YEREL HABERLER - 26 Nisan 2012 Perşembe 15:59

REKTÖR AYDIN, YÖK KARARINI DEОERLENDİRDİ

A
A
A
REKTÖR AYDIN, YÖK KARARINI DEОERLENDİRDİ

Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Suha Aydın, Yükseköğretim Kurulu`nun (YÖK) pedagojik formasyonu kaldırmasının çok büyük bir sıkıntı yaratacağını söyledi. Aydın, eğitim sisteminin artık her gün değişen yaz-boz tahtasından kurtarılması gerektiğini belirtti.
YÖK`ün, özellikle fen-edebiyat fakültelerinde okuyan ve öğretmen olma hayalleri kuran öğrencileri etkileyecek pedagojik formasyonu kaldıran kararını değerlendiren MEÜ Rektörü Prof. Dr. Aydın, pedagojik formasyonun YÖK tarafından düzenlenen bir program olduğunu anımsattı. Bu program çerçevesinde MEÜ olarak Fen-Edebiyat Fakültesi mezunlarına ve okuyan öğrencilere formasyon eğitimi verdiklerini aktaran Aydın, Milli Eğitim Bakanlığı`nın eğitim fakülteleri ile birlikte yaptığı toplantılar sonucunda, Türkiye`nin öğretmen ihtiyacı ve eldeki birikim çerçevesinde öğretmen fazlası olduğu sonucuna varıldığını, bu çerçevede de formasyon eğitimlerinin artık verilmemesine, Eğitim Fakültesi`nin bazı programlarında da ikinci öğretimin olmamasına karar verildiğini anlattı. YÖK`te alınan kararla, MEÜ`de şu anda formasyon eğitimi alan öğrencilerin bu eğitimi tamamlayacakları bilgisini veren Aydın, ``Eskiden fen-edebiyat veya fen ve edebiyat fakültelerinden mezun olanlar öğretmenlik yapabiliyordu. Onların öğretmen olabilme şansları ellerinden alındı ve yüksek lisans programına eşdeğer bir program sonucunda tekrar öğretmen olabilmelerine olanak sağlandı. Pedagojik formasyona eşdeğer bir programdı o. Onu da kaldırdılar sonra ve pedagojik formasyon haline getirdiler. Şimdi bunu da kaldırdılar. Tabi fen ve edebiyat fakültelerinden veya fen-edebiyat fakültelerinden mezun olacaklar şimdi ne yapacaklar? Çok büyük bir sıkıntı olacak. Bunu görenler, ileri görüşlü olan aileler çocuklarını o tarafa yönlendirmediler veya çocuklar kendileri bu kararı verdiler`` dedi.
``ARTIK ÖОRENCİLER BU BÖLÜMLERİ TERCİH ETMEYECEK``
Fizik, kimya, biyoloji temel bilimler olmasına rağmen buralara gelen öğrenci sayılarında azalma gördüklerine işaret eden Prof. Aydın, artık öğrencilerin, YÖK kararı sonucu fen-edebiyat bölümlerini de tercih etmeyeceklerinin altını çizdi. Bazı bölümlerin kapanmayla karşı karşıya kaldıklarına da dikkat çeken Rektör Aydın, ``Biz 20 yıllık bir birikime sahibiz ve son derece güçlü bölümlerden biri bizim Fen-Edebiyat Fakültesi. Bu fakültenin en kötü bölümde bile yardımcı doçent, doçent ve profesörlerden oluşan en az 10 öğretim üyemiz var. Böyle güçlü bir kadroya sahibiz. Ama öğrenci alınmazsa ne olacak? O zaman yüksek lisans düzeyinde bilim uzmanlığı veya doktora düzeyinde eğitimlerle götürebileceğiz`` diye konuştu.
İş sahibi olmanın şimdi artık iş aslanın midesinde olduğunu vurgulayan Aydın, şöyle devam etti: ``Dolayısıyla çok sıkıntılı. Ne yapılabilir? Devletin genel politikası çerçevesinde, bize sunulan programlar içinde sadece uygulamak kalıyor. Biz uygulamada son derece başarılıyız, 500 öğrenci almıştık formasyon için. Oldukça iyi bir rakam bu, Türkiye genelinde üst düzeyde bir rakam. Güzel gidiyordu, bize de ekonomik olarak faydası oluyordu, özel bütçemizi güçlendiriyordu, şimdi o da kesilecek. O bizim için önemli değil, vardı şimdi yok ama o çocuklar ne olacak? Çok zor.``
``ÖОRETMEN OLMA BECERİSİNİ VERİYORSUN AMA GÖREVLENDİREMİYORSUN``
Atanamayan öğretmenler sorununa da değinen Aydın, öğretmen kuraları çekildiğini ve bir sürü çocuğun dışarıda kaldığını dile getirerek, ``O çocuklar ne olacak? Bir de o tarafından bakmak lazım. Öğretmenlik becerisini kazananlara öğretmen olma yetkisi veriyorsun ama görevlendiremiyorsun. O da çok kötü. Hala ne doğru dürüst dersliği ne de öğretmen kadrosu olan okullar var. Bu yeni düzenlemeyle bunların önüne geçeceklerini söylüyorlar`` ifadelerini kullandı.
``TÜRKİYE`DE İŞVEREN MAALESEF HALA DEVLET``
Türkiye`de işverenin hala devlet olduğuna vurgu yapan Prof. Aydın, mesleki eğitimin önemi üzerinde durdu. Üniversitenin bir üst eğitim olduğuna işaret eden Aydın, her üniversite mezununa iş bulmanın zorluğundan yakınarak, şunları söyledi: ``Ama her üniversite mezununa da iş nerede bulunacak? İşin bir de bu yönü var. Üniversite kendi birikimlerini, yeteneklerini geliştirmek için bir üst eğitimidir. Ben idealini söylüyorum. Mesleki eğitimlere çok önem verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Meslek liselerinin daha nitelikli hale getirilip dolaylı olarak da bizim meslek yüksekokullarımız ona paralel daha nitelikli hale gelebilir. Böylelikle Türkiye`nin çok ihtiyacı olan ara eleman sıkıntısı giderilebilir. Eğitim sistemimizin artık böyle durmadan her gün değişen bir yaz-boz tahtasından kurtarıp dingin bir hale getirilmesi gerektiğine inanıyoruz.``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."