YEREL HABERLER - 20 Mart 2012 Salı 09:26

BÜYÜKŞEHİRDEN ESNAFA BÜYÜK DESTEK

A
A
A
BÜYÜKŞEHİRDEN ESNAFA BÜYÜK DESTEK

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey, Gaziantep ekonomisine ve esnafına katkı sağlamak amacıyla cazibe merkezleri oluşturduklarını belirterek, var olan turizm potansiyelini de harekete geçirdiklerini ifade etti.
Başkan Güzelbey, Büyükşehir Belediye Meclis Salonu’nda esnaf odalarının başkanlarını ağırladı. Oda başkanlarıyla Gaziantep için üretilen projeleri konuşan ve esnafların sıkıntılarına kulak veren Başkan Güzelbey, Gaziantep esnafı için cazibe merkezleri oluşturmayı planladıklarını ve bu yöndeki projeleri bir bir hayata geçirdiklerini söyledi. Gaziantep’in birinci sınıf şehir statüsünde olduğunu dile getiren Başkan Güzelbey, esnafı destekleyecek düzenleme yapacaklarını belirterek, "Biz birinci grup bir
şehiriz. Göç alıyoruz, göçün yarattığı negatif efektleri hissedebiliyoruz ama bu arada şehrimiz büyüyor ve gelişiyor. Bugün Gaziantep 5 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmış bir şehir. Bu gelişerek büyüyen şehirde hoşumuza gelmeyen işler var mı? Tabi ki var. Mesela; şehirlerdeki alışveriş merkezleri esnaflarımızı olumsuz etkiliyor. Yasal olarak alışveriş merkezlerini engelleyecek hiçbir güç yok. Bugün Amerika’ya gittiğimiz zaman alışveriş merkezleri yine var ama şehre 20 kilometre uzaklıkta. Ama
Gaziantep’in şehir merkezinde alışveriş merkezleri var. Bunu engelleyebileceğimiz bir planımız yok. Peki, ne yapalım? O zaman esnafa destek verecek yeni bir düzenleme yapalım" dedi.
"ESNAFIN OLDUĞU YERDE CAZİBE MERKEZİ OLUŞACAK"
Kent ekonomisini güçlendirmek ve esnafın kazancına hareketlilik getirmek için çalıştıklarını konuşmasına ekleyen Güzelbey, "Kentim Çarşım Yenileniyor diye bir proje yaptık. Gaziler Caddesi, Mütercim Asım Caddesi ve Şıhcan Caddesi, devamında Atatürk Bulvarı devamında Gazi Muhtar Paşa ve bu caddeye yakın olan küçük sokaklar. Biz burada neyi yapıyoruz? Biz burada insanların gelmesini sağlayacak bir proje geliştirdik. Ve bunu yaparken de tamamen esnafımızla oturduk konuştuk. Yapmak istediklerimizi anlattık
ve kendilerinden taleplerini dinledik. Ve hep sorduğumuz soru şu; insanlar buraya neden gelsin? Bu sorunun cevabını arıyoruz. Gaziler caddesi cazibe merkezi olsun, orada bir küçük akülü tren olsun ve orada tur atsın. Zaman zaman caddenin bazı yerlerinin üzeri kapansın. İnsanların oralarda oturma imkanları olsun. Dükkanların, evlerin hepsi tek renge boyansın, hepsi temizlensin. Kaldırımlar, ışıklar yenilensin. Ortalarda küçük küçük kafeler yapılsın. Tabi ki Gaziler, Şıhcan ve Mütercim Asım Caddeleri’nin
avantajı diğer yerlere göre ucuz olmasıdır. Bunu yaptığımız zaman sadece Gaziantep’i değil, çevre illerden gelen nüfusu da önemsiyoruz. Adıyaman, Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Hatay’dan hafta sonları vatandaşlar gelsinler ve buranın bir cazibe merkezi olduğunu görsünler. Hem alışverişini yapsın, hem karnını doyursun hem baklavasını yesin, isterse bir iki gecede konaklasın ama sonuçta şehir kazansın. Şimdi Gaziler caddesini bitirmek üzereyiz. Esnaflar oturduk anlaştık kendilerinin dediği tarihte başladık.
Esnafın olduğu yerde cazibe merkezi oluşacak. Bir vatandaşa her zaman verdiğimiz sözleri yerine getirdik. Hızlı yapacağız dedik ve 85 günde köprülü kavşak yaptık" dedi.
