YEREL HABERLER - 22 Nisan 2012 Pazar 11:42

AK PARTİ TEKİRDAО MİLLETVEKİLİ AKBULUT`TAN TAGİD`E ZİYARET

A
A
A
AK PARTİ TEKİRDAО MİLLETVEKİLİ AKBULUT`TAN TAGİD`E ZİYARET

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut, Trakya Aktif Genç İşadamları Derneği`ni (TAGİD) ziyaret etti. Akbulut, ziyaretin dernek yöneticilerinin Ankara`da kendisine yaptıkları ziyaretin ardından iade-i ziyaret olarak planlandığını söyledi. Akbulut burada Çorlu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
TAGİD Ankara`da 3 ay kadar önce ziyarete gelmişti, ancak vakit buldum ve derneğinize iade-i ziyarette bulunmak istedim diyen Akbulut, TAGİD Başkan Yardımcıları Tevfik Ayhan, Selahattin Er, Genel Sekreter Nihat Biçer ve yönetim kurulu üyeleri ile dernek üyelerince karşılandı.
AK Parti hükümetinin genel politikalarından, 4+4+4 sistemine, Çorlu Devlet Hastanesi ve Adliye Sarayından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesine kadar pek çok konuda açıklamalarda bulunan Akbulut, Çorlu`da artık bağımsız bir üniversite kurulmasının vaktinin geldiğini de söyledi.
``PARLAMENTO DEMEK MİLLİ İRADE DEMEKTİR``
AK Parti hükümetleri ile birlikte istikrarın sağlandığını kaydeden Akbulut: ``Çıkan kanun sayısı olarak AK Parti hükümetleri ile diğer hükümetler arasında çok büyük farklar var. 2002 yılına kadar hükümetlerin ömrü ortalama 1,5 seneydi. Ancak 2002 yılında AK Parti iktidarı ile bu değişti. 2002 - 2007, 2007 - 2011 ve 2011 - 2015 siyasi istikrar sağlandı. Meclisin çalışma saatleri konusunda bir istatistik henüz yok ancak çıkan yasa sayılarında önceki dönemlere oranla 3 katı bir artış var. Parlamento demek milli irade demektir. Bizler ``˜Yasa çıkar, ülkemize yön ver` denilerek seçilen insanlarız. Oranın itibarının gözbebeği gibi korunması lazım. Oranın itibarı düşerce seçmenin, sandığın itibarı düşer`` dedi.
``VATANDAŞ DESTEĞžİ İLE ÖNÜMÜZÜ AÇIYOR``
Eğer Türkiye krizlerden etkilenmeden büyümesine devam ediyorsa yüzde 50 oranındaki halk desteğinin çok büyük etkisi, desteği vardır diyen Akbulut: ``Vatandaşımız ilk seçimde yüzde 34, ikinci seçimde yüzde 42 destek verdi, yüzde 50 verdi, yüzde 56 verdi. Vatandaş bu desteğiyle önümüzü açıyor. 12 Eylül referandumu Türkiye`de çok önemli bir gelişmenin, sürdürülebilir düzen ve intizamın kaynağı oldu. Hedefimiz yeni anayasa Yeni anayasa için ciddi bir çalışma yapılıyor. Bizim dışımızda diğer partiler de anayasa komisyonuna üye verdiler. Vatandaşlardan şimdiye kadar 18 bin teklif geldi. Vatandaş bu konuya tepkisiz kalsa istemediği anlamı çıkarılabilir. Ancak 18 bin anayasa taslağı, teklifi ulaştırıldı. Bu durum Türk halkının, milletinin yeni anayasayı istediği, ``˜bunu yapın` diyerek siyasi partilere, parlamentoya emir verdiği anlamına geliyor`` diye konuştu.
