GENEL - 23 Nisan 2012 Pazartesi 17:01

ATATÜRK`Ü GÖREN 90 YILLIK ANI

A
A
A
ATATÜRK`Ü GÖREN 90 YILLIK ANI

Herkesin hafızalarında yer eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve dizine oturmuş kız çocuğu fotoğrafındaki şimdi 101 yaşında olan Nuriye İdil, Urla ilçesindeki Ada Yaşam Merkezi`nde anılarını hatırlayarak o günlere geri dönüyor.
Urla ilçesindeki Ada Yaşam Merkezinde yaşamını sürdüren 101 yaşındaki Nuriye İdil, 90 yıl önce Konya`da eğitim gördüğü okulu ziyarete gelen Atatürk ile yaşadığı diyalogu en ince ayrıntısına kadar hatırlayarak ağlaya ağlaya o günü anlattı.
TBMM`nin 11 kurucu milletvekilinden savcı Sıtkı Gür`ün kızı olan Nuriye İdil, uzun yıllar okul kitaplarında yer alan ve birçok yerde yayınlanan fotoğrafın öyküsünü şöyle anlattı: "Fotoğrafın çekildiği zaman okuldaydım. İkinci sınıfta okuyordum. Atatürk Konya Mevlana Türbesi`ne yakın bir yerde olan Şems isimli güzel okulumuza geldi. 1922 yılıydı. Atatürk şapka devrimini daha yeni yapmıştı. Atatürk geldiğinde şapka takmıştım. Öğretmenlerim Atatürk`e götürmem için bana bir buket çiçek verdi, yanına gittim,
korkuyla çiçekleri takdim ettim.Ama nasıl korkuyordum tarifi yok. Fotoğraf çekilirken Atatürk`ün yanında olduğumdan çok heyecanlıydım, zangır zangır titriyordum.Sanki bir kusur işlemiş gibi. Bana kimin kızı olduğumu sordu, bende TBMM`nin 11 kurucu milletvekilinden savcı Sıtkı Gür`ün kızı olduğumu söyledim. Sonra şapkama baktı. Sevinçle beni kucağına alarak `Aferin, ilk şapka giyen sen oldun. Arkadaşlarını, çocukları, okulunu seviyor musun?` diye sordu. `Çok seviyorum` dedim" Atatürk de `O halde her sene
dünyanın her yerinden çocukları davet edelim birlikte oynayın, kaynaşın` dedi. Birkaç ay sonra 23 Nisan Çocuk Bayramı`nın oluşumunda benim Atatürk ile olan bu diyaloğumun da payı olmasının sevinç ve gururunu yaşıyorum"
BABAM KUVA-YI MİLLİYECİYDİ
İdil, babası Hüseyin Sıtkı Gür`ün, 1915`te Osmanlı Tokat Başsavcısı iken Kuva-yı Milliyecilere katıldığını, yaptığı eylemler nedeniyle hakkında ölüm fermanı çıkarıldığını söyledi.
O zaman Konya`da olduklarını anlatan İdil, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir gün evimize üç adam geldi, ellerinde bir kağıt vardı. Babamın yüzünü tanımıyorlardı. Evimize geldiklerinde ev halkı bir yandan adamları oyalarken rahmetli anneannem babamı evin bodrumunda bir yer yatağına yatırıp üzerini örttü. Adamlar babamı gördüğünde bu kim dediler. Doktor dayım benim hastam o dedi. Bana köyden hastalar gelir, çok ağır olanlara ben ilaç verir yatırırım, iyileştiklerinde evlerine yollarım. Bu adam da bu hastalardan
biri` diyerek babamın hayatını kurtardı. Evde iki dayım vardı. Biri avukat diğeri doktordu"
CUMHURİYET BALOSUNDA YİNE GÖRDÜM
Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ü 17 yaşındayken Manisa`da Cumhuriyet Balosu`nda gördüğünü söyleyen İdil; şöyle konuştu: "Baloda masalara hizmet ediyorduk. Mustafa Kemal Paşa beni gördü `Seni bir yerden tanıyorum` dedi. Ben konuşamadım. Çünkü bize Atatürk`ü meşgul etmememiz söylenmişti. Baloya gelecek bütün kadınlar Avrupa`dan kumaş alıp onlardan elbise yaptırıyordu. Atatürk bunun haberini almış haber yollamış Türk kadını Türk malı kumaş alıp baloda giyinmelidir demiş. Sonra bütün kadınlar Atatürk`ün kurduğu
Sümerbank`a gittiler yerli kumaş alıp kıyafet yaptırdılar. Paşa baloya gelip gördüğünde `İşte Türk kadını böyle olmalıdır. Yeni savaştan çıktık. Böyle pahalı kumaşlar almaya gerek yok` dedi."