"PROJE BEDELİ 22 TRİLYON"
Güzelbey, cazibe merkezleri projeleri için esnaftan tek kuruş talep etmediklerini ve projeler için kaynak bulduklarını dile getirdi. Güzelbey, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bununla ilgili yaptığımız çalışmada altyapıyı bitirdik. Şimdi üst yapıyı yapıyoruz. Haziran ayı sonunda faaliyete geçirdiğimiz zaman Türkiye’de yapılmış en büyük sokak sağlıklaştırma olacak. Gaziler, Şıhcan, Mütercin Asım ve onun ara sokakları, arkasından Atatürk Bulvarı ardından da Gazi Muhtar Paşa. Burada harcadığımız para 22 trilyon lira. Biz bunu esnaftan istemedik. Biz bunun kaynağını bulduk. Bu esnafa bir destek, şehrin güzelleşmesine bir katkı. Ekiplerimiz şimdi hummalı bir şekilde çalışıyor.
2013’de Gazi Muhtar Paşa’ya gireceğiz. Burayı büyük bir açık alışveriş merkezi halinde planlıyoruz."
"AMAÇ GÜZEL BİR YAŞAM"
İnsanların huzurlu ve mutlu güzel bir yaşam sürmesi için projeler ürettiklerine vurgu yapan Güzelbey, kentin değerlerini iyi kullanmak adına başlattığı projelerden de bahsetti. Güzelbey, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Bütün bunlardan hedef daha güzel şekilde yaşama arzusudur. Hedefimizi baştan koymuştuk. Gaziantep’in cazibe merkezi haline gelmesi için yeni şeyler yapmak gerek. Artık kimse Gaziantep’e lahmacun yemek için gelmez. Artık her yerde alası var. Artık sizde bir şeyler varsa insanlar gelirler. Bizde çok şey var. Mesela Rum Kale bizim başlı başına bir turizm cennetimiz olacak. Rum Kale’de şuana kadar hep planlama yapıldı. Geçen sene burayı dünyaya tanıttık. Bu yeterli mi yeterli değil. Bizim şimdi buradaki ana
hedefimiz Rum Kale’nin Zeugma’nın etrafıyla beraber burayı bir turizm cenneti yapmak. Arkasından Karkamış geliyor. Karkamış’ta şuan çalışmalarımız iyi gidiyor. Ama daha fazlasını yapmak istiyoruz. Ve elimizde çok önemli bir mücevherimiz var. O da dünyanın en eski yerleşim yerlerinden bir tanesi olan Dülük. Burada kazı çalışmaları yapıldı. Bundan sonraki hedefimiz Dülük köyü ile antik kenti birleştirmek. Bugün insanlar akın akın Beypazarı’na gidiyor. Beypazarı’nda ne var ki? Sadece görüntü var. Halbuki bizde
birde tarih var. Üstelik mutfak kültürü var. Bu nedenle çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. Arkasından Yesemek, arkasında da Hınzır Yaylası. Hınzır Yaylask?şıklar yenilensin. Ortalarda küçük küçük kaı şuanda Türkiye’de adı bilinen Ayder Yaylası’ndan da çok daha güzel bir yer. Bakın karşımıza birde yayla turizmi çıktı. Sıcak şehirde yayla turizmi. Buranın şuanda projesini yaptırıyoruz. Zannediyorum burası 2014’de hayata geçer. Şehrimizin birde modern bir tarafı var. Şuanda modernlikten taviz vermiyoruz.
