POLİTİKA - 23 Nisan 2012 Pazartesi 17:32

ARAP BAKANLAR BURSA`DA

A
A
A
ARAP BAKANLAR BURSA`DA

Türk-Arap Turizm Buluşması kapsamında Bursa`ya gelen Arap ülkelerinin turizm bakanları, Bursa`nın doğal güzelliklerini yakından görme imkanı buldu. Kestel ilçesi Saidabat köyüne giden heyet, yöresel yemeklerden tattı.
Arap bakanların Saibat köyü gezisine Vali Şahabettin Harput`un yanı sıra Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Gedik, TÜRSAB Güney Marmara Bursa Bölge Başkanı Mehmet Akkuş ve ilgili kurum müdürleri katıldı. İlkini düzenledikleri toplantı ile Bursa ile tüm Arap ülkeleri asındaki bağların daha da geliştirileceğini ifade eden Vali Harput, "Bursa, Arap alemi için adeta bir cazibe merkezi, yeşili, suyu, Uludağı, kaplıcaları iklimi ile. Biz bu organizasyon vesilesi ile Arap ülkelerinin en yetkili kişilerine bu
güzellikleri gösterme imkanı bulduk. Bursa`nın bu engin güzellikleri, Bursa`ya turizm gelişi gidişinin yanında turizm yatırımları açısından da büyük önem az ediyor. Bursa turizm yatırımlarında özel bir teşvik kapsamında. Bu da turizm kapsamında ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Sağlık turizmi açısından Ortadoğu açısından çok önemli bir bölge. Dağyenice bölgesi ilk defa sağlık serbest bölgesi olmak üzere. Şu anda Türkiye`de bu tür çalışmalar devam ederken, Bursa bu konuda ilk adımı attı ve bu konudaki
çalışmalar devam ediyor" dedi.
TUNUSLU BAKAN: "BU TOPLANTILAR İLİŞKİLERİ GÜÇLENDİRİR"
Tunus Turizm ve Kültür Bakanı Elyes Fakhfakh, Bursa`da bulunmaktan dolayı büyük mutluk duyduklarını söyledi. Bu toplantılar ile Türkler ve Araplar arasındaki turistik gezilerin artacağına inandığını belirten Fakhfakh, "Aramızda çok derin ve güçlü bağlantılar olan Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyorum. Geçen hafta turizm bakanının da ülkemize yaptığı gezi sırasında yaptığımız görüşmeler ve atılan adımlar da, bu ilişkilerin geliştirilmesi açısından beraber atılan adımların göstergesidir. Bu
toplantının ilk olmasına rağmen devam etmesini ve daha çok geliştirilmesini istiyoruz. Arap Turizm Örgütü ile Bursa arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesini amaçlıyoruz" diye konuştu.
"FİLİSTİN GÜVENLİ, ABLUKA SADECE GAZZE`DE"
Filistin Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Dr. Khouloud Daibes ise, misafirperverlikten dolayı Türk halkına teşekkür ederek, "Biz inanıyoruz ki Filistin mutlaka bütün Türk kardeşlerimizin kalbindedir. Burada bunu daha iyi gördük. Bu gerçekleşen birinci Türk Arap buluşması bu alakaların daha da gelişeceğinin bir göstergesidir. Bu zengin ülkemizde Türkiye olarak elde edilen gelişmeleri görünce biz de çok mutlu oluyoruz. Bursa ise özelikle etkileyici manzaraları ile bizi cezp etti. Bizim turizmdeki tek
hedefimiz ekonomi olmamalı, bu kapsamda kardeşlik bağlarının daha da geliştirilmesidir. Şu anda Filistin özellikle bulunduğu siyasi durum nedeni ile Türkiye`deki bu gelişmelerden mutluluk duymaktadır. Temenni ve dua ediyoruz ki Filistinliler kendi hür iradeleri ile bu Türkiye`ye gelenlerin sayısının artmasını ve sizlerin de rahat bir şekilde bizim ülkemize gelmenizdir. Ülkenizden hac ve umreye gidilirken Mescidi Aksa`ya da gelinmesini istiyoruz. Kudüs ve Filistin için ayrılan mekanın özel olması Arap
aleminde ve özellikle Türkiye`de Filistin halkının kalplerdeki yerini göstermesi açısından çok önemli idi" şeklinde konuştu.
`Ülkenizde abluka kalktı mı?` şeklindeki soruya ise Daibes, "Abluka sadece Gazze bölgesine has bir durum. Diğer yerlerde güvenlik açısından bir sorun yok. Turizm için bir sorun yok. Türkiye`den de ülkemize turistler gelebilir. Abluka sadece Gazze kentinden ibarettir" şeklinde cevap verdi.
