz örtüyle kaplanırken sezonun Nisan ayı ortalarına kadar uzatılması planlanıyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkili olan soğuk hava dalgası ve aralıksız devam eden kar yağışı, Kars’ın Sarıkamış ilçesinde kayak severleri sevindirdi. Özellikle yüksek kesimlerde kar kalınlığının 2 metreyi aşması, pistlerin kalitesini artırdı. Yetkililer, mevcut kar seviyesinin hem amatör hem de profesyonel kayakçılar için ideal şartlar sunduğunu kaydetti. "Sezon Nisan ortasına kadar sürebilir" Normal şartlarda Mart ayı sonunda hareketliliğin azaldığı merkezde, bu yıl yoğun kar yağışı sayesinde sezonun Nisan ayı ortalarına kadar devam etmesi öngörülüyor. Otel işletmecileri ve turizmciler, sezonun uzamasının bölge ekonomisine de önemli katkı sağlayacağını ifade ediyor. Sarıkamış’ta bulunan Çamkar Otel Genel Müdürü Kemal Sönmez, "Son günlerde yağan yoğun kar sebebiyle yukarıda pistlerimizde kar seviyesi 200 santimi aştı. Bu sebeple bölgeye yoğun bir talep var. Önümüzde bayram zaten, bayramda da bölge otelleri olarak çeşitli indirim ve kampanyalar düzenlendik. Yani her bütçeye uygun konaklamalarımız mevcut, alternatiflerimiz mevcut, kayakseverleri bu güzel kristal karlar diyarında kayak yapmanın keyfini çıkarmaya davet ediyoruz" dedi. "Kristal kar ve sarıçam ormanları" Sarıkamış, "kristal kar" olarak bilinen özel kar yapısıyla Türkiye’nin önde gelen kayak destinasyonları arasında yer alıyor. Sarıçam ormanları arasında uzanan pistler, hem güvenli hem de doğal bir kayak deneyimi sunuyor. Toplam pist uzunluğu ve farklı zorluk derecelerindeki parkurlar, her seviyeden kayakçıya hitap ediyor. "Turizmde hareketlilik bekleniyor" Son kar yağışının ardından rezervasyonlarda artış yaşandığı belirtilirken, hafta sonu için doluluk oranlarının yükseldiği bildirildi. Özellikle çevre illerden ve büyük şehirlerden gelen ziyaretçilerin yoğunluk oluşturması bekleniyor. Yetkililer, kayak severleri pist kurallarına uymaları ve güvenlik ekipmanlarını eksiksiz kullanmaları konusunda uyardı. Sarıkamış’ta beyaz sezonun Nisan ortasına kadar sürmesi beklenirken, bölge kış turizmi açısından hareketli günler yaşamaya hazırlanıyor.