GENEL - 18 Nisan 2012 Çarşamba 13:59

GAZİANTEP`DE ÖLDÜRÜLEN DOKTOR İÇİN TRABZON`DA SAОLIK ÇALIŞANLARINDAN KINAMA

A
A
A
GAZİANTEP`DE  ÖLDÜRÜLEN DOKTOR İÇİN TRABZON`DA SAОLIK ÇALIŞANLARINDAN KINAMA

Gaziantep`te görev yaptığı hastanede bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Ersin Arslan`ın öldürülmesine tepkiler sürüyor.
Trabzon`da yapılan açıklamalarla olay protesto edilirken, sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda hizmet verir hale gelmeleri için gereken tedbirlerin alınması istendi.
Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği önünde hastane başhekimi Prof. Dr. Ekrem Algün`ün de hazır bulunduğu basın açıklamasında olay şiddetle kınanırken, basın açıklamasını yapan Acil Servis Doktoru ve Trabzon Tabib Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Osman Bulut`un tepki olarak beyaz doktor önlüğü giymemesi dikkat çekti. Hastalara hep ana, bacı, kardeş gözüyle baktıklarını belirten Bulut "Gaziantep`de yaşanan olay bizleri derinden üzmüştür. Doktor Ersin kardeşimize Allah`tan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz. Bu ülkede bir beyin kolay yetişmiyor ancak çok kolay harcanabiliyor. Bu ve buna benzer olaylar çok sık yaşanmaya başladı. Biz doktorlar bugüne kadar hastalarımıza hep ana, bacı, kardeş gözüyle baktık. Ancak malesef bazen bizleri arkadan bıçaklayanlar, silahla saldıranlar ve darp edenler oldu. İnsanlar bizlerden takdiri ilahinin önüne geçebileceğimizi azrailin görevlerini kısıtlayabileceğini sanmasınlar. Farkındaysanız kimse doktor olduğumu farketmesin diye önlüğümü giymeyerek kendimi korumak adına önlüksüz çalışıyorum. . Dün öldürülen Ersin kardeşimiz evli ve eşi 4 aylık hamileydi. Artık hastane girişlerine , otellerde bazı resmi kurumlarda olduğu gibi güvenlik çenberinin olmasını istiyoruz" dedi.
Karadeniz Sağlık Kuruluşları (KASKUDER) Başkanı ve Trabzon Özel İmperial Hastanesi Genel Koordinatörü Dr. İrfan Coşkun ise bir açıklama yaparak olayı kınadıklarını söyledi. Dr. İrfan Coşkun, "Gaziantep`te göğüs kalp damar cerrahisi uzmanı olarak görev yapmakta olan meslektaşımızın görev başındayken bir hasta yakını tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürülmesini şiddetle kınıyoruz. Bu olay, sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarının geldiği aşamanın ve toplum önünde sürekli tartışılıp, statüsü düşürülen hekimliğin getirildiği son noktanın en ağır sonucudur. Gidişat hekimlerde olduğu kadar sağlık hizmetlerinde de olumsuzluğa yol açacak şekilde endişe vericidir. Gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını ve suçluların en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyoruz. Şehidimizin yakınlarına ve tüm tıp camiasına başsağlığı diliyorum" diye konuştu.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Tevfik Özlü ise olaydan büyük üzüntü duyduklarını belirterek hekimler ve sağlık çalışanlarının, sürekli şiddete uğrama baskısı altında görev yapmaktan kurtarılarak güvenli bir ortamda hizmet verir hale gelmeleri için gereken tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.