Gaziantep’e insan nasıl getirebiliriz diye çalışıyoruz. Çalışmalarımız hep çocuk odaklı. Çünkü anne-babayı en kolay çocuk getirir. Bundan 10-15 sene önce cebinde 3-5 kuruşu parası olan bir kişi hafta sonu ya Adana’ya ya Mersin’e ya da İskenderun’a giderdi. Şimdi tersine döndü. Şimdi buralarda insanlar Gaziantep’e gelmeye başladılar. Bütün bunlar şehrimizde turizm potansiyelinin oluşmasından kaynaklanıyor. Gaziantep artık sadece Türkiye’de değil uluslar arası alanlarda proje sunabilecek bir konuma geldi."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Demans sürecinde ailelere uyarılar Demans hastalarının uzun bakım sürecinde aile içi iş bölümü yapılması ve bakım verenlerinin önce kendi sağlıklarını korumasının hayati önem taşıyor. Eskişehir’de hizmet veren Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nuray Can Uluğ, demans hastalarının bakım sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Demansın yalnızca hastayı değil, hasta yakınlarını da etkileyen zorlu bir süreç olduğunu belirten Uluğ, ailelerin bilinçli ve hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Demansa en sık neden olan hastalığın Alzheimer olduğunu ifade eden Dr. Uluğ, hastalığın evreler halinde ilerlediğini ve her dönemde farklı ihtiyaçların ortaya çıktığını belirtti. Bu nedenle hasta yakınlarının sürece hem maddi hem de manevi olarak hazırlanmasının önem taşıdığını vurguladı. Hastalığın ilk evrelerinde hastaların büyük ölçüde bağımsız yaşayabildiğini ancak kaybolma ve dolandırılma gibi risklere karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen Dr. Nuray Can Uluğ, orta evrede ev içi güvenliğin artırılması gerektiğine dikkat çekti. "Kapıyı kilitlemek tek başına yeterli değildir, daha kapsamlı önlemler alınmalıdır" dedi. İleri evrede ise hastaların tam bakıma ihtiyaç duyduğunu belirtti. Aile içinde iş bölümü yapılmalı Bakım sürecinin uzun yıllar sürebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, her evrenin ortalama 4-5 yıl devam edebileceğini söyledi. Bu nedenle bakımın tek bir kişi tarafından yürütülmesinin zor olduğunu belirterek, aile içinde görev paylaşımı yapılmasının önemine değindi. İletişimde sade dil önemli Demans hastalarıyla iletişimde basit ve net bir dil kullanılması gerektiğini belirten Dr. Uluğ, hastaların zorlanmaması ve sabırlı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini ifade etti. Bakım verenler de korunmalı Hasta yakınlarının kendi sağlıklarını ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Uluğ, "Bu süreç oldukça yıpratıcıdır. Bakım verenin de psikolojik ve fiziksel olarak iyi olması gerekir" dedi. Sürecin doğru yönetilmemesi durumunda hasta yakınlarında da ciddi sorunlar ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.
İstanbul Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ikinci bölümünde, terminalin küresel bir sağlık kalesi olduğunu kanıtlayan Dr. Özlem Gündüz’ün 18 yıllık mesleki yolculuğunu ekranlara taşıyor. Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’den alan ve bu mirası toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonuyla geleceğe taşıyan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), ilham veren dijital arşiv projesi "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ilk bölümünde Pegasus Hava Yolları’nın A320 pilotu Seda Saygı Aktaş’ın yaşam ve kariyer öyküsüne yer vermişti. Serinin ikinci bölümünde izleyici; havalimanının adeta ’kurumsal hafızası’ haline gelen Dr. Özlem Gündüz’ün hikayesine tanıklık ediyor. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sabiha Gökçen Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nde (SDM) 18 yıldır aralıksız görev yapan Gündüz, Sabiha Gökçen’in haftada tek uçuştan yılda 48 milyon yolcuya uzanan o devasa dönüşümünü profesyonel bir hafıza ve eşsiz bir perspektifle aktarıyor. 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası’na özel olarak hazırlanan bu yayında, Sağlık Denetleme Merkezleri’nin havacılık ekosistemindeki stratejik ağırlığı mercek altına alınıyor. Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezleri’nin, bilinen poliklinik rutinlerinden farklı olarak küresel risklere karşı birer denetim otoritesi gibi çalıştığını vurgulayan Gündüz, uluslararası giriş-çıkışlardaki sınır sağlığı hizmetlerinin sivil havacılıktaki hayati konumuna dikkat çekiyor. Havalimanında sağlıkçı olmak: "Tanınır değiliz" Uluslararası havalimanlarında küresel salgınlara karşı ‘sağlık nöbeti’ tuttuklarını belirten Dr. Özlem Gündüz, mesleki kimliklerinin sadece klinik bir hizmetten ibaret olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Havalimanında sağlıkçı olduğumu söylediğim zaman, insanlar öncelikle poliklinik yapan, yolcuya bakan bir iş yaptığımı düşündüler. Ama böyle olmadığını anlayınca herkes bir şaşırdı. Ciddi bir iş yapıyoruz ama tanınır değiliz... Topluma böyle bir birim olduğunu belirtmemiz gerekiyor." Sağlığın havacılık ekosistemindeki hayati önemine vurgu yapan Dr. Özlem Gündüz, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezlerin, Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarında kritik birer ’sağlık sınır