GENEL - 17 Nisan 2012 Salı 20:04

GÖRMEZ: "CAMİLER BİZİM BAОIMSIZLIK SİMGEMİZ"

A
A
A
GÖRMEZ: "CAMİLER BİZİM BAОIMSIZLIK SİMGEMİZ"

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, camilerin sadece ibadet merkezi değil, aynı zamanda birlik ve sevgi mekanları olduğunu ifade ederek, "Camiler bizim bağımsızlık simgemiz. Yeryüzünde camiyi, ezanı, mabedi, İstiklal Marşı`na yerleştirmiş nadir milletlerdeniz" dedi.
`Kutlu Doğum Haftası` etkinlikleri kapsamında düzenlenen etkinliklere katılmak üzere Adana`ya gelen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, merkez ilçe Sarıçam`da müftülüğün yeni hizmet binasının temel atma törenine katıldı. Vali Hüseyin Avni Coş, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Zihni Aldırmaz ve İl Müftüsü Arif Gökçe ile birlikte katıldığı törende konuşan Görmez, camilerin imarının, en az inşası kadar önemli olduğunu söyledi.
Kur`an-ı Kerim`de insanın yaradılış gayesini anlatan pek çok ayetin olduğunu dile getiren Görmez, "Yüce kitabımızda; `Allah sizi topraktan yarattı ve sizden yeryüzünü imar etmenizi istedi` yazıyor. Yeryüzünü imar etmek; bina yapmak, gökdelen dikmek anlamına gelmiyor. Yeryüzünü imar etmeye; insanların kalplerini ve yürüklerini imar etmekle başlamak gerekiyor. Yeryüzünde mescitleri ancak `Ahiret Günü`ne dosdoğru namaz kılanlar ve Allah`tan başka hiçbir şeyden korkmayanlar iman edebilir. Kur`an, cami ve
mescitleri imar etmekten söz ediyor, inşa etmekten bahsetmiyor" diye konuştu.
"ASIL İŞ CAMİ İNŞAA ETMEKLE DEОİL, İNŞAATTAN SONRA BAŞLIYOR"
"Asıl iş cami inşa etmekle değil, inşaat sonrasında başlıyor" diye devam eden Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak gereken maddi ve manevi desteği sağlayacaklarını, ancak burada Adanalıların vereceği destek ve sunacağı katkının da önemli olduğunun altını çizdi. Görmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İnşaat işi bittikten sonra imar işi başlayacak. İmar işi çocuklarımızla gençlerimizle, eşlerimizle, ailelerimizle biz bu camii şenlendirmeye, mamur etmeye geldiğimizde ibadet etmeye geldiğimizde imar etmeye başlamış oluruz."
"CAMİLER SADECE İBADET MEKANI DEОİL, BİRLİK MEKANLARI"
Camilerin sadece ibadet mekanları değil, aynı zamanda birlik mekanları olduğunu kaydeden Görmez, insanların camilerde kalplerini birleştirdiğini anlattı. Görmez, "Aslında inancımıza göre yeryüzü bize mescit kılınmıştır ve temiz olan bütün toprağın üzerine biz secde edebiliriz. Peki camide neden bir araya geliyoruz? İbadetle birlikte yüreklerimizi, kalplerimizi birleştirmek için. Saflarımızı sık ve düzgün tutmak, kardeşliğimizi pekiştirmek için bir araya geliyoruz. Camiler bizim bilgi mekanımız. Biz
rabbimizi öğreniyoruz. Peygamberimizi, dinimizi, imanımızı, dünyamızı ve ahretimizi öğreniyoruz. Camilerimiz aynı zamanda bizim sevgi mekanlarımız. Birbirimizi sevmeyi, varlığı, tabiatı, kainatı sevmeyi orada öğreniyoruz. Camiler aynı zamanda bizim bağımsızlık simgemiz. Yeryüzünde camiyi, ezanı mabedi istiklal marşına yerleştirmiş nadir milletlerdeniz" diye konuştu.
