YEREL HABERLER - 25 Nisan 2012 Çarşamba 17:07

BESTELER ZEUGMA`YI ANLATACAK

A
A
A
BESTELER ZEUGMA`YI ANLATACAK

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Arp Sanatı Derneği Zeugma Kazı Alanı ve Zeugma Mozaik Müzesi için özel bir eser bestelemek için kolları sıvadı.
Arp Sanatçısı ve Arp Sanatçıları Derneği Başkanı Şirin Pancaroğlu`nun bestelerinden oluşacak proje, bestelerin tamamlanmasının ardından gerçekleşecek olan konser, dinleti, albüm ve diğer tanıtım materyalleri ile desteklenecek. Büyükşehir Belediyesi Encümen Salonunda düzenlenen proje tanıtım toplantısına, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Sema Marangoz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi Ece Yiğit, Zeugma Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay, İngiliz Arkeolog ve Mozaik
Uzmanı Prof. Dr. Katherine Dunbabin, ASD Başkanı ve Arp Sanatçısı Şirin Pancaroğlu katıldı.
Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Sema Marangoz, "Ülkemizin turizm ve tanıtma konuları Kültür ve Turizm Bakanlığına ait olduğu için bu projeyi bakanlığa sunuyoruz. Her detayı biz yerelden destek verecek şekilde üzerimize vazife olacak şekilde alıyoruz. Büyük düşündüğümüz bu projenin özel ve resmi kurumların destekleri ile hem Gaziantep turizmine hem de Türkiye`nin uluslararası boyutta tanınır hale getirilmesine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz. Sanatçımız Şirin
Pancaroğlu`na, bu konuda bize destek vereceklerini vadeden Kültür Bakanlığı Temsilcisi Ece Yiğit`in şahsında Kültür Turizm Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özarslan`a ve turizm konularında her zaman desteğine ihtiyacımız olan Prof. Dr. Kutalmış Görkay`a teşekkür etmek istiyorum" dedi.
PROJEDE 12 ÜLKEDEN SANATÇILAR YER ALACAK
Projenin detayları hakkında bilgiler veren Sema Marangoz, "Sanatçımız Şirin Pancaroğlu`nun Zeugma ve Mozaikleri için yapacağı bestelerin tamamlanmasının ardından bir albüm oluşturulacak ve cd, kaset, afiş, broşür gibi tanıtım materyalleri oluşturulacak. Zeugma Kazı Alanı, Zeugma Müzesi ve Ömer Ersoy Kültür Merkezi`nde birer konser düzenlenerek besteler kamuoyuna tanıtılacak. Gaziantep konserlerinin ardından İstanbul Arkeoloji Müzesi`nde de bir konser düzenlenecek. Ardından Zeugma bestelerinden oluşan bir
repertuar, Avrupa turnesine çıkacak. Proje ile üretilecek besteler Zeugma Müzesi`nde fon müziği olarak kullanılacak. Biz de mozaikleri için bestelenmiş müziği olan, tanıtımı için 12 ülkeden sanatçının bir araya gelerek yurtiçinde, yurtdışında konserleri ile dünyada ilk örnek çalışmaya imza atmış olacağız" diye konuştu.
Marangoz, "Somut olmayan kültürler denince konu çok çeşitli bu ilk değil tabii ki, başka konularda da çalışmamız var. Özellikle bunu somut olmayan kültür varlıkları gibi değerlendirmeyip Zeugma mozaiklerine ve Gaziantep`e uluslararası farklı bakış açısı ile bakılmasını tercih ederim. Tabii ki somut olmayan tarihi varlıklarımızı görev biliyoruz ama Zeugma Mozaiklerinin tanıtımında böyle bir yol denenmedi. Tamamen bir hayal ürünü olmaması lazım, esin ürün olmaması lazım, müzecilikte biz yeni trendleri
takip etmeye çalışıyoruz. Müzeyi ticari bir kaygı taşımadan çalıştırmanız lazım ama kendi geliri ile dönen müzeler olmalı ki kimsenin üzerine yük olmamalı, sürdürülebilir olmalıdır" dedi.
