GENEL - 29 Nisan 2012 Pazar 12:56

BADEM ÖKSÜZ KALDI

A
A
A
BADEM ÖKSÜZ KALDI

Gökova, Datça, Marmaris, Ören ve Bodrum sahillerini mesken tutan ve insanların ilgisini çeken sevimli Akdeniz foku Badem, bakımını üstlenen SAD-AFAG tarafından serbest bırakıldı.
Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu (SAD-AFAG) Başkanı Cem Orkun Kıraç, Orman ve Su İşleri Bakanlığı`na yazılı olarak Badem`in serbest bırakıldığını, yaz sezonunda hem insanlar, hem de Akdeniz Foku Badem için risk bulunduğunu belirtti.
ASLİ GÖREVİMİZ DEОİLDİ
SAD-AFAG Başkanı Cem Orkun Kıraç, 2006 yılında Aydın`ın Didim ilçesinde yaralı bulunan yavru Akdeniz fokunun İzmir Foça`da uzun süre tedavisinin yapıldığını belirterek şöyle konuştu: "Geçen aylarda Badem`in eğitilmesi amacıyla şiddet uygulandığı şeklinde haberler çıktı. Yaşaması için mücadele verdiğimiz, doğal hayata alışması için çaba sarfettiğimiz bir hayvana neden şiddet uygulansın?"
Bu haberlerin maksatlı ve bilinçli yapılan haberler olduğunu anlatan Kıraç, şunları söyledi: "Bizim asli görevimiz Akdeniz fokunun korunmasına yönelik çalışma yapmaktır. Fok Badem`e bakmak bizim asli görevimiz değildi. Biz dernek olarak bu görevi gönüllü olarak üstlendik. Badem`in izlenmesi ve bakımı için ücret almıyorduk"
Cem Orkun Kıraç, Marmaris Karacasöğüt`te Fok Badem`in yaz aylarında tutulduğu kafesin Marmaris Kaymakamlığı tarafından denizi kirlettiği iddiası ile kaldırılması yönünde sözlü taleplerinin bulunduğu duyumu aldıklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu bizi üzdü. İlk etapta hayvanın şiddete maruz kaldığı haberi, ardından köylülerden alındığı ileri sürülen sahte imza kampanyaları ve Marmaris Kaymakamlığının sözlü talebi sonrası bizim artık yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Bizim asli görevimiz dünyada
koruma altında bulunan ve Türkiye`de sadece 100 tane olan Akdeniz fokunu korumak. Bakmak değil. Bu şartlarda da Fok Badem`i serbest bırakma kararı aldık"
Akdeniz foku Badem`in 2006 yılından bu yana bakımını üstlenen ve sponsor olan işadamı Mustafa Koç`a teşekkür eden Kıraç, şöyle konuştu: "Sayın Koç, yıllardır Fok Badem`in bakımı konusunda maddi katkıda bulundu. Yıllarca bu bakımı üstlenmesi mümkün değil. Son günlerde yaşadığımız olaylardan sonra Sayın Mustafa Koç`a yaptığı yardımlar nedeniyle teşekkür ettik ve artık yardım almayacağımızı bildirdik. Bir işadamı ömür boyu bir hayvanın bakımını üstlenemez ki."
BAKANLIОA RESMİ YAZIYLA BİLDİRDİK
SAD-AFAG Başkanı Kıraç, Karacasöğüt`teki kafesin kaldırılması talebinin ardından Orman ve Su İşleri Bakanlığı`na yazı ile Fok Badem`in serbest bırakıldığını bildirdiklerini söyledi. Yazıda hem insanların hem de havyanın risk taşıdığını da belirttiklerini anlatan
Kıraç, şunları söyledi: "Orman ve Su İşleri Bakanlığı taşra teşkilatlarına yazı yazarak, Fok Badem`in bulunduğu ve sürekli dolaştığı alanlara vatandaşların bilgilendirilmesi yönünde levhaların asılması için uyarıda bulunmuş. Orman ve Su İşleri Bakanlığı`nın taşra teşkilatları bu konuda nasıl bir çalışma yapıyor bu konuda bilgimiz yok. Ama bildiğimiz, Akdeniz Foku Badem`in hem insanlar için hem de kendisi için risk taşıdığı"
SAHİLLERDE RİSK VAR
Fok Badem`in yaklaşık 320 kilo ağırlığında dev bir hayvan olduğunu belirten Kıraç, yaz sezonunda Datça, Marmaris, Gökova, Ören ve Bodrum sahillerinde hem hayvan açısından hem de insanlar açısından büyük risk oluştuğunu belirterek, "Badem oyunu seven bir hayvan. İnsanlar, Badem`e dokunmak ve oynamak için mutlaka girişimde bulunacaktır. Fakat sonuç beklendiği gibi olmayabilir. 320 kiloluk bir hayvan ısırabilir, yaralanma olabilir. Bu konuda vatandaşlarımızın hayvana yaklaşmamaları ve hayvana dokunmamaları
gerekiyor" dedi.
