POLİTİKA - 19 Nisan 2012 Perşembe 17:13

MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL`IN BASIN TOPLANTISI

A
A
A
MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ VURAL`IN BASIN TOPLANTISI

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, tutuklu milletvekillerinin durumuyla ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın `AK Parti`nin sorunu değil` dediğini belirterek, "Elbette değil bu milli irade sorunu. Engin Alan tutuksuz yargılansın dendiği zaman Başbakan bunu AK Parti`nin sorunu olarak görmüyor. Bu tipik darbeci zihniyet" dedi.
Vural, Meclis`te düzenlediği basın toplantısında, TBMM Başkanı Cemil Çiçek`in, tutuklu milletvekillerinin durumuyla ilgili olarak grup başkanvekilleriyle toplantıyı değerlendirdi. Vural, "Meclis Başkanın oluşturduğu böyle bir inisiyatif varken, Başbakan Erdoğan `AK Parti`nin sorunu değil` diyor. Elbette değil bu milli irade sorunu. Bunlar demokrasiyi sadece kendilerin açısından ele alıyorlar" dedi.
YSK`nin BDP`li milletvekili adayları ile ilgili veto yetkisini kullandığını hatırlatan Vural, "O zaman hepinizin ağzı iki karış açıldı. `Demokrasiye uygun değil` diyen siz değil misiniz? Ama şimdi milletvekillerinin tutuklu olması konusunda `bu benim sorunum değil` diyor" diye konuştu.
Leyla Zana`nın hızlandırılmış yargı yoluyla cezaevinden çıkartıldığını, Sebahat Tuncel`in tutukluyken milletvekili olunca serbest kaldığını ve AK Parti`nin de bunlara sevindiğini belirten Vural, "Engin Alan tutuksuz yargılansın dendiği zaman Başbakan bunu AK Parti`nin sorunu olarak görmüyor. Bu tipik darbeci zihniyet. İyi darbe, kötü darbe. Onun için 12 Eylül olduğu zaman karyolanın altına saklandı" dedi.
Çiçek`in Salı Günü Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunan Vural, "Madem senin sorunun değil, Meclis Başkanı niye çağırıyor seni?" diye sordu.
"ALAN, ÇANAKKALE`DE AYAОA KALKMADIОI İÇİN ÇIKMASINI İSTEMİYOR"
Başbakan Erdoğan`ın MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan için `Çanakkale`de, ben orada iken ayağa kalkmadı, içeri de tıkıldı, hak ettiğini buldu` dediğini söyleyen Vural, "Onun için çıkmasını istemiyor. Hukuk mukuk yok onun için hukuk, guguk" dedi.
BDP`li tutuklu milletvekillerinin durumuyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Vural, "Demokraside şiddet ve silah olmaz. MHP olarak, Anayasa`nın 14. maddesindeki hassasiyetlerin dikkate alınması gerektiğini söylüyoruz" dedi.
Barzani`nin Türkiye ziyareti ile ilgili olarak da Vural, "Barzani kim? Irak`ın Kuzeyindeki bir yönetimin başındaki kimse. Altına kırmızı halı döşeyenler, Dolmabahçe`de görüşenler, `Kandil`de niye besliyorsun?` diye niye sormuyorlar. Görünen o ki bu coğrafyada, 4 parçalı bir Kürdistan`ın oluşması için Recep Tayyip Erdoğan göreve soyunmuş" dedi.
"28 ŞUBAT AKP`NİN EBESİ"
28 Şubat soruşturması kapsamında bugün başlatılan ikinci dalga ile ilgili de Vural, 21 Şubat 1997`de ABD`de Çevik Bir`in de katıldığı toplantıda, `Erbakan`dan sonra kim olabilir?` diye bir değerlendirme yapıldığını ve `Erdoğan`ın potansiyelinin yüksek olduğu`nun söylendiğini anlattı. Vural, "28 Şubat oluyor. Erbakan hedefte. 28 Şubat, AKP`nin ebesidir" dedi.
Başbakan Erdoğan`ın mal varlığında 1,5 trilyon liralık bir artış olduğu yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Vural, "Türkiye gelişiyor, kalkınıyor. Sayın Başbakan da bu kalkınmadan pay almışsa bunun yadırganacak tarafı yok. Bu Türkiye`nin geliştiğini gösterir. Emekli büyümüyor, işsiz artıyor, bunlar önemli değil" diye konuştu.
