POLİTİKA - 21 Nisan 2012 Cumartesi 17:05

BBP GENEL BAŞKANI MUSTAFA DESTİCİ:

A
A
A
BBP GENEL BAŞKANI MUSTAFA DESTİCİ:

İl divan toplantısı için Kayseri`ye gelen Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye`de bire bir müdahil olmasa da bütün darbelerde en çok mağdur olanın Büyük Birlik Partisi olduğunu savundu.
BBP`nin 12 Eylül`ün bedelini en ağır ödeyen siyasi hareket olduğunu belirten Destici, "28 Şubat sürecinde tanklar namlusunu Büyük Birlik Partisi`ne çevirmemiştir ama namlusunu milletine çevirmiş, `Tanka selam durmam` diyen rahmetli liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ve Büyük Birlik Partililere çevirmiştir. 27 Nisan e-muhtırası da bize verilmemişti ama o muhtıraya da hükümetten önce en sert şekilde cevabı yine Büyük Birlik Partisi vermiştir. Biz her zaman sivilleşmeden, demokratikleşmeden ve milli iradenin
üstünlüğünden yana olduk. 28 Şubat sürecinde de herkes kapısını kapatıp perdelerini çektiğinde meydanlarda olan en cesur sözün sahibi Büyük Birlik Partisi`ydi" ifadelerini kullandı.
Muhsin Yazıcıoğlu`nun geçmişte 12 Eylül`ün yargılanması gerektiğini Necmettin Erbakan`a söylediğini hatırlatan Destici, "Eğer bugün Türkiye`de 12 Eylül yargılanıyorsa, 28 Şubat yargılanıyorsa bunda referandum sürecinde her türlü iftiraya, her türlü karalamaya rağmen milletin yanında duran, demokrasinin yanında duran, `hukuk` diyen ekstra `evet` diyen, referandum döneminde o anayasa değişikliğini sağlayan Büyük Birlik Partisi ve 12 Eylül döneminin mağdur ülkücüleri etkili olmuştur. Bu konuda da 12 Eylül
olayıyla ilgili biz referandumda `evet` demekle kalmadık, biz her dönemin haksızlığa uğrayan partisiyiz. 12 Eylül için `evet` dediğimizde iftiraya maruz kalan biziz. İktidarın kuyruğuna takılan biziz, 7 milletvekiliyle anlaşan biziz ama o gün bize iftira atanlar sonra tıpış tıpış olaya müdahil oldu. 28 Şubat süreciyle ilgili ilk suç duyurusunu da yapan biziz 3 Mart 2011`de. Ama basına baktığımızda sanki bunları biz yapmamışız da başkaları yapmış gibi bir hava esiyor" iddialarında bulundu.
Destici, Türkiye`de darbe olmaması için sivil vesayetin kaldırılması ve ağır askeri birliklerin sınırlara ötelenmesi gerektiğini ifade ederek, "Türkiye`de bir daha darbe yapılmayacağının,28 Şubatların yapılmayacağının garantisi verilemez. Burada anayasayı yapmaktan kaçınan Meclis`teki AK Parti, CHP ve MHP`ye milletin iyi bir ders vermesi lazımdır diye düşünüyorum. Çünkü bu anayasa cunta anayasası. Dolayısıyla bu anayasa darbeciler tarafından yapılmış, sonra da siviller tarafından korunmuş. Ben ısrarla
söylüyorum; ne AK Parti ne Cumhuriyet Halk Partisi ne de Milliyetçi Hareket Partisi sivil anayasadan yana. Çünkü sivil anayasa olursa üçü de konumlarını kaybeder. Onlar sadece milleti oyalıyorlar, geçiştiriyorlar" ifadelerini kullandı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Omi Enerji’den bir ilk: ‘Sığ Jeotermal Enerji’ sistemiyle ısınmada maliyet neredeyse sıfır Omi Enerji tarafından geliştirilen ‘Sığ Jeotermal Enerji’ sistemi, konut, seracılık ve hayvancılık sektöründe karşılaşılan yüksek enerji maliyeti ve homojen ısı dağılımı sorunlarına çözüm getiriyor. Ankara Üniversitesi Teknokent bünyesinde ‘Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Sürdürülebilir Tarım Proje Pazarı’ etkinliği düzenlendi. Etkinlikte yer alan Omi Enerji firması, dünyanın sürdürülebilir ve ekonomik çözümlerinden biri olan Sığ Jeotermal Enerji