Atatürk`le olan resminin eskiden ders kitaplarında olduğunu ancak şimdi olmadığını söyleyen İdil; sözlerine şöyle devam etti: "Artık ders kitaplarında Atatürk`le olan resmim yok. Eskiden vardı. Neden kitaplardan Atatürk`le olan resimler kaldırılıyor anlam veremiyorum"
Türk gençlerine seslenen İdil; "Vatanınıza sahip çıkın. Devletinizi koruyun. Atatürk`ten bize kalan bu cennet vatanı daha ileriye taşımak için çalışın, gelişin" diyerek gençlere öğüt verdi.
Nuriye İdil`in gençlik yıllarında sesinin çok güzel olduğu belirtilirken, gençlik yıllarında piyano çaldığını söyledi ve piyano başına oturarak piyano çaldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Metin Külünk: "Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" Sinop Üniversitesi’nde düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" programına katılan eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İslam dünyasının son 5 asırdır bilgi üretiminde geri kaldığını belirterek, "Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" dedi. Sinop Üniversitesi ve TÜGVA Sinop İl Temsilciliği koordinesinde; Yeniler, Geçerken, İlahinet ve Üniversiteli Aktif Gençlik öğrenci topluluklarının iş birliğiyle düzenlenen "Yüzyılın Gençliği, Gençliğin Yüzyılı" konferansında gençlerle bir araya gelen Metin Külünk, toplumsal yapılardaki sorgulama eksikliğine dikkat çekti. Üniversitelerden aile yapısına kadar "soru sorma" kültürünün baskılandığını aktaran Külünk, "Biz bugün soru sorma kabiliyetimizi kaybettik. Üniversitede hocaya, evde babaya, STK’da başkana soru sormaya kalksan ’sen ne anlarsın’ cevabıyla karşılaşıyorsun. Oysa Batı bugünkü gücüne sorgulayarak ve bilgiyi yöneterek geldi" ifadelerini kullandı. Dünyayı sarsan Epstein skandalı ve küresel sistemin işleyişine dair açıklamalarda bulunan Külünk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Epstein adasındaki vahşeti, Satanistliği tespit etmek yetmez. Bu akıl, Habil ve Kabil mücadelesinden beri var olan bir batılın temsilidir. Bu yapı; BM, DSÖ ve çeşitli uluslararası sözleşmeler üzerinden küresel normlar oluşturacak gücü nasıl elde etti? Bilgiyi ve parayı ele geçirdiler. İnsan hakları ve demokrasi kavramlarının arkasına saklanarak, insanlığın genetik kodlarıyla oynayacak, dünya nüfusunu azaltmaya odaklanacak kadar fütursuzlaştılar. Biz bu soruyu sormadan sadece vahşeti seyrederiz." "5 asırdır mağlubuz çünkü bilgi üretmiyoruz" İslam aleminin tarihsel bir özeleştiri yapması gerektiğini vurgulayan Külünk, "Biz beş asırdır mağlubuz. Çünkü Biruni, İbn-i Sina, Farabi, Harezmi ve Ali Kuşçu yetiştiremiyoruz. Zihin ve fikir anarşisti yetiştirmiyoruz. Ta ki biz Haniflik odaklı, insanlık medeniyetini inşa edecek bilgiyi yeniden üretene kadar bu devran böyle döner. Mesele, hak ile batıl mücadelesinde kimin nerede durduğudur" diye konuştu. Sinop Valisi Mustafa Özarslan ile üniversite yönetimi, kurum temsilcileri ve çok sayıda öğrencinin katıldığı program, soru-cevap ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bursa Fabrikaların tonlarca su çektiği İznik Gölü 200 metre çekildi Marmara Bölgesi’nin en büyük tatlı su kaynaklarından biri olan İznik Gölü, son yıllarda yaşanan su kaybıyla alarm veriyor. Kıyı şeridinde gözle görülür şekilde yaşanan çekilme, gölün adeta kurumaya yüz tuttuğunu ortaya koyuyor. Gölde su kaybının yalnızca kuraklıkla açıklanamayacağı yönünde değerlendirmeler yapılırken, gözler göl çevresindeki sanayi tesislerine çevrildi. Özellikle Gemlik hattında faaliyet gösteren bazı fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullandığı iddiaları yeniden gündeme geldi. Özellikle sanayi tesislerinin su kullanımı ve yer altı su kaynakları üzerindeki baskının, gölün beslenme dengesini olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Yüzölçümü ve doğal yapısıyla bölgenin en önemli ekosistemlerinden biri olan İznik Gölü, sadece bir su kaynağı değil; aynı zamanda turizm ve ekonomi açısından da hayati öneme sahip. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistleri ağırlayan göl, sahil işletmeleri, balıkçılık faaliyetleri ve tarımsal sulama sayesinde binlerce kişiye geçim kapısı oluyor. Göldeki su seviyesinin düşmesiyle birlikte balıkçılık faaliyetlerinin zorlaşması, tarımsal sulamada yaşanan sıkıntılar ve kıyı turizminin olumsuz etkilenmesi, bölge ekonomisini doğrudan tehdit ediyor. İznik ve Orhangazi’de yaşayan birçok aile, geçimini göl sayesinde sağlarken, yaşanan çekilme geleceğe dair kaygıları artırıyor. Fabrikalar tonlarca su kullanıyor Gölden su kullanan fabrikaların, su saati bile kullanmadığına dikkat çeken İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar, "Fabrikalar İznik Gölü’nden su çekiyor. Gemlik Gübre Fabrikası 2004 yılında özelleştirildi. 2020 senesinde dönemin büyükşehir belediye başkanı Alinur Aktaş bu fabrikanın gölden ne kadar su çektiğine dair bir yazı istedi ve bu fabrika bu soruya cevap bile veremedi. Çünkü su çekilen pompada bir su saati bile yok, saat konulmamış. 2021 yılında da saat konuldu ve 10 milyon metreküp su anlaşması yapıldı. 2004 ile 2020 arasında neden buraya su saati konulmadı. Bu yıllar arasında gölden ne kadar su kullanıldığını nereden bileceğiz. 2016 yılında kuraklık başladı. DSİ önlem olarak tarıma verilen sudan tasarruf yapıyor. Tarımdan tasarruf olmaz, tarım bu ülkenin ekonomisinin can damarıdır" şeklinde konuştu.