DÜNYADA 600 TANE KALDI
Akdeniz fokunun dünya genelinde sayısının 600, Türkiye`de ise 100 olduğunu belirten Kıraç, sözlerine şöyle devam etti: "Tüm dünyada nesli tükenmekte olan ve koruma altında bulunan Akdeniz foku, Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından koruma altına alınan 12 canlı türünden birisidir. Dernek olarak 25 yıldır Akdeniz fokunun korunması için çalışma yapıyoruz. Akdeniz fokunun toplum tarafından tanınması Badem ile birlikte oldu. Bir nevi Badem, insanların tüm dikkatlerinin Akdeniz fokuna çevrilmesine
neden oldu"
AKDENİZ FOKU `BADEM`
Akdeniz foku Badem, Didim açıklarında henüz iki aylık iken 5 Aralık 2006 tarihinde yaralı bulunduktan sonra İzmir Foça`daki Akdeniz Foku Araştırma Merkezinde özel bir havuzda tedavisine başlandı. Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu (SAD-AFAG) tarafından tedavisi devam ederken, işadamı Mustafa Koç da Badem`in bakımını üstlendi. Hollanda Fok Kurtarma ve Araştırma Merkezi`nden Richard Dykena, Badem`in bakımı için Foça`ya geldi. Foça Akdeniz Foku Araştırma Grubunun o dönem Başkanı
olan Dr. Harun Güçlüsoy, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvana dört ay bakıldıktan ve iyileştikten sonra doğal ortama bırakılacağını açıkladı. Fok Badem`in 4 ay süren tedavi ve rehabilitasyonunun ardından 28 Nisan tarihinde helikopter ile Datça açıklarına getirilerek doğal ortama bırakıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Gümüşhaneli doğaseverler baharı Şiran’da karşıladı Gümüşhane’de doğaseverler hafta sonu rotayı Şiran ilçesinin eşsiz doğasına çevirdi. Tomara Şelalesi’nin coşkun sularından başlayan 12 kilometrelik yürüyüşte doğaseverler, karlı zirveler, yeni açan çiçekler ve saklı göller eşliğinde baharın uyanışına tanıklık etti. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Gümüşhane Müdürlüğü’nün Doğa Turizmi kapsamında rehberlik desteği sunduğu Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları, Gençlik ve Spor Kulübü (GÜDAK) etkinliğine aralarında Vali Yardımcısı Muhammed Deniz Kılınç’ın da olduğu 23 doğasever katıldı. Yürüyüşün başlangıç noktası, Türkiye’nin mutlaka görülmesi gereken 10 şelalesinden biri olan ünlü Tomara Şelalesi oldu. Bahar yağmurlarıyla coşan ve dağın bağrındaki 40 ayrı kaynaktan dökülen suların oluşturduğu görkemli manzara karşısında büyülenen ekip, bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Tomara’dan hareket eden grup, Çimen Dağları’nın yamaçlarında 12 kilometrelik zorlu ama keyifli bir parkura imza attı. Yağmurlu havanın eşlik ettiği yürüyüşte doğaseverler; Karaburun Tepesi’nde verilen yemek molasının ardından Karataş Tepe ve Başköy üzerinden Pelitli köyüne ulaşarak parkuru tamamladı. Yol boyunca erimeyen karlar, yeni açan çiçekler ve masalsı küçük göller yürüyüşe eşsiz bir atmosfer kattı. Yürüyüşe katılan Gümüşhane Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gökcem Duru, doğanın insan ruhu üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çekerek "Bugün Tomara Şelalesi gibi eşsiz bir doğa harikasıyla başladık. Burası