Arap Turizm Örgütü Başkanı Bandar Fahad Al Fahaid da, gördükleri ilgiden dolayı büyük mutluluk duyduklarını söyleyerek, "Bütün katılımcı bakanlar adına şunları söylemeliyim ki; burada gördüğümüz misafirperverlik bizi çok memnun etti. Ayrıca dün açılışa Sayın Başbakan Erdoğan`ın ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay`ın katılması bizi memnu etti. Ayrıca Arap ülkeleri ile Türkiye arasında başlatılan ilişkilerin daha da geliştirilmesi adına güzel bir göstergedir. Bu çalışmalar ayrıca Türkiye ile Arap ülkeleri
arasındaki seyahat gelişmeleri için de çok önemli. Bizler bu şekilde gidip gelirken Türk kardeşlerimizi de bizim ülkelerimize bekliyoruz" dedi.
Katar Turizm Bakanı Ahmed Abdullah Al Noaimi de, burada mutlu olduklarını belirterek, "Buradaki etkileyici güzellikleri görmekten mutluyuz. Buradaki bağların daha da geliştirilmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Komor Adaları Dışişleri Bakanı Muhammed Baki Abdulfattah ise, "Bursa`daki bu buluşmaya bizi davet ettiklerinden dolayı ilgililere teşekkür ediyorum. Ben kendimi bizim mekanımızda hissediyorum. Şu anda ülkemizde yol yapımında Türk şirketleri çalışmakta. Bu da turizm alanındaki gelişmelerin de bir göstergesidir" diye konuştu.
Arap bakanlar, ardından Küreklidere Şelalesi`ni gezdi. Burada gözleme yapan köylü kadınlarla sohbet eden Suudi Arabistan`dan Tourke Muhammed, köylü kadınlarla birlikte gözleme yaptı. Arap heyet, şelaleye hayran kaldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var. Gençler için, gelecek için yeni teknolojiler, dünyanın yeni şartlarını dikkate alan yeni perspektifleri dikkate alan bir anayasaya ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iyileştirilmeye, geliştirilmeye her zaman açık bir sistem olduğunu söyleyerek, "İhtiyaçtan yeni ihtiyaçlar ortaya çıktıkça yeni değerlendirmeler yapıldıkça, dinamik bir şekilde kendini geliştiren bir yapı olduğunu ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı. Demokratik sistemlerde farklı yönetim biçimlerinin olduğunu belirten Yılmaz, "Bunların hepsi demokratiktir ama yönetim sistemi olarak farklılık arz ederler. Başkanlık sistemi de vardır, parlamenter sistem de vardır, yarı başkanlık sistemi de vardır. Üçü de demokratik dünyada görülen sistemlerdir. Her birinin de farklı alt versiyonları olduğunu biliyoruz. Örneğin İngiltere’deki parlamenter sistemle kıta Avrupa’sındaki parlamenter sistem arasında da belli farklılıklar olduğunu biliyoruz. Nitekim bizim de önceki sistemimizin farklı bir parlamenter sistem olduğunu hep birlikte biliyoruz. Çok çeşitli zaafiyetler içeren bir sistem olduğunu biliyoruz. Halkımızın referandumda onayıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğimiz Türkiye’nin özel koşullarına uygun, kültürüne uygun bir yapılanmayı gerçekleştirmiş durumdayız. Bu sistem yeni sistem birçok testten başarıyla geçti. Kim ne derse desin. Son beş altı yıl özellikle bir taraftan dünyada belirsizliklerin yükseldiği bir dönem oldu. Risklerin belirsizliklerin yükseldiği bir dönem oldu. Bölgemizde jeopolitik gelişmelerin, savaşların, çatışmaların yoğunlaştığı bir dönem oldu. Pandemi gibi tüm dünyayı sarsan bir hadisenin yaşandığı bir dönem oldu. İçeride yine asıl afeti dediğimiz tarihimizin en büyük afetini yaşadık. Ekonomik şartlarla ilgili yine çeşitli süreçler yaşandı. Bütün bu süreçlerde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin avantajını gördüğümüzü, yaşadığımızı rahatlıkla ifade edebilirim. Hızlı karar alan, uygulayan, etkin bir sistem olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kendisini ispat etmiştir. Ama hep altını çiziyorum. Bugün de ifade edeceğim. Bu daha iyileştirilemeyeceği anlamına da gelmiyor. Daha da iyiye, daha gelişmiş bir yapıya doğru dönüşmeyeceği anlamına da gelmiyor. Tam aksine tecrübelerle yaşadığımız süreçlerle birlikte sistem iyileştirilmeye de her zaman açık bir sistem" şeklinde konuştu. Yılmaz, şöyle konuştu: "İyi ki bu küresel ve bölgesel fırtınalı dönemde Cumhur İttifakı gibi güçlü bir ittifakımız var. İyi ki Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü, dirayetli, tecrübeli bir liderimiz