Denizli DTO’nun öncülüğünde Denizli’de Ramazan ayında temel gıdada sabit fiyat uygulaması başlatıldı Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, gıda sektöründeki 6 üyesi ile ülkede bir ilke imza atarak ramazan ayına özel temel gıda ve tüketim maddelerinde sabit fiyat uygulaması başlattı. DTO üyesi Denizli’deki 76 satış noktasında ramazan ayı boyunca un, ekmek ve tahıl ürünleri, pirinç, bulgur, makarna ve bakliyat ürünleri, şeker, tuz, çay ve sıvı yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta ve temizlik ürünleri ile kişisel bakım ürünlerinde fiyat artışına gitmeyecek. DTO hizmet binasının 5’inci katında gerçekleştirilen imza törenine protokolde adı geçen firmaların sahipleri ile yetkilileri ve DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan katıldı. Başkan Erdoğan, özveride bulunarak sosyal sorumluluktan kaçmadıklarını söylediği üyelerine duyarlılıklarından dolayı teşekkür etti. Protokol imzaladıkları firmalar ile Denizli Ticaret Odası’nın özellikle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat istikrarının korunması, mevcut fiyat etiketlerinde olağan dışı artışlara gidilmemesi ve tüketici güveninin zedelenmemesi hususunda, azami dikkat göstereceklerin de altını çizen Başkan Erdoğan, "Bugün burada önemli bir protokole imza atmanın onur ve gururunu, Denizli’miz ile paylaşıyoruz. Gıda sektöründeki üyelerimiz ile, ramazan ayı boyunca raflarındaki temel gıda ürünlerinin etiket fiyatlarının değişmeyeceğine dair protokol imzalamak üzere toplandık. Bu üyelerimiz, ramazanda sabit fiyat uygulamasını gönüllü olarak taahhüt etmişlerdir. Bu mübarek ayın tüm üyelerimize ve vatandaşımıza bereket, sağlık ve hayırlı kazançlar getirmesini temenni ediyoruz. Protokolümüze imza koyan üyelerimize de gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ediyoruz. Çok değerli iş insanlarımız Can Pekdemir’in 39 şubesi bulunan işletmeler, Derviş Gedik 11 şubesi bulunan işletmeleri, Rıza Bilgin 7 şubesi bulunan işletmeleri, Ümit Kurt 12 şubesi bulunan işletmeleri, Murat Tütüncü 4 şubesi bulunan işletmeleri, Hasan Hüseyin Pekdemir 3 şubesi bulunan işletmeleriyle Ramazan kampanyamıza katıldılar. Toplamda 6 marketimiz, Denizli’deki 76 farklı noktada satış yapan işletmeleri ile ramazan boyunca halkımıza hizmet verecekler. Hayırlı ve uğurlu olsun" dedi. Ramazan kampanyası, neleri kapsıyor? Kampanyaya, un, ekmek ve tahıl, pirinç, bulgur, makarna ve bakliyat, şeker, tuz, çay ve sıvı yağ, süt ve süt ürünleri, yumurta, temizlik ürünleri, kişisel bakım ürünleri marka gözetmeksizin dahil oldu. Başkan Erdoğan, "Üyelerimiz, azami dikkat göstereceklerdir" Ramazan ayının toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve manevi değerlerin ön plana çıktığı, müstesna bir dönem olduğunu anımsatan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, sözlerini "Bu özel zaman diliminde, ticari hayatımızın da aynı hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle işletilmesi, büyük önem arz etmektedir. Denizli Ticaret Odamız ile üyelerimiz; özellikle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat istikrarının korunması, mevcut fiyat etiketlerinde olağan dışı artışlara gidilmemesi ve tüketici güveninin zedelenmemesi hususunda, azami dikkat göstereceklerdir" diyerek tamamladı. Protokolün imzalanmasının ardından Başkan Erdoğan üyeleri ile günün anısına toplu halde fotoğraf çektirdi.