DR. ERSİN ARSLAN KTÜ TIP FAKÜLTESİ MEZUNU
Başhekim Özlü, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Fakültemiz mezunu ve Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi`nde görev yapan ve geçtiğimiz hafta ameliyatına girdiği hastanın hayatını kaybetmesi üzerine, 85 yaşındaki hastanın torunu tarafından bıçaklanan meslektaşımız göğüs cerrahisi uzmanı Dr. Ersin Arslan vefat etti. Bu menfur olay nedeniyle kamuoyumuza olayla ve sağlık çalışanlarına yönelik yaşanan benzer şiddet eylemleriyle alakalı olarak endişe ve tepkilerimizi açıklama gereği duydum. Bilinmelidir ki, şiddet kimden, kime karşı ve hangi nedenle olursa olsun asla kabul edilemez. Bu menfur olayı kınıyorum. Hekim, ameliyat ettiği her hastasının iyileşeceğini garanti edemez. Hekimin istediği hastaya şifa verme gücü yoktur.Hekimin eğer böyle bir gücü olsaydı, hiçbir hekim, hiçbir hastasından bunu esirgemezdi. Hiç olmazsa kendinden esirgemezdi ve hekimler ölümsüz insanlar olurlardı. Ama ne var ki, hekimler de hastalanırlar ve ölürler. Hekim, sadece yapılması gerekeni, kanıta dayalı olarak yapmakla yükümlüdür. Tıbbi müdahaleler bazen istenildiği gibi sonuç doğurmayabilir. Hasta iyileşmeyebilir, kötüleşebilir, kaybedilebilir. Bu hekimin hatalı olduğunu göstermez. Bazı hastalıkların seyri, tedaviye rağmen değişmeyebilir ve ölümle sonuçlanabilir. Eğer hekimin bir kusuru olduğundan kuşkulanılıyorsa, bunun için yapılması gerekenler bellidir. Hiç kimse ihkak-ı hak yapamaz. Her ölen hastanın karşılığında hekimi öldürülmekle cezalandırılsaydı, hekimlik diye bir meslek olmazdı. Şiddet, asla bir hak arama yolu değildir, suçtur. Bu tür olayların hak ettiği cezaya çarptırılmaması, benzerlerinin yaşanmasına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle söz konusu olayla ilgili hukuki süreçlerin en hızlı ve adil biçimde işletilmesi hususunda Tabip Odası başta olmak üzere tüm meslek örgütlerimiz ve meslektaşlarımızın, Dr. Arslan`ın yakınlarıyla tam bir dayanışma içerisinde gereken desteği vermemiz gerektiğine inanıyorum.Son olarak, hekimler ve sağlık çalışanlarının, sürekli şiddete uğrama baskısı altında görev yapmaktan kurtarılarak, güvenli bir ortamda hizmet verir hale gelmeleri için gereken tedbirlerin alınması gerektiğini de ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Öte yandan 28 yaşındaki Göğüs Cerrahi Uzmanı Dr. Ersin Arslan, Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi`nde görevi başındayken 17 yaşındaki M.G tarafından bıçaklanarak ağır yaralanmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.
17 yaşındaki M.G`nin hayatını kaybeden kanser hastası dedesinin ölümünden sorumlu tuttuğu için Dr. Ersin Arslan`ı bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilmiuşti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep Büyükşehir’den doğum sürecine destek için ebe eşliği modeli Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nce "Ebe desteğiyle sağlıklı gebeler sağlıklı nesiller" sloganından hareketle hazırlanan proje hayata geçiriliyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Üniversitesi ve İŞKUR iş birliğinde, Gaziantep Valiliği koordinasyonuyla "Ebe Süreklilik Bakım Modelinin Maternal ve Neonatal Klinik Sonuçlara Etkisi: Belediye Temelli Paralel Gruplu Randomize Kontrollü Çalışma" başlıklı proje hayata geçiriliyor. Hizmete alınacak projede, aynı ebenin gebelikten lohusalığa kadar eşlik ettiği bakım modeliyle sezaryen oranlarının düşürülmesi, doğum korkusunun azaltılması ve doğum memnuniyetinin artırılması hedefleniyor. Gaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Semra Akköz Çevik’in yürütücülüğünü üstlendiği projede, gebelik, doğum ve lohusalık sürecinde aynı ebenin kadına eşlik ettiği bakım modelinin sonuçları incelenecek. "Ebe desteğiyle sağlıklı gebeler sağlıklı nesiller" sloganından hareket ederek hazırlanan projede, son yıllarda artan sezaryen oranları, doğum korkusu (tokofobi - doğuma yönelik yoğun korku), travmatik doğum deneyimleri ve doğum sonrası depresyon gibi kadın merkezli bakım ihtiyacını artıran başlıklar incelemeye alınıyor. Bu anlamda Dünya Sağlık Örgütü’nün süreklilik temelli ebe bakımını önerdiği ve bu modelin müdahaleli doğum oranlarını azaltabileceğine işaret ediliyor. Araştırma kapsamında, gebeliğin 16-27’nci haftaları arasında bulunan ve belediye kadın sağlığı merkezine kayıtlı 120 gebe çalışmaya dahil edilecek. Katılımcılar, 60 müdahale ve 60 kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılacak. Gebelere haftalık 90 dakika eğitim ve danışmanlık programı sunulacak Müdahale