``BU ANAYASA YA ÇIKACAK, YA ÇIKACAK``
Yeni anayasa konusunda hazırlıklar ve çalışmaların sorulması üzerine Akbulut: ``Nisan ayı itibariyle teklifler kapatılacak artık teklif alınmayacak. Mayıs ayından itibaren bir ay boyunca yazımlar başlayacak. Bu konuda görüşmeler muhtemelen Ekim - Kasım aylarına kadar devam edecek. Kasım -Aralık aylarında üzerinde uzlaşma sağlanan metin parlamentoya gelecek. 2013 yılının Ocak - Şubat aylarında ise genel kurula sunulacak. İnşallah 2013 yılının Şubat - Mart aylarında 367 ve üzerinde bir destekle yeni anayasa kabul görecek. 367`nin üzerinde bir destekle geçse dahi biz her halükarda referandum olsun, şu kadar vatandaşın desteği ile geçti diyebilelim istiyoruz. Başbakanımız da yeni anayasayı halka götürelim diyor. Her türlü inanç gruplarına özgürlük sağlayan tam demokratik anayasa çalışması istiyoruz. Bazı partiler bu konuda anlaşmaya yanaşmayabilir ancak biz yolumuza anlaşılabilir partilerle devam edeceğiz. Bu anayasa ya çıkacak, ya çıkacak başka çaresi yok`` şeklinde konuştu.
``HEDEF MESLEK LİSELERİNİN ORANINI YÜZDE 65`E ÇIKARMAK``
4+4+4 eğitimi sistemi ile alakalı olarak da bilgiler veren AK Parti Tekirdağ Milletvekili Ziyaeddin Akbulut: ``4+4+4 konusunda tam manasıyla ya biz anlatamıyoruz, ya da ısrarla anlamak istemiyorlar. Amanın fil tarifi gibi herkes bir tarafına bakarak tarif ediyor. İlla balans ayarıyla şunlar açılacak, bunlar kapatılacak dayatmalarından vazgeçelim. İlk 4 yıl temel eğitim olsun, sonra ikinci 4 yıl kabiliyetine göre bölümünü seçsin daha sonra üçüncü 4 yılda ise meslek sahibi olmak adına seçim yapılsın. Bizim hedefimiz ve isteğimiz meslek liselerinin oranını yüzde 65`e çıkarmak. 12 yıldan sonra başka yüksek okula gerek olmadan iş bulabilmeli dünyada bu böyle. Ülkemizde liselerden mezun olanların oranı yüzde 38 civarında. Biz bunun yüzde 100 olmasını herkesin liselerden mezun olmasını istiyoruz. Dünyada 300 ülke varsa bu ülkeler arasında gelişmiş ülkelere bakıldığında eğitim 12 yıl. Gelişmiş ülkelerde bu böyle. Bu sistem ile birlikte Türkiye`de ki eğitimin kalitesi artacak. Lise öğrenimi görenlerin oranı yüzde 100 olacak. Şu anda Türkiye`de liselere bakıldığında yüzde 65 genel lise, yüzde 35 meslek lisesi bunu tam tersine çevireceğiz`` dedi.
``ÇORLU`NUN MERKEZ İLÇE OLMASI KONUSU GÜNDEMDE``
Tekirdağ`ın büyükşehir belediyesi olması konusunda da Akbulut: ``Çorlu`nun merkez ilçe olması konusu gündemde. Bu konuda süreç başladı, hazırlıklar yapılıyor. Taslakta Çorlu ve Tekirdağ merkez ilçe olarak yer alıyor. Ancak bunlar çok ham çalışmalar. Tekirdağ`ın büyükşehir olacağı deklare edildi. Bu bölgemiz için avantajlı bir durum. Kaç ilçe olacak, kaç yeni ilçe olacak ancak her halükarda bölgemiz kazançlı çıkacak. Genel bütçeden Tekirdağ 25 milyon lira Çorlu ise 45 - 50 milyon lira gibi bir pay alıyor. Tekirdağ büyükşehir belediyesi olunca ilin ödediği verginin yüzde 5`i ilde kalacak. Bu da genel bütçeden alınan payın en az 3`e katlanması anlamını taşıyor. Bu hizmet demektir, yol demektir, alt yapı demektir`` diye konuştu.