bekçisi’ olduğunu ifade etti. Gündüz, havalimanındaki vatandaşların güvenliği için yürütülen gece-gündüz mesaisini şu sözlerle aktardı: "Merkezimiz, doğrudan halk sağlığına hizmet eden, bu alanda risk yönetimi yapan bir otoritedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplum sağlığı açısından risk oluşturabilecek hastalıklara ilişkin bildirimlerini takip ediyor; genel müdürlüğümüzün yönlendirmeleri doğrultusunda muhtemel riskler için önlemler alıyoruz. Olağan dışı durumlarda ise halk sağlığı acil durum planımızı devreye alarak gerekli bilgilendirme ve müdahaleleri gerçekleştiriyoruz." Gündüz, havacılığın dinamizmini bozmadan sağlık standartlarını en üst seviyede tutmak için çalıştıklarını, tüm SDM’lerde halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı bir müdahale birimi olarak hizmet verildiğini aktardı. Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri Sadece bir hekim değil, sınır hattında sağlık nöbeti tutan kurumsal bir hafıza! Dr. Özlem Gündüz, 18 yıldır görev yaptığı Sabiha Gökçen’de, Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri olarak kadın vizyonunun terminal operasyonlarına kattığı eşsiz değeri anlatıyor. "Güvenlik Komisyonu’nda birçok kurum amiri erkek arkadaşımız var. Biz iki kişiyiz. Orada kadın olmak, kadınları temsil etmek çok gurur verici. Burası ciddi kararlar alan bir komisyon. Orada kadın olarak, o maskülen ortama bir yumuşaklık kattığımızı söyleyebilirim. Konuları ve olayları değerlendirirken belki biraz daha sezgisel, empatik yaklaşıyor olabiliriz - onun katkısı olabilir diye düşünüyorum." Kadınların havacılıktaki rolünün önemine de değinen Gündüz, "Kadınlar, birçok sektörde olduğu gibi havacılıkta da önemli birer aktördür. Cumhuriyet tarihimizde azmin ve cesaretin sembol isimlerinden biri olan Sabiha Gökçen’in izinden giden kadınlar olarak, eşitliğin olduğu yerde sınırın olmadığına inanıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı Güvenlik Komitesi’nde kadını temsil etmek bizim için gurur verici. Biz kadınlar, karar alma ve değerlendirme süreçlerinde sezgisel yaklaşımımızla fark oluşturuyoruz. Sorumluluk ve ekip bilinci, iş anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Sabiha Gökçen gibi alanında öncü bir kadının ismini alan ve onun ilkelerini benimseyen bir havalimanında görev almak büyük bir onur kaynağı. Cesaret ve azimle yol alan bütün kadınların, birikimlerini artırdıklarında, vazgeçmeden çalıştıklarında hedeflerine ulaşacağına inanıyorum." Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Sağlık Denetleme Merkezi, havalimanı operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak, yolcu hareketliliğinin yoğun olduğu bu kritik noktada kesintisiz hizmet sağlıyor. Merkez; gerekli durumlarda yolcu taramaları, muhtemel risklerin erken tespiti ve acil durumlarda anında müdahale, bulaşıcı hastalıkların yayılımını önleme gibi durumlarda önemli bir rol üstleniyor. Havacılıkta sınır tanımayan kadınlar Kadınların iş hayatındaki dönüştürücü gücünü simgeleyen bir mirasın taşıyıcısı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), havacılığa yön veren kadınların ayak izini geleceğe taşımaya devam ediyor. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in ismine yakışır şekilde cinsiyet ve fırsat eşitliğini savunan İSG, sektördeki güçlü kadın temsiliyle geleceğin liderlerine ilham oluyor. Havacılık sektöründe her biri kariyerinde büyük başarılar elde etmiş ve fark oluşturmuş lider kadınlar, "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesiyle kariyerine yön vermek isteyen kadınlara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, havacılık sektöründe fark oluşturan lider kadınların başarı öykülerini birer rol model anlatısına dönüştürüyor. Terminal operasyonlarından uçuş süreçlerine, teknik hangarlardan stratejik karar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede görev alan 12 kadının hikâyesi, sadece bir kariyer yolculuğunu değil; karşılaşılan zorlukları, aşılan dönüm noktalarını ve kazanılan zaferleri mercek altına alıyor. Bu belgesel serisi, rakamların ve istatistiklerin ötesine geçerek, toplumsal bir dönüşümün dijital hafızasını oluşturuyor. Farklı görev alanlarından kadın profesyonellerin kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları, dönüm noktalarını ve başarılarını anlatan belgesel serisi; istatistiklerin ötesinde, azim ve cesaret dolu hikayelerden oluşuyor. Havacılıkta kadın emeğini görünür kılmayı hedefleyen yapımlar, aynı zamanda genç kuşaklara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar", havacılık dünyasında kendi hikâyesini yazmak isteyen tüm kadınlara rehberlik ederken; emeği görünür kılan, kalplere dokunan ve toplumsal farkındalığı zirveye taşıyan bir vizyon sunmaya devam ediyor. Havacılık ekosisteminin her alanında, terminalden kuleye, teknik hangarlardan operasyon merkezlerine kadar her noktada emeği, zekası ve azmiyle fark oluşturan kadınların hikayelerinin mercek altına alındığı "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, yalnızca bir kariyer anlatısı değil, toplumsal bir dönüşümün dijital arşivi olarak dikkat çekiyor.
Bilecik Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara dikkat Bozüyük Tüketici Hakları Derneği Başkanı Hayrettin Sabırlı, savunma hakkının hem adalet sisteminin hem de tüketici haklarının korunmasında hayati bir rol oynadığını söyleyerek, "Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara, haksız sözleşme şartlarından ekonomik çıkarların ihlaline kadar pek çok alanda vatandaşların mağduriyet yaşıyor" dedi. Başkan Sabırlı, savunma hakkının yalnızca yargılama süreçlerine ait bir unsur olmadığını belirterek, "Adil, şeffaf ve erişilebilir bir hukuk düzeninin temelinde savunma hakkı yer alır. Tüketicilerin yaşadıkları sorunlarda kendilerini ifade edebilmeleri, itiraz ve başvuru yollarını kullanabilmeleri bu hakkın etkin şekilde korunmasıyla mümkündür" dedi. " Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara, haksız sözleşme şartlarından ekonomik çıkarların ihlaline kadar pek çok alanda vatandaşların mağduriyet yaşıyor" Tüketici uyuşmazlıklarında hak arama mücadelesinin her geçen gün daha da önem kazandığını ifade eden Sabırlı, "Ayıplı mal ve hizmetlerden aldatıcı reklamlara, haksız sözleşme şartlarından ekonomik çıkarların ihlaline kadar pek çok alanda vatandaşların mağduriyet yaşıyor. Bu süreçlerde avukatların rolüne önemli. Meslek etik değerlerine bağlı, bağımsız ve dürüst avukatlar; adaletin sağlanmasında en önemli güvencedir. Savunma hakkı özgür değilse, adalet eksik kalır" şeklinde konuştu. Açıklamasında evrensel tüketici haklarına da değinen Sabırlı, temsil edilme, bilgilendirilme, güvenlik ve ekonomik çıkarların korunması gibi temel hakların ancak güçlü bir savunma mekanizmasıyla hayata geçirilebileceğini ifade etti.
Kayseri Kentin ihracatına 5 milyar TL katkı sunacak projede kuyular tamamlanıyor Kayseri Ticaret Borsası (KTB) öncülüğünde hayata geçirilen ve üretime başladığında kentin ihracatına 5 milyar TL katkı sağlayacak Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi’ndeki 8. Kuyuda çalışmalar tamamlanıyor. KTB tarafından Kocasinan ilçesi Elmalı Mahallesi’nde hayata geçirilen projenin 2027 yılında tamamlanması bekleniyor. Proje kapsamında yıllık 35 bin ton sebze üretimi yapılması hedeflenirken, istihdam edilen bin 500 kişinin yüzde 75’i ise kadın olacak. KTB Başkanı Recep Bağlamış, projenin tüm hızıyla devam ettiğini kaydederek, "Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgemizin faaliyetleri tam hızıyla devam ediyor. 8’inci kuyumuz bitmek üzere. Allah izin verirse 2027 yılında burada üretim yapılmasını hedefliyoruz. Burada yıllık 35 bin ton sebze üretimi gerçekleştirilecek. Bin 500 kişi istihdam edilecek. Bunun yüzde 75’i kadın olacak. Bu proje kısa süre içerisinde şehrimizde faaliyete geçecek. Hem bakanlığımız valiliğimiz hem de Cumhurbaşkanımız bu projeye destek oluyorlar. 1 milyar TL civarında bakanlığımız buraya yatırım desteği verecek. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun. İnanılmaz bir proje. Bütün illerimizin de bu tür projeleri yapmasını önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. "İhracata 5 milyar TL katkısı olacak" Bağlamış, "Kentimizin ihracatına yıllık 5 milyar TL gibi katkısı olacağını öngörüyoruz. Bunlar bizim fizibilite raporlarımızda minimum rakamlar. Bu rakamların 3-5 katı daha fazlasına ulaşırız diye ümit ediyoruz. Bu yatırımlar ülke genelinde yaygınlaşırsa buradaki amaç ihracata yönelik. Ülkemize döviz anlamında ekonomik katkı sağlamasını istiyoruz. İlimizi kalkındırırken, ülkemizin ekonomisine de katkıda bulunacağını düşünüyoruz" diye konuştu.