sadece bir yürüyüş alanı değil; doğanın gücünü, dinginliğini aynı zamanda hissedebildiğimiz özel bir yer. Bu tür etkinlikler hem fiziksel hem de ruhsal anlamda bize iyi gelen etkinlikler. Doğayla temas etmenin ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatıyor. Doğayı korumak aslında kendimizi korumak demek. Manzara zaten her şeyi anlattı, biz sadece eşlik ettik bu manzaraya. Karlı zirvelerin eteğinde yeşillikle yürüyüşümüzü tamamladık. Göller gördük, onları zaten seyretmek eşsizdi. Baharın yeniden uyanışı bizi zaten etkiledi. Keyifliydi, herkesi bekliyoruz" dedi. İlk kez bir doğa yürüyüşüne katılan Gümüşhane Üniversitesi öğrencisi Semanur Keskin ise duygularını, "Parkur eğlenceli ve orta dereceydi. Çiçeklerin açışına, doğanın yeniden canlanışına şahit olmak süperdi. Her adımda bir sonrakini planlıyorum, kesinlikle devamı gelecek" sözleriyle ifade etti. Yürüyüşün ardından yorgunluk kahvesi ve çay molası için durak, Şiran’ı kuşbakışı gören Bayraktepe Mevkii oldu. Şiran Belediye Başkanı Abdulbaki Kara, doğaseverleri bizzat ağırlayarak onlara kentin tescilli ürünleri olan pestil ve köme ikram etti.
Erzurum Aşkale’nin gururu oldular, Erzurum GSK yıldız voleybol takımı Türkiye finallerinde Erzurum’u temsilen Türkiye Yarı Finalleri’ne katılan Erzurum Gençlik Spor Kulübü Yıldız Erkek Voleybol Takımı, gösterdiği üstün performansla adını Türkiye Finalleri’ne yazdırdı. Bingöl’de oynanan yarı final müsabakalarında rakiplerine adeta set şansı tanımayan Erzurum ekibi, ilk maçta Bingöl Spor Lisesi’ni 3-0, ikinci maçta ise Muş Lalezar Spor’u yine 3-0 mağlup ederek büyük bir başarıya imza attı. Aşkaleli sporculardan oluşan takım, oynadığı iki karşılaşmada da set vermeden sahadan galip ayrılarak dikkatleri üzerine çekti. Daha önce Erzurum’da oynanan müsabakalarda da başarılı sonuçlar elde ederek yarı finallere yükselen ekip, bu sonuçlarla Türkiye Finalleri’ne katılmaya hak kazandı. Takımın elde ettiği bu önemli başarıda emeği geçenlere teşekkür eden antrenör Mehmet Kırık, başta İlçe Kaymakamı Emre Oğuztürk, Belediye Başkanı Şenol Polat ve Gençlik Spor il Müdürü Levent Çakmur olmak üzere destek veren herkese şükranlarını iletti. Takımın başarısında büyük pay sahibi olan antrenör Mehmet Kırık ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Çocuklarımız sahada inanılmaz bir mücadele ortaya koydu. Disiplinli çalışmalarımızın karşılığını almak bizleri son derece mutlu etti. Rakiplerimize karşı set vermeden kazanmak, takımımızın ne kadar hazır ve istekli olduğunun göstergesidir. Bu başarı sadece bizim değil, tüm Aşkale’nin ve Erzurum’un başarısıdır. Bizlere her zaman destek olan ilçe Kaymakamımıza Belediye Başkanımıza İl Müdürümüze ve emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyorum. Asıl hedefimiz Türkiye Finalleri’nde de aynı azim ve kararlılıkla mücadele ederek şehrimizi en iyi şekilde temsil etmek." Erzurum GSK Yıldız Erkek Voleybol Takımı, şimdi gözünü Türkiye Finalleri’ne çevirirken, Aşkale ve Erzurum halkı genç sporcuların başarısıyla gurur duyuyor.