``ÇORLU CEZAEVİ KAPATILACAK, YENİSİ AÇILACAK``
Çorlu ile alakalı olarak sorulan konulara da değinen Ergene Nehri ve Çorlu Cezaevi, Çorlu Devlet Hastanesi, yeni adliye sarayı gibi konularda da açıklamalarda bulunan Akbulut: ``Ergene temizlenme yolunda, Çorlu Devlet Hastanesi ile alakalı olarak müteahhit yapacağımı yaptım, bitti teslim ettim diyor. Sağlık Bakanımız Çorlu`ya geldiğinde inceleyecek. Burası tamamdır taşının denirse taşınma başlayacak. Ben Haziran gibi taşınma olacağını düşünüyorum. Hava şartlarının düzelmesi ile birlikte taşınma olacaktır kanaatini taşıyorum. Adliye Sarayının yeri değiştirildi. Daha geniş bir yere karar verildi. Yeni yere göre projesi yapılıyor. Yeni proje 6 ay kadar sürüyor. Bu yıl proje biter önümüzdeki yıl da ihaleye çıkar diye düşünüyorum. Çorlu Cezaevi konusunda, bunu kapatıp yeni cezaevi açılması düşüncesi var. Bakanımız Çorlu - İstanbul yolu üzerinde yer sordu. Sarılar yolu üzerinde de cezaevi yeri olarak ayrılan bir yer var. Çorlu Cezaevi her halükarda kalkacak. Katı Atık bertaraf tesisi olacak. Bu konuda yetki belediyelerde yeri onlar bulacaklar. Bu konunun abartıldığı ve yanlış anlatıldığını düşünüyorum. İstemiyoruz demekle olmaz, makul, mantıklı düşünmek lazım`` dedi.
``ÇORLU`YA MÜSTAKİL ÜNİVERSİTE YAKIŞIR``
TAGİD yöneticilerinin Çorlu`da bulunan üniversite bölümlerinin arttırılması konusundaki talepleri üzerine ise Akbulut: ``Çorlu`ya müstakil üniversite yakışır. Bağımsız devlet üniversitesi de olur, özel bir üniversite de olur. Çorlu artık kaldıracak seviyeye geldi. 3 Kasım 2002`de göreve geldiğimizde Türkiye`de 59 üniversite vardı. 2005 yılında yeni üniversiteler açmaya başladık. Şu anda Türkiye`de üniversite sayısı 172 olmuş. Türkiye`de Çorlu gibi büyük ilçelerde üniversite olayı gündemde. Mevcut fakültenin bölümlerini açmak kolay iş onu yaparız. Ne zaman olur bilemiyorum ama Çorlu Üniversitesi olmalı. Çorlu Üniversitesinin zamanı geldi. Ülkemizdeki üniversite sayısını 250`ye çıkartma hedefi var. Almanya`da 300 Amerika`da 4 bin üniversite var. Biz de 250 üniversite hedefliyoruz. Üniversiteler gelişmenin çok önemli ölçüsü. Geçtiğimiz günlerde Başbakanımız Tekirdağ`a geldiğinde Hattat firmasına bağlantı yaptı. Orada şunu söyledi ve Hattat`a seslendi. Çekici, taşıyıcı bunlar güzel şeyler olması gerekir ben bunların dışında sizden uçak istiyorum. Türkiye`de doğru dürüst yolumuz yokken neleri konuşur hale geldik. Üniversite de Çorlu`nun hakkıdır, Çorlu`ya yakışır`` şeklinde konuştu.
``ÇORLU - ŞEREFLİ YOLU TAMAMLANACAK``
Büyük ölçüde tamamlanan ancak hem Çorlu hem de Şerefli yönünde bir bölümü yarım kalan Çorlu - Tekirdağ bağlantısını sağlayan Şerefli yolu konusunun hatırlatılması üzerine Akbulut: ``Çorlu - Şerefli yolu devam edecek bu konuda merakınız olmasın, para bittiği için yarım kaldı. Yol ilk olarak tek gidiş, tek geliş olarak planlanmıştı. Ben bizzat bakanımıza gittim ve tek gidiş, tek geliş yolun yeterli olmayacağını, çift gidiş, çift geliş olması gerektiğini ilettim. Sayın bakanımız talimat verdi aynı parayla çift gidiş, çift geliş yol yapıldı. Aynı parayla yapıldı ancak bu kez de para bitti. Yolun yapımı için gerekli kaynak aktarıldı yolun yapımı bu yıl içinde bitirilecek. Şimdi de İstanbul - Çorlu - Tekirdağ - Çanakkale - İpsala otobanını getiriyoruz. Otoban ile birlikte Çorlu - İstanbul 20 dakikaya inecek. İstanbul`da yapımı planlanan 3. köprü projesi ile birlikte planlandı. 3. köprü ile birlikte yapılacak yan yollardan birisi buradan geçecek`` dedi.