teknolojisini tarım, hayvancılık ve konut uygulamaları başta olmak üzere birçok mecrada hayata geçirmeyi hedefliyor. Omi Enerji tarafından modern seracılıkta karşılaşılan yüksek enerji maliyetleri ve homojen ısı dağılımı sorunlarına çözüm olarak geliştirilen ‘Akıllı Sera Enerji, Homojen Isıtma ve Yapay Zeka Destekli Kontrol Sistemi’ ile birlikte hem enerji tasarrufu hem de üretim verimliliğinde önemli artışlar sağlandığı belirtildi. Türkiye’de bir ilk olarak Omi Enerji tarafından geliştirilen Sığ Jeotermal Enerji sisteminin geleneksel yöntemlerde yalnızca havanın ısıtılması nedeniyle oluşan sıcaklık dengesizliklerini ortadan kaldırmayı hedeflediği ifade edildi. Klasik seralarda ısının üst bölgelerde birikmesi sonucu bitkilerin farklı koşullarda gelişmesi verimi düşürürken, yeni sistemle sera genelinde dengeli bir sıcaklık dağılımının sağlanacağı vurgulandı. Sera içerisine yerleştirilen boru hatları aracılığıyla doğrudan ısı transferi gerçekleştirilirken, aynı zamanda hava da kontrollü ve homojen şekilde ısıtılıyor. Böylece sera içindeki tüm hacimde optimum sıcaklık korunarak, bitkilerin ihtiyaç duyduğu stabil iklim koşullarının oluşturulduğu açıklandı. Bunun yanı sıra bu projenin konut ve hayvancılık sektöründe de ivedilikle kullanılması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji entegrasyonu dikkat çekiyor Sisteme entegre edilen güneş enerjisi altyapısının da enerji bağımsızlığını artırdığı ifade edilirken, yaklaşık bin metrekare alana kurulabilen 200 kilowatt-peak (kWp) gücündeki fotovoltaik sistemin Türkiye koşullarında yıllık ortalama 280-320 megavat-saat (MWh) elektrik üretimi sağlayabildiği belirtiliyor. Üretilen enerjinin ısı pompası, sirkülasyon pompaları ve otomasyon sistemlerinin önemli bir kısmını karşılayarak işletme maliyetlerini ciddi ölçüde düşürdüğünün altı çizilirken, ayrıca sisteme dahil edilen batarya depolama ünitesi sayesinde enerji üretimindeki dalgalanmalar dengelenerek kesintisiz çalışma ve operasyonel güvenliğin sağlandığı ifade edildi. Jeotermal destekle yüzde 30’a varan tasarruf Akıllı sera sisteminde sığ jeotermal kaynaklar ve yüksek verimli ısı pompası teknolojisi birlikte kullanılıyor. Yer altında yıl boyu sabit kalan sıcaklık güvenilir bir enerji kaynağı sunarken, ısı pompası bu enerjiyi kullanılabilir seviyeye taşıyor. Türkiye’de yapılan saha uygulamaları ve akademik çalışmalara göre bu sistemle sera içi hava sıcaklığında ortalama 6-8 derece, toprak sıcaklığında ise 8-12 derece artış sağlanacağı aktarıldı. Ayrıca klasik sistemlere kıyasla yüzde 20 ila 30 arasında enerji tasarrufu elde edilebildiği ifade ediliyor. "Önemli olan yerin içindeki sıcaklığı tespit edebilmektir" Sığ Jeotermal Enerji hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Kağan Kadıoğlu ve Omi Enerji Danışmanı Oğuz Kağan Tanrıverdi, bu sistem ile birlikte Türkiye’nin ısınmada dışa bağımlılığının ciddi oranda azalacağını belirtti. Sığ Jeotermal Enerji’nin Türkiye’nin jeopolitik konumuyla doğru orantılı olduğunu ifade eden projenin mimarı Kadıoğlu, "Sığ Jeotermal Enerji’nin esas prensibi şudur; kışın soğuk iklimini yerin içine depolayarak yazın kullanmaktır. Yazın da sıcaklığını yerin içine depolayarak kışın kullanmaktır. Kışın soğuğunu yerin içine depoluyoruz, yazın kullanıyoruz. Yazın sıcağını da yerin içine depoluyoruz ve kışın kullanıyoruz. Bu durum bir bölgenin jeolojik yapısına, bir de bölgenin coğrafi konumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Buradaki en önemli husus şudur; yerin içindeki sıcaklığı, sabit bir ısıda nerede gerçekleşiyor onu tespit edebilmektir. Türkiye’de ortalama olarak 70 metrede yerin sabit sıcaklığını, yerin bozulmamış sıcaklığını yakalamak mümkündür. Bu sıcaklık ortalama 10 derecenin üzerindedir. Yani 70 metre derinlikte 10 derecenin üzerindeki bir sıcaklığı rahatlıkla yakalayabiliyoruz" diye konuştu. "Ukrayna savaşında doğal gazın kesilmesi konusunda Avrupa hiçbir zaman sıkıntı çekmedi" Ukrayna-Rusya savaşından sonraki süreçlerde Rusya’nın Avrupa’ya doğal gaz akışını kestikten sonra Avrupa’nın bu sistemle ısınma konusunda hiçbir zaman sıkıntı çekmediğini vurgulayan Kadıoğlu, "Ukrayna savaşında doğal gazın kesilmesi konusunda Avrupa hiçbir zaman sıkıntı çekmedi. Çünkü Avrupa, sıvı jeotermalden yararlanarak soğutma ve ısıtma ihtiyacını karşıladı. Türkiye, Avrupa’dan daha elverişli bir ortama sahip olmasına rağmen maalesef bu sistem yaygın olarak kullanılmıyor. Amacımız bunu verimli bir şekilde kullanmak ve ülke geneline yaymaktır" şeklinde konuştu. "Avrupa’da 50 yıldır kullanılan ve yasal olan bir enerji türüdür" Sıvı Jeotermal Enerji sistemi ile birlikte ısınma maliyetinin neredeyse sıfıra ineceğinin altını çizen Omi Enerji Danışmanı Oğuz Kağan Tanrıverdi ise, "Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçecek. En garip tarafı da Sığ Jeotermal Enerji, Avrupa’da 50 yıldır kullanılan ve yasal olan bir enerji türüdür. En basit ifadeyle ayağımızın altından 100 metreye kadar olan bir yer kabuğunda 14 ila 20 santigrat derecelik bir sıcaklığı dışarıya borular yardımıyla çıkartıp, yapıların ısıtmasında ve soğutmasında kullanılabilen çok basit, ekonomik ve yenilebilir bir projedir" ifadelerine yer verdi. "Sıvı Jeotermal Enerji’yle ısıtma ve soğutma problemimizi çözeceğiz" Sıvı Jeotermal Enerji’nin doğa dostu bir proje olduğunu vurgulayan Tanrıverdi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu proje hem konutların hem de iş yerlerinin ısıtılmasını, soğutulmasını, çiftçilerin özellikle hayvan refahını sağlayacak olan barınma alanlarının refahında, ısıtmasında ve soğutmasında kullanılır. Seracılık alanlarında da kullanılıyor. Aslında Avrupa bunu 50 yıldır kullanıyor. Çünkü insan bilmediğinden korkar. Burada korkulacak bir şey yok. Enerjimizi kendi kendimize yetecek hale getirebilecek bir potansiyele Anadolu coğrafyası sahiptir. Biz dışa bağımlı durumdayız. Dışa bağımlılığımızı ortadan kaldıracak, ısıtma ve soğutmada doğal gaza ihtiyaç kalmadan Sıvı Jeotermal Enerji’yle birlikte ısıtma ve soğutma problemimizi çözeceğiz. Kömür konusunun çevreye vermiş olduğu zararlar herkes tarafından biliniyor. Kömürden de, doğal gazdan da, petrolden de, elektrikten de hem daha az maliyetli hem de sürdürülebilir enerji kaynağına sahip olacağız." Düzenlenen ’Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Sürdürülebilir Tarım Proje Pazarı’ etkinliğine eski Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, AK Parti Kırşehir Milletvekili Necmettin Erkal, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ruhi Ersoy, Bala Belediye Başkanı Ahmet Buran, Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, Akyurt Belediye Başkanı Hilal Ayık, Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Ankara Büyükşehir Belediyesi bürokratları, Ankara Ticaret Odası ve Ankara Sanayi Odası yetkilileri ile çok sayıda iş insanı katıldı.