Hatay Doğadan yakaladığı kuşla başlayan merakını 30 yıldır sürdürüyor Hatay’da yaşayan Abdullah Çıplak’ın 13 yaşındayken doğadan yakaladığı muhabbet kuşuyla başlayan kuş sevgisi ve besleme alışkanlığı 30 yıldır devam ediyor. Antakya ilçesi Alazi Mahallesi’nde yaşayan Abdullah Çıplak’ın kuş sevdası, 13 yaşındayken yakaladığı bir muhabbet kuşuyla başladı. Yakaladığı kuşu besleyip evcilleştirmesiyle birlikte kuşlara olan hayranlığı daha da artan Çıplak, onlar için kümes de yaparak kuş beslemeye başladı. Kuşlarının sayısını zamanla arttıran Çıplak, iş ve hayat yorgunluğunu atmak için hobi olarak kuş beslemeyi 30 yıldır sürdürüyor. Muhabbet kuşlarının sayısı 40’ı geçen Çıplak, kuşlarına konteynerin odasında bakıyor. Kuşlarının sayısının 40’ı bulduğunu söyleyen Çıplak, "13 yaşında yakaladığım bir muhabbet kuşu sayesinde kuş sevgim başladı. O kuşu besledim ve eğittim, sonrasında kuşlara ilgim daha fazla artmaya başladı. 30 seneden beri kuşları hobi olarak, küçük bir odada besliyorum. İşten dolayı yorgun geliyorum, biraz stresli ve sinirli oluyorum; ancak kuşların yanına geldiğim zaman bütün stresim kayboluyor. Kuş sesleri insanın sakinleşmesine ve iyi hissetmesine gerçekten iyi geliyor. Ortalama 14 çeşit ırktan 40’a yakın kuşum var. Kuş türlerim ise Hint bülbülü, Jumbo Hint bülbülü, karayanak bülbülü, sultan papağanı ve kanaryadır. Kuşlarımı sevdiğim için maliyetlerini pek düşünmüyorum. Gündelik olarak kuş bakımı 2 saatimi alıyor. Kuşlarımı insanlardan daha çok seviyorum. Bana bir seçenek sunulsa yine kuşlarımı seçerim" dedi.
Iğdır Iğdır’da arı saldırısı faciaya dönüştü: 400 koyun telef oldu Iğdır’da yaylaya götürülen koyun sürüsü arıların saldırısına uğradı. Panikle kaçan hayvanların sulama kanalına düşerek birbirini ezmesi sonucu ilk belirlemelere göre 400 koyun telef olurken, 5 kişi de yaralandı.Iğdır’da meydana gelen olayda, arı saldırısına uğrayan koyun sürüsünde büyük çapta telef yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Hakmehmet köyü ile Ağaver köyü arasında yaylaya gitmek için yola çıkan Çetin Naral’a ait yaklaşık 4 bin küçükbaş hayvan, arazide bulunan yaklaşık 200 arı kovanının olduğu bölgeden geçerken arıların saldırısına uğradı. Arıların saldırmasıyla birlikte paniğe kapılan koyun ve kuzular kaçmaya başladı. Kontrolden çıkan sürü, bölgede bulunan sulama kanalının altındaki başka boş bir kanala düşerek burada birbirini ezdi. Yaşanan izdiham sonucu ilk belirlemelere göre 400 koyun telef oldu. Olay sırasında arı saldırısına maruz kalan 5 kişi de yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince Iğdır Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Bölgede jandarma ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alınırken, olayın ardından inceleme başlatıldı. Olayın yaşandığı bölgede yarın Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) ve jandarma ekiplerince detaylı hasar tespit çalışması yapılacağı öğrenildi. Hastanedeki tedavisinin ardından hayvanların olduğu yere geri dönen İsmail Naral, şunları söyledi: "Sürü dağa gidecekti. Burada arı kovanlarının içine girdi. Dolu vurmuş gibi etraflarında dönüp ezilerek, boğularak ölmüşler. Böyle bir şey olacağını bilemedik. Arılar vardı, gördük ama bu yoldan gidince bunun olacağını düşünmedik. Arı vurmadı, bu ezilme sonucu oldu." dedi.