``BİZ ÇORLU`YU BÜYÜKŞEHİR YAPACAОIZ``
Çorlu`nun il olması yönündeki taleplerin hatırlatılması üzerine Akbulut: ``AK Parti hükümeti yeni il yapmayı düşünmüyor. Görevde bulunduğumuz sürede hiçbir yeni il yapmadık. Biz Çorlu`yu büyükşehir yapacağız. Belediye başkanı olarak seçilecek kişi isterse gelir binayı buraya yapar, isterse Tekirdağ`a yapar. Nereden destek alacak, nereden oy alacak gidip oraya yapacaktır. Bizim görevimiz büyükşehir belediyesi yapma konusu bina yapma işi ise belediye başkanlığını alacak olan kişinin işi olacak. Büyükşehir ile birlikte ilçe olacak olan beldeler var. Henüz bunlar belli değil. İç İşleri Bakanlığının bunlarla alakalı olarak belirli kriterleri var. Nüfus gibi, yakınlık gibi kriterler var. Bu konuda 9 beldeden talep var. Belki bir iki tanesi ilçe olabilir. Çorlu ve Tekirdağ`ın ikisi de merkez ilçe olarak düşünülüyor`` dedi.
``TÜRKİYE HER ALANDA BÜYÜYOR, GELİŞİYOR``
TAGİD yöneticilerinin, Çorlu Havaalanının daha aktif hale getirilmesi, sabah gidiş, akşam dönüş olursa her uçak dolu gider, dolu gelir. Tüm Trakya Çorlu Havaalanını kullanır talebi üzerine Akbulut şöyle konuştu: ``Bir zamanlar İstanbul`da kurulacak olan ikinci havaalanına gerek yok deniliyordu. Şimdi 2 havaalanı yetmiyor üçüncü havaalanı konuşuluyor. Çok şükür Türkiye her alanda büyüyor, gelişiyor. Hava yolu oldu halkın yolu``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Adana’da şiddetli yağış şantiyeleri vururken, Bakız İnşaat’ın altyapısının farkı tekrardan dikkat çekti Adana’da Şubat ayındaki sel felaketinin ardından yeniden etkili olan şiddetli yağış, kent genelinde birçok şantiye ve inşaat alanını olumsuz etkilerken güçlü drenaj sistemleri ve modern altyapı planlaması sayesinde Bakız İnşaat’ın projesinde su birikintisi dahi oluşmadı. Meteoroloji’nin uyarılarının ardından kentte başlayan ve aralıksız devam eden şiddetli yağışın ardından özellikle yeni yapılaşmanın yoğun olduğu Karahan Şambayadı ve Kabasakal bölgelerinde su tahliye sistemlerinin yetersiz kalması nedeniyle şantiye alanlarını ve siteleri su bastı. Birçok noktada araçlar ve malzemeler su altında kalırken, ekipler suyu tahliye etmek için yoğun çaba harcadı. Merkez Çukurova ilçesindeki özellikle yapımı devam eden birçok inşaat alanı ve bitmiş olan sitelerin zemin katlar ve otoparklarını su bastı. Kentte yaşanan bu olumsuz tablo karşısında, merkez Çukurova ilçesi Kabasakal Mahallesi’ndeki Turgay Canver ve Begüm Canver’in sahibi olduğu Bakız İnşaat’ın şantiyesinde ise durumun tamamen farklı olduğu gözlendi. Firma, projelerinde temelden itibaren büyük önem verdiği güçlü drenaj sistemleri ve modern altyapı planlaması sayesinde şiddetli yağıştan hiçbir şekilde etkilenmedi. Şantiyede, su birikintisi dahi oluşmadığı görülürken firma yetkilileri, mühendislik standartlarından ve altyapı kalitesinden taviz vermeden projelerine devam edeceğini belirtti. Öte yandan, firmanın Şubat ayındaki sel felaketi sonrası da şantiyelerinde herhangi bir olumsuzluk olmadığı gözlenmişti.