var. Liderlik her zaman önemlidir. Ama fırtınalı zamanlarda zor zamanlarda bir kat daha önemlidir. Bugün Türkiye siyasi istikrarıyla dünyadan birçok alanda pozitif ayrışan bir ülkedir. Sorunlarımız da elbette var ama bu sorunları aşma kapasitemiz de var. Bunu da birçok vesileyle ortaya koymuş durumdayız. Cumhurbaşkanlığı’yla ilgili saray ifadesini kullanıyor değerli arkadaşlarımız muhalefetten. Tabii ki saray değil orası. Milletin evi. Biz milletin evi olarak görüyoruz ve orası bir gelip bir gün görürsünüz belki. Ziyaret ederseniz nasıl bir, kurgu var zihninizde bilmiyorum ben, ama orası bir çalışma mekanı. Orada bürokratlarımız var. Çalışanlarımız var. Kamu görevlileri var. Gece gündüz bir mesai harcanıyor. Birçok durumda mesai kavramına bakılmadan bu ülkenin ihtiyaç duyduğu çalışmalar, faaliyetler yürütülüyor. Orası hiçbir partiye ait değil. Hiçbir kişiye de ait değil. Milletin evidir. Milletin gönlüne giren külliyenin kapısından da girer. Milletin gönlüne giremeyen oranın bir saray olarak hayalini kurar." Yılmaz, "Bugünkü Cumhurbaşkanlığımız geçmişteki Cumhurbaşkanlığı değil, bazen karıştırılıyor. Sanki o eski sistemimizdeki Cumhurbaşkanlığı makamıymış gibi değerlendiriliyor. Öyle değil. Bugün yönetimimizin merkezi Cumhurbaşkanlığı. Yasamada milli iradenin tecelli Türkiye Büyük Millet Meclisi’miz, gazi Meclisimiz. Yürütmede de milli iradenin tecelli ettiği makam Cumhurbaşkanlığı makamı. Eskiden doğrudan seçilmiyordu biliyorsunuz. Artık doğrudan halkımızın sandığa gidip seçtiği bir Cumhurbaşkanımız var. Milli iradenin doğrudan yansıdığı bir makam var. Ve burada yürütme makamı olarak Cumhurbaşkanlığı eski sistemdeki Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığının birleşmiş hali. Eskiden iki tane ayrı makam vardı biliyorsunuz. Dolayısıyla ayrı maliyetler, masraflar vardı. Aslında yeni sistem bunları sadeleştirmiş durumda. Yıllar itibariyle fark etmekle birlikte geçmişte Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığı bütçelerini birleştirirseniz toplam bütçenin binde üçüne dördüne denk gelirdi geçmişteki masrafla. Bugün binde biri seviyesinde. Binde bir, binde bir nokta bir, binde bin nokta iki seviyesinde. Geçmişe göre çok daha düşük maliyetle çalışan bir merkezden bir karargahtan bahsediyoruz. Yönetim sistemimizin kalbinden bahsediyoruz. Son derece makul düzeylerde bir maliyetle bu stratejik görevin yerine getirdiğini ifade etmek isterim" diye konuştu. Anayasa konusunda Yılmaz, "Burada bizim yaklaşımımız açıktır. Yeni sivil bir anayasayı savunuyoruz. Seçim beyannamemizde de var. Parti programımızda da var. Aslında bütün partilerin seçim beyannamelerinde bu var. Yani millete böyle daha iyi bir anayasa vaadi hemen hemen tüm partilerin seçim beyan namelerinde, politika belgelerinde var. Biz de bu yönde bir çalışmayı, mutfak çalışmasını sürdürüyoruz. Bütün partilere de çağrı yapıyoruz" dedi. Anayasada vesayetçi zihniyetin etkileri büyük oranda giderildiğini söyleyen Yılmaz, "Hala bazı kalıntıları olduğunu görüyoruz. Ancak çok sayıda değişiklikle iç tutarlılığı bir ölçüde zayıfladığını iç yapısında yeni daha tutarlı bir yaklaşımın faydalı olacağını düşünüyoruz. Bunlardan da belki daha önemlisi gelecek odaklı bir anayasaya ihtiyacımız var. Gençler için, gelecek için yeni teknolojiler, dünyanın yeni şartlarını dikkate alan yeni perspektifleri dikkate alan bir anayasaya ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz. Bu anayasa hem devletin kurumlarını daha etkin çalıştıran daha uyumlu çalıştıran bir anayasa olmalı, hem de birey devlet ilişkilerini daha özgürlükçü, daha hak, hukuk temelli tanımlayan bir anayasa olmalı diye inanıyoruz. Ama bu bizim tek başına yapabileceğimiz veya Cumhur İttifakı olarak yapabileceğimiz bir konu değil. Diğer partilerle birlikte en geniş mutabakatı sağlayarak yapmamız gereken bir alan hem sistem eleştirileri yapıp hem de anayasa çalışmalarına girmeyiz diyenlerin çok tutarlı olduğunu ifade edemem doğrusu. Yani eğer gerçekten burada daha iyi bir anayasa, daha iyi bir sistem istiyorsanız buyurun çağrı yapıyoruz; gelin birlikte çalışalım, ortak akılla çalışalım" ifadelerini kullandı.