Bir gazetecinin, `Sizde artış oldu mu?` sorusuna da Vural, "Pek yok, satış dönemine girdik. Bize pek yansımıyor ama Allah`a şükür imkanlarımız iyi" karşılığını verdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Aksaray’da 15 bini kaçak 20 bin su kuyusu geleceğin tarımını tehdit ediyor Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da 15 bini kaçak toplam 20 bin su kuyusu bulunurken, günü kurtaran kontrolsüz su kuyuları geleceğin tarımını tehdit ediyor. Tarım ve hayvancılık sektöründe Türkiye’de isminden söz ettiren Aksaray’ı, son yıllarda ciddi anlamda artış gösteren ve bilinçsizce kullanılan su kuyuları tehdit ediyor. Nüfusunun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehir genelinde 15 bini kaçak olmak üzere toplam 20 bin su kuyusu bulunurken, özellikle vahşi sulamayla yapılan ürün beslemeleri, kuyu derinliğini her geçen yıl daha da aşağıya çekerek suların tükenmesine neden oluyor. Aksaray’da çiftçilerin 20 bin kuyuyla üretimi devam ettirdiğini belirten Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, üreticilerin az su isteyen üretim modeline geçmeleri gerektiğini söyledi. 2011 yılında Otomatik Sayaç Okuma Sistemleri’nin (OSOS) yürürlüğe girdiğini ancak uygulanmadığına değinen Aydın, "Bölgemizde 5 bini ruhsatlı 15 bini kaçak toplam 20 bin kuyu var. Bu kuyularla insanlarımız yonca ve mısır ekip geçimini sağlıyor. Ancak bunlar kesinlikle denetim altına alınmalı. 2011 yılında çıkan ve mevcut kuyulara sayaç takılması sistemi olan OSOS var. Fakat bu 2011 yılından beri uygulanmıyor. Bu 20 bin kuyuyla insanlarımız mısır ve yonca ekiyorlar. Burada devletimiz bu sistemi değiştirerek yonca ve mısır yerine arpa ve buğday ektirerek ürün desenini değiştirmeli. Az su isteyen ürünler yapılmalı. Çiftçimiz 20 bine yakın kuyuyla tarımı sürdürüyor. Dolayısı ile son dönemlerde kuraklık olması nedeniyle de ürünlerde rekolte düşüyor, çok su çekiliyor ve kuyular da buna bağlı olarak derinleşiyor. Çiftçilerimiz bu 20 bin kuyuyla bugünün tarımını yapıp günü kurtarıyorlar ama ileriki aşamayı düşündüğümüzde tarımı öldürüyorlar. Çünkü artık 20-30 yıl sonra hiç su kalmayacak" dedi.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta kopan kaya parçası otomobile isabet etti: 2’si ağır 4 yaralı Kahramanmaraş’ta seyir halindeki bir ailenin bulunduğu otomobile yamaçtan kopan kaya parçasının isabet etmesi sonucu 2’si ağır 4 kişi yaralandı. Aile, bölgede gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını istedi. Kaza, Onikişubat ilçesi Kazma Bağları Kum Ocağı mevkiinde meydana geldi. İddiaya göre, 33 yaşındaki Muhammed E., 2 kardeşi ve 1 komşusuyla birlikte 46 AEF 859 plakalı aracıyla Maksutlu Mahallesi’ne gitmek üzere yola çıktı. Muhammed E., Kum Ocağı bölgesinden geçildiği sırada, alanda çalışan bir kepçenin hareketiyle yamaçtan kopan büyük bir kaya parçası aniden yola yuvarlandı. Kaya parçası, seyir halindeki aracın ön camını kırarak içeri girdi. Kazada sürücü Muhammed E., araçta bulunan komşusu İsmail D. ve 2 kardeş yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri ilk müdahaleyi yaptıktan sonra yaralıları ambulanslarla hastaneye kaldırdı. Sürücü Muhammed E. ve İsmail D.’nin durumunun ağır olduğu, 2 kardeşinin ise hafif yaralandığı öğrenildi. Kazayla ilgili inceleme başlatılırken, aile üyeleri bölgede daha sıkı güvenlik önlemleri alınmasını talep etti. "Neden hala önlem alınmıyor" Sürücü Muhammed E.’nin kuzeni İbrahim E., alanda çalışan iş makinesinin önlem almadığını ve çalışma yaparken kaya parçasının koptuğunu söyleyerek, "İki tane ağır yaralı, iki tane hafif yaralı yaralımız var. Ve iş makineleri gördüğünüz gibi halen çalışmaya devam ediyor. Hiçbir şekilde önlem alınmadı. Hastamız komada şu an. Yaşam mücadelesi veriyor ve hiçbir şekilde hala bir önlem alınmamış bir şekilde burada çalışıyor. Sorumlulara hiçbir şekilde bir şey sorulmadı. Bizim amacımız adalet yerini bulsun. Ve hiçbir şekilde sorumlular dahi gelip bir geçmiş olsun dileklerini dahi iletmediler. Neden hala önlem alınmıyor. Ve üstten aşağı görüyorsunuz hala taş yuvarlıyorlar. İş makineleri hala çalışıyor" dedi. "Yaşam savaşı veriyor" Hala Ayşe Ekşi ise yeğeninin üzerine eve giderken kaya parçaları düştüğünü kaydederek, "İş makinesinin çalışması nedeniyle kaya düştü. Ne bir önlem var ne bir şey var. Hiçbir şey yok Hala iş makineleri çalışıyor. Yaşam savaşı veriyor" diye konuştu.