İstanbul Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor Kanserle mücadelede önleme, erken tanı ve farkındalığı artırmayı hedefleyen Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın tanıtımı Bahçeşehir Üniversitesi’nde yapıldı. Tanıtım toplantısında uzmanlar, kanserin yalnızca tıbbi değil toplumsal bir boyutu olduğuna dikkat çekerek çevresel faktörler, bilinç eksikliği ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Türkiye’de kanserle mücadeleye bilimsel ve bütüncül katkı sağlamak amacıyla ‘Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’ (TKÖAV ) kuruldu. Kurucu başkanlığını Prof. Dr. Berrin Pehlivan’ın üstlendiği vakfın tanıtımı, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi’nde düzenlenen toplantıyla gerçekleştirildi. Vakıf; kanserin önlenmesi, erken tanının yaygınlaştırılması, bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefliyor. Vakfın tanıtım toplantısına; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sağlık Politikaları Başkanı Halit Yerebakan, AK Parti İstanbul Milletvekili Avukat Şengül Karslı, TKÖAV Kurucusu Prof. Dr. Berrin Pehlivan, TKÖAV Mütevelli Heyet Başkanı ve Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç, BAU Mütevelli Heyeti üyesi Saygın Şenel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç ve Tiyatro Oyuncusu Mert Fırat katıldı. Prof. Dr. Berrin Pehlivan: "Kanser örgütlü mücadeleden korkuyor" "Onkoloji, hayatımın merkezine yerleşti. Bunun ilk nedeni, en çok emek verdiğim alan olması" diyen Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "İkinci nedeni ise en çok yaşadığım alan olması. Çünkü ailemde, sevdiklerimde ve çevremde kanserle ilgili yaşananlar, bu hastalığın yalnızca bir meslek olarak kalmasına izin vermedi; neredeyse hayatımın tamamı haline geldi" dedi. Prof. Dr. Berrin Pehlivan, "Bu nedenle kansere bir radyasyon onkoloğu, bir akademisyen, bir hasta yakını ve bir insan olarak pek çok açıdan bakmak durumunda kaldım. Öğrendiklerim ise oldukça çarpıcıydı. İlki; kanser aslında yalnızca bir hastalık değil, bir fenomen. İkincisi; sadece hastayı değil, çevresini de derinden etkiliyor. Son olarak ve belki de en önemlisi; kanser, örgütlü mücadeleden çok korkuyor. Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı; bilimin ve insan hikâyelerinin kesiştiği bir noktada doğdu. Çünkü biz kanserin yalnızca bir hastalık olmadığını gördük. Bir aileyi, bir çocuğu, bir hayatı kökten değiştiren derin bir süreç olduğunu yaşayarak öğrendik" açıklaması yaptı. Kanserle mücadelenin yalnızca tedaviyle kazanılmayacağını belirten Prof. Dr. Pehlivan, "Önleme, farkındalık, erken tanı ve bilinç bu mücadelenin en kritik unsurlarıdır. Doğru bilginin doğru zamanda ve doğru şekilde verilmesi bir hayatı değiştirebilir" diyerek sözlerini sonlandırdı. Prof. Dr. Türker Kılıç: "Kanser önemli bir halk sağlığı problemi" Her gün yaklaşık 650 kişinin kanser tanısı aldığını belirten Prof. Dr. Türker Kılıç ise şunları söyledi: "350 kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl her 100 bin kişiden yaklaşık 220’sine kanser tanısı konuluyor. Bu yönüyle kanser, önemli bir halk sağlığı problemi olarak karşımıza çıkıyor. Kanser yalnızca tanı alan kişiyi değil, çevresini de etkileyen bir hastalık. Bu nedenle ben de bir beyin cerrahı olarak kanserle mücadele eden grubun içindeyim. Akademi tarafında uzun yıllardır edindiğim deneyimle şunu söyleyebilirim: Her akademisyenin kendi alanında gelişmenin