ASD Başkanı ve Arp Sanatçısı Şirin Pancaroğlu da: "Zeugma`nın Sesi adlı çalışmaya başladığımız proje, İstanbul`da Arp Sanat Derneği`nin bir projesidir. Yerelde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı, UNESCO`nun desteği ile girmeye başlayan bir projedir. Burada amaç, aslında Zeugma`ya bir ses vermektir. Müzenin ve böyle bir tarihi mirasın başka bir sanat dalının aracılığıyla tanıtılmasıdır. Zeugma`yı müzikle anlatmayı hayal ettik. Bunu yaparken de Zeugma`nın tarihi dokusunu, geleneklerini
müziğe geçireceğiz. Bunu hem ses hem de çalgı aletleri ile yapacağız. Bir anlamda müzeyi tanıtmış olacağız. Bunu uluslararası bir sanatçı topluluğu ile yapacağız. Türkiye`den, Fransa`dan, Avusturya`dan projeyi çok ilginç buldular. Uluslararası seferberlik içerisinde yapıyoruz. Bunun ilk ayağını ve ön çalışmasını yapmak için burada bulunuyoruz. Bir albüm çıkacak Mayıs 2013`de. Hem Türkiye`de hem de uluslararası düzeyde yayınlanacak bir albüm olacak. Bunun ön gösterim gecesi Zeugma kazı alanında olacak.
Ardından da İstanbul`da tarihi mekanlarda ilk gösterimi devam edecek. Bu şekilde kalıcı bir proje olması düşünülüyor. Hem albümle hem de bu müzikler müzede de çalınacak ilaveten festivallerde de çalınabilecek bir proje olacaktır" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eski eşini eşarbı ve yastıkla boğan sanık: "Yastıkla yüzünü kapattım, öldüğünü anladım" Antalya’da boşandığı eski eşi Hanım Biçer’i (30) eşarbıyla boğarak öldürmekten tutuklu sanık Hızır Çelik, (33) ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık Çelik, mahkemedeki savunmasında, "O anda artık kendimi tutamadım, gözüm karardı. Yastıkla yüzünü kapattım, yüzünü görmedim. Görmemek için yaptım. Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım" dedi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi’nde 11 Eylül 2025 Perşembe gecesi meydana gelen olayda, Hızır Çelik’in boşandığı eşi Hanım Biçer’i eve götürdükten sonra aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın ardından genç kadını eşarbıyla boğduğu ve yüzüne yastık bastırdığı iddia edildi. Evden yaklaşık 3 saat sonra ayrılan zanlı, yaklaşık 16 saat sonra eski eşinin kardeşini arayarak, "Ben kızı öldürdüm, haberiniz olsun" dedi ve Yeniköy Polis Amirliği’ne giderek teslim oldu. Olay yerine sevk edilen polis ekipleri, Hanım Biçer’in cansız bedenini evde buldu. Savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından genç kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Emniyette ifadesi alınan Hızır Çelik ise işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlının ilk ifadesinde, "Eve beraber gittik, eski konuları açtı, o esnada kendimi kaybettim, olay gerçekleşti" dediği öğrenildi. Çelik, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi. Cinayet öncesi ve sonrası kameraya yansıdı Öte yandan, talihsiz kadının son anları güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Hanım Biçer ile Hızır Çelik’in birlikte siteye girdikleri, kadının kapıyı açtığı ve ikilinin eve girdiği anlar yer aldı. Bir süre sonra zanlının elinde poşetle tek başına evden çıktığı, merdivenden indikten sonra eve doğru baktığı ve ardından siteden ayrıldığı görüldü. Savcılık iddianameyi tamamladı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheli Hızır Çelik’in, maktul Hanım Biçer’i ikametinde eşarp ile boğarak öldürdüğü ve ardından maktule ait cep telefonunu alarak olay yerinden ayrıldığı belirtildi. İddianamede, şüphelinin eylemine ilişkin olarak ’kadına ve boşandığı eşe karşı kasten öldürme’ ve ’kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık’ suçlarından cezalandırılması talep edildi. İlk kez hakim karşısına çıktı Davanın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Hızır Çelik, maktul Hanım Biçer’in ağabeyi müşteki Resul Biçer ile taraf avukatları katıldı. Hakkındaki suçlamalar hatırlatılan sanık Hızır Çelik, savunmasında olayın planlı olmadığını ileri sürdü. Çelik, olay günü eski eşiyle görüştüğünü, Hanım