grubunda yer alan gebelere, 8 hafta boyunca haftada bir gün 90 dakika süren ebe liderliğinde eğitim ve danışmanlık programı uygulanacak. Programda doğum fizyolojisi (doğumun doğal işleyişi), doğum korkusuyla baş etme, nefes ve gevşeme teknikleri, doğum pozisyonları, ağrı yönetimi, baba-partner katılımı, emzirme ve doğum sonrası psikolojik uyum başlıkları ele alınacak. Ayrıca gebelere aynı ebe tarafından doğum öncesi takip sağlanacak, doğumda eşlik edilecek ve lohusalık döneminde iki ev ziyareti gerçekleştirilecek. Katılımcılara telefonla 7 gün 24 saat ulaşılabilirlik imkanı sunulacak. Amaç, müdahaleli doğum oranlarını azaltmak Çalışmanın birincil sonucu sezaryen oranı olarak belirlenirken, müdahaleli doğum oranı, preterm doğum (erken doğum), doğum süresi, doğum korkusu düzeyi, doğum memnuniyeti ve doğum sonrası depresyon ikincil sonuçlar arasında yer alıyor. Ölçümler, başlangıçta, gebeliğin 36-38’inci haftalarında ve doğum sonrası 6’ncı haftada yapılacak. Elde edilecek verilerle, belediye temelli ebe süreklilik bakım modelinin etkinliğinin ortaya konulması ve sezaryen oranlarının azaltılmasına yönelik stratejilerin geliştirilmesi hedefleniyor. Proje çıktıları doğrultusunda toplum temelli ebe danışmanlık sisteminin güçlendirilmesi ve politika öneri raporu hazırlanması planlanıyor. Ebelik okuyan öğrenciler, gebelerin doğum sürecine eşlik edecek Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin yaptığı açıklamada "Ebelerle birlikte, sağlıklı gebeler ve sağlıklı nesiller" sloganının çok önemli bir projeyi içerisinde barındırdığımı belirterek, "Ailelerimizin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için anne sağlığı çok önemli, bebek sağlığı çok önemli, gebenin sağlığı çok önemli. Üniversitemize çok teşekkür ediyorum. 3. sınıf öğrencilerimizden başlamak üzere her gebenin bir ebesi olacak. Aynen aile hekimi gibi düşünün ve o süreci takip edecek. Doğum sonrası 6 hafta boyunca da takip edecek" dedi. Programa katılmak isteyen öğrenciler İŞKUR’a başvuracak İşgücü Uyum Programı (İUP) projesinin Cumhurbaşkanlığı Staj Programı’nın İŞKUR’a katıldığını hatırlatan Başkan Fatma Şahin, "İUP programına ben de katılmak istiyorum diyen 3’ncü sınıf ebe öğrencilerinin 31 Mart’a kadar İŞKUR’a başvurması gerekiyor. Başvuran öğrencilerimizin içerisinde biz gebelerimizle birlikte çalışmaya başlayacağız. Biz de belediye bünyesinde bu projeyi destekleyen bir dijital yazılım hazırlayacağız. Bir takip sistemi koyacağız. Bunu talep eden öğrencilerimizle bunu talep eden gebelerimizi bir araya getirdikten sonra hocalarımız eğitime başlayacaklar. Günün sonunda ebesiyle, gebesiyle, çocuğuyla huzurlu bir neslin devamı olacak" diye konuştu.
Elazığ FÜ’de Nevruz Bayramı coşkuyla kutlandı Nevruz Bayramı, Fırat Üniversitesi tarafından düzenlenen şenliklerle coşkulu bir şekilde kutlandı. Baharın müjdecisi olan Nevruz Bayramı, Fırat Üniversitesi tarafından düzenlenen şenliklerle coşkulu bir şekilde kutlandı. Üniversitenin 50. Yıl Parkı’nda gerçekleştirilen etkinliğe; Vali Yardımcısı Ömer Faruk Ateş, Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Belediye Başkan Yardımcısı Nazif Bilginoğlu, İl Emniyet Müdürü Adnan Karayel, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Alpaslan Doğan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Kaygusuz, Genel Sekreter Prof. Dr. Sinan Akpınar, fakülte dekanları, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Nevruz’un birlik ve kardeşlik duygularını pekiştiren önemli bir kültürel miras olduğunu vurgulayarak, Türk milletinin köklü medeniyet anlayışına dikkat çekti. Göktaş, kış mevsiminin sona erip doğanın yeniden canlandığı bu özel günün; dirilişin, bolluğun ve bereketin sembolü olduğunu ifade etti. Ayrıca Türklerin, gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart tarihini yılın başlangıcı olarak kabul ederek bu günü binlerce yıldır "Nevruz" yani "Yeni Gün" adıyla kutladığını belirtti. Etkinlikte söz alan Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Shabnam Farzali ise Azerbaycan’da Nevruz’un yalnızca bir mevsim değişikliği olmadığını; aynı zamanda sevgi, barış ve umut dolu bir yeniden başlangıcın simgesi olduğunu ifade etti. Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ve protokol üyeleri tarafından yakılan Nevruz ateşiyle kutlamalar başladı. Üniversite yöneticileri, akademisyenler ve öğrenciler, ateşin üzerinden atlayarak ve demir döverek Nevruz’un geleneksel ritüellerini yerine getirdi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte, bayram coşkusu hep birlikte yaşandı.
Kahramanmaraş Muhsin Yazıcıoğlu, vefatının 17. yılında Keş Dağı’nda anıldı Kahramanmaraş’ta 17 yıl önce helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişi, kazanın meydana geldiği Keş Dağı’nda anıldı. Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybeden BBP’nin Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, vefatının 17. yılında sevenleri tarafından Keş Dağı’nda dualarla anıldı. Düzenlenen anma programına BBP Genel Başkan Yardımcısı Bülent İspir, BBP Kahramanmaraş İl Başkanı, parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda dualar edildi. Programda konuşan İspir, "Bugün 25 Mart. Bundan 17 yıl önce, tam da burada gördüğünüz bu dağlarda Muhsin Yazıcıoğlu başkanımız helikopterinin düşmesi sonucu hayatını kaybetti. O günden bugüne, her yıl bu zorlu hava şartlarına rağmen buraya gelerek anma programı düzenliyoruz. Tüm kamuoyuna, özellikle yetkili makamlara buradan bir kez daha sesleniyoruz. Rahmetli Genel Başkanımız istikamet sahibi, davasına sadık bir liderdi. Vatanı ve milleti uğruna gerektiğinde kendi hayatını feda etmekten çekinmedi. Bizler de onun emanetine sahip çıkmaya çalışırken, Genel Başkanımız Mustafa Destici ile birlikte bu kutlu davayı sürdürmek için elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam ediyoruz. Bundan sonra da aynı azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz, inşallah" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ Hızlı müdahale su kesintisini önledi Tekirdağ’da Sarılar içme suyu ana isale hattında meydana gelen arıza, TESKİ ekiplerinin gece boyunca süren müdahalesiyle vatandaşlara yansıtılmadan giderildi. Tekirdağ’ın içme suyu ihtiyacını karşılayan iki ana isale hattından biri olan Sarılar hattında yaşanan arıza üzerine TESKİ ekipleri kısa sürede bölgeye sevk edildi. Ekipler, arızanın tespiti, kazı çalışmaları, onarım süreci ve hattın yeniden devreye alınmasını sabaha kadar süren koordineli ve teknik bir çalışmayla tamamladı. Ana hat üzerindeki arızaya anında müdahale edilirken, alternatif hatlar ve basınç düzenlemeleri devreye alınarak abonelere su kesintisi yaşatılmadı. Yapılan titiz çalışma sayesinde arıza büyümeden kontrol altına alınırken, vatandaşların günlük yaşamının olumsuz etkilenmesinin de önüne geçildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, içme suyu hattında meydana gelen arızanın hızlı müdahaleyle vatandaşlara hissettirilmeden giderildiğini belirterek, altyapı hizmetlerinde sürekliliğin öncelikleri olduğunu ifade etti. Başkan Yüceer, "Sarılar İçme suyu ana isale hattımızda meydana gelen arızaya ekiplerimiz anında müdahale etti. Yapılan planlı ve koordineli çalışma sayesinde vatandaşlarımıza su kesintisi yaşatmadan sorunu kısa süre içerisinde çözdük. Hemşehrilerimizin günlük yaşamının etkilenmemesi bizim için son derece önemli. Bu nedenle ekiplerimiz 7 gün 24 saat sahada görev yaparak muhtemel arızalara anında müdahale ediyor. Vatandaşlarımız çoğu zaman fark etmese de arka planda yoğun bir çalışma yürütülüyor. TESKİ ekiplerimiz arızayı büyümeden kontrol altına alarak alternatif yöntemler üzerinden su akışını sürdürdü ve onarım işlemini kısa sürede tamamladı. Böylece herhangi bir kesinti yaşanmadan hizmet devam etti. Konu ile bizzat ilgilenerek ekiplerin koordinesini sağlayan TESKİ Genel Müdürümüz Dr. Onur Özgül başta olmak üzere sahada görev yapan tüm ekiplere özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Vatandaşların kesintisiz ve sağlıklı içme suyuna ulaşabilmesi için altyapı yatırımlarımızı ve bakım çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz" dedi.
Ankara Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Yılmaz, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Yılmaz, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Yılmaz, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.