yanı sıra bir enstitü kurma hedefi olmalı ve bu yapıyı bir vakıf aracılığıyla desteklemelidir. Bu düşünceyi her platformda dile getirdim. Berrin Hocamız da bu çağrıya kulak vererek bu vakfın kurulmasına öncülük etti." Dr. Özlem Koç: "Mücadele yalnızca tıbbi değil, toplumsal" Dr. Özlem Koç, "Türkiye Kanser Kontrol, Önleme ve Araştırma Vakfı’nın ilk resmi etkinliğinde yer almaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Bu vakfın, bilimi ve insan hayatını odağına alan güçlü bir vizyonun ürünü olduğunu düşünüyorum. Kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi bir konu olmadığını; aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturma süreci olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. "Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve farkındalık son derece önemli" diyen Koç sözlerini "Ancak bunun yanında toplumsal dayanışmanın da güçlendirilmesi gerekiyor. Eğitim, toplumu geliştiren en büyük güçtür ve biz de bu bilinçle hareket ediyoruz" şeklinde sonlandırdı. Prof. Dr. Esra Hatipoğlu: "Önleme vurgusu daha da güçlenmeli" Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da "Bugün önemli bir vakfın açılışına tanıklık ediyoruz. Özellikle ‘önleme’ kavramının altının daha güçlü çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü son dönemde bu hastalıkla ilgili çok daha fazla örnekle karşılaşıyoruz. Kanserle mücadele eden bireyler ve yakınları çoğu zaman tıbbi destekten çok, sosyal yaşamlarını sürdürebilmek ve kendilerini iyi hissedebilmek adına destek arıyor. Bu nedenle erken tanının yanı sıra önleme konusunun da daha fazla vurgulanması gerekiyor. Bu mücadelenin ancak bütüncül bir yaklaşımla ve toplumsal iş birliğiyle yürütülebileceğine inanıyorum" dedi. Mert Fırat: "Farkındalık ve önleme hayati önem taşıyor" Kanserle ilgili Türkiye’de atılan her adımın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Mert Fırat, "Her gün yaklaşık 350 kişiyi bu hastalık nedeniyle kaybettiğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz. Çevresel faktörlerden beslenmeye kadar pek çok unsur kanser riskini artırıyor. Bu nedenle farkındalık oluşturmak, araştırma yapmak ve önleyici adımlar atmak büyük önem taşıyor" dedi. Fırat sözlerini şöyle sonlandırdı: "Türkiye’nin bu alanda önemli bir birikimi var. Bu vakfın, önlenebilir vakaların azaltılması ve mevcut vakaların daha etkili yöntemlerle ele alınması konusunda önemli çalışmalara öncülük edeceğine inanıyorum."
Diyarbakır Diyarbakır’da kız ve erkek öğrenciler aldıkları eğitimlerle otomotiv sektörüne giriyor Diyarbakır’da, Muhammet Yurtoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin motor bölümünde kız ve erkek öğrenciler araç bakımlarını yaparak otomotiv sektörüne girmeye hazırlanırken, elde edilecek gelirle okulun döner sermayesine katkı sağlanması hedefleniyor. Okulun motor bölümünde 160 öğrenci eğitim görüyor. Kız ve erkek öğrencilere burada araç bakımlarından, araç yıkmaya kadar dersler anlatılıp uygulamalı yaptırılıyor. Yaklaşık 10 yıldır eğitim-öğretime açılan okulda, bu bölümden mezun olan öğrencilerin kimisi kendi iş yerini açıyor, kimisi üniversitelerin mühendislik bölümlerine yönelip işi daha ileriye götürmek istiyor, kimisi de otomotiv firmalarının servis ve bayilerine yönlendirilip kalifiyeli eleman olarak değerlendiriliyor. Okul, bu bölümde daha da ilerleyip kazanç sağlayarak hem öğrencilere maddi kazanç sağlamayı, hem de döner sermayeye katkı sağlanmasını hedefliyor. Muhammet Yurtoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Zahid Demir, İHA muhabirine, altı bölümleri olduğunu, amaçlarının ülke ekonomisine katkıda bulunmak olduğunu açıkladı. Bununla da motor bölümüyle başladıklarını belirten Demir, teknik ve araç yıkamayla hizmet vermekte olduklarını ifade etti. Demir, araçların bakım ve onarımını yapmakta olduklarına değinerek, "Bu şekilde öğrencileri deneyimleyerek hayata kazandırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda kendilerini geliştirmekte imkan vermekteyiz. İlerde rahatlıkla iş yerlerini açabilecek kapasiteye sahip olmaktadırlar. Motor bölümümüzde oto yıkama var, detaylı iç temizliğimiz, far ayarımız var. Oto lastik değişimi, mekanik bakımlarımız ustalarımız (öğretmenlerimiz) eşliğinde var" dedi. Her şekilde hizmet vermeyi amaçladıklarını aktaran Demir, "Hem resmi kurumlarla protokol yapıp bu şekilde hizmet sunmayı düşünüyoruz. Hem de dışarıdan gelecek vatandaşlarımıza yönelik de çalışmalarımız var. Randevu sistemiyle çalışıyoruz. Bizi arayan herkese de yardımcı olmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Motorlu araçlar alan şefi Cihan Birbir, öğrencilerle birlikte hem döner sermaye kapsamında, hem de öğrencilerin sanayi ortamına hazırlanması için çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Bunlar için de okul idaresi tarafından döner sermayenin açıldığını belirten Birbir, araç çeşitliliği için dışarıdan araç kabulü de yapmakta olduklarını söyledi. "Özel servisler bizden kalifiye eleman istiyor" "Öğrencilerimize araç alt bakımlarını, basit bakımlar, araç muayenesine gidecek araçlara ön hazırlık da olabilir" diyen Birbir, "Araç muayeneye gitmeden önce eksikleri tespit edilip, arızaları giderilip araç muayeneye tek seferde gidip çıkmaları da sağlanabilir. Öğrencimize maddi olarak buradan bir ücret alacaklar. Bu, devletin bir hesaplamasına göre, üstün körü bir hesaplama yapılmayacak. Manevi açıdan ise çocuklar burayı bitirdikten sonra en azında araçla ilgili birçok bilgiye sahip olacak. Birçok özel servis bizden kalifiye eleman istiyorlar. Kişi en azında aracın ne olduğunu bilsin. Satış elemanı, servis elemanı, hasar danışmanı gibi elemanlar istiyorlar. Öğrencilerimiz okulu bitirdikten sonra bu alanda. Yine sanayi bölgesinde dükkanlarını açan öğrencilerimiz var" ifadelerini kullandı. İsteyen yerlere öğrenci yolladıklarını söyleyen Birbir, "Motor bölümünde toplam 160 öğrencimiz var. Hedefimiz öğrencilerimiz sanayiye veya üniversiteye. Döner sermaye hizmetimiz daha yeni açıldı. Okulumuz yaklaşık 10 yıldır aktif. Fakat döner sermayemiz daha yeni açıldı. Bunun yanına büyük ihtimalle egzoz emisyon muayenesini de ekleyeceğiz. Onu da eklesek her halde Diyarbakır’da ilkiz, Türkiye’de ya üçüncü, ya da dördüncü okul olacağımızı biliyorum" şeklinde konuştu. Öğrencilerden Ceren Su Dere, araçların nasıl çalıştığını merak ettiği için bu konuda meslek edinmek istediğini belirterek, buradan mezun olduktan sonra üniversitede mühendislik alanında eğitim görmek istediğini ifade etti. Öğrencilerden Muhammed Ali Güneş de, okulda motor bölümünde okuduğunu dile getirerek, "Hocamız bizi araç bakım ve oto yıkamaya verdi. Müşterilerimizi memnun ediyor, dışarıdan gelen bütün araçları tertemiz ediyoruz. Okulu bitirdiğim zaman bu işi yapmaya devam edeceğim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gideceğim. Mühendis olup bu işi çok temiz yapmak istiyorum" dedi.