POLİTİKA - 25 Nisan 2012 Çarşamba 15:32

HAS PARTİ GENEL BAŞKANI KURTULMUŞ ÇORUM`DA

A
A
A
HAS PARTİ GENEL BAŞKANI KURTULMUŞ ÇORUM`DA

Has Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Eğer bu parlamento şu veya bu nedenle yeni Anayasa yapmayı savsaklarsa halkın nezdindeki meşruiyetini kaybeder" dedi.
Has Parti Genel Başkanı Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, bir dizi ziyaret kapsamında Çorum`a geldi. Çorum programı kapsamında ilk olarak Valiliği ziyaret eden Kurtulmuş, Vali Nurullah Çakır ile görüştü. Daha sonra Çorum Belediyesine Başkanı Muzaffer Külcü ve Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan`ı ziyaret etti.
Ziyaretlerde yeni Anayasa hakkında kendisi ve partisinin görüşleri hakkında bilgi veren Kurtulmuş, yeni Anayasa konusunu önemsediklerini açıkladı. Yeni Anayasanın birkaç rotuş veya "dostlar alışverişte görsün" kavliyle olmaması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, Türkiye`de milli egemenliği sağlayacak bir anayasa değişikliğine acilen ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
Bunun tehir edilemeyeceğini ifade eden Kurtulmuş, bu çerçevede milletin ikliminin müsait olmasına parlamentonun ikliminin müsait olmadığını, parlamentonun da iklimini müsait haline getirip 2012 yılı içerisinde yeni Anayasa konusunu çözmesi gerektiğini kaydetti.
28 Şubat soruşturmasının sürdüğünü, Türkiye`nin 12 Eylül`le yüzleştiğini hatırlatan Kurtulmuş, "Ümit ederiz ki bütün bu karanlık noktalar ortaya çıksın. Şu anda Türkiye arkasına yaslanarak yüzünü millete doğru çevirsin. İleriye doğru baksın. 12 Eylül`le 28 Şubat ile hesaplaşmak demek sadece Kenan Paşa ile sadece Çevik Bir Paşa ile hesaplaşmak olarak algılanmamalı. Kim ne yaptıysa yanına kar kalmamalı. Bu milletin çocuklarına çektirenlerin burnundan fitil fitil getirilmeli" ifadelerini kullandı.
12 Eylül 1980 ihtilali arkasından 1982 anayasası dünyanın her yerindeki anayasalar gibi yeni bir sistem getirdiğini anlatan Kurtulmuş, "Bu sistemin özeti iki cümledir. Evet bir sandık var seçime gideceğiz. Demokrasi var ama bu milleti tek başına bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya kaçar o yüzden sandığın önüne süzgeçler koyalım. Ne koyalım. MGK koyalım, HSYK koyalım, YÖK`ü koyalım. Anayasa Mahkemesi`ni koyalım. 1981 Anayasası milleti egemen olarak tanımlamış ama arkasından demiştir ki millet bu
egemenliği anayasal kurumlar eliyle kullanır. Aslında 1982 anayasası millete egemen olmadığını ilan eden bir anayasadır. Dolaysıyla ortada bu anayasal kurumlar olduğu müddetçe Türkiye`de her zaman yeni bir 12 Eylül ve 28 şubatı görebilirsiniz. Bugün hükümetin mecliste büyük çoğunluğu var. İç ve dış konjoktür müsait değil. Ama Allah muhafaza sistem böyle devam ederse yarın Türkiye`de siyasal şartlar değiştiğinde yeni 28 Şubat`ın olmayacağını kim garanti edebilir. Rahmetli Özal`ın şortla askeri
denetlediğinde ne güzel bundan sonra ihtilal olmayacak deniyordu. Ama ne oldu Özal`dan sonra bu ülkede iki tane ihtilal oldu. 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007. Artık bundan sonra gelinen noktada sadece yapılanlarla yetinilmemeli. Yeni bir sistem inşa etmek, yeni bir siyasi sistemi kurmak için Yeni anayasaya ihtiyaç var. Onun için bu sistemi önemsiyoruz. Ve çok açık söylüyorum Tanzimat`tan sonra bu memlekette bu milletin eline istediği istikamette bir anayasa yapma fırsatı düşmüştür. Onun için ciddi bir
şekilde parlamentoyu gayretlendirmeye, cesaretlendirmeye çalışıyoruz. Çünkü başka yolu yok. Lafla peynir gemisi yürümez. 12 Eylül, 28 Şubat, Susurluk`la lafla mücadele edemezsiniz. Türkiye`nin bir sürü karanlık cinayetleriyle lafla mücadeleme edemezsiniz. Öyle bir sistem kurulmalı ki daha hiç kimse aklının ucundan bile ihtilal yapmayı geçirmeyi mümkün olmasın. Andıç hazırlamak geçmesin. Bunun yolu laf değil icraattır. İcraatta bellidir yeni bir anayasadır" ifadelerini kullandı.
Parlamentoya milletin verdiği bir numaralı ödevin yeni anayasa olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Eğer bu parlamento şu veya bu nedenle anayasa yapmayı savsaklarsa halkın nezdindeki meşruiyetini kaybeder. Parlamentonun meşruiyetinin devamı için de zorunludur. Mutabakatla yapılırsa ne ala. Mutabakat sağlanamazsa milletin hayrına olacak anayasada millete dönsünler. Her türlü maddede hükümetin atacağı adama destek vereceklerdir" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.