Biçer’in kendisine mesaj attığını ve bunun üzerine yanına gittiğini iddia ederek, "Beni oraya planlı şekilde çağırdı. Gündüz de çağırmıştı. Ev sahibiyle akrep meselesini görüşmesini söyledim. Aradığını, mesaj attığını ve ev sahibinin gelip evi ilaçladığını söyledi. Akşam ise kendisini öldüreceğini belirten mesaj attı. Bu mesaj üzerine yanına gittim. Yani ben onu öldürmek için oraya gitmedim. Öldürmek isteseydim bunun gündüzü de vardı, saati de vardı" dedi. "Eşarbı boğazına bağladım" Çelik, tartışmanın devamında gözünün karardığını ileri sürerek olay anını ise şu şekilde aktardı: "O anda artık kendimi tutamadım. O anda artık gözüm karardı. Zaten çok fazla birikmiştim, çok fazla acı çekiyordum. Nasıl öldüğünü bilmiyorum. Yastıkla yüzünü kapattım. Yani yüzünü görmedim, görmemek için bunu yaptım. Çok kendimde değildim. Yastığı yüzünde ne kadar tuttuğumu söylemem mümkün değil. Şöyle oldu, kusacak gibi oldum. Arka tarafta tuvalet vardı, oraya gittim. O sırada eşarbı boğazına bağlamıştım sanırım. Eşarbın düğümlerini hatırlıyorum ancak nereden aldığımı, nasıl bağladığımı net şekilde hatırlamıyorum. Tuvalette uzun süre bekledim." "Hareketsiz yatıyordu, zaten öldüğünü anladım" Cinayet sonrası yaşananları da anlatan sanık Çelik, olayın ardından banyoya gittiğini belirtti. Çelik, "Elimi yüzümü birkaç defa yıkadım. Kaç dakika olduğunu bilmiyorum ama uzun süre bekledim. Çıktığımda bir kere baktım sadece. Hareketsiz yatıyordu, öldüğünü anladım. Ben daha önce hiç böyle bir şeye şahit olmadım, hiç ölü görmedim bile. Telefonunu aldım. Bu ilişki ortaya çıkmasın diye silmek istedim. Şifre vardı. Şifre olunca telefonu kırdım, Döşemealtı’nda dereye attım. Kendi telefonumu zaten teslim ettim. Ben zaten yerini söylemiştim" ifadelerini kullandı. "İntihar etmeyi düşündüm" Olayın ardından evden ayrıldığını söyleyen sanık, ilk anda teslim olmayı düşünmediğini, intihar etmeyi düşündüğünü ileri sürdü. Çelik, "Ben teslim olmayı da düşünmedim, intihar etmeyi düşündüm, önceliğim buydu. Çocuklarıma gittim. Çocuklar uyumuştu. Biraz çocukları yatağıma koydum, onları izledim, ağladım. Düğün fotoğraflarım falan daha duruyordu. Onları götürdüm, inşaatta yaktım. Orada abimi gördüm, böyle bir şey yaptığımı söyledim. İntihar edeceğimi de söyledim. En son Sait abim beni aradı, ‘Çocukları düşün, onların senden başka umudu yok. Kendini düşünmüyorsan çocuklarını düşün’ dedi. Artık mecbur ne yapayım, aynı gün teslim oldum. Ben kaçmayı falan düşünmedim. Kaçmayı isteseydim kaçardım" dedi. Planlayarak yaptı iddiası Duruşmada dinlenen Hanım Biçer’in ağabeyi Resul Biçer, sanığın olaydan önce de kardeşini takip ettiğini ileri sürerek, "Boşandıktan sonra, bu olaydan önce biz evde yokken evin etrafında dolaşıyordu. Kız kardeşimin kaybolduğu dönemde de kendisinden şüphelendim. Arayıp ‘Yanında mı?’ diye sordum. Zaten o gün de eve gelmiş, evin çevresinde dolaşmış. Hatta bana, ‘Eldiven de almıştım, kızı yukarıdan atacaktım’ dedi. Daha önce de olaya intihar süsü vermeye çalışıyordu. Bu cinayet aylar öncesinden planlanmıştı. Biz evde yokken kardeşimi takip ediyor, ona ulaşmaya çalışıyordu" dedi. Biçer, kardeşinin ailelerinin yanında kaldığını belirterek, "Hanım Biçer bizim yanımızda kalıyordu. Sanık, kardeşimin düğünü olduğu gün eve gelmiş. Hepimiz düğündeydik, kardeşim ise düğüne gelmemişti. Daha sonra neden gelmediğini sorduğumuzda, sanığın kendisini tehdit ettiğini söyledi. ‘Eğer gidersen çocuklarını öldürürüm’ demiş. Bu nedenle düğüne gelmemiş. Sanık da o gün eve gelip kardeşime ulaşmaya çalışmış. Ulaşamadan ailedekiler tarafından görülünce kaçmış. Hatta araçla peşinden gidilmiş ancak kaçmış" ifadelerini kullandı. Müşteki Resul Biçer, olaydan önce aile olarak sanığın yakınlarını uyardıklarını belirterek, "Bu olaydan bir iki ay önce de benzer durumlar yaşandı. Sait abisini aradık, ‘Kardeşin böyle yapıyor, kardeşinize sahip çıkın. Boşanmışlar, gitmiş, daha ne istiyor?’ dedik. Daha sonra bir şekilde kardeşime ulaşmış. ‘Gel, çocukları vereceğiz’ demiş. Velayet davası açılmış. Kardeşime, ‘Ben sana çocukları vereceğim’ demiş. Olay gecesinin ertesi günü çocukları vereceğini söylemiş" dedi. Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş. Biçer, kardeşinin çocukları için hazırlık yaptığını ifade ederek, "Ben eve gittiğimde dolabın içinde çocukların sevdiği yiyeceklerin olduğunu gördüm. Kardeşim, ‘Ertesi gün çocuklarım gelecek’ diye alıp dolaba koymuş. Hanım’ın Hızır ile buluşmaya nasıl gittiğinden haberimiz yoktu. Bizden habersiz çıkıp gitmişti. Olaydan yaklaşık bir ay önce de evden ayrılmıştı. Sığınma evine mi gitti, Hızır’ın yanında mıydı, bilmiyorduk. Biz polise gidip şikayetçi olduk. Kendisine ulaşıldığında bizimle görüşmek istemediğini söylemiş. Olay günü bizim haberimiz yoktu. Daha sonra sanık inşaata gidip Rıdvan Çelik’e ‘Ben böyle bir şey yaptım’ demiş. Onların kız kardeşi de benim biraderimin eşi olur. Bizi arayıp Hızır’ın Hanım’ı öldürdüğünü söyledi. Bunun üzerine ben de hemen polisi aradım" dedi. "Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş" Çocukların velayetine ilişkin süreci de anlatan Biçer, "Çocukların velayeti babadaydı. Anlaşmalı boşanmışlardı ve velayet babada kalmıştı. Son dönemde velayet davası açılmıştı. Hızır, kardeşime ulaşıp ‘Gel, çocuklara bakamıyorum’ demiş. Hatta evin oraya gelip aşağıdan seslenmiş. O süreçte velayetin kimde kalacağı ortak kararlarıydı. Çocukların belli günlerde annelerini görmesi, velayetin ise babada kalması yönünde karar vermişlerdi" diye konuştu. Sanığın savunmasına karşı kardeşini anlatan Biçer, "Hanım eşine saygılıydı. Ben bir şeyini duymadım, görmedim. Hatta Hızır ona şiddet uyguluyordu. Anlaşmalı boşandılar. Kız kardeşim önce dava açtı, imza atmadı. Sonra kendisi dava açtı ve boşandılar. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti sanık, müşteki ve taraf avukatlarının savunmalarının ardından, eksik hususların giderilmesi, SEGBİS kayıtlarının çözümünün yaptırılması ve dosyadaki diğer işlemlerin tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Karabük Kasapoğlu, Karabük Üniversitesinde gençlerle buluştu Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı ve İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Karabük Üniversitesinde düzenlenen programda gençlerle bir araya gelerek ihtisaslaşma, dijital farkındalık ve çok yönlü gelişim konularında önemli mesajlar verdi. Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "İhtisas Akademi’26 Programı", Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programda gençlik çalışmalarına yönelik sunum ve konuşmalar gerçekleştirildi. Programın açılışında konuşan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, gençliğin toplumların gelişimindeki rolüne dikkat çekerek, üniversitelerin bilim rehberliğinde bilinçli bireyler yetiştirme sorumluluğu taşıdığını ifade etti. Kırışık, Türkiye’nin bilim odaklı kalkınma hedefleri doğrultusunda gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesinin önemine vurgu yaptı. Program kapsamında düzenlenen oturumda konuşan Kasapoğlu, gençlerin akademik başarılarının yanı sıra kişisel gelişimlerine de önem vermesi gerektiğini belirtti. Dijital çağda zaman yönetiminin önemine değinen Kasapoğlu, "Dijital alanın elbette pozitif yönleri var ancak bu alanı kontrol eden taraf biz olmalıyız. Zaman çok kıymetli, geçen bir saniyeyi geri almak mümkün değil" dedi. Sporun bireyin gelişimindeki rolüne de değinen Kasapoğlu, sporun sadece fiziksel değil, zihinsel ve sosyal açıdan da önemli katkılar sağladığını ifade etti. Spor yapan bireylerin daha dengeli bir yaşam tarzı benimsediğini dile getirdi. 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç, 27. Dönem Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Solmaz, AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt, il protokolü, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program, hediye takdimi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.