Elazığ Babasını öldüren ve annesini yaralayan sanık çocuk mahkemede tüm detayları anlattı: Elazığ’da geçtiğimiz yıl, silahla babasını öldüren ve annesini yaralayan sanık çocuk, mahkemede tüm detayları anlattı. Olay, 1 Haziran 2025 yılında Palu ilçesine bağlı Yeni Mahalle’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 16 yaşındaki K.K. güvenlik korucusu babası Gençosman K.’ya ait silahı alarak ateş etmeye başladı. Olayda baba Gençosman K. olay yerinde hayatını kaybederken, anne G.K. ise yaralandı. K.K. ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada, anne Gülhan K., avukatlar ve yakınları hazır bulunurken tutuklu sanık K.K. ise, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle, davaya katıldı. "Ateş ettikten sonra elim silahta kilitli kalmış" Olayı anlatan K.K., "Olay günü saat 4.30 gibi kuzenimle sohbet ediyordum. Kız kardeşim beni aradı ’abi çabuk buraya gel’ dedi. Evin kapısının önüne vardığımda evin içerisinden çığlık sesleri geliyordu. Kardeşim ’bırak annemi’ diye bağırıyordu. Eve girince misafir odasının kapısı kapalıydı. Kapıyı açınca babamın annemin boğazını sıktığını gördüm. Kardeşimde ’annem öldü’ diyerek çığlık atıyordu. Dolabın içerisinden silahı aldım. Odanın kapısını açtım duvara doğru ateş ettim. Bir anda gözlerim kararmaya başladı. Hedef gözetmeksizin duvarı hedef alarak ateş ettim. Olayı tam olarak hatırlamıyorum. Bir el ateş ettikten sonra elim silahta kilitli kalmış. Gerisini hatırlamıyorum. Amacım silah sesiyle babamı korkutmaktı vurmak değildi. Böyle olmasını bende istemezdim. Babam yıllarca anneme şiddet uyguluyordu" dedi. Babasının silahtan korkan biri olmadığını aktaran K.K., "Silah sesinden korkar diye ateş ettim. MTS tip 2 rahatsızlığım var. İçinde kaç tane mermi var diye şarjörü açıp bakmadım. Sonrasında hastalığım sebebiyle gözüm karardı. Bu aşamadan sonra kaç el veya nereye doğru ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Kedime geldiğimde annem yerde yatıyordu. Babam da yerde yatıyordu. Annem boynunu tutarak bana doğru geliyordu. İlk atış değdi mi bilmiyorum. Ateş ederken aramızda 3 veya 5 metre kadar mesafe vardı. Silahı bırakarak annemin yarasına bastırdım ve 112’yi aradım. Annem ve babam için ambulans istedim. Dışarı çıktığımda ambulans gelmemişti. Annem yengem ve ben hastaneye gittik. Babam o sırada içeride yatıyordu. Sonrasında polisler gelip müdahale etti" diye konuştu. "Annem boşanmak istiyordu fakat babam kabul etmiyordu" K.K. ifadesinin devamında, "Babam uzun zamandır anneme şiddet uygulardı. Silahı sıktıktan sonra babam annemin boğazını bıraktı mı bırakmadı mı bilmiyorum. Hatırlamıyorum. Olay günü kullandığım ilacı almıştım. Ağır bir ilaç olduğundan dolayı kendime hakim olamıyorum. Çok pişmanım böyle bir şey olmasını istemezdim. Babamı öldürmek istemezdim. Babam kuvvetli bir adamdı onu ayırmak isteseydim de ayıramazdım. Babamla aram çok iyiydi. Annemle babamı ayırmaya çalıştığım zamanlarda beni de vuruyordu. Ben asla ’annemin boğazını sıkıyordu bende kafasına sıktım’ demedim. Olaydan bir iki ay önce annem boşanmak istiyordu fakat babam kabul etmiyordu. Olaydan sonra silahı temizlemedim" dedi. "Eşim bir gece oğlumu boğmaya çalışmıştı onu kurtardım" Şiddetli geçimsizlikleri olduklarını aktaran anne G.K. ise "O gün banyoda temizlik yaparken eşim bana beddua etmeye başladı, bizde tartıştık. Bana ’Allah belanı versin ölmeni istiyorum. Annen veya baban ölsün’ dedi. Bende ezan okunuyor Allah sorar dedim. Mutfakta tartışma devam etti. Sandalyeyle bana vurmaya çalıştı kızım araya girdi. Beni misafir odasına iteledi, kızıma ’telefonu ver polisi arayacağım’ dedim. Ben öyle deyince daha çok sinirlendi boğazıma yapıştı. O esnada silah sesi duydum boynumda bir acı hissettim ne olduğunu anlayamadım. Eşim yere düştü o sırada kapıda oğlumu gördüm. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendimi koridora attım. Oğlum bana müdahale etti. O an vurulduğum için şoka girmiştim. Eşime ondan dolayı müdahale edemedim. Silah her zaman dolabın içindeydi. Şarjörü he zaman doluydu. Eşim bir gece oğlumu boğmaya çalışmıştı onu kurtardım. Bu olay bir ay öncesinde olmuştu. Ben oğlumdan şikayetçi değilim. Ben eşimden boşanmak istiyordum fakat kendisi kabul etmiyordu" ifadelerini kullandı. İfadelerin ardından mahkeme, eksik hususların giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi.