YEREL HABERLER - 19 Nisan 2012 Perşembe 15:37

NAZİLLİ TÜRK OCAОI`NDAN KUTLU DOОUM KONFERANSI

A
A
A
NAZİLLİ TÜRK OCAОI`NDAN KUTLU DOОUM KONFERANSI

Türk Ocakları Derneği`nin Nazilli Şubesi tarafından Kutlu Doğum Haftası nedeniyle Hz. Peygamber (s.a.v.)`in ``˜Eğitimci Kişiliği` konulu konferans düzenlendi. Nazilli Belediye Tiyatro Salonunda gerçekleştirilen konferansa 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Veli Öztürk konuşmacı olarak katıldı.
MHP Nazilli İlçe Başkanı K.Engin Özcan, Belediye Meclis Üyesi Ziya Aksüt ve çok sayıda davetlinin katıldığı konferansın açılış konuşmasını yapan Türk Ocakları Nazilli Şube Başkanı Ahmet Çekim; ``Türk Ocakları mensupları kendilerini Müslüman-Türk kimliğiyle tarif ettikleri gibi, Türk`ü Türkçe konuşan Müslüman diye anlamışlardır. Türk Ocakları ve Türk Milliyetçileri gerek Osmanlı, gerek Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman dini dışlayan bir anlayışa sahip olmamışlardır. Türk Ocakları ve Türk Milliyetçileri sadece dine saygılı değil, bizzat dindardırlar. Meşrutiyet döneminde İttihad-ı İslamcı görüşün ``˜İslam, dava-yı Kavmiyeti reddeder` veya ``˜İslam`da Milliyetçilik yasaklanmıştır` tezine karşı Türk Ocakları ve Türk Milliyetçileri Milliyetçilik fikrinin İslam dinine aykırı olmadığını başka bir ifade ile İslam dininin milliyeti reddetmediğini savunmuşlar ve savunmaktadırlar. İslam`da Milliyetçilik meselesi günümüzde de zaman zaman ileri sürülerek Türk Milliyetçileri ``˜İslam`ın dışında` gösterilip karalanmaya çalışılmaktadır. Hâlbuki bizler ``˜İslam`dan sıyrılmış bir Türk Kültürü ve milli değerler sistemi` düşünmemekteyiz. Milletlerin yaşayabilmesinin iki temel dayanağı vardır. ``˜Var olmak` ve ``˜var kalmak`. Milletlerin var kalmak, yaşayabilmek azim ve iradesine ``˜milli şuur`, milliyet duygusu veya milliyetçilik adı verilmektedir. Türk Ocakları; adı üzerinde ``˜Türk`ün Ocağının tütmesi` için kurulmuştur. Nazilli Türk Ocağı da Türk`ün Ocağının tütmesi için her türlü faaliyeti yapar. Varlık sebebi bu gün de yarın da budur. Nazilli Türk Ocağı bir Milli Kültür Ocağıdır`` dedi.
İnsan yetiştirmenin önemi, milli terbiyenin milletlerin geleceği için ne kadar önemli olduğunu vurgulayarak konuşma yapan Doç.Dr. Veli Öztürk ise konuşmasında özetle gençlerin inançlı, millet sevgisiyle ailesi tarafından küçük yaşlarda yetiştirilmesinin, eğitilmesinin önemini belirtti. İslamiyetle buluşamayanların ne kadar zeki olurlarsa olsunlar boşlukta kaldıklarını, psikolojik sorunlar yaşadıklarını, değişik örnekler ve kendinin şahit olduğu olaylardan bahsetti. İnancı olmayanların teknolojik güçlerle insanlara zulmettiklerini, acılar yaşattıklarını ifade etti. Hz. Peygamber`in peygamberlikle müjdelenmesine kadar yaşadığı hayatı, çektiği sıkıntıları detaylı bir biçimde anlatan Öztürk, Aziz milletimizin İslamiyetle buluşmasından sonraki, islamiyete hizmetlerini ve katkılarını değişik örneklerle anlattı. Öztürk, Hz. Peygamber`in (s.a.v.) bütün insani ve ahlaki özelliklerini anlatarak konuşmasına son verdi.
Konferansın ardından MHP`li Belediye Meclis Üyesi Ziya Aksüt, konuşmacı Doç.Dr. Veli Öztürk`e teşekkür ederek çiçek takdim etti.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Hıdırellez’de dilekler Akdeniz’in mavi sularına bırakıldı Antalya’da tarihi Kaleiçi Yat Limanı’ndan teknelerle denize açılarak Hıdırellez dileklerinin Akdeniz’le buluşturulduğu gelenek, bu yıl da yoğun katılımla sürdürüldü. Hıdırellez’de Antalyalılar, dileklerini Akdeniz’in mavi sularıyla buluşturdu. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan etkinlik için kent sakinleri Muratpaşa Belediyesi organizasyonunda tarihi Kaleiçi Yat Limanı’nda bir araya geldi. Saat 04.00 itibarıyla teknelerin önünde toplanmaya başlayan vatandaşlar, Hıdırellez geleneğini yaşatmak için denize açılmayı bekledi. Gece gül ağacının dibine bırakılan dilekler, sabah yeniden çıkarılarak teknelerle Akdeniz’e taşındı. Saat 05.30’da limandan ayrılan beş tekneyle Akdeniz’e açılan katılımcılara çay ve simit ikram edildi. Kaleiçi’nin tarihi dokusu ve Akdeniz’in eşsiz manzarası eşliğinde gerçekleşen etkinlikte dilekler, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte denizin serin sularına bırakıldı. Etkinliğe ilk kez katılan Zeliha Oruç, Hıdırellez’in çocukluklarından bu yana yaşattıkları önemli bir gelenek olduğunu belirtti. Oruç, "Hıdırellez; gülün dibine dileklerimizi dilediğimiz, para koyduğumuz, çeşitli ritüelleri olan ve insanları bir arada tutan bir etkinlik" dedi. Etkinliği oldukça başarılı bulduğunu ifade eden Oruç, "Muratpaşa Belediyesi’ni bu anlamda takdir ediyorum. Çok beğendiğim bir etkinlik oldu. Dileklerimi tuttum, heyecanlıyım, umarım gerçekleşir" diye konuştu. Oruç, tüm ülke ve dünya için sağlık, huzur ve barış dilediğini de sözlerine ekledi. Etkinliğe her yıl düzenli olarak katıldığını belirten Hülya Usta ise Hıdırellez coşkusunun kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Usta, "Her yıl Hıdırellez günü şafakta toplanmaya başlıyoruz. Bu atmosferi hep birlikte hissetmek istiyoruz. Denize açılıp dileklerimizi engin sulara bırakmak, hep birlikte paylaşmak bizim için çok kıymetli" diye konuştu. Etkinliğin artık Antalya ile özdeşleştiğini vurgulayan Usta, "Bu etkinlik Antalya’ya çok yakışıyor. Artık bizim için bir ritüel haline geldi. Kendimize ait gibi hissediyoruz" dedi.
Tokat İkinci Zeugma Tokat’ta gün yüzüne çıkartılıyor Tokat’ın Zile ilçesinde kaçak kazıda ortaya çıkan Roma dönemine ait figürlü mozaiklerin Zeugma’daki ünlü ’Çingene Kızı’ mozaiğiyle benzerlik göstermesi dikkat çekti. Tokat’ın Zile ilçesinde bir bağ evinin bahçesindeki kaçak kazı sırasında ortaya çıkan Roma dönemine ait figürlü mozaikler, bölgenin arkeolojik potansiyelini yeniden gündeme getirdi. Üzerinde antik Yunanca ’Tryphe’ yazan ve ’bolluk ve bereket’ anlamı taşıyan mozaikler için başlatılan ilk kurtarma kazısı tamamlanırken, eserlerin işçiliğinin Gaziantep’te Zeugma Antik Kenti’ndeki ünlü ’Çingene Kızı’ mozaiğiyle benzerlik göstermesi dikkat çekti. Tokat Arkeoloji Müzesi uzmanları tarafından yürütülen kurtarma çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan mozaiklerin milattan sonra 2’nci ve 4’üncü yüzyıla ait olduğu değerlendiriliyor. Kaçak kazının yapıldığı bağ evinin çevresindeki alanın kamulaştırılmasının ardından mozaiğin yanındaki ahırın yıkılarak kazı alanının genişletileceği öğrenildi. Yetkililer, bölgede daha büyük bir Roma villası kompleksinin bulunabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Mozaik sadece sanat değil, bolluk ve bereket mesajı da taşıyor Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Semih Yaşar Çizikci, ortaya çıkarılan mozaiğin Roma dönemindeki kültürel zenginliği yansıttığını belirterek, Zile’nin tarih boyunca önemli bir merkez olduğuna dikkat çekti. Çizikci, Zile Ovası’nın Erken Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar yoğun yerleşim alanı olarak kullanıldığını ifade ederek, "Bu kadar önemli bir bölgede Roma dönemine ait kültürel altyapının da güçlü olması bekleniyordu. Son kazılarda ortaya çıkan mozaik, özellikle yapım tekniğiyle dikkat çekiyor. Kadın figürüyle birlikte bir personifikasyon özelliği taşıyor. Bolluk, bereket ve refahı temsil eden bu mozaiğin yapıldığı mekâna zenginlik getirmesi amaçlanmış gibi görünüyor" dedi. Zeugma Antik Kenti ile yakın özellikler taşıyor Mozaiğin teknik özelliklerinin Gaziantep’teki Zeugma mozaikleriyle benzerlik gösterdiğini belirten Çizikci, "Özellikle iki farklı teknikle yapılı mozaik tekniği, Zeugma Antik Kenti’nde ortaya çıkarılan eserlerle çok yakın özellikler taşıyor. Yapım tarzı bakımından karşılaştırma yapılacak en önemli örneklerden biri ‘Çingene Kızı’ mozaiğidir. Bu durum bize Zile’nin arkeolojik açıdan düşündüğümüzden çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor" diye konuştu. Kazılar büyük yapıyı işaret ediyor Roma İmparatoru Jül Sezar’ın "Veni, vidi, vici" sözünü söylediği yer olarak bilinen Zile’deki mozaiğin bölgenin turizm ve kültür potansiyeline önemli katkı sağlayabileceğini ifade eden Çizikci, alanın sütunlu bir avluya ait olabileceğini düşündüklerini söyledi. Çizikci, "Şu an iki farklı odaya ait izler görülebiliyor. Ancak bu yapının daha büyük bir Roma villasının parçası olma ihtimali yüksek. Hatta bölgede birden fazla villa yapısının bulunabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle alanda geniş çaplı arkeolojik çalışmaların yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.