"DİN BİR İHTİYAÇ, DİYANET İŞLERİ DE TOPLUMUN KALKINMASI İÇİN ÖNEMLİ"
Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ise, dinin bir ihtiyaç, diyanet hizmetlerinin de toplumun manevi kalkınması için önemli olduğunu belirterek, din hizmetinin doğru kanallardan sağlanmasının öneminde değinen Coş, "Hepimizin suya ihtiyacı var. Eğer belediye sağlıklı su hizmeti getirmezse, herkes elindeki kapla bulduğu çeşmeden ihtiyacını karşılar. Bu suyun temiz olup olmadığına bakılmaz. Diyanet hizmetleri de böyledir. Güvenli kaynaklardan temin edilmediği zaman, insanlar güvenirliği tartışılabilecek
alanlardan bunu gidermeye çalışır. Bu hizmetlerin topluma en güzel ve doğru şekilde ulaştırılması lazım" ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Vali Coş, Büyükşehir Belediye Başkanı Aldırmaz, butona basarak temel atımını gerçekleştirdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 14 yaşındaki Güner’in öldüğü kazaya ilişkin davada sanık 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı Ankara’da 19 Şubat’ta aracıyla 14 yaşındaki Elif Güner’e çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık, 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılarak tahliye edildi. Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Yasin Aloğlu, maktule Güner’in annesi Tuğba Güner, babası Dündar Güner ve kardeşi Arda Güner ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, duruşma salonunun yetersizliği sebebiyle basın mensupları ve izleyicilerin salona alınmayacağını ifade etti. Söz alan sanık Aloğlu, istemeden böyle bir kazaya sebep olduğunu belirterek mahkemeden tahliyesini istedi. Güner ailesi ise sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından kararı açıklayan mahkeme, sanık Aloğlu’nun "Bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan 4 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vererek, tahliyesine hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Çankaya ilçesinde 19 Şubat’ta saat 20.00 sıralarında Turan Güneş Bulvarı’nda yolun karşısına geçmeye çalışan 14 yaşındaki Elif Güner’e, iddiaya göre yüksek hızla ve makas atarak ilerleyen Yasin Aloğlu idaresindeki otomobil çarpmıştı. Çarpmanın etkisiyle ağır yaralanan Güner, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın ardından Güner’in hayatını kaybetmesine ilişkin Aloğlu hakkında "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılması talebiyle iddianame hazırlamıştı. İddianame, Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.
Kocaeli Sürgün gemilerinin yanaştığı son kıyıda buluşup atalarını andılar Çarlık Rusyası tarafından 1864 yılında yurtlarından koparılarak Osmanlı topraklarına göçe zorlanan Kafkas halkları, Çerkes Sürgünü’nün 162. yılında Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Babalı Sahili’nde anıldı. Atalarının karaya ilk ayak bastığı noktada buluşan vatandaşlar, Karadeniz’e karanfiller bırakıp Nart ateşi yakarak büyük acıyı bir kez daha paylaştı. Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle; Kocaeli Kafkas Kültür Derneği öncülüğünde kurulan "Anma Komitesi" tarafından organize edilen programa, Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar katıldı. Abaza, Adige, Çerkes ve Ubıh gibi Kafkas boylarının yaşadığı büyük acıyı hafızalarda taze tutmayı ve günümüzdeki zorunlu göçlere karşı vicdan çağrısı yapmayı hedefleyen etkinlikler gün boyu sürdü. Anma etkinlikleri ilk olarak İzmit Fevziye Parkı’ndaki Sürgün Anıtı’nda Kur’an-ı Kerim tilaveti ve anıta karanfil bırakılmasıyla başladı. Ardından Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği otobüslerle yola çıkan kortej, sürgün yıllarında hayatını kaybedenlerin defnedildiği Kandıra Karaağaç Mezarlığı’nda dualar okudu. "Yas tut ey Çerkes, onlar için" Etkinlikte konuşan Ketenciler Çerkes Kültür Derneği Başkanı Birgül Özkanlı, tarihin bu karanlık sayfalarının unutulmaması gerektiğini belirterek, "Denizlerde yok olup gidenleri aklına getir, tarihe ağır kara sayfa olarak geçenleri. Anaların toprağa dökülen gözyaşlarını, babaların düşman ordusuna siper olan göğüslerini... Yas tut ey Çerkes, onlar için" ifadesini kullandı. Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Başkanı İbrahim Uygun da 162. yılına giren büyük felaketi anmak için toplandıklarını aktararak, "Bu sürgün yollarında ve savaşlarda canını kaybeden onurlu atalarımızın ruhlarını rahmetle yad ediyorum" diye konuştu. "Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş" Katılımcılardan Abdülkadir Özpehlivan, dedesinin sürgün sırasında yaşadığı bir anıyı paylaşarak, şunları kaydetti: "Atıyla limana gelmiş ancak atını bırakmak zorundaymış. Son anda atının yularını çıkarmış, kenara koyup onunla vedalaşarak gemiye binmiş. Gemi yaklaşık bir saat hareket etmeden beklemiş, at ise durmadan sahilde koşarak sahibini kaybetmenin paniğini yaşamış. Gemi hareket ettikten sonra da at denize dalıp arkalarından çırpınmış. Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş." Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Abdullah Köktürk ise Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın selamlarını ilettiği konuşmasında, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak Çerkes sürgününü anmanın önemine değindi. "Her sene buradayız" Törene katılan vatandaşlardan Ömer Aydın, Babalı Sahili’nin Çerkes toplumu için çok anlamlı olduğuna dikkati çekerek, "Burası 1864 sürgününde atalarımızın karaya çıktığı ilk noktalardan bir tanesi. Burada her yerde bir gözyaşı, her yerde bir anı var. Aşağıdaki mağaraya sığınmışlar, orada atalarımızdan kalma yazılar var. Her sene buradayız. Ben Kafkasya’yı da görmüş biri olarak, aynı hüznün orada da olduğunu söyleyebilirim. Bu ağıtlar içimizdeki duyguları dışa vuruyor, duygulanıyoruz" ifadelerini kullandı. Programın en duygu yüklü anları ise Babalı Sahili’nde yaşandı. Katılımcılar, atalarının karaya çıktığı Karadeniz sularına karanfiller bıraktı. Tören, meşaleli yürüyüş ve Kafkas halklarının sönmeyen direnişini, dirilişini ve kültürel varlığını simgeleyen geleneksel Nart ateşinin yakılmasıyla sona erdi.
Ankara Sahte e-imza davasında karar çıktı: Elebaşı Ziya Kadiroğlu 116 yıl 3 ay hapis cezası aldı Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla 29’u tutuklu 286 sanık hakkında açılan davada karar çıktı. Mahkeme, elebaşı Ziya Kadiroğlu’nu 116 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi bu celse kararı okuyacağını ifade etti. Kararı açıklayan mahkemece 257 sanık hakkında mahkumiyet, 29 sanık hakkında beraat kararı verildi. Suç örgütü kurucusu ve lideri olduğu belirtilen Ziya Kadiroğlu, 116 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, örgüt yapılanması içerisinde yer aldıkları belirtilen sanıklar hakkında da farklı oranlarda hapis cezaları verdi. Buna göre; Sanıklar Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan, Mıhyeddin Yakışır ve Yalçın Maraşlı 94 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanıklardan Ali Çiçekli 86 yıl 6 ay, Taner Dağhan 53 yıl 7 ay, Yaren Özkarakaş 44 yıl 9 ay, Gülseren Üstün 40 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Ayrıca Fuat Tanış Arslan 38 yıl 5 ay, Oğuz Deniz 31 yıl 5 ay, Oğuzhan Ercan 36 yıl 11 ay ve İbrahim Akyüz 31 yıl 5 ay hapis cezasına mahkum edildi. Dosya kapsamında tutuklu bulunan 29 sanıktan 15’inin, örgüt lideri ve üyeleriyle birlikte hükümle beraber tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Diğer 14 sanık hakkında ise mahkeme, hükümle birlikte tahliye kararı verdi.