YEREL HABERLER - 27 Mart 2012 Salı 15:49

VAN ESNAFI DEPREM YARALARININ SARILMASINI BEKLİYOR

A
A
A
VAN ESNAFI DEPREM YARALARININ SARILMASINI BEKLİYOR

Van Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Faruk Alpaslan, depremin ardından devletin esnaf için yeni paket açması gerektiğini savundu.
İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Alpaslan, depremden sonra büyük darbe alan esnafa verilen KOSGEB kredilerinin yeterli olmadığını belirtti. Çevre il ve ilçelerin faydalandığı krediden Van ve ilçelerinin yeteri kadar faydalanamadığını belirten Alpaslan, "Depremde hiçbir zarar görmeyen Bitlis ve ilçeleri KOSGEB kredilerini alırken, bizim bazı ilçelerimize verilmedi. Bunu anlamak mümkün değil. Bu kredilerle esnafın mağduriyeti giderilecek denildi ancak giderilmedi. Aradan 4 ay geçti hala kredi alamayan
ve 45 günden sonra dosyası yenilenen esnaf var. Kredi verilen esnafın da geçmişe dönük SSK ve vergi borçları da peşin kesildi. Zaten esnaf borcunu verebilse kredi almazdı, bunu da anlamış değiliz. İl genelinde KOSGEB tarafından esnafa kullandırılan 100 bin TL için 3 bin 5 kişi müracaat etmiş ve bunlardan sadece 972 kişi kredi alabilmiştir. Yine 30 bin TL kredi için başvuru yapan 4 bin 870 kişiden bin 974 kişi krediden yararlanmış. Bu rakamlarla esnafın hala mağdur olduğu görülmektedir" dedi.
Devletin yeni bir paket ile esnafa rahat bir nefes aldırması gerektiğini belirten Alpaslan, "Bu kredilerle esnaf kendini düzeltemez. Biz bedava para istemiyoruz. Geri ödemek şartıyla kredi istiyoruz. Ekonomi bir ilin kalbidir. İlin kalbi olmayınca diğer sorunlar da çözülmez. Bu nedenle hükümet yeni bir paket açmalı ve bu pakette esnafa faizsiz kredi vermedir. Bu ilin kalkınmasını istiyorsak, esnafa limitsiz kredi verilmeli. Ancak bu şekilde bu il canlanır" şeklinde konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya İlk günkü sevgiyle 67 yıldır aynı yastığa baş koyuyorlar Amasya’da bir köyde yaşayan 67 yıllık evli asırlık çınarlar, mutluluğun sırrını birbirlerini sevmeleri ve kırmamaları olarak gösteriyor. 87 yaşındaki İbrahim ile 90 yaşındaki Münevver Esen çifti birbirlerini ilk günkü gibi seviyor. Yan yana fotoğraflarını odanın baş köşesine asan asırlık çınarlara nüfus arşivinden çıkan 67. yıl öncesinin ‘evlenme kağıdı’ belgesi hediye edildi. "Çok çalıştık, birbirimize destek olduk" Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde yıllardır çiftçilik yaparak geçinen ve 4 çocukları bulunan köyün en yaşlıları Esen çifti, yeni evlenecekler ile evli çiftlere tavsiyelerde bulundu. Yıllardır iki gözlü ve sobalı evde yaşadıklarını belirten Münevver Esen, "Orak biçtik, harmanda çalıştık. Çok çalıştık. Ama birbirimize hep destek olduk. Birbirinize sırtınızı vererek geçinin. Sevdiğinizi bırakmayın" dedi. Vali Bakan’dan 67. yıl jesti Amasya Valisi Önder Bakan, 1959 yılında düzenlenen ‘evlenme kağıdı’ belgesini evlilik yıldönümlerinde köylerinde ziyarette bulunduğu çifte hediye ederek jest yaptı. Vali Bakan, çifte mutluluklarının ömürleri boyunca sürmesini diledi. Ziyarete, AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez de katıldı. "Çiftimizi örnek alıyoruz" Köyün en yaşlısı çifti çok sevdiklerini anlatan genç köylüleri Ebru Akbulut da, "Birbirlerini seven, sayan çiftimizi biz bekarlarda örnek alıyoruz" diye konuştu.
Bursa Ulubat Gölü’nde su çok olunca yakalanamayan turna sezonu pahalı açıldı Bursa’da Uluabat Gölü’ndeki su miktarının artması, buna bağlı balığın az çıkması ve talebin de yüksekliğiyle turnanın kilosu 600 liraya ulaştı. Şubat ve mart yağışlarını mevsim normallerinin üzerinde alan Bursa’daki baraj ve göletlerdeki su seviyeleri arttı. Uluabat Gölü’nde de son 15 yıldır görülmemiş şekilde su seviyesinin yükselmesi ile birçok lokanta ve kafe ile bazı evlerin alt katlarını su bastı. Balıklar su miktarının artması ile daha geniş alanlarda yumurtalarını bırakma imkanı bulurken, balıkların balıkçıların ağ attığı yerlerin uzaklarında kalabilmesi turna balığının daha az yakalanmasına yol açtı. 1 Nisan’da açılan sezonda az balık çıkması ve yüksek talebin etkisiyle turnanın kilosu 600 liraya ulaştı. Balıkçılar birkaç güne fiyatların düşmesini bekliyor Gölyazı Mahallesi’nde göl kıyısında mezattan balık alıp ziyaretçilere satan Bülent Liman, bu yıl fiyatların pahalı açıldığını söyledi. Balığın şu anda çok çıkmadığını belirten Liman, "Hem az hem de talep fazla. Özlem var turnaya. Günde 50 kilogram ancak çıkıyor. Gölyazı’da 30 esnaf var, hepsi müşterilerine vermek için balık almaya çalışıyor. Tüketiciler de evinde pişirmek için istiyor. Böyle olunca fiyatlar yükseldi. 550-600 lira arasında alıyor tüketici. Fiyatlar şu anda çok pahalı evet ama 3-5 güne 200-300 liraya kadar düşer. Bizler de 600 liraya alışkın değiliz. Maksimum 300 lira. Fazla fiyat olunca biz de müşteriye yüksek fiyatları söylemekte zorlanıyoruz. Hesaplı olsun, herkes yesin istiyoruz turnayı" dedi. "Seneye en fazla 200 lira olur" Liman, şu andaki fiyatların kimseyi yanıltmamasını isteyerek, "Yeterli seviyede çıkmadığından böyle birkaç güne fiyatlar geriler. Önümüzdeki yıl daha bol olur turna. Bu suyun gelmesi balık için harika oldu. Seneye daha bol olur, çünkü bol yumurta bıraktı. Allah izin verirse seneye en pahalısı 200 lira olur. Herkes doya doya yer" ifadelerini kullandı. Balıkçı Müjdat Suyabatmaz ise gölde su miktarının artmasının sevindirici olduğunu belirterek, "Gölde su fazla ve kapladığı alan çok genişledi. Bu yüzden balık tutmak çok zor, çünkü sıkışmıyor, rahat bir gezinme alanı var. Fiyatlar da gayet iyi. Balıkçılardan 300 ile 500 liradan çıkıyor kilosu. Ama bu fiyatlar kalmaz" dedi. Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, turna ve turizm sezonunun açıldığını belirterek, gölün en lezzetli balığını yemek için turistleri Gölyazı’ya davet etti.
İzmir Sürdürülebilir geleceğin yol haritası masaya yatırıldı Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasında sürdürülebilirlik odağında dönüşen iş yapış biçimlerini ve döngüsel ekonomi yaklaşımının neden olduğu stratejik fırsatları ele almak amacıyla, CILAB-Döngüsel İnovasyon Ekonomisi Platformu iş birliğiyle ’Döngüsel Etki Paneli’ düzenledi. EGİAD merkezinde, alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen panelde; döngüsel ekonomi perspektifinin iş dünyasına etkileri, sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm süreçleri ve bu dönüşümün kurumlara sunduğu rekabet avantajları çok boyutlu bir yaklaşımla ele alındı. İklim mevzuatının iş dünyasına yansımalarından yeşil dönüşüm uygulamalarına, finansman olanaklarından sürdürülebilir marka algısının nörobilim perspektifiyle nasıl şekillendiğine kadar farklı disiplinleri bir araya getiren başlıklar, katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Panelde; Gıda Mühendisi Dr. Murat Hocalar, Doç. Dr. Kadir Bektaş, Endüstri Mühendisi Murat Talu ve Dr. Fulya Şenbağcı Özer bilgi ve deneyimlerini paylaşarak iş dünyasının dönüşüm yolculuğuna ışık tuttu. Sürdürülebilirlik artık kurumsal stratejinin merkezinde Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ekonominin yalnızca büyüme hedefleriyle değil, büyümenin niteliği ve sürdürülebilirliği ile yeniden tanımlandığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugün dünya ekonomisi yalnızca ne kadar büyüdüğümüzle değil, nasıl büyüdüğümüzle ölçülüyor. Kaynakların sınırlı olduğu, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha görünür hale geldiği bir dönemde; döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik kavramları iş dünyasının merkezine yerleşmiş durumda. Artık sürdürülebilirlik bir iyi niyet göstergesi değil, doğrudan rekabet gücünün belirleyicisidir." Özhelvacı, özellikle Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel düzenlemelerin şirketlerin üretim süreçlerinden ihracat stratejilerine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini belirterek, sürdürülebilir dönüşümü doğru okuyabilen kurumların gelecekte güçlü bir konum elde edeceğini ifade etti. Döngüsel ekonomi, risk yönetimi ve dayanıklılık stratejisidir Küresel jeopolitik gelişmelerin ve enerji maliyetlerindeki artışın iş dünyasında yeni bir paradigmaya nede olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, döngüsel ekonomi yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi. Özhelvacı, "Enerji arzı ve maliyetlerindeki dalgalanmalar, iş dünyasını sürdürülebilir kaynaklara yönelmeye zorlayan yapısal bir dönüşümün habercisi. Bu nedenle döngüsel ekonomi yaklaşımı; sadece çevresel bir bakış açısı değil, aynı zamanda jeopolitik risklere karşı güçlü bir dayanıklılık stratejisidir. Bu dönüşümü doğru yöneten şirketler, yalnızca riskleri azaltmakla kalmayacak; aynı zamanda yeni iş modelleri ve yatırım alanları yaratacaktır." dedi. EGİAD: Dönüşümü takip eden değil, şekillendiren bir kurum EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimiyle iş dünyasında dönüşüm odaklı bir vizyon geliştirdiğini belirten Özhelvacı, derneğin yalnızca bir iş dünyası platformu değil, aynı zamanda bir liderlik ve dönüşüm merkezi olduğunu vurgulayarak, "EGİAD olarak bizler; dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümü birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. Çünkü geleceğin liderleri; bu üç dönüşümü aynı anda okuyabilen, riskleri fırsata dönüştürebilen ve sürdürülebilir değer üretebilen bireyler olacaktır. Düzenlediğimiz bu panel, üyelerimizin bu dönüşümü daha doğru analiz etmesine ve stratejik karar süreçlerini güçlendirmesine katkı sunan önemli bir platformdur." diye konuştu. Panelde yapılan değerlendirmelerde, döngüsel ekonomi yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olmadığı, maliyet yönetimi, tedarik zinciri güvenliği, inovasyon kapasitesi ve marka değeri açısından şirketlere önemli avantajlar sunduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün önümüzdeki dönemde iş dünyasının rekabet gücünü belirleyen temel faktörlerden biri olacağı konusunda görüş birliğine varırken, kurumların bu dönüşümü stratejik bir perspektifle ele almasının kritik